Reklamı Kapat

Son yazı

Geldi, aktı, geçti

2020 yılının son yazısı. Böyle bakınca aslında çok tuhaf duruyor. Yine koskoca bir sene büyük bir hızla geldi, aktı ve geçti. Ne yaşadık, kendi adımıza yaşadıklarımızdan ne çıkarttık, ders aldık mı, toparlandık mı, eski yıla sövmektense yeni yılda yapmamamız gerekenleri anladık mı bunu sorgulamak lazım aslında.

Kötü bir sene

Evet gerçekten kötü ve zor bir seneydi 2020 ancak yine kendinize şunu sorabilirsiniz ki kaç yıldan bu yana aman bu sene bitsin de yeni sene daha iyi gelsin diye hayaller kuruyorsunuz? Bu hepimiz için geçerli. Fotoğrafa bu yönden baktığımızda beklentilerimizin senelerden yani takvim yapraklarından, sayılardan değil de kendimizden olması gerektiğini görmek, görebilmek o kadar ama o kadar önemli ki.

Hep daha fazlası

Hepimiz yaşamamız gereken asıl hayatı salmış, bir yarışın peşine düşmüşüz. Koskocaman dünya, içinde bunca insan, bunca canlı yaşatan dünya bireysel olarak bize dar geliyor. Yetmiyor kendi payımıza düşen. Daha çok para, daha çok unvan, daha büyük yetkiler, daha büyük ev, daha fazla arsa, takılar, elektronik eşyalar, giyim, makyaj ve hep genç kalabilme, genç görünebilme umudu. Tabi bütün bu umutları yaşatabilmek ve elde edebilmek adına akıl almaz bir savaş. Savaşın adı aslında farkında olarak ya da olmayarak Patron benim savaşı.

Herkesin gözü Şampiyonlar liginde

Her zaman var olan gerçek, baş nereye giderse ayak oraya gidiyor sürü psikolojisi büyük güçlerde dönen bütün dolaplar aşağıdakilerin deliler gibi ilgisini çekip tam tabiriyle kendi liglerinde küme düşmemeye oynayanların gözünü şampiyonlar ligine dikmesi gibi duruyor. Hiç kimse kendi haline şükretmenin derdinde değil, herkes daha yukarıdakilerin hayatına özenme peşinde. Eyvallah hepimiz nefs taşıyoruz. Bugün bindiğimiz arabalarımızı değiştirip tam da istediğimiz marka ve model bir arabayı da alsak, aldığımız gün gözümüz derhal bir üst segmentteki arabaya kaymaya başlayacak.

Neleri kaçırıyoruz bir bilseniz

Yani demem şu ki bu yarışı biz bile isteye yaptığımız sürece o kadar çok gerçeği kaçıracağız ki aklınız kaçar. Egomuzu, erkimizi, gücümüzü yükseltmek adına verdiğimiz savaşlarda en basitinden çocuklarımızı kaçıracağız elimizden. Hatta belki bunu söylemekte geç bile kaldık. Onlara ayırmamız gereken vakitleri onlara daha iyi bir hayat sağlamak bahanesiyle sokaklarda bozuk para gibi harcarken bir bakacağız ya da bakıyoruz çocuklar bizim çocuklarımız olmaktan uzaklaşmış. Sonra başlıyoruz kendi kendimize sormaya, biz nerede yanlış yaptık.

Tanrılığa oynuyorlar

Biz burada dünyevi birtakım ihtirasların peşine düşüp gözümüz hiçbir şeyi görmezken dünyayı yönettiğini zanneden büyük isimler (bakın özellikle devletler demiyorum, büyük isimler diyorum. Çünkü devletleri de o büyük isimlerin belirlediği isimler yönetiyor maalesef) tam tabiriyle bir elde maşa olmuş tanrılığa oynuyorlar. Bunu size daha önceden de yazmıştım ama bir daha belirteyim ki bu insanın yaratılış gününe kadar uzanan bir savaş. Yahu Cem Şakoğlu yılın son yazısı diye başladığın yazıda yine nerelere geldin diyenleriniz olabilir belki ama konunun özü tam da bu nokta. İllüzyonistleri bilirsiniz. Göz boyama ustalarıdır. Sizi şaşırtan bir gösteri yapmak için siz farkına varmadan dikkatinizi başka bir yöne çevirir, siz oraya bakarken de hilesini sergileyiverir. Siz de bunun adına sihir dersiniz. Değildir, kandırmacadır ve aslında kandırmaca olduğunu da bilirsiniz ama nasıl yapıldığını merak edersiniz. O merak niyedir biliyor musunuz? Siz de o hile yoluyla başkalarını nasıl kandırabileceğinizi öğrenmek için ya da daha masumane bakarsak ben bu hileyi biliyorum, böyle yapıyor diyebilmek için. Bütün yüreğimle söylüyorum ki bugün toplum tam manasıyla böyle bir illüzyon yoluyla inanılmaz bir çıkmaza doğru itiliyor.

