Reklamı Kapat

İlk merhaba….

Merhaba dostlarım, merhaba ilçemin güzel insanları…

Her olayın, her duygunun ilki kelimelerle anlatılamaz.

Zordur duyguları düşünceleri satırlara sığdırmak.

Hele bir de bu ilk köşe yazısı ve Kartepe’de yayın hayatımıza başlayışımızın birinci yılı ise...

Bu zorluğun tahmin ettiğiniz bir sürü nedeni var, ancak bence en önemlisi okunabilirliği sağlayıp sağlayamayacağınız, köşenizi sürekli kılıp kılamayacağınızdır.

Bir gazetecilik geçmişim yok. Halkla İlişkiler ve Reklamcılık okumuş, Kartepe’yi iyi tanıyan bir insanım. Kartepe Gazetesi öncülüğün de, sevgili Erdal Sertel beyefendiden öğrendiklerimi de sırtıma koyup yola çıktım.

“İçerik mi önemli, üslup mu?” bilemem ama üslup güzelliği ile muhteva zenginliğini sağlayan, bir köşe yazısı sunmaya çalışacağım siz değerli okurlarımıza.

Okur aslında köşe yazarından bir şey mi öğrenir, yoksa düşündüklerinin derli toplu ifadesini mi arar pek emin değilim.

Düşündüm ne yazabilirim diye…

İlçemizin güzelliklerini mi? Sorunlarını mı? Siyasetini mi?

Tabi ki siyaset köşe yazarlığının tek konusu değildir. Ancak en yaygın ve vazgeçilmez konusu olduğu tartışılmaz.

Bugünler de kongreye hazırlanan AK Parti teşkilatın da heyecanlı bekleyiş devam ediyor.

Bilindiği üzere Ak Parti Genel Merkezi, kongrelerde aday olacaklar için üç kriter belirledi.

Mevcut adayları eleştirmek, sahip oldukları ya da olmadıkları kriterleri değerlendirmek değil, kriterleri masaya yatırmak amacımız.

Aday arayışında kriter belirlemek doğru bir karar olsa da, kriterleri yerele taşıdığımızda belirlenen kriterlerin uygunluğu tartışmaya açık bir konu.

Bu kriterleri sıralayayım;

Maddi sıkıntısı olmayacak.

Üniversite mezunu olacak.

Teşkilatta karşılığı bulunacak.

Bu kriterler neye göre, kime göre belirlendi bilinmez ama…

Küçük yerlerde siyaset yapmanın zorluğunu, siyasetin içindekiler çok iyi bilirler. Herkes birbirini tanır. Ya dostsunuzdur, ya da akraba…

Böyle bir ilçe de bu kriterleri değerlendirecek olursak;

Tüketim toplumu olma yönünde çılgınca adımlar atan bir toplum içerisinde yaşadığımız için para başkanlık seçimi gibi oldukça önemli konuları dahi etkiler hale gelmiştir.

 Ama parayı siyasette kriter olarak almak,  kategorize etmek demek değil midir?

Şu soru akıllara gelmez mi?

Parası olmayan siyaset yapamaz mı?

Başlı başına çelişkili bir kriter.

Gelelim ikinci kriterimize, üniversite mezunu olmak.

Eskiden beri gelen bir itibar kaynağıdır alaylı olmak. İşe girmenizde en önemli unsurdur diploma. Kız istemeye gidene bile önce diploma sorulur.

Her aday için artı bir değerdir okumuşluk.

Ama…

Bir laf vardır ya “ben ne okumuşlar gördüm” diye başlar….

“cahillik okuma yazmayla değil, artık memlekette ‘”diye karşılık vereceğim cümlede gizlidir.

“Öyle okumuşlar gördüm ki cehaletin tam göstergesi olan, öyle insanlar gördüm ki naif ve tek yüzlü olan”…

Kitap yüklü değillerdi, bilgi ve eğitimleri de fazla yoktu ama düzgün, yalansız, bir dünyaları vardı.

Okuma yazması olmadığından halk adamı sayılan ve milyonların idolü olan birçok ünlü ve siyasetçi sayabilirim sizlere.

Son kriterimiz teşkilatta karşılığı olması.

Bir siyasetçi için, bana göre en önemli kriterdir. Teşkilat bir siyasi partinin omurgasıdır.

''Teşkilat varsa parti vardır. Teşkilat vücudun kılcal damarları gibidir. Vücudun en ücra noktasına kadar uzanıyorsa, teşkilatlarda en ücra mahallelere kadar uzanıp nabız tutuyor.

Teşkilatçılığın temelinde gönüllülük yatıyor. Teşkilatçılık yeri geldiğinde büyük fedakârlıklar isteyen bir hizmet. Bu alanda uzun yıllardır hizmetleri olan arkadaşlarımız bunun ne demek olduğunu iyi bilirler.

Teşkilatçılıkta zamanınızdan verirsiniz, imkânlarınızdan verirsiniz, ailenizden verirsiniz, sağlığınızdan verirsiniz.

Şimdi bu bir keşmekeş olmaz mı?

Teşkilatçısınız ama diplomanız yok, paranız yok.

İlçemizde sade, yalın İslam ve insan fıtratına uygun hayat tarzı benimsenmişken;  sizce diplomanın ve paranın olmayışı mı, teşkilatın tozunu yutmuş sevilen ve sayılan bir insan olmanız mı etkiletici bir unsurdur?

Genel merkezlerin bilmesi gereken bir ayrıntı şudur ki;  küçük yerlerde kriterleri halk belirler.

Gönül almadan oy alınmaz.

Gerçek siyasetçi; “siyaseti kendisini ayrıcalıklı ve imtiyazlı hissetmek için yapmayan, vatandaşın hayat kalitesini iyileştirmek ve yükseltmek için siyasete talip olandır.

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nilay MERTTÜRK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.