Reklamı Kapat

Susuyorsak edebimizden bahsi

‘Sen ne söylersen söyle söylediklerin karşındakilerin anlayabildiği kadardır’ der Mevlana Celalettin Rumi Hazretleri. Hemen herkes kendi doğrusuna kilitlenmiştir çünkü. Ne anlatırsanız anlatın onun doğrusu beyninin içerisinde kemikleşmiştir. Karşısındaki adam ya da konu hakkında bir ön fikri vardır ve o ön yargıyı öyle kolay kolay da yıkamazsınız. Tabi bir de o ön yargıyı oluşturmaya çalışanlar var. Canı yananlar, kuyruk acısı olanlar, intikam peşinde küçücük hesapların peşinde dolaşanlar falan filan.

Ne biliyorum biliyor musunuz?

Yazılarımızın altına yorum yollayanlar, kulağımıza gelmesi için dedikodu gazetesini çalıştıranlar dün şunu söylediler genellikle ‘Bildiğiniz bir şey var ise korkmadan yazın. Susmayın’ Sevgili okurlar hemen hatırlatmak isterim ki bu konunun başından bu yana susmayan tek kişi benim ve tek kurum da benim gazetem. Ancak anlatmaya çalıştığım şey şudur ki biz bir gazete ve bir vatandaş olarak görevimizi yaptık. Bildiklerimizi, bize gelen istihbaratları konunun muhatapları, yetkilileri ile tamamını paylaştık. Bundan sonraki süreçte biz ne savcıyız ne yargıç ne de devletin güvenlik birimi. Yani ‘Susuyorsak edebimizden’ sözümüz 1 aydan fazla bir süredir yazdığımız konular ile ilgili bir türlü alınamayan sonuçlar üzerinden ‘Zaten böyle konular yok. Tamamı iftira’ mantığı ile yol alanlara şunu söylüyoruz, illaki yazmadıklarımızı da yazalım mı? İşte tam burada okuyucular şunu sormakta haklı olabilirler ‘Ne biliyorsun da yazmıyorsun?’ Ne biliyorum biliyor musunuz? Olmadığını iddia ettikleri tip olaylardan daha bir sürüsünün olduğunu, bunların kimler olduğu ile birlikte tutanaklarının tutulduğunu, ancak toplumun bu tarz olaylardan daha fazla etkilenmemesi için bu kirlenmişliği, rezillikleri daha fazla yazmak istemememizi ‘Böyle olaylar yaşanmadı, uyduruyorlar’ diye yaydıklarını biliyorum. Onun için de bunları yayanlara ‘Susuyorsak edebimizden susuyoruz’ diye özellikle söylüyorum.

Bu konular kapanıp gitmesin

Halının altına süpürülen, faillerinin ortaya çıkarılmak, toplumun önüne konulmak yerine bu gibi konuları normalleştirmek için mağdurlar ile ilgili çeşitli kulplar bularak mağdurları suçlu ilan etmek gibi bir gayret içerisine girenleri yazıyoruz. Aslında yazılmayan, konuşulmayan daha da ağır dosyaların, tutanakların olduğunu, yani ortada bir şey yokmuş gibi davranmalarının anlamsız olduğunu yazıyoruz. Bakın yazdıklarımızdan anlayanlar çoktan anladılar zaten ama biz bu konular kapanıp gitmesin, ileride defalarca tekrar ederek bu ahlaksızlar kendilerini kahraman, yaptıklarını da güç gösterisi olarak görmesinler diye toplumu bu konu ile ilgili bilgilendirmeye çalışıyoruz. Gerisini de kim nasıl anlamak ya da dışarıya nasıl anlatmak isterse kendilerine bırakıyoruz.

Derbent’e müze şahane olacak

Kartepe Gazetesini devir aldığımız ilk zamanlardan kalma bir hikaye bu aslında. Gazetemizi ilk ziyarete gelenlerden birisi de o dönem Ak Parti Kocaeli İl Disiplin Kurulu Başkanlığı görevini yürüten ve o gün ki teklifim sonrası gazetemizi yazıları ile onurlandıran Sevgili Orhan Arıkan ağabeyimdi. Orhan ağabey o zamanlardan beri bu projeyi anlatır. Derbent insanları ile Osmanlı Sultanlarının, saraylarının ilgisini, o dönemlerden kalan anılar, fotoğraflar ve eşyalardan hep bahsederdi. ‘Şu müzeyi bir yapabilsek, şunları bir sergileyebilsek’ diye de dertlenirdi. Hatta birkaç parça fotoğrafı da yanlış hatırlamıyorsam Derbent’teki tarihi Hikmetiye Camiinin Derneğinde göstermişti bana.

