Reklamı Kapat

Nurlar içinde yat Pamuğum…

Bugün Pamuğumuzun, ananemizin ölüm yıl dönümü. Onun bizlere öğrettiklerini, kattıklarını anlatmakla bitiremem belki ama aramızdan ayrıldıktan sonra kaleme aldığım o yazı belki biraz olsun tercüman olur hislerimize…

İşte o yazım;

Herkesin hikâyesi başkadır…

Ama bizim, yani evlatlarının ve torunlarının onunla olan hikâyesi bambaşka…

92 yıldır sapasağlam duran kocaman bir çınar ve filizlerinin hikâyesi mi dersiniz…

Taaaa Artvin’den, İzmit’e uzanan mücadelenin öyküsü mü?

Yoksa…

Bir kadının yaşama direnci mi bilmem ama…

Bizimkisi bir mücadele, ayakta kalma, emek, alın teri, sevgi…

Kısacası bizimkisi bir aşk hikâyesiydi!

Başarısına, azmine, anneliğine, ananeliğine, babaenneliğine, insanlığına aşık evlatların torunların bir pamuğa olan aşkıydı…

O hayatın karşısına çıkardığı zorluklarla mücadele ederek hayallerine kavuşan bir kadın olmanın yanı sıra;

45 yaşında kalp krizi geçirip vefat eden eşinin ardından, genç yaşında 3 erkek, 2 kız evladını süt satarak, bahçe yaparak, alın teri, emek mücadelesiyle şu koskocaman şehirde kimseye muhtaç etmeden büyütmüş bir anne…

En küçük engelde pes etmeyip, her ne olursa olsun insanların hayallerinin peşinden koşmaları gerektiğini bizlere öğreten kocaman yürekli bir anneanne, babaanne…

Ağzında duası, dilinde şükrü bitmeyen evimizin direği…

Tabiatla yoğrulmuş toprak ana, hayatımızın çınarı…

Kelimelerin, harflerin üzerinde, yüreğimizin pamuğuydu…

Önceki günlerde gece yarısı kaybettik meleğimizi…

Dile kolay doksan küsur yıl!

Acısıyla, tatlısıyla…

Bir kötü kelam, bir kalp kırıklığı olsaydı bu kadar yanar mıydı içimiz bilmem ama ektiği domates fidesinin dahi gönlünü alan, çiçekleri sularken bile kırılmasınlar diye tutmayan diziyle eğilip onları sulayan bir meleğin gidişine nasıl dayansın ki yüreğimiz?

İnanın, 92 yaşına kadar yaşayıp da, yaşama bu kadar sıkı sıkıya bağlı bir kadını daha görmedim! Ziver Dayım hep derdi ki; “Anacım okusan Cumhurbaşkanı olacak kadınmışsın” diye.  Doğru söze ne denirdi ki? Ananem devletli kadındı. Hükümet gibiydi ama en pamuğundan. Sofrasını açmadığı, yardım eli uzatmadığı kimse yoktu. Ebeydi de aynı zamanda. O kadar fazla bebeğin dünyaya sağlıkla gelmesine vesile olmuştu ki! Biz en kötü anlarımızda bile asla şikâyet etmemeyi,  derince nefes alıp yaşamdaki öncelikleri hatırlamayı onunla öğrendik.18 yaşındakiyle 18, kırkıyla kırk, doksanıyla doksan olacak kadar sonsuzdu yaşı onun ama kansere bile meydan okuyan yüreği, geçtiğimiz yıl kaybettiği evlat acısına ancak 1 yıl 1 ay dayanabildi maalesef…

Çok acı çekti, çok yoruldu belki ama evlatları, gelinleri son yirmi yıldır pamuklara sardı sarmaladı vefalarını göstermek için.

