Reklamı Kapat

Daha çok beklersiniz...

Bu memleket bizim de, düzen kimin?

O bakmalara doyamadığımız Uzungöl havuza dönüştü.

Dipsiz Göl ise yok edildi.

Rengiyle gözümüzü alan o harikulade Salda Gölü, can çekişiyor.

Sapanca Gölü'ne kaynak olan 12 dere kurudu ama buna rağmen halen doğaya karşı duyarsızlık almış başını gidiyor...

Duyarsızlığı da geçtim, küstahlık yol yapmış kendine...

Gezi olaylarında çapulcu olan doğa severler, Çarşamba BES’in patronları tarafından da santral karşıtı oldukları için 'provokatör' ilan edildi.

Hadi onu da geçtim, Kaz dağlarını mahfeden Kanadalı şirketin Genel müdürünün çıkıp da; “30 yıldır bekliyoruz madeni açmak için. 3-5 ay daha bekleriz" demesi, "Nasıl bir düzenin içindeyiz" hayretine düşürdü bizi.

Hepiniz takip etmişsinizdir muhakkak, Kazdağları’nda yaklaşık 350 bin ağacı katleden yabancı bir firmanın yerli iştiraki o meşhur madenciliğin genel müdürü olan şahsın, 60 yıllık ruhsat hakları olduğunu belirttiği, "Kazdağları’ndan hiçbir yere gitmiyoruz" diyerek yaptığı o açıklamayı…

Açıklama mı meydan okuma mı o tartışılır tabi…

Beyefendi öyle bir konuşuyor ki, küstahça desem o bile kurtarmaz hani tavırlarını...

Kendilerini o bölgenin, dağın, ağaçların, hayvanların, tüm doğal yaşamın sahibi farz eden bu beyefendi, kaykıla kaykıla, sırıta sırıta öylesine tahrik edercesine anlatıyor ki yapacakları talanı ekran başında, ağzının ortasına acı biber süresi geliyor insanın...

Belli ki kaybettikçe, bekledikçe üslup değişmiş, dil saldırganlaşmış, mimikler küstahlaşmış. Kaz Dağları’nın 30 milyon yıllık sahibiymiş gibi gerinmeler de bu yüzden...

Ama bu adam suçlu mu bu tavrıyla derseniz de değil! Kim buna böylesi rahat konuşabilme cesaretini vermiş ona bakmalı? Burada 30 sene bekleyecek kadar nasıl bir rant beklentisi varsa ve bu rantta göz yumup cebini, kasasını dolduracak ne kadar vicdansız varsa artık gerisini siz düşünün...

Ranta bakın, 30 yıl sabır vermiş! Aslında bu adamı değil, “Milli ve yerli” propagandası yapanları iyi tanımak lazım

Sembolü akçaağaç olan bir devlet kendi memleketinde ticari kesim dışında tek bir ağacına dokunmazken, dokuz bin kilometre uzaktaki Türkiye'ye gelip, Kazdağları'nı budatmaya izin verecek kadar sahipsiz mi gördü?

Avrupa'da ‘‘Oksijeni en yüksek alan’’ ilan edilmiş olan Kaz Dağları, Marmara ve Kuzey Ege'nin ciğeriyken, bakın dil varmıyor 190 bin ağacın katledildiği söylemeye…

Başta iklim krizi ve su kıtlığı olmak üzere, heyelanlar, su baskınları gibi orman alanlarının azalmasının doğurduğu sorunlar, ormanların önemini her geçen gün artıracağına, hem dünya hem de ülkemiz de ormanlar bilinçsiz kullanılıyor ve ekonomik kazanç odaklı projelerle heba ediliyor maalesef…

Tabi benim elleri nasırlı babaannemin, dedemin, amcamın, babamın, halamın emekleri de…

Hep söylerim ben Artvin’in bir dağ köyünde büyüdüm diye. Bizim saygımız, sevgimiz bir küçük papatyaya basmamanın inceliğinde başladı.

Ağaç, fidan, yaprak…

Yeşile olan tutkumuz sadece bize kazandırdıkları için değildi ki…

Bir ağaç bize aş olurken, gövdesiyle baş olurken, kökleriyle de korurdu bizi bilirdik.

Biz yeşilin tonlarının asil ve cesur hikâyeleriyle büyüdük.

Şimdi biri çıkıp da “Şu dalı kesmek lazım” dediğinde bile onu düşman görmemiz boşuna değildir yani…

O kaykılarak oturup da ağız burun yamultuşlarınız 3 -5 ay daha beklerim deyişleriniz nafile…

Biz de bu ağaç sevgisi ve saygısı oldukça siz daha çok beklersiniz...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nilay MERTTÜRK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.