Ercan Topaca zamanı

Bunlar son derece özel ve önemli projeler aslında. Eldeki geçmiş nesillerden gelen malzemelerin gelecek nesillere aktarılarak eski ile yeni arasında köprü kurabilmek adına önemli adımlar. Ancak yine Sevgili Orhan ağabeyin aktarımıyla o dönemin valisi Ercan Topaca beyefendiye Derbent’te böyle bir müze yapılması konusunda ricada bulunulmuş ve Sayın Vali de bunu kabul ederek İl Özel İdare Müdürlüğüne konuyu aktarıp proje çalışmalarına başlanması talimatı vermişti. Hani derler ya her şey zamanını bekler diye bunda da öyle olmuş. O dönem Sayın Topaca’nın Ankara Valiliğine atanmasının ardından bir de üzerine 15 Temmuz kalkışması gelince müze projesi tam tabiriyle rafa kalkmış.

Kocaman'dan son derece mantıklı bir teklif

Son seçimlerde Mustafa Kocaman’ın Kartepe Belediye Başkanı olması ile birlikte benimde üye olduğum ve bundan büyük bir mutluluk duyduğum Kartepe Doğal Hayatı Koruma Kültür ve Turizm Derneği mevcut Başkan İrfan Yiğit önderliğinde belediyeye bir hayırlı olsun ziyaretinde bulunmuş ve konuyu yeniden gündeme getirmişlerdi. Konu ile ilgili yapılan birkaç toplantının ardından Vali Topaca zamanında Melek Suyu mezarlığının karşısındaki ormanlık alana yapılması planlanan müze için Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman yeni ve son derece mantıklı bir teklif yapmış. ‘Bu müzeyi Derbent’in de Kartepe’nin de önemli eserlerinden birisi olan Hikmetiye Camiinin karşısındaki park alanına inşa edelim. Böylelikle müzeye gelenler Hikmetiye Camiini, Hikmetiye Camiine gelenler de müzeyi de gezebilir’ fikrini ortaya atmış. Hatta bununla da yetinmeyerek bu teklifin kabul edilmesi halinde müze binasını da Kartepe Belediyesi olarak yapmayı taahhüt etmiş. Bakın bunlar çok önemli hareketler. Bu ve bunun gibi projelerin Kartepe’de hayata geçmesi ağırlıklı olarak turizm beldesi bir ilçe için son derece önemli hareketler.

Derbent değil Kartepe müzesi

Dün aldığım ve son derece mutlu olduğum başka bir bilgi de bu müzenin yalnızca Derbent ile ilgili bir müze değil, tüm Kartepe’yi kapsayıcı bir müze olacak olmasıydı. İlçemiz insanlarının tarihi değerler taşıyan atalarından dedelerinden kalma bazı eserleri bu müzede sergileyecek olmaları fikri bile ilk etap için heyecan verici. Bütün içtenliğimle söylüyorum ki bu proje için çalışmaların başlanmış olması ilçemiz adına uzun zamandır aldığım en güzel haberdi. Emek harcayanların, katkı sağlayanların ellerine, yüreklerine sağlık.

Dün bir süre izlediğim kadarıyla ekipler son derece hızlı bir şekilde çalışıyorlardı. Bunu şunun için yazdım ki şayet bu çalışma ilk gün hızı değilse çok kısa bir süre içerisinde Kartepe’miz müzesine kavuşacak. Şimdiden hayırlı olsun diyelim ve sabırsızlıkla açılışını bekleyelim. Emek harcayan, katkı sağlayan herkese bir kez daha teşekkürler.

Bu vesile ile sorumluluk sahibi bütün iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Kartepe Kartepr - Siyasi parti ismi vermiyorum diyorsun. Bildiklerini anlatmak için emmiyete gittiğimde ilçe başkanı ve iş ortağıda benden sonra emniyete gitti bende belgesinde var diyorsun soru 1) İlçe başkanı emmi eye giderken birilerinden izin i almalı veya kiminle gideceği konusunda kimden izin almalı. Soru) 2- emniyette muhpirinizmi var. Soru 3)İnsanların özel hayat gizliliğini izin almadan kayıt altına almak ve yayınlamak suçmu/değilmi? Soru 4) emniyete gittiğinin belgesi var ise neden gittiğini ne ifade verdiğinizde biliyorsunuzdur Soru5) tatar ve bildiğiniz bir seyler belgeli ise neden Si zyayınlayamıyorsunuz. Hadi yayın yasağı var diyelim. İsimlerierinin baş harfleri yayınlanan kişilere neden göz altı yapılmıyor. Soru 6)tatarım dava adamayım inançıyım VS kenara bırak belgem var ve yayınlayama korkuyurum diyorsan. Sana gönder ben yazayım diyen gazeteciye gonder soru 7) bilgi belge yoksa lütfen yazma ilçenin adını lekeleme insanları zan altında bırakma

Yanıtla . 0Beğen . 3Beğenme 13 Ekim 16:18