Reklamı Kapat

Kaymakam Çağlar’dan 1,5 yıllın değerlendirmesi; “Kartepe bir numara olabilecek bir yer”

Kartepe Kaymakamı Altuğ Çağlar gazetemizi ziyaret etti. Samimi ortamda gerçekleşen ziyarette Kaymakam Çağlar, göreve geldiği günden itibaren geçen 1,5 yıllık süreci, pandemi dönemini ve Kartepe ile ilgili sorularımızı da içtenlikle yanıtladı.

+1
Haber albümü için resme tıklayın

Deniz KARAMERT- 1,5 yıl gibi bir süredir Kartepe Kaymakamlığı görevini sürdürüyorsunuz, bu süreci ve bu süreç içerisinde tanıdığınız Kartepe’yi değerlendirir misiniz?

“MARKAYIZ AMA?”
Altuğ ÇAĞLAR- Kartepe ben buraya gelmeden önce çok fazla bildiğim bir yer değildi. Aslında biz yakın çevre açısından bir markayız ama hak ettiğimiz bir pozisyonda değiliz öncelikle bunu ifade etmek istiyorum. Baktığınızda İstanbul tarafında olsun yakın çevrede olsun Maşukiye, Sapanca çok bilindik bir yer. Ama buraları biz bir Kartepe özeline koyamıyoruz. Bunun da en büyük sebebi 2008 yılında 10 tane beldeden kurulan yeni bir ilçe olmamız. Bu belde kültüründen oluşan bir ilçe bütünlüğü söz konusu değil. Her yer aslında kendine göre bir beylik pozisyonuna girmiş. Burada vatandaşı da suçlamak doğru değil. Eskinin alışkanlığından çok kolay vazgeçilemiyor olabilir. Belde tarafından yapılan işler şimdi bakıyorsunuz farklı birimler tarafından yapılıyor. Bizim belki de ilçe açısından gözlemim bu birlikteliği en başta yapmamız gerekiyor. Bunun da basit bir örneğini verecek olursak Hükümet Konağının, Belediyemizin, Merkezi Caminin ve diğer müştemilatıyla birlikte yapılacak olan Kent Meydanı esasında ilçe açısından bir fikir bütünlüğü açısından öncülük edecek onu ifade etmek istiyorum. Çünkü bulunduğumuz yer bile mahrumiyet bölgesi, insanlar içinde ciddi derecede bir sıkıntı. Kartepe ile ilgili gördüğüm ilk sıkıntı biz ilçeyiz ama hala kafada o ilçe izlenimini kuramamışız. Bunu biran evvel kurmamız gerekiyor. Doğasıyla zaten sizler bu bölgede yaşayan insanlar olarak benden daha iyi biliyorsunuz. 20, 25 dakikada efsane güzellik olan bölgelere kaçış yapabiliyorsunuz. Kayak yapmak istiyorsanız kaymaya gidebiliyorsunuz. Sapanca’nın 3’te 1’i kuzey yakası bizim bölgemizde. Buralara baktığımızda yüzme dahil, birçok şeyi gerçekleştirebiliyorsunuz. Keza sanayiyle alakalı meselede de Türkiye’nin belli başlı üretime yönelik olarak da üst segment dediğimiz durumlar var. Burası aslında zenginliği her açıdan olan yer ama tam olarak ortaya koyamadığımız durumlar söz konusu. Bunları birleştirebilirsek Kartepe hakikaten yaşanabilirlik açısından diğer ilçelere de haksızlık yapmak istemiyorum ama 12 ilçe arasında hala gelişmeye, büyümeye, bünyesinde birçok zenginliği göstermeye haiz olan bir yer. Bunu da şöyle belirtebilirim. Nüfus değerlerine son 10 yılın baktığınızda bir anda bir buçuk kat gibi bir sürece gelinmiş, şuan 121 binlik bir nüfustan bahsediyoruz. İddialı bir yaklaşım olacak ama bizim kısa bir zaman diliminde 150 binleri de geçebilecek potansiyelimiz söz konusu. Belki bir senelik bir insan değilim ama sonuçta merkezin gelebileceği, taşabileceği yegane nokta burası. Belki Kandıra tarafı var ama Kandıra mesafe açısından biraz daha uzak. Biz biraz daha o konuda potansiyeli yüksek olan bir ilçeyiz. İnsan kalitemiz olarak da ben Türkiye’nin güzel bir örneği bu ilçede. Çerkeziyle de, Lazıyla da, Gürcüsüyle de, Doğudan gelen vatandaşıyla da karşılaşıyorsunuz. Hakikaten o bütünlüğü bir noktada kendi içinde sağlamış bir bölge. Dağ köylerimiz dahil olmak üzere hakikaten keyifli bir yer. Ama daha aşmamız gereken, bir şekilde mesafe kat etmemiz gereken hususlar var. Bu sorunları, sıkıntıları sz bölgenin insanısınız benden çok daha iyi biliyorsunuz. Karadeniz’in o coşkunluğu, münferit yapısı insanımıza işlemiş durumda. O kitlemizde var. Ama onu bir zenginlik olarak kullanılabilirse bir değerdir. Onu da ifade etmiş olayım.

