Mekanın cennet olsun Hüseyin Abim


2020 Mayıs başıydı bu yazıyı kaleme aldığımda; “Bu yazı senin için Hüseyin Abim…” demiştim o gün...
Çok didişirdik ama bende yerin hep ayrıydı. Hastalığını duyduğumda o kadar üzülmüştüm ki, senin yüzünde küçücük de olsa bir tebessüm olmak istemiştim o yazıyı kaleme aldığımda...
“Şakamaka derken bir tutam iğneleyici kelamın yanı sıra, fırsattan istifade laf ebeliği yaptığım bu yazı, art niyetin aksine, iyileşme yolculuğuna katkıda bulunacak küçük espiriler içermektedir baştan söyleyeyim” diyerek başlamıştım yazımı yazmaya…
Rahatsızlığını duyan herkesin senin resmini paylaşmasına o kadar sinirlenmiştim ki, hatta adamı ölmeden öldürmüşler’ diye söylenmiştim de kendi kendime…
Ve o an; “Hadi bende neşeli bir yazıyla moral olayım abime” demiştim.
“Sağıma bakıyorum sen, soluma bakıyorum sen. Adeta her yerde sen varsın. Sosyal medya da, gazete manşetlerinde...
Herkes seninle olan bir resmini paylaşarak iyi dileklerini iletiyor sana...
Ama ben bunu yapmayacağım!
Seninle olan birçok resmimiz var ama ben o resimlerden herhangi birini paylaşıp da sana “geçmiş olsun” dileklerimi iletmeyeceğim. Çünkü geçecek biliyorum. İnanıyorum sana...” diyerek sıralamaya başlamıştım cümlelerimi…
Beş yıl birlikte çalıştığımız süre içerisinde senin ne kadar inatçı ve azimli bir adam olduğunu bilenlerden bir olduğum için bu illeti yeneceğine de o kadar inanmak istemiştim ki…
Hatta takılmıştım da sana;
“Şuna da eminim ki, o bitmek tükenmek bilmeyen inadınla, azminle bunun da üstesinden geleceksin inşallah. Mesela benimle kavga edercesine kavga etsen o musibetle anında seni terk eder gider diyeceğim de...
Yok yok uğraşmıyacağım seninle merak etme, o şirin, minnoş kavgalarımızı şimdilik başka baharlara bıraktım...
Çünkü rahatsızlığını ilk duyduğumda, sadece sen değil aslında hepimiz incecik bir ip üzerindeyiz bunu bir kez daha anladım. Kime ne zaman, ne olacağı hiç belli değil ki” diye…
“Bu yazıda seni gaza getirecek öyle süslü cümleler falan yok. Aksine gerçekler var belki de” demiştim. Çünkü bu hastalığın nasıl bir illet olduğunu hepimiz biliyorduk.
Ama sana; “Zor bir süreç seni bekliyor. O yüzden hayata bakışın oldukça önemli. Olumlu düşünmeyi sürdürmek, iyileşmenin anahtarı.
Ha diyeceksinki; "Oradan atıp tutmak kolay, hasta olan sen değil benim" diye belki ama sen hastaysan biz de hastayız. Sen iyi isen biz de iyiz bunu böyle bil. Nasıl bakarsan öyle görürsün. İyi bakacak, iyi olacağız hep birlikte.." demiştim.
"Senin en büyük yol arkadaşın da sevgi olacak belli ki. Sevgidir hayatı, anlamlandıran. Bir hoş söz, bir ince düşünce bağlar bizi yarınlara. Yoksa boş gelir her şey. Ama en önemlisi de tüm bunların farkında olabilmektir.
Baksana adına güzel yazılar yazan dostların, resimlerini paylaşarak acını hafifletmeye çalışan, seni şefkatiyle saran arkadaşların, halen şişko dediğin için intikam aşkıyla yanan ben varım daha ne olsun?. Yetmez mi daha güçlü yarınlara bağlanmana?” dediğimde senin yazıyı okurken surat ifadeni hissetmiştim inan...
Sana takılmadan o gün de duramamıştım tabi;
“Ha yetmez diyorsan, daha seninle çokkkkk edecek kavgalarımız var gazete manşetlerine düşecek hiç üzülme...
Ramazanda iki üç kilo daha aldım mesela, mecliste olmasa da Hodri Meydan tribünlerinden "Şişko patates" diye bağırarak başlayabilirsin...
Bak bu da işin cilvesi be abimmmm. Yüzünde küçücük bir tebessüm olsam yeter. Daha yazılmamış nice düşünceler, muhasebesini yapacağımız nice zamanlar için. Daha şampiyon olacağımız, kupayı göklere kaldıracağımız günler için. Sadece bugün değil, her gün yeniden doğuş unutma abim. Asla inanmayı da, savaşmayı da bırakma, çünkü bu zor zamanda geçecek. Allah'a ve göğsünün içindeki güce güven, iyileşeceksin....” demiştim…
Bu kadar erken bizi bırakp gitmeyeceğine o kadar inanmıştım ki...
Daha yazımı yayınlamamın üzerinden bir saat geçmeden aradın beni; “Kardeşim uzun zamandır böylesi gülmemiştim, İnan hakikaten yüzümde tebessüm oldun. Mücadeleme verdiğin destek hem azim verdi hem de duygulandırdı. Seni kırdıysam hakkını helal et” dedin.
Gözümüzdeki yaşları tutamamıştık ikimiz de…
Birbirimizi motive etsek de, ölümün soğukluğunu hissetmiştik o an…
Hatta bu yazıdan bir ay sonra ananemi kaybettiğimde cenazesine geldiğinde. “Abi hasta hasta neden geldin” demiştim sana. Sen de bana; “Acını paylaşmak istedim kardeşim, acıyla randevumuz ne zaman belli değil, bugün senin yüreğin acıyor ben buradayım, yarın belki benim acıyacak biliyorum sen orada olacaksın” demiştin.
Maalesef acıyla randevu sıramız seninleymiş be abim, Rabbimin taktiri böyleymiş.
Kavgalarımız kayda geçmiş olabilir ama ben kardeşliğimin, sen de abiliğinin gönüle geçtiğini biliyorsun ya o kafi bana…
Biz seninle, senin bana “Kardeşim”, benim sana “Abim” dediğin gün helalleşmiştik ama bir kez daha diyorum ki benden yana bir hak varsa, helal olsun abim…
Yattığın yer inciltmesin, mekanın cennet olsun nurlar içinde yat…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nilay MERTTÜRK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.