Covid-19’dan daha korkuncu

İşte o tanrılığa oynayanlar gıdalarımızın ve bizlerin genleriyle oynayarak maşası oldukları güruhun elleriyle intikam almanın peşine düşmüş vaziyetteler. Neler zırvalıyor yine bu adam böyle diyebilirsiniz ki bu konuda aklım erdiğince detaylı bir yazıyı yeni senenin ilk günlerinde yazmayı planlıyorum. Ancak şunu bilin ki dünya telaşına düşüp, kendi ellerimizle yok ettiğimiz o ata tohumu adını verdiğimiz tohumlara dönmekte ısrar etmezsek şayet bugün Covid-19 denilen bela nasıl hemen her gün korkunç sayıda insanı yok ediyorsa genetiğiyle kasıtlı oynanmış gıdalar inanın toplumu çok daha hızlı şekilde yok edecek. Siz aman canım bana ne, bana dokunmayan yılan bin yaşasın dediğiniz sürece daha çok ‘Ne oldu bu insanlara böyle? Biz eskiden böyle değildik’ diyecek ama sebeplerini bir türlü göremeyeceksiniz.

Güzel şeyler yazalım

Yeni yılın son yazısı bu yazı. Gönül isterdi ki çok güzel şeyler yazalım. Seni çok özleyeceğiz 2020, şahane bir seneydin diyebilseydik mesela. Yeni seneye daha umutla bakabilseydik, yaşadıklarımızdan ders çıkartmış ve daha olgun, daha ileri görüşlü, daha günü doğru yaşayarak yarınlara umut odaklı olabilseydik. Ancak maalesef bunu yapmak sizden başlıyor, yani bireyden. Saldım çayıra Mevla kayıra modelinden kurtulup egomuzun, ihtiraslarımızın, karşımızdaki herkesi yıkıp geçme güdülerimizin önüne geçip, birbirimizle yarış etmektense, el ele tutuşup gerçek gücümüzün farkına vararak yaşamamız gerekiyor. Aksi takdirde acı ama hepimiz dolgu malzemesi oluyoruz ve hepimiz maalesef farkında olarak ya da olmayarak o güruhun köleleri olup, o güruhun hedefine hizmet etmiş oluyoruz.

Asıl ihtiyacın bu olmadığını anlamak

İdrak diliyorum yeni senede herkese, bütün dünya insanlarına hatta. Sağlığın ne kadar önemli olduğunu sağlığımızı ya da bir yakınımızı hastalık yüzünden kaybettiğimizde anlamaktan vazgeçmiş insanlar topluluğu diliyorum. Ki sağlığımızı kendi elleriyle kasıtlı bozanları görüp dur diyebilsinler. Huzur diliyorum herkese, dinginlik, mutluluk, yaşadığı hayattan tat alabilmeyi diliyorum. Milyonları milyarları var iken hala mutsuz insanlar topluluğundan ders alabilmelerini diliyorum herkesin. Bakın sinema sektöründe müthiş paralar kazanan dünyaca ünlü oyuncu Jim Carrey bu anlattıklarımı şu sözleri ile özetliyor;

‘Dilerim herkes bir gün zengin olur ve hayalini kurduğu her şeye kavuşur. Böylece aradığı esas cevabın, asıl ihtiyacının bu olmadığını anlar’

2020’de zaten fazlasıyla yazdık

2020’de şu oldu, bu oldu, şu güzel oldu, bu kötü oldu, siyaset, ekonomi, devlet güçleri vs. vs. yazmayacağım bu yazıda. Çünkü bunların tamamını 2020 yılı içerisinde zaten fazlasıyla yazdık. Bütün içtenliğimle söylüyorum ki İnşallah 2021 yılında toplumu kucaklayan insanların zaferlerini yazarız sürekli. Doğru için mücadele veren insanların kazandığını yazarız. Gerçeklerin ortaya çıktığını, insanların bu gerçeklerin farkına vardığını ve doğru yolda ilerlediklerini yazarız. Yine söylüyorum ki bu sadece sizin elinizde. Kim olduğunuza, ne istediğinize karar vermenizle yaşanacak 2021 yılında her şey. Tıpkı 2020 yılında yaşandığı gibi.

Mutlu Yıllar

İlim ve bilimden ayrılmadan, mantığınızı asla bırakmadan, araştırarak, okuyarak, doğrunun ve güzelin peşine düşerek, her adımımızla insanlığın genelini aydınlatabilmeyi hedefleyerek ilerleyebileceğimiz şahane bir yıl diliyorum hepimize. Yeni doğan bütün bebeklerimize çok güzel bir hayat, kaybettiğimiz bütün canlarımıza da Allah’tan Rahmet diliyorum. Mutlu Yıllarımız olsun hep birlikte.

Bu vesile ile yeni yılın son yazısında da sorumluluk sahibi bütün iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.