“TEDBİRLERİ ELDEN BIRAKMAMAK LAZIM”


Deniz KARAMERT- İlçemizde pandemi sürecini değerlendirir misiniz? Yeterli önlemler alındı mı?

Altuğ ÇAĞLAR- İsim noktasında değil ama rakamları paylaşmaktan çok imtina eden bir insan değilim. Hatta bilakis insanların tedbirli olması açısından sayısal bazda bilgi verilmesi gerektiğini düşünüyorum. İstanbul’un arka bahçesi olması hasebiyle, Kocaeli sıkıntılı. Özellikle insa  yapımızın mobilizasyonunun çok olması, bunlara sanayiyi de üzerine koyarsak girdisi, çıktısı, mobilizasyonu çok olan bir bölge olduğu için haliyle biz de bu süreçten etkilendik. Vaka sayılarımız gün geldi, 10’lu rakamlara çıktı, gün geldi 1’e indirdiğimiz, hiç vakamız olmayan günlerimiz oldu. İnsanlarımız bunaldı, yoruldu, sıkıldı. Herkes bir şekilde dışarıya atmak istedi kendini. Haklılar ama biz yine de o tedbirleri mümkün mertebe elden bırakmamamız lazım. Şimdi belki sıkılıyoruz ama yarın üzülmeyelim, ağlamayalım. Bu bizim açımızdan çok ehemmiyetli. Veriler itibariyle de yine ifade etmem gerekirse şuan bizim 13 tane vefatımız var. Bu vefatlarla alakalı da bu vesile ile ailelere tekrar başsağlığı diliyorum. Önemli olan kendi sistemimiz açısından da düşünürsek sağlık sistemimizin çökmemesiydi. Dünya’da da üzerinde durulan oydu. Bu bir hastalık. Sıkıntılar olacak ama önemli olan sağlık sisteminin deforme olmamasıydı. Bu konuda da bizim sağlık birimlerimiz, kendi çalışma arkadaşlarımız, emniyet teşkilatı, jandarma teşkilatı, belediyedeki arkadaşlarımız daha kurumsal olarak ifade etmediğim arkadaşlarımızın da hakkını yemeyeyim oldukça gayretli çalıştılar. İlçe olarak da biz güzel bir eş güdüm olduk. Bundan sonra da süreç olur mu? Devam eder mi? Etmesi muhtemel. Çünkü veriler bazen yüksek geldiği zaman acaba diyorsunuz. Tekrar karşılaşır mıyız diyorsunuz. Biz yine aynı ciddiyetle, aynı sorumluluk duygusu içerisinde tüm tedbrileri yerine getirmemiz gerekiyor. İlçedeki insanlarımıza da belki bir maske takma hususunda cezalar yazıldı. Kısıtlamalar zamanında cezalar yazıldı. Bizde çok ceza yazılması konusunda çok mutlu değiliz. İnsanlarımıza zorluk teşkil edilsin diye değil, o insanımız sadece kendisi için yapılmıyor bu. Çevresindeki eşi, dostu, çoluk çocuğu, akrabaları, komşuları için yapılıyor. Biraz da sorumluluk duygusundan yoksa kimseye de zulüm olsun diye yapılan uygulamalar değil. Okullarla alakalı muhtemel bir düzenlememiz olacak. Belki haftanın 3 günü deniliyor ikiye bölünerek. Çocuklara yönelik hareket edilecek. Lise çağındaki çocuklarımız belki bir şekilde anlar ama ilkokul çağındaki çocukları daha tedbirli, detaylı şekilde onları izolasyona belli bir kurallar silsilesine koymamız gerekecek. Görüntü onu gösteriyor.

