Reklamı Kapat

Torpili bile meşrulaştırmışlar!

Liyakati yazmalı bugün...
Çünkü çok önemli olmasına rağmen bir o kadar da eksikliğini yaşıyoruz uzun zamandır. Olmaması gereken kişiler olmaması gereken yerlerde, yıllarca eğitiminin hakkını vermiş insanlar ise işsiz...
Birçok kurum zarar gördü bu ülkede liyakatsizlik yüzünden ama halen kafalar değişmedi.
Eskiden bir devlet dairesine gidildiğinde ilgili memurun anlattıklarına güvenirdik. Çünkü millete ait makam ve mevkilerde ehliyet ve liyakate uygun hareket etme mecburiyeti vardı. Bilirdik ki o kimsenin adamı değil. Uzun yıllardır bu işyerinde emek verenlerden ve o koltuğu hak edenlerden...
Ama günümüzde maalesef kamu yönetiminden tutunda sivil toplum kuruluşlarına kadar hatta özel işletmelere kadar personel planlamasında ehliyet ve liyakate bakılmaz oldu. Vatandaş güveniyor ya da güvenmiyor çok da tın! İşinize gelirse...
Dayınız, amcanız ya da babanız varsa kafi, bir şey bilip bilmemeniz de çok önemli değil. Parti görüşü, dünya görüşü, akrabalık, hemşerilik gibi yeni yeni kriterlerimiz de unutmamak lazım tabi...
Hiç unutmam, AKP milletvekili Mehmet Metiner, “AKP'li bakan ve vekil yakınlarının torpille devlet kadrolarına atandığı” yolundaki soruya, “Cuma namazına gittiğimizde her hafta hutbede 'akrabalarını koru kolla' ayeti okunur” sözlerini söylemiş, torpili bu sözle meşrulaştırmıştı.
Kul hakkını meşrulaştıran bir ülkede liyakati anlatmak ve savunmak o kadar zor ki;
Yakın arkadaşlar TRT Genel Müdürü oldu...
Sahte lise diplomalı pehlivan yönetim kurulu üyesi oldu...
Rektör yeğenini dekan yaptı...
Hayvanat Bahçesi Müdürünü TÜBİTAK’a atadılar...
İçişleri Bakanlığı'na sınava girmeden müşavir olarak atananları da gördük...
Hadi diyelim Avrupa normlarını, modern düşünceyi, özgürlük, eşitlik ve hakkaniyet ilkelerini gözeten bir anlayışı umursamadılar da, torpili bile meşrulaştırmak için kullandıkları dinimizin asıl öğütlediğinde haberleri var mı?
"Herkese eşit mesafede dur" diyerek adaleti savunan...
"Tüm makamları geçici gör" derken emaneti hatırlatan...
"Emaneti layık olana ver" diyerek ehliyetin, liyakatin önemini vurgulayan...
"Ortak akıl ile yönet" deyip meşvereti öneren...
"Şahsi menfaatini değil, kamu yararını gözet" diyerek maslahat diyen Kuran'da yer alan yönetim ilkelerini bile umursamadılar maalesef...
Bu ülkedeki liyakatsiz atamaların, kadrolaşmanın, eş-dost görevlendirmelerinin ve adamcılığın önüne geçilemiyor artık.
Bugün Türkiye’de yönetim kademelerinde öylesine acıklı liyakatsizlik örnekleri yaşanıyor ki, insan ister istemez 'Bu nasıl bir zihniyettir, akıl ve mantık bu kadar mı iflas eder' deme ihtiyacı hissediyor...
Tıpkı geçtiğimiz günlerde, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iştiraki Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi'nin (İSU) Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu üyesi Ali Sağlık'ın, oğlu Oğuz Sağlık'ı Kandıra Belediyesi’nde işe sokarak önce memuriyet hakkı kazandırdığı, ardından ise İSU’da ihale ve satın alma biriminde memur olarak göreve başlattığı olayı gibi...
Elbette her anne ve baba gibi evlatlarımızın iyi yerlerde olması en büyük arzumuz ama bu kadarı da fazla. Bir ilin sayılı kurumlarının başında yer alıp da, oğlunu kendi referansınla başka bir çok kuruma yerleştirebilirken neden aynı kurum ve o kurumun en mahrem yeri?
Bu büyük bir adaletsizlik ve haksızlıktır! Hiç kimse böylesi bir adaletsizliği kentin hazmetmesini, sindirmesini beklemesin!
Anlatacağım bu olay benim içimi yaktı, eminim sizin de yakacaktır.
Twitter'da gezinirken CHP Kocaeli İl Başkanı Harun Özgür Yıldızlı'nın o paylaşımını gördüm; "KBB Başkanı Tahir Büyükakın'ı babadan oğula kıyak için sadece 'Yazıklar Olsun' demekle kalmamaya ve gereğini yapmaya davet ediyorum!" diyordu paylaşımında.
Ama asıl can yakan ise yüze tokat gibi inen paylaşıma gelen o yorumdu...
Genç bir yüreğin sözleriydi bunlar;
"Altınbaş Üniversitesi lojistik mezunuyum. İSU’nun lojistik merkezinde iş bulabilmek için CV’mi bıraktım. Ama tabi ki sonuç çıkmadı. Ülkeye dair gram umudum yok. Kendilerinden olanlar sınavsız, mülakatsız iş bulabilirken biz sürünüyoruz. İmkanım olsa 1 dk bu ülkede durmam" diyordu o genç kardeşimiz.
"Biz diyoruz ki hak eden alsınsın, hak eden çalışsın. Yukardan aşağı inme atama veya babadan oğula geçen bir sistem olmasın. Biz hak etmiyorsak, bizi de almasınlar" diye devam ettiği sözlerine; "Jeoloji mühendisi kpı, stok kontrolörü forecast öğrenebiliyorsa, bizde üniversitesi bunun tahsilini aldığımıza göre kpı, tedarik yönetimi, stok yönetimini yapabiliriz diye düşünüyorum "diye son veriyordu...
Adam kayırma, eş, dost, ahbap çavuş ilişkileri yüzünden gençlerimizin ya umutlarını çalıyorlar, ya da hayatlarını ama biz biliyoruz ki "Tek umudumuz sizde yani gençlikte" güzel kardeşim
Başkan Yıldızlı'nın da dediği gibi; "Sakın umudunu kaybetme genç!"
Bu çarpık düzen, bu yağma, bu adaletsizlik son bulacak...
Hakkımızı helal etmemekle kalmayacak, hakkımızı sonuna kadar arayacağız!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nilay MERTTÜRK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Halim Zeki Yurdaer - Liyakatin olmadan nelerin yaşandığını ne güzel yazmışsınız.Bilginize ellerinize sağlık ama dediğiniz gibi elbet bunun sonu gelecektir. Saygılarımla

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 31 Mayıs 22:02