Reklamı Kapat

Sahip çıkamayışlarınızı da röntgenleyelim mi?

Ben bir köy çocuğuyum…
Ve köyde büyümüş her çocuk gibi benim de en kıymet verdiğim şeylerden biri ağaçtır, topraktır, doğadır…
Çünkü bir fidanı dikerken bile “Bismillah-i Rahmani Rahim” diyerek toprağı kazmaya başlayan dedelerimizin bize en büyük mirasıdır topraklarımız üzerinde yeşeren ağaçlarımız…
Bir Çınar’ın gölgesinde büyümek, bir fındık ağacının getirisinde ekmek yemek velinimettir bizler için…
İşte bundandır ki, bir tek ağaç söz konusu olduğunda bile içim cız eder.
Orman İşletme Müdürlüğünün yüzyıllardır ailemize ait topraklar için tarafımıza “Ormanlık Alan” diyerek açtığı dava da nasıl ki asabım bozulduysa, bugün de Çuhane Caddesinde kesilen ağaçlar için o denli bozuğum…
Yok yokkkkkk bu iş de bir iş var…
Birilerinin bu Kartepe’ye ya bir kastı, ya da gözü var!
Bizi sınıyorlar adeta.
Sinirlerimizi hoplatıp, şaplatıp da alay ediyor gibiler…
Eşme’de Roma tarihinden kalma köprü tescillendi dedik, köprü gözümüzün önünde yok olup gidiyor.
Pancar Deposu tescilli nasıl olsa kimse dokunamaz dedik, bir gece ansızın yerle yeksan ediliyor
Şimdi de, 1844 yılında Sultan Abdülmecit tarafından hizmete açılan Çuha Fabrika-i Hümayunu’na ulaşan, iki tarafı çınar ağaçları ile bezenmiş ’Saltanat Yolu Çınarları’ kesiliyor…
Hayırdır! Birileri parsel parsel tarihimizi mi almaya çalışıyor bizden?
Her tescillenen, koruma altına alınanın akıbeti içler acısı halde iken mümkünse tescillemeyin, koruma altına almayın gözünüzü seveyim! Aklanmak için de; “İnsan hayatı gözetiliyor” demeyin sakın
17 Ağustos depreminde sevdiklerini enkazın altında bırakanlar, 1999 depreminden beri hasarlı binalarda yaşamaya devam ederken, binaların değil de ağaçların röntgenini çekmek bu milletle alay etmektir artık.
Soruyorum sayın yetkililere;
Bu yüzyıllık ağaçlar 2019 yılına kadar hiç hastalanmadı, aksırmadı, öksürmedi mi de bu tarihe kadar doktora götürme, röntgenini çekme gereği duyulmadı mı?
Bir anda mı hasta oldular? Hadi çürüdüler, hastalandılar diyelim de, yahu dişiniz ağrıdığında, kafanızı mı koparıyorlar çare diye…
90 yaşında bir hastanın, böbreğinde sorun var diye tedavi altına almayıp da, ölüme mi terk ediyorlar, ötenazi mi uyguluyorlar?
Bu ağaçların bakımsızlığı yüzünden düşen dallar sonrasında yaşanan kazalar tarihe not olarak geçmişken, ağaçtan düşen dal hastalık belirtisi olarak neden görülmedi o zaman?
Yaşanan kazalar sonrasında, röntgen çekilmesi gerekmez miydi? Dalı kırılmış bir ağaç, kolu kırılmış bir insan gibi değil miydi?
Dün dalı kırılan çınarı görmezden gelenler, bugün çıkıp da; “Zaruri ihtiyaçtan dolayı” diyorlar ya, hangi zaruri ihtiyaçtan söz ediyorlar mesela? Tarihi çınarın kökünde totem dikmek gibi bir zaruriyet mi bu?
Tarihi esere sahip çıkmaktan, insan hayatını korumaktan öteye nasıl bir zaruri ihtiyaçtır bu anlatın hadi? Ağaçları söküp atmak, yerlerine betonlar döşemek gibi mi mesela…Vay efendim yerine ağaç dikilecekmiş. Yahu o zaman baştan dikeydiniz! Elimize şeker tutuşturun bir de tam olsun!
O kadar ölüm yaşandı, Köseköylüsü, Aslanbeylisi ayrı ayrı serzenişte bulundu; “Bu yola bir çare” diye neden o gün bulunmadı bu çareler?
Turizmin incisi Kartepemiz’in Master Planı yok muydu? Ya da ödül alınan Çuha Fabrikası Restorasyon projesinde böylesi kıymetli bir yol umursanmamış, projeye dâhil edilmemiş miydi?
Bütçe mi yetmedi?
Yanlış hatırlamıyorsam taaa Aslanbey Belediyesi döneminde projelendirilen Kent Meydanı bağlantı yolu projesi uygulasaydı eğer bu tarihi yolun yükü hafifler ve o çınarlar ayakta kalırdı ama unutmamak lazım ki ekonomi uçuşta…
“Yol yapılacakmış hem de en dublesinden” deyip de kökü kazılan o tarihi ağaçlar kamulaştırma bedellerini azaltır evet de ya vicdanda ki bedel?
Bir de bu sorumsuzluklara imza atanların vicdanlarının röntgenini çekelim hadi.
Ya da; “Bu ağaçları yaşatmak için kaç kere röntgen çekildi de ölüm fermanlarını vermek için röntgen çektirme gereği duyuldu?” diye soralım…
Ama…
"Tescilledik" dedikleri Roma döneminden kalma köprü yok olmuşken, "tescilledik" dedikleri Pancar Deposu’nun molozları halen ortada dururken, kime ne soruyoruz ki?
Röntgeni çekilmişmiş, çürümüşlermiş, kesilmesi gerekmiş, miş miş de, miş miş!
Mışlı, muşlu hikâyeler bitmez ki…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nilay MERTTÜRK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.