”BİLİNMEDİK BİR HASTALIK SÖZ KONUSU”


Deniz KARAMERT- 1 Haziran itibariyle normalleşme sürecine girdik ama hala sıkıntılı bir süreçteyiz. Sizce bu süreç daha ne kadar devam edecek.


Altuğ ÇAĞLAR- Bu işin ilmini yapan bir insan değilim ama sağlık sektöründeki arkadaşlarımızla, dostlarımızla konuşmamızdan ifade edeyim. Bu biraz da Bakan beyin de ifade ettiği gibi bizlere bağlı. Bizler ne kadar tedbirli duruş sergilersek bu süreçte ona göre minimize olacaktır. Ama benim şahsi kanaatim olmamasından yana. İstemiyoruz çünkü. Yorulduk. Herkes yoruldu. 65 üstü vatandaşımız da yoruldu, gençlerimiz de yoruldu, çalışanımız da yoruldu. Temennimiz en kısa sürede tamamen bitmesi şeklinde ama olursa da şayet biz biraz da batıdan farklı olarak şöyle bir özelliğimiz oldu. Biz yaşlılarımız yaşatmaya çalıştığımız için bu sıkı tedbirler uygulandı. Onları bırakmadık, aksine aman ha size bir şey olmasın dedik. Öyle yada böyle bazı manevi değerlerimiz hala sağlamlığını koruyor. Burada problem olan nokta şu. Bu sağlıkla alakalı herkesin direnç noktası, bağışıklığa yönelik antikoru bir olmayabiliyor. Mesela vefat edenlerden bir öğretmenimiz vardı. Herhangi bir zararlı alışkanlığı yoktu, 41 yaşındaydı, hiçbir sıkıntısı yoktu, sağlık da dahil olmak üzere ama virüz maalesef onu da aramızdan aldı. Kime nereden ne şekilde geleceğini çok hesap edemediğimiz bilinmedik bir hastalık söz konusu. Ne kadar devam eder? Bu tedbirler yazla birlikte biraz yumuşadı, ekonomik boyutu da tüm dünya’da olduğu gibi Türkiye için de geçerli. Belki bu kadar sıkı tedbirler yaşanmayabilir ama yine de biz bunlarla alakalı süreç yaşasak bu sefer daha öncekine göre hazırlıklıyız. En azından ne yapıp yapmayacağımızı bilme noktasında bilinçliyiz. Bu tabi gevşekliğe sebebiyet vermemesi lazım. İstediğiniz kadar tıbbi dökümantasyonlar olsa da, en iyi hastaneleriniz de olsa bir şekilde bulaşıcı olduğu için ister istemez buna insanımız riayet etmesi gerekiyor. Dünya’daki gelişmeleri de takip ediyoruz. Biraz daha sanki aşıya bağımlı bir pozisyon oldu. Her gün değişik ülkelerden haber çıkıyor. Eğer aşı bulunursa bir şekilde rahatlama olur. Tıbbi bir olay. Biz yine de tedbiri bırakmayalım.

”KARTEPE BİR MARKA OLSUN İSTİYORUM”

Deniz KARAMERT- Nasıl bir Kartepe hayaliniz var?

