Reklamı Kapat

Cendere...

Gözümüzün içine baka baka eğitim adı altında bizimle, evlatlarımızla resmen oyun oynuyorlar
Baştan aşağı çökmüş durumda olan bir sistemin içinde evlatlarımız yapboz parçası misali bir oyana bir bu yana savruluyor maalesef…
18 yılda Eğitim sistemini kaç kere değiştirdiler inanın hesaplayamadım ancak bildiğim bir gerçek var ki, bu yıllarda eğitim gören hiçbir öğrencinin başladığı sistemle okulunu bitirdiğini gören olmamış
Mesela birçok kez müfredat değiştirilmiş zatı muhteremler tarafından
Bodoslama 4*4 modeli ile rampayı gösterip de "Sıkıyorsa çık bakalım bu yokuşu"demişler çocuklarımıza…
***
Üç yıllık liseleri dört yıla çıkarmışlar…
Liselere giriş için SBS'yi kaldırıp, TEOG’u icat etmişler, üç yıl sonra TEOG'u kaldırıp da, LGS’yi koymuşlar…
YGS ve LYS'yi kaldırıp, YKS’Yİ getirmişler…
Üniversiteye girişte katsayılarını değiştirmişler. O da yetmemiş üniversite sınav tarihini çocuk oyuncağına çevirip de, üç ay kala bir ay ileri atıp, iki ay kala bir ay öne çekmişler…
Değişen sisteme dair unuttuğum daha birçok şey vardır belki ama bu son yaptıkları artık bardağı taşıran son damla olmuş.
Uzaktan eğitimle, öğrenciyi, eğitim sürecinin katılımcısı değil, seyircisi konumuna indirgeyenler, bugün de evlatlarımızı öyle bir cenderenin içine sokmuşlar ki, öğretemedikleri derslerden sınav yapıp da karne dolduracaklarmış.
Bütün çocukların eşit, parasız, laik ve bilimsel eğitime ulaşması için gerekli koşulların oluşturulmadığını gören bizler de sizin karnenizi doldurmaya başlayalım mı sayın yetkililer?
***
Bol sıfırlı o karneyi doldurmaktan yana zorlanmayız sanırım ancak bizi zorlayan asıl konu bu olay bir kez daha gösterdi ki, memlekette eğitimde varlığını hissettiren en mühim sorun; “zihniyet” sorunu imiş...
Yandığımız o zaten ya!
“Yaptım oldu” mantığıyla gelinen nokta bu malesef!
"Ne verdiniz, ne öğrettiniz de, ne bekliyorsunuz bu çocuklardan?"
Doğru düzgün alınamayan kararlar, uygulanmayan kuralların müsebbibi evlatlarımız mı?
Daha dün yaptığımız veli toplantısında onlarca öğrencinin henüz hiç uzaktan eğitime katılmadığını öğrenen bir veli olarak soruyorum yetkililere; “Bu çocuklara sınavda ne soracaksınız?”
Daha derse hiç girmeyen öğrencilerden hangi cevabı bekliyorsunuz?"
***
21 Eylül günü çevrimiçi sistemin yeterli olmadığı açıkça belli olmuşken, siz halen interneti, bilgisayarı yok diye çocukları mı, bu imkanı veremeyen ebeveynleri mi suçlayacaksınız? Bu soruların cevaplarını duyunca yarattığınız ekonominin sonuçları ile yüzleşecebilecek misiniz?
Yoksa bir türlü şartlarını iyileştiremediğiniz öğretmenlere mi çamur atacaksınız?"
EBA çökünce talep çok olduğu için sevinecek pişkinliğe erişmişliğinizden daha ne kadar yara alacak evlatlarımız?
***
Hadi zor zamanlardan geçiyoruz, geçmişe bir sünger çekelim, devlet millet bir olalım dedik...
Yine yeniden bir sistemle karşı karşıya kaldık ama mecburiyetten saydık kenetlendik. Döneme yetişmeyen okul inşaatlarını, Menderes’in idamıyla başlayan sorumsuzlukları da unutalım odaklanalım eğitime istedik...
Korona ile birlikte tüm eğitim kadroları, öğretmenler, ebeveynler ve çocuklar olarak hepimiz yeni bir sistemle Ya Allah Bismillah dedik. ‘Uzaktan eğitim’ girdi hayatlarımıza.
18 yıldır denenmeyen sistem kalmamışçasına, bir sistemin daha içinde bulduk kendimizi