Kardeşi Nesibe Teyze ile anaannem bizim neşe kaynağımızdı. Edi ile Büdü gibiydiler adeta. Onların eskiye dair anlattıkları rehberimiz olurken, yaşadıkları maceralar da kahkahalarımız olurdu. Ah güzel insanlar ah! Ne güzel sizinle büyümek bir bilseniz…

Bize verebildikleri her şeyi verdikten sonra huzurla, helalleşerek ayrıldılar bu yalan dünyadan ama güzel, dolu dolu anabileceğimiz anılarımızdalar artık…

Bir yıl oldu ananemle ayrıldığımız ama biz yine o çınarın gölgesi altında birleştik ve yine kenetlendik…

Evlatları, torunları, yeğenleri, sevenleri hep birlikte yaşadıklarımızı konuşup durduk. Kah gülüştük, kah gözlerimiz doldu. Meğer ne çok yer etmiş içimizde, meğer ne çok ortak anı biriktirmiş ve ne çok sevmişiz birbirimizi bir kez daha anladık…

Herkese yetmeye çalışan, gücünün yetmediği yerlerde mutlaka manevi desteğini esirgemeyen koca yüreklimizin, Cumhuriyet şiirini okuduğu videosunu izlerken bir kez daha; “İyi ki senin evlatların, torunların olmuşuz” dedik...

Odasını toplarken kokusunu çektik içimize içimize…

Yatağında yattık, oturduğu koltukta oturduk…

Elindeki üç kuruşu bütün eve nasıl yetireceğini bilemezken, elinin darlığına rağmen kendine hiçbir şey almadan evlatları ve torunları için mücadele eden bir kadını unutamayacağımızı bilmemize rağmen, onun da istediği gibi kimimiz eteğini, kimimiz başörtüsünü, kimimiz tespihini aldık, ondan hatıra kalsın diye…

O cesur ve güzel annenin büyüttüğü evlatların çocukları olmak, en büyük hatıra, en büyük miras biliyorduk ama onun eteğini giydiğimizde ya da Hacı Şakir’le yıkayıp da ince tarakla taradığı, belik belik iki yanda örülü saçlarının kokusunun sindiği yazmasını başımıza örttüğümüzde ki huzuru hiçbir yerde bulamayacağımızı biliyorduk…

Canım ananem, sen bizi o güzel kalbinle öyle güzel sevdin, hepimizin hayatına öyle güzel dokundun ki, bize yeri geldi arkadaşlık yeri geldi annelik yaptın o yüzden buraya ne yazsam az!

Emeğin o kadar çok ki bizlerde, helal et…

92 yıllık ömrüne sığdırdığın mücadele, seni tanıdığımız en direnişçi, en örnek,  en güzel kadın yaptı Pamuğum…

Sensiz hep eksik kalacak bir yanımız biliyoruz ama hayat defterine iyi ve güzel o kadar çok şey yazmışsın ki ardından edilen dualar teselli ediyor bizi…

Senin o güzel yürekli evlatların ve onların evlatları olarak biliyoruz ki, gözün arkada kalmadı. Senin gibi cesur, senin gibi dürüst ve senin gibi vefakâr olmaya doğuştan yeminli bir nesil bıraktın arkanda…

Allah senden gani gani razı olsun…

O güzel gülen gözlerinle, bizim kalbimizde, hep yaşayacaksın.

Cennet mekânın olsun.

Nurlar içinde uyu Pamuğum…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nilay MERTTÜRK - Mesaj Gönder

# İzmit

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Gerçek - siz anlatınca aklıma geldi babaannem:; Allah rahmet eylesi....alt katımız kiralık. Ben de lise çıkışı eve geliyorum. Babaannem de penceren bakıyor. Beni tanıyamadı ceket kravat giydiğim için. Ben de sanki evi kiralamak isteyen biri gibi "Ev kirası kaç lira" dedim. Cevap vermedi. Pencereyi kapadı içeri girdi. Üstümü değiştirdim. Yanına gittim. "Adam evin kirasını sorudu niye söylemedin?" dedim. "Adamı gözüm tutmadı" dedi...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Haziran 08:57