Altuğ ÇAĞLAR- İlçe gibi ilçe olmasını çok istiyorum. Röportajın başında da söylediğim gibi bizim her bölgemiz bir beylik gibi. Biraz daha Kartepe markasının, ilçe markasının olduğu, Kartepe denince dağın başında bir tepe var orada da kar var böyle bir ilçe hatta insanlar orada yaşıyor tarzında. Tabiki bizim Balabanımız, Maşukiyemiz, Derbentimiz olacak. Bunlar hepsi büyük değerler. Hepsi güzellikleri barındırıyor ama biz bu özelde de Kartepe lafsını da ismini de güzelliğini de bir marka değer olarak koyabilirsek daha iyi bir pozisyon üreteceğiz diye ben hayal ediyorum. Kimisi bu konuda bu olmaz diyor 15yıl, 20 yıl var diyor. Ben bunun olacağına inanıyorum. Sonuçta insan bütünlüğümüzün, insan karakterimiz, herkes aynı dünya düşüncesinde olmayabilir, herkes aynı fikri paylaşmayabilir ama bu Kartepe özeline herhalde herkes buradaki insanlar paylaşacaktır. Kolay bir şey değil. Belde kültüründen ayrılmak, o kendi pozisyonunuzdan kayıpmış gibi gözüken şeyler ama şuan önümüze bakma gibi bir pozisyonumuz var. Dediğim gibi Kartepe’yi marka pozisyonuna getirimek hedefiniz. Kocaeli’nin bilindik birçok yeri var belki de Kartepe bunlar içerisinde Kartepe bir numara olabilecek bir yer. Kartepe İstanbul’un belki de en güzel nefes alınabilecek yeri. Biz o marka değerimizi kendi ilçemizle özdeşleştirme meselesi olrsa daha üst bir kıvama geleceğiz. Çünkü bu pandemi sürecinde ister istemez insanları hırpaladı. Özellikle bizim turizm sektörüne bakan arkadaşlarımızın restoranlarından, otellerinden müesseselere kadar ister istemez ciddi yara aldılar. İlla her şey bir ilçede olacak diye bir husus yok. Sanayi Kocaeli’nin birçok yerinde var bizde de var ama bizim mesela öne çıkartabileceğimiz ne var. 100 tane okulu olan bir ilçeden bahsediyoruz. En basit örnek olarak Kocaeli’de 9 tane devlete ait Fen Lisesi var. Büyük bir rakam ama Kartepe’de yok. Olsa iyi olur ama olmaması bir eksiklik değil. Biz de 4 tane sipesifik kendi çapımızda okulumuz var. Turizm Meslek Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi, Güzel Sanatlar Lisesi, Spor Lisesi başka yerde yok sadece Kartepe’de var. Bunlar Kocaeli’de bir tane olan okullar. Kolej kültürü olarak yine özel okullarımız söz konusu. Biz beklide Kartepeyle alakalı insanların birazda yaşam pozisyonunu, kaliteli insan yapımızı arttırma adına sektörel bazda eğitim sektöründe gitmek burada bence mantıklı. Kamu, Kocaeli’de benim gördüğüm kadarıyla bazı yatırımlar itibariyle maalesef doğudaki, batıdaki, orta anadoludaki gördüğünüz birçok şey burada yok. Buralara yönelik olabilecek yegane alan genişliği itibariyle de Kartepe oldukça rahat bir yer, çünkü Kocaeli’nin direk yanında olan merkezi bir pozisyondayız. Biz beklide bu tür eğitime bakan yönü itibariyle bir pozisyon alırsak daha üst bir segmentimiz, daha üst bir yapımız oluşacaktır diye düşünüyorum. Yoksa şu da olsun, bu da olsun değil de belli bir alan belirleyip onun üzerine yoğunlaşmak bizim için daha iyi olduğunu düşünüyorum.

“İSTEMEYİ BİLMEKLE ALAKALI”

Deniz KARAMERT- Bugüne kadar bunun olmayışını beldelileşmekten çıkamayış olarak mı görüyorsunuz?