Sisteme dair beni ve diğer velileri endişelendiren o kadar çok şey vardı ki ama söz konusu evlat ise,yaşam ve ölüm arasındaki o ince çizgi ise her şeye eyvallah dedik…
Konu sağlık olunca da gerisini teferruattan saydık
***
Hatta “iş-hayat-eğitim” ekseninde sıkışan ebeveynler olarak, İnternetin varlığından rahatsız olmak yerine nasıl faydalı kullanılacağını öğrenmek ve öğretmekle başladık işe…
Kendimizle de çeliştiğimiz anlar oldu.
Daha düne kadar ekran bağımlısı olan çocuklarımıza, “Saatlerce bilgisayarın başında oturulmaz, eklemlerin kireçlenecek, biraz dışarıya çık, hareket et, sosyalleş” dediğimizi unuttuk, bilgisayarın başında otursun diye minnak hediyeler, pembe vaatlerde bulunur olduk...
Hababam Sınıfı’nın unutulmaz karakteri Mahmut Hoca’nın bir repliği var ya hani: “Okul dört yanı duvarla çevrili, tepesinde dam olan yer değildir. Okul her yerdir” adeta şiarımız oldu…
***
Ekran başında geçen bir maratona başladık hep birlikte…
Sabah 9’da başlayan ders için, erken kalkıp okula gidecekmiş gibi hazırlandık her gün bildiğiniz.
Hangi ders varsa o dersin öğretmeninin gönderdiği ‘davet’ üzerinden derse bağlandık. Tabi internetin psikolojisine göre…
Evde olduğumuz dönemde ders boyunca takip ettik evlatlarımızı. Çalışmaya başladığımızda da her ders bitiminde çocuğumu arayıp da; “Annecim nasıl geçti? Anlayabildin mi bari?” sorusunu sorar olduk.
İlişkilerimiz öyle bir hal aldı ki, “İlgisi çabuk dağılıyor, sıkılıyor, odaklanamıyor” endişesi bir anda “Anne sen bana güvenmiyor musun?” sorununu çıkardı karşımıza.
***
Bu uzaktan eğitim yüzünden geldiğimiz son düğüm de buydu ama atlattık şükür dediğimiz de de Milli Eğitim Bakanlığından müjdeli haberi aldık
“Sınavlar 4 Ocak’da başlıyor!”
Yahu ne sınavı bu?
"Öğretmenlerimiz çok iyi olsa da sınıfta yüz yüze ders anlatıyormuş gibi online ders anlatılması evlatlarımıza kafi gelmiyor" diyoruz bangır bangır bakanı çıkmış; “Bana ne ben işimi yapmak zorundayım illa ki karne dolduracağım” diyor resmen bize...
Az kaldı ma aile “Koronavirüse yakalanmayalım” derken akıl sağlığınızdan olacağız!
***
Bakın bu yazıyı bir dönem içinde sadece 1 hafta yani iki gün okula gidebilen, bütün gününü bilgisayarın başında geçirmek zorunda olan, daha 15 yaşında;"Darbe gördüm, salgın hastalık gördüm, almadığım eğitimin sınavını vereceğim daha ne beklentim olsun ki gelecekten yana"diye vahlanan, dokuzuncu sınıfa giden bir erkek çocuğu annesi olarak yazıyorum.
İptal edin bu sınavları...
Evladını teselli etmenin yanı sıra bozulan psikolojisini düzeltmeye çalışan bir annenin “Sabır” ile “Çıldırmaya az kaldı” arasındaki duygu trafiğinin keşmekeşindeki o ince çizgiden seslenerek kaleme alıyorum…
Elinize, yüzünüze bulaştırdığınız bu dönemi kapatın! Umutlarını öldürmeyin artık evlatlarımızın...
Çocuğumun cep telefonu, tablet, bilgisayar ve TV karşısında sıkışan hayatından inanılmaz kaygılı olan bir ebeveyn olarak son kez diyorum ki; "Yeter! Bizi evlatlarımızla sınamaktan vazgeçin artık!"

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nilay MERTTÜRK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

mert - süper yazı....sürekli çıtayı yükseltiyorsunuz. bu yazı ulusal basında yer almalı....

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 08:39