Reklamı Kapat

Biri Hanya diğeri Gonya

Sokağa adım bile atmadım

Hepinize keyifli, sağlıklı ve bereketli bir hafta diliyorum. Geçtiğimiz hafta perşembe günü İstanbul’a gitmiştim. Cuma günü ise vücudumdaki kırgınlık vesilesiyle şehirdeki ufak tefek birkaç işimi halledip gazetedeki kardeşlerimle yaptığım bir telefon görüşmesi sonrasında eve döndüm. Cumartesi pazar günü ise sitede kedi ve köpeği gezdirmek dışında sokağa adımımı bile atmadım. Epeydir böyle bir fırsat oluşturamamıştım, biriken okuyamadığım kitaplarım vardı. Bunların yanına takip ettiğim birkaç yazarın birkaç yeni kitabını daha sipariş verdim. Onlarda geldi ve benim için keyif başladı. Birkaç kitabı bir arada okumak zor gibi görünse de bana sorarsanız son derece keyifli.

Kitap ve video

Kitapları okumaya başladım ancak aynı zamanda gerek takip ettiğim yazarlar gerekse önemli araştırmacıların sohbetlerini dinlemekten de büyük zevk aldığım için bir yandan da o isimlerin YouTube kanalı üzerindeki videolarını takip ettim. Kıssadan hisse herkesin kendince hoşlandığı, zevk aldığı işler vardır, ben de kendi adıma hafta sonunda tam olarak bunları yaptım diyebilirim. Televizyonu açmadık bile desem inanın yeri var. Çünkü epey zamandır yazdığım gibi televizyon kanalları bizi farklı yapılara sürüklemeye bütün hızlarıyla devam ediyorlar. Hafta sonu okuduğum kitaplar ve izlediğim videolarda tamamıyla bunu destekler nitelikteydi.

Dünya değişiyor ama

Bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşen bir değişim var. Tanrılığa oynayan bir takım güçlü isim ve yapıların yukarıdan aşağıya işleyiş programı bugün siyaset arenasında yaşananlar da dahil olmak üzere sistemli bir hareketle devam ediyor. Ekonomik yapılar, salgın hastalıklar, sürekli dünya devi kuruluşların etrafında dönen çarklar, her taşın altından tesadüfmüş gibi çıkan ama asla tesadüf olmayan isimler, aşılar, çipler, alttan alttan sürekli pompalanmaya çalışılan holografik bir yapı ve yapay zekanın insan ile birleştirilerek oluşturulmaya çalışılan robotik varlıklar. Ne enteresan değil mi?

Hanya Gonya meselesi

Bir üst paragraftaki ‘Ne enteresan değil mi?’ sorusunu geçtiğimiz hafta ve daha önceki zamanlarda yazdığımız yazılar ile kıyasladığımızda ortaya birisi Hanya diğeri Gonya gibi duruyor değil mi? Çok haklısınız. Bu arada o konuya girmeden hazır yeri gelmişken şu Hanya Gonya işine bir açıklık getirelim. Hanya Ege denizinin en büyük adası olarak anılan Girit adasında birçok medeniyetin üs olarak gördüğü bir yerin adı. Osmanlılar Girit adasını fethederken batı yönünden yani Hanya’dan giriyorlar adaya. Bölgeye girdiklerinde karşılarına 15-20 dakikalık mesafede ilk çıkan yerin adı ise ‘Köşe, Gönye’ anlamına da gelen ‘Gonya’ oluyor. Gonya’dan geçmeden Hanya’ya ulaşmak mümkün değil. İşte bir zamanlar güç merkezi haline gelip birçok katliamlar gören Girit adasında bu kanlı savaşlar genelde Hanya ile Gonya arasında gerçekleşiyor. Tabi birçok deyim ve atasözümüzde olduğu gibi bu Hanya Gonya meselesi bizim insanımızın Gonya sözünü bir şeye benzetememiş olması kaynaklı Konya’ya dönüşüyor. Bunu da bilgi dağarcığınızda yer alsın diye yeri gelmişken sizlere aktarmak istedim.

Savunur gibi yapıp hunharca yıkıyorlar

Biz yine gelelim ‘Ne enteresan değil mi?’ kısmına. Aslında çok ama çok önemli olayların yaşanmasına rağmen bunların zerre miskalini dahi görmeyen ya da görmezden gelen bir kitle var. Amaçları olabildiğince büyük bir güç yakalamak ve bu yolda önlerine çıkan her ne varsa ezip geçmek. Kuralları, kuşaklardan bu yana süregelen örf ananeyi, gelenek görenekleri takmadan hatta bunları savunur gibi görünüp hunharca yıka yıka, üstlerine basa basa yükselmeyi hedefleyen bir kitle.  Aynen de böyle yaşıyorlar. Çılgınlar gibi bir görgüsüzlükle her şeyin sahibi olmayı, siyaseti kullanarak kurumları dolandırmayı, devleti savunur gibi görünüp devletin itibarını iki paralık etmeyi planlayarak hayatlarında uygulayan şahıslar bunlar. Tabi hal böyle olduğu zaman dünyadaki değişimi ve toplumun getirilmeye çalıştığı noktayı bu güruha anlatabilmek epey bir zor. Ancak işin daha kötü kısmı ne biliyor musunuz? Maalesef ki bunu görmesi gereken kurumlar da bu ve benzeri kişilerce işgal edilmiş olması.

Sorgulamadığınız sürece devam edecek

Konu dönüp dolaşıp size dayanıyor biliyor musunuz? Seçtiğiniz insanları ahlaki kurallarla sorgulamadığınız sürece onlar sizi ve toplumu sömürmeye devam ediyor. Duygularınızı sömürüyor, paranızı sömürüyor, ahlakı inançla harmanlayıp arsızlık, hırsızlık ve kanunsuzluklarının üzerine sıvıyorlar. Oldukları gibi görünmedikleri gibi göründükleri gibi de olamıyorlar. Bütün yüreğimle söylüyorum ki aslında kendileri de ismini koyamadıkları korkunç bir rahatsızlık içerisindeler ama hani maymun avcılarının hikayesi var ya onun gibi yaşıyorlar. Hadi bugün ki yazımızı da bir kez daha şu maymun hikayesini yazarak bitirelim.

Maymun hikayesi

Afrika’da, Hindistan’da, Avustralya’da ki maymun avcıları ağaçlara orta boy bir karpuz büyüklüğünde maymunun elini kolayca girebileceği delikli kutular bağlarlarmış. Kutunun içine de maymunların sevdiği yiyeceklerden koyarlarmış. Maymun ellerinden birisini bu kutuya soktuğunda avcı gizlendiği yenden çıkar maymunu ürkütürmüş.

Panikleyen Maymun kaçmak istermiş ama kutunun içindeki yiyeceği tuttuğu için elini dışarı çıkaramazmış. Bu yüzden daha da telaşlanırmış. Ve sonunda avcının avı olurmuş.

Oysa maymun kutunun içindeki elini açıp meyveyi bıraksa özgürlüğe kavuşacak ancak meyveden vazgeçemeyince maalesef hayatından vazgeçmek durumunda kalıyor.

Bugüne kadar yazdığım hiçbir hikâyeyi hikâyeden yazmadım. İnşallah bu hikâyeden kendisine ders çıkartacak kişiler oluşur da ülkenin geleceğini konuşabileceğimiz siyasi yöneticilerimizi de yazabiliriz bu satırlara. Bu vesileyle sorumluluk sahibi bütün iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.