Altuğ ÇAĞLAR- Sadece o değildir. Bu biraz da bizim buradaki istemeyi bilmeyle alakalı bir mesele. Mutlaka alt yapısında birçok hususlar vardır. Ben bir senelik bir insanım geçmişin ancak hitabı olarak raporlamalarına bakarak, görüşmelerimizden, konuşmalarımızdan, aldığım bir kısım donelerden ifade ederek söylüyorum. Bunun birçok etkileri var. Bunun içerisinde beldeleşme pozisyonu vardır, istemeyi bilememe vardır, siyasi angajman olarak belki yeterli derecede bazı şeyleri ifade etmede eksikliğimiz olabilir, biz kendimizi ifade etmekte belki eksikliğimiz olabilir yani birçok sebep vardır. Bu karşılaşılan olay sadece buranın özelinde diğer bölgelerde de, çalıştığımız yerlerde de karşımıza çıkabiliyor. Bu gayet normal. Devlet kafasıyla, Sivil toplum Örgütleriyle, Belediyesiyle, medyasıyla bunların hepsi ortak akıl oluşturabilirse her şeyde aynı fikriyatta olamayabiliriz ama ortak bir müşterek için kendi ilçemizle alakalı güzellik söz konusu oluyorsa bir araya gelebiliriz. Olmayacak şeyler değil. Ortak paydalarda buluşabilmek önemli.

“ÜRETİM ŞART!”

Deniz Karamert- 20 yıl sonraya baktığınızda Kartepe sanayi olarak mı turizm olarak mı gelişir?

Altuğ Çağlar- Tam manasıyla öngörememekle birlikte benim temennim turizm şeklinde olması. Sanayi de kesinlikle lazım olması gereken bir pozisyon, zaten var ama diyorum ya bir yer her şeyi yapamayabilir. Bunu daha iyi, şartları daha uygun yerlere bırakmak lazım. Pandemi de karlaştık. Denildi ki üretim. Hakikaten üretim ama tarımsal üretim den bahsediyorum. Bizim Türkiye’de yaşayan yaklaşık yüzde 11’lik kırsal bir nüfusumuz var. Bu süreçte baktık un olmazsa evde ekmek, poğaça yapamıyorsunuz. Kadınlarımız bu süreçte maharetlerini gösterdiler, hiç mutfakla alakası olmayan insanlar bile kendilerinin ne kadar maharetli olduğunu gördüler. Ben biraz da şunu değerlendiriyorum. Alanımız geniş bir ilçeyiz. 12 ilçe olarak istatisliklerini de çıkarttırdım. Turizm ama bizim özellikle birinci derece tarım arazisi olan yerlerimizin daha efektif kullanılması gerektiğine inananlardanım. Çünkü üretim olmadan hiçbir şey olmuyor.
65 yaş yasakla ilgili şöyle bir öneri getirdim. 65 yaş yasak dışarı çıkamazsınız diyoruz. Ama köyletrde 65 yaş altında adam kalmadı. Tarımı işleyecek olan insanlar 65’lik insanlar. Hazine arazilerini 1, 2 senelik gençlere verin. Hem orada yerleşsin. Doğurganlık pozisyonu olacaktır.Tarım arazisi olmayan yerlere hayvancılıkla ilgili teşvikleri verin. Bizim burası içinde değil ama 6 ilde pilot uygulama başlatıldı. Bence pilot uygulama her zaman isabetli olur. Bizim söylemimizle olmamıştır. Bu mutlaka değerlendirilmiştir ama biz de böyle bir ifade kullanmıştık. Üretim önemli.
Kartepe için sanayi mi, turizm mi dediniz. Hepsi olabilir. Ama turizm önde olsun. Ben daha da üstünü söylüyorum tarımı da katmak lazım. Tarıma, hayvancılığı da dahil ederekten bunu yapmamız gerekiyor. Bunu yapmazsak eğer siz istediğiniz kadar dünyanın en iyi sanayi ürününü üretseniz de ekmeğin farklı modeli de olsa zengini de evine ekmeği götürüyor, köydeki vatandaşı da. Sonuçta kullandığı hammadde aynı. O olmadan hiçbir şey yapamıyorsunuz.
Üretim olarak işçimize, üreticimize sağlam desteği verebilirsek onlarda zaten en büyük sıkıntı Pazar. O garantiyi verebilirseniz insanımız para kazanacağı şeyi yapar. Umarım Kartepe’yle ilgili 20 yıl sonrasında bu pozisyonların ben kesinlikle olacağına inanıyorum. Yeter ki ilçemiz ufak hesaplara heder olmasın. Kişisel değil de umumi menfaat her şeyin üzerinde.


