Reklamı Kapat

Herkes kendine yakışanı yapıyor

Mecburiyet varmış gibi

Bu cümleyi bugüne kadar bu satırlarda kaç kere yazdığımı artık unuttum. Kartepe Gazetesini devir aldığım günden bugüne kadar defalarca Kartepe’de özellikle siyasetçilerin iletişim ile ilgili büyük ve ciddi problemleri olduğunun altını çizdim durdum. İstediğiniz kadar yazın çizin anlatın, anlattığınız şeyler karşınızdaki kişinin algılayabildiği, anlayabildiği kadardır. Bugüne kadar kim bilir kaç tane siyasetçiyi ya da ilçe dinamiği sayılabilecek ismi bu satırlara olumlu ya da olumsuz taşıdım. Bırakın olumsuz yazdıklarımızı, olumlu yazdığımız insanlardan bile öyle kolay kolay bir geri dönüşüm almadık desem yeri var. Dışarıda sokakta can ciğer kuzu sarması, iş içeriye gazeteye gelince aman evlerden ırak. İyi yazdığınız zaman sanki zaten yazma mecburiyetiniz varmış gibi bir tavır, kötü yazdığınız zaman uzaktan uzağa yaylım ateşi. Ya da kimi zaman hani 40 yılın başında bir belki ama gazeteye gelip sitemin bin türlüsü. Hani klasiktir ya ‘Bize de mi?’ diye. Yani bizi de mi yazacaktın gibilerinden. Yahu ben bu gazetede 7 yıldır oturuyorum, düne kadar aklınız neredeydi diyecek o kadar çok insan var ki.

Konu aslında iletişim ile alakalı

Neyse biz bunları yazmaya kalkarsak inanın ansiklopedi yazmamız gerekir. Niyetim kalkıp hala anlamayanlar var diye iletişim anlatmak falan değil ama bu örneği de vermek istiyorum. Bakın geçtiğimiz hafta Kartepe Belediyesi İmar Komisyonu Başkanı Enes Aydınlı ile ilgili bir yazı yazmıştım. Belediye meclis üyesi olmadan önce aldığı bir iş ile ilgili bir yazıydı bu. Detaylarını merak edenler geçmiş yazılarımdan bulabilirler. Açık konuşmak gerekirse konu aslında tam olarak o yazı ile alakalı değil. Konu direkt olarak iletişim ile alakalı.

Enes öyle bir çocuk değil

Enes Aydınlı yazısını yazdığım gün itibariyle o kadar çok telefon aldım ki bütün içtenliğimle söylüyorum ki muhalif partilerin isimleri bile ‘Yahu sen Enes’i yazmışsın ama Enes öyle bir çocuk değil. Tanısan bunları yazmazsın’ gibilerinden şeyler anlattılar bana. Hatta hani sektirerek deriz ya, birileri üzerinden nabız yoklarcasına üstü kapalı ‘Enes’i yazmasın fena olur’ gibilerinden bir şeyler de geldi kulağıma. Beni tanıyanlar bu işlere pabuç bırakmayacağımı artık biliyorlar ve hatta inadına yazmayacağım şeyleri hırsla yazacağımı da biliyorlar.

Selamünaleyküm Cem abi ben Enes Aydınlı

En son çok eski tanıdığım bir kardeşim aradı aynı konu ile ilgili ‘Abi bu bizim Enes asla sana anlatıldığı gibi bir insan değildir’ deyince ben patladım sanırım biraz. Ona da söyledim ‘Bak böyle aba altından sopa gibi tehditvari şeyler geliyor kulağıma. Yemin ediyorum inadına yazarım. Adam gibi adam ise şayet arar beni ve abi yazdıkların yanlış deyip anlatır. Doğrusunu savunur’ dedim. Ertesi gün öğlen saatlerinde telefonum çaldı. Bilmediğim bir numara. Açtım. ‘Selamünaleyküm Cem abi, ben Enes Aydınlı’, ‘Oooo Sevgili Enes Aydınlı, şu meşhur Enes Aydınlı. Nihayet kardeşim. Hoş geldin’

Bu ayıp ikimize de yeter

İnsanlar konuşa konuşa bizim atasözümüzdür. Telefonda sıkıntısını anlatmaya başladı Enes Aydınlı. Bu böyle telefonda olmaz sen neredesin söyle yanına geleyim dedim. İş yerini bilmediğim için konum attı bana. Meğer aramızda 200 metre mesafe varmış. Komşumuzmuş. İşin tuhaf tarafı ilk paragrafta yazdığım kısımdaki gibi bunca yıldır bu ilçede bu işi yapıyor, belediyede komisyon başkanlığı yürütüyor ve bizim aramızdaki mesafe 200 metre. Ne ben Enes Aydınlı’yı tanıyorum, ne de Enes Aydınlı beni. Bu ayıp sanıyorum ikimize de yeter.