Deniz KARAMERT- Kaymakamlık öncülüğünde başlatılan Eşma Ayvasından üretilen cezerye yapılıyordu ne durumda?


Altuğ ÇAĞLAR- Ayva cezeryesini Belediyeden yedim. 8 yıl önce oldu tahminim. Ayva Cezeryesini şuan belediye dağıtıyor. Kaymakamlık öncü olmuştur daha sonrasında belediye devam etmiştir. Burası malumunuz Büyükşehir bünyesinde olduğu için Kaymakamlığın esasında geçmişte köylere hizmet götürme birliği dediğimiz siz de bilirsiniz küçük şehirler diye tabir ettiğimiz yerlerde Özel İdare deniyor, kaynaklarımız oluyor. Bununla ilgili öncülük yapıyorsunuz. Direk olarak kamu sektörü noktasında özelin, şahsın, bireyin giremeyeceği noktalara girersiniz ondan sonra devredersiniz. Eğer bu dediğimiz şey devam ediyorsa ama baki olarak süreklilik oluyorsa amacına ulaşmış demektir. Biz devamlı bir üretimin fabrikanın başında olmamız çok mantıklı değil, kamu otoritesi, devlet otoritesi engellemiş oluyorsunuz. Onun dengesini iyi bulmak lazım. Ben Ayva Cezeryesini yedim, tadına baktım.

“MAHRUMİYET BÖLGESİNDEYİZ”

Deniz KARAMERT- Kent Meydanı hakkında görüşleriniz nedir? Yeri konusunda çok fazla tartışmalara neden oldu.

Altuğ ÇAĞLAR- Mahrumiyet bölgesindeyiz. Şimdi mantık itibariyle düşündüğünüzde tarihi de yargılarken, hesap ederken bu şartlarda değil de o zamanın şartlarına göre değerlendirmek lazım. Yeni bir ilçesiniz, yeni bir pozisyon üreteceksiniz. Beleidye bir yerde Kaymakamlık bir yerde olsun orası zenginleşsin tarzda. Ben bunu Başkan beyle de paylaştım. İlk geldiğimiz biz ilçe olamayız dedim. Neden dedi. Ben 29 Ağustos’ta göreve başladım. 30 Ağustos’ta eski Kaymakamlığın oraya gidip çelengimizi koyuyoruz. Eski alışkanlığınızı mecburiyetten devam ettiriyorsunuz. Bu tuhaf bir durum. Bir alanınız yok. Osmanlı döneminden, Cumhuriyet döneminden kalma ilçelerde bundan çok küçük ilçelerde çalıştım ama bir mecburiyet caddesi vardır. Bu mecburiyet caddesinde insanlar birbirini görürler, bütün her şey oradadır, bir meydanınız, bir tören alanınız vardır. Şimdi bizde 10 tane beldemiz var, 32 tane paye ayrı yeriniz var, herkes ayrı bir şeyde. Yeri iyi yada kötü diye tartışılır ama bu saatten sonra şuan olan bir mevzu var. Biz bu saatten sonra bununla alakalı buranın daha iyileşmesini nasıl yaparız bence onun üzerinde durmak lazım. Hükümet konağını, belediye binasını alıp başka bir yere koyma şansımız var mı? yok. Bu binalar boş kalır mı? Kalmaz. Şuan başlanılan bir şey var mı? Var. Bizim mevcut düzen içerisinde buna göre daha üst bir pozisyon nasıl yaparız onun üzerinde durmamız lazım. Geldiğim zaman gördüğüm bir tabloyu söyleyeyim. Jandarma, Emniyet bölgesinde olur. Bizim Emniyet Müdürlüğümüz Jandarma bölgesinde. Şimdi geliyor ama. Biz şimdi SGK’yı da taşıyoruz. SGK’nın yerine Aile Sosyal Politikaların burada Müdürlüğü yoktu. Müstakil ilçe müdürlüğümüz şuan da kuruldu, onayı da alındı. Teftişat parası da geldi, 120 bin TL. Hepsi halloldu. Şuan o müstakil birimimiz de olacak. Boşanmış ailelerden tutun, yaşlılarımıza kadar birçok sosyal yardımlaşmalardan yürüttüğümüz meseleyi artık daha kurumsal bazda Aile Sosyal Politikalar üzerinden yapacağız. Müftülüğü ayrı bir şekilde alacağız. Hala biz şuan ilçe içerisinde aslında bazı şeyleri dizayn etmeye çalışıyoruz. Çünkü kurumsal bir kimliği oluşmamış durumda. Onu yapmamız lazım. Kent Meydanı hakkında yine proje de tartışılabilir. Daha güzeli olur muydu, olmaz mıydı ama şimdi en azından şu var, programları törenleri hiç değilse Atatürk büstüyle, oturma düzeniyle kendi mekanımızda yapma şansımız olacak.


Deniz KARAMERT- Törenleri artık kendi yerimizde Kent Meydanında yapacağız dediniz. Ne zaman başlayacak?


Altuğ ÇAĞLAR- İhale süreci gelecek ayın sonuna kadar süresi var. Ama müteahhit çok hızlı gidiyor. Şuan iyi gidiyor.30 Ağustos’a yetişmez, 29 Ekim nasıl olur bilemiyorum. Ama inşallah en yakın 23 Nisan’a olur gibi geliyor. İyi çıksın da biz bir, iki programı dışarıda yapmaya razıyız. Yeter ki güzel olsun.


Deniz KARAMERT- Kent Meydanına ulaşım konusu büyük sıkıntı. Bu konuyla alakalı ne yapacaksınız.


Altuğ ÇAĞLAR- Pandemi süreci biraz yaraladı. Normal de araç sayısında azalma oldu. Ben Ulaşım Daire Başkanı ile de görüştüm. Sağolsun bizi kırmadı. Görüşmeleirmiz devam ediyor. Pandemi dolayısıyla seferlerde ve diğer düzeneklerde eksiklik söz konusu oldu. En büyük eksikliklerden biri de, en yoğun olduğumuz yer tapu ve nüfus. İnsanlar harç yatırmaya gittiği zaman para yatıracak yerimiz yok. Tekrar buraya geliyor parayı yatırıyor yeniden dönüyor. Böyle bir eziyeti de var insanların. Git-gel, git-gel yapıyorlar. PTT’yi açmayı düşünüyoruz. Onunla ilgili pozisyonu da belirledik. Bunları aslında baştan planlayıp yapabilseydik. İnşallah toparlayacaktır. Daha güzeli olabilir, olması da lazım. Zaman gerekiyor ama zamanı kısaltmak biraz daha hızlandırmak bizim elimizde.


Deniz KARAMERT- Kartepe’ye gelmeden önce Kartepe ile ilgili bilginiz var mıydı? Nasıl bir Kartepe bekliyordunuz?