Olayların kendi ağzından yorumu

Yağmur yağıyordu, aldım şemsiyemi yürüdüm iş yerine. Oturduk anlattık. Sıcak, samimi ve hani Anadolu delikanlısı denilecek kıvamda bir arkadaşla sohbet ettik. O kendince haklılık sebeplerini anlattı bana. Yazdığımız yazıda geçen işi aldığında belediye meclis üyesi olmadığını, aldığı işin çok çetrefilli, uğraşı çok fazla ama uğraş kazanç denklemine bakıldığında aslında asla yapılacak bir iş olmadığını ama aldığı işi bırakmanın onca insanı yolda bırakmak olduğunu, işe ait hala bir ödeme almadığı gibi işin hala sürdüğünü anlattı bana. Yazdığımız yazıdaki gibi kendi firmasının yaptığı işi kendi başında olan komisyonun denetlemediğini ve belediyede başkan yardımcılarının kendisini asla uyarmadığını böyle bir ilişkilerinin olmadığını anlattı.

İnsan haklı olduğu davasının peşinden koşar

Bakın Ahmet haklı, Mehmet haksız kısmına asla girmeyeceğim. Ancak benim hayata bakış açım içerisinde şu vardır ki insan haklı olduğu davasının peşine koşar. Yani yaptığım işin altından kimse görmeden çok sular akmıyorsa, çok af edersiniz çamaşırım kirli değilse ya da kafamın arkasında başka işler yoksa davamı herkese anlatırım. Bu gazeteci olur, bu belediye başkanı olur, bu iç işleri bakanı olur, başbakan hatta Cumhurbaşkanı olur ben anlatırım. Haklı adam anlatır. Haklı adam ‘Abi sen yazıyorsun ama konunun bu tarafını bilmiyorsun’ der. Ancak bizde klasiktir ve kim bir gazeteciyi eleştirmek isterse şunu söyler ‘Yazmadan önce keşke beni arasaydın’ Elinde belge olan gazeteci bu doğru mu diye kimseyi aramaz bunu unutmayın!

Uzatılan eli görmek önemli

İletişimle girdik konuya öyle de kapatalım. Sevgili Enes Aydınlı kardeşimiz yazdığımız konu ile ilgili kasıtlı bir kanun kural çiğneme gibi bir cihetin içerisine girmediğini net bir dille anlattı bana. Elini uzattı, iletişim kurdu, elimizi uzattık, dinledik ve yazdık. Kim bilir belki uzun yıllar sürecek bir abi kardeşliğin köprüsünü kurduk ya da kim bilir belki sadece birbirimizi tanıdık. Ancak o iletişim için uzatılan eli görmemek için ne biz kafamızı çevirdik ne de yazdığımız kişi. Oysa daha birkaç gün önce bu ilçenin idarecilerinden bir kardeşimizi bilgi almak için aradığınızda, bu işleri oturup bir konuşalım diyerek elimizi uzattığımızda yanındakilerin gazıyla ‘Bu işleri konuşmak için biraz geç olmadı mı Cem abi?’ dediğinde bu ilçede iletişim kanallarının sanki kasıtlı kapatılmaya çabalandığını net bir şekilde gördük.

Herkes kendisine yakışanı yapıyor

Net bir söz söylemek gerekirse herkes kendisine yakışanı yapıyor. Kimisi arayıp konuşmak istiyor ve derdini anlatıyor, kimisi uzaktan uzağa kendince ateş ediyor, kimisi kapalı kapılar ardında bu işi nasıl çözerizin toplantılarını yapıyor, kimisi bizi düşman, kimisi yolundaki engel ya da işlerine takoz koyan adam olarak düşünüyor. Hepsine kocaman bir Eyvallah. Ben hemen her yazımın içerisinde söylüyorum. Bu yazıları bu satırlara yazan benim ama bütün bunları yazdırana hamdolsun diye. Kimin ne olduğunu en net bilen ve gören, kimin ne yaptığının en büyük şahidi olana Hamdolsun sonsuz kere.

Bugün Cuma, bu vesile ile herkese hayırlı, bereketli, sağlıklı bir Cuma ve keyifli bir hafta sonu dilerken, sorumluluk sahibi bütün iyi insanlara da Saygılarımı sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Ayip Oldu Bence - Cem bey, Enes bey her ne kadar sizi arasa da kendini aklamaya çalışsa da sizin sayenizde artık ilçede adı çıktı. Lekelendi sayenizde.

Siz gazetecilik yaparken haberin odağı olan Enes aydınlıyı arayıp bunları sormadınız mı ? Adamı gündem yaptınız üzerinden yazı yazıp Ak Parti'ye çaktınız şimdi çevir kazı yanmasın

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Aralık 01:45