Altuğ ÇAĞLAR- Ben mesleğe gireli 19 yıl gibi bir zaman oldu. Adaylık dönemim dahil bir çok ilçede çalıştım. 657, devlet memuru olmanın bir hükmüdür sonuçta nasibimizde ne varsa o olsun. Tabi ki bir yerin güzelliği önemlidir ama ben insan güzelliğine daha çok bakarım. Kafanız rahat olduktan sonra mekanın çok önemi yok. Mesela ben hayatımın en güzel zaman dilimini Şemdinli de geçirdim. Hala daha görüşürüz. Kartepe de aynı dışarıda ki insanların kafasındaki gibi. Bir tepe var, yukarda kar var herhalde orda tarzında. Kartepe deyince akla ilk o geliyor. Kartepe hakikaten gelince bir kafam karıştı. Bir yerden bir yere giderken çalışma arkadaşlarımızla gittiğimiz için arabayı da direk kullanmadığımız için zaten anlamanız belli bir zaman alıyor. Biraz da zaten anlaşılması zor bir yer. Sol tarafta Başiskele, sağ taraf Kartepe, ön taraf İzmit. İlk başta biraz karmaşıklık oldu ama kafamda oturdu şimdi. Kartepe çok zengin bir yer. Her şeyiyle.

“HERKES DURACAĞI YERİ BİLİYOR”

Deniz KARAMERT- Kaymakamlıkla, belediyenin çalışması arasındaki uyum nasıl?

Altuğ ÇAĞLAR- Geleli Bir seneye yakın bir dönem oldu. Başkan bey bizim şurda şu şekilde yapalım dediğimiz noktalarda , özellikle bu pandemi süreci başta olmak üzere desteklerini eksik etmedi. Egolarımıza, kişisel ihtiraslarımıza esir olmadığımız sürece eğer amaç bir şekilde ilçenin, insanların ali mutluluğuysa bence bunlara takılmamak gerekiyor. Daha önce çalıştığım yerlerde yaşadığım için söylüyorum sizi belli bir noktada bundan dolayı çelişkide bırakan, kendince şark kurnazlığı yapıp arayı bozmak tarzında da düşünebilecekler olabilir ama buna gerek yok. İster sağ, ister sol parti, ben çünkü daha önce çalıştığım yerlerde de birçok farklı partilerle çalışmak nasip oldu. Gerek yok birbirimizle alakalı, varsa bir sorun birbirimizin yüzüne konuşabilmeliyiz. Eğer arkadan, kapalı kapılar ardından yaparsak işler yürümüyor, bu sefer sizden dolayı altınızda çalışan memurlarda ister istemez farklı pozisyona girebiliyor. Buna gerek yok. İlçemiz açısından Mustafa Başkan beyler hakikaten duruşuyla, yardımcı olma noktasında. Her şeyde aynı fikirde değilizdir. Aynı bakış açısı var mıdır? Ama herkes duracağı yeri, konumunu, pozisyonunu, bir şekilde orantıyı doğru kurduktan sonra aslında sıkıntı olacak bir mevzu olduğunu görmüyorum. Yoksa her istediğimiz istediğimiz şekilde zaten olmuyor. Aile içinde bile olmuyor. Normal koşullarda bence, şuan biz yeni gelmiş olduk, başkan beyde tamam daha önce siyasi parti başkanlığı yapmış ama ilk dönem belediye başkanı. O da ben de bakıyoruz.

”KENDİMİZİ DE ÇEVREMİZİ DE DÜŞÜNELİM”

Deniz KARAMERT- Son olarak Bayram mesajınız

Altuğ ÇAĞLAR- Bu bayramda gönül isterki vatandaşımızla kucaklaşarak, eski alışkanlıklarımız, eski ananelerimizin olduğu bir ortam geçirmek istiyoruz. Ama yaşanılan süreçten dolayı, tedbirli olmayı elden bırakmayalım. Büyüklerimizi, atalarımızı, yeri geldi mi sılayı rahimimizi gerçekleştirelim ama bu sosyal mesafeyi, maske unsurunu belli bir süre daha yaşamlarında devam ettirecekler. Görüntü o şekilde. Kendimizi de düşünelim, çevremizdekileri de düşünelim. Sonuç itibariyle en ufak bir sıkıntı olduğu zaman birçok insana maalesef etki edebiliyor. Bu vesile ile inşallah bundan sonraki bayramların hakikaten bayram tadında olmasını ben canı gönülden temenni ediyorum. Kurbanlarımızın Allah katında da yerini bulmasını temenni ediyorum. Nice güzel bayramlara.

01 Ağu 2020 - 10:49 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.