Reklamı Kapat

Allah sorsun

Nefret ediyorum

Allah sorsun diye başlık attık ama kim olursa olsun bu bir beddua başlığı asla değildir. Yaklaşık 10 günden bu yana sürekli aynı konuyu yazıyorum. Bütün içtenliğimle söylüyorum ki yazarken de artık nefret ediyorum. Yazdığım konudan, konunun faillerinden, ne yazarsanız yazın, konunun mağdurlarının hala ortaya çıkarılamamış olmasından, doğrusuyla, yanlışıyla, eksiği, fazlasıyla herkesin bir şeyler bildiği halde aynı herkesin hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranmasından ciddi söylüyorum nefret ediyorum artık. Bana isim soruyorlar, kim bu kişiler bize de söyle diyorlar. Bunu soranların büyük çoğunluğu bana gelen isimleri aralarında tek tek konuşuyorlar. Fakat sorarsanız ben hariç kimse bir şey bilmiyor. Yemin ediyorum şaşkınım. Bana ‘Abi bu olay ………. İsimli kızın olayı değil mi?’ diye soranların birlikte toplantıya girdikleri yöneticilerinin bu işlerden haberi yokmuş gibi açıklama yapması, ‘Dumlupınar Mahallesinde gerçekleştiği iddia edilen olayla ilgili’ ifadesindeki iddia edilen sözü şaşkınlığımı daha da arttırıyor. Evet bu konu ile ilgili dün akşam saatlerinde bir basın açıklaması yayınlayan ve birçok basın yayın organı ile birlikte aleni bizi de siyasi partilerinin düşmanı ve hatta Kartepe düşmanı olarak gösteren, hedef alan, hedef gösteren kişileri dilim tutulmuş vaziyette izliyorum. Tüm yazıyı biz de bir kenara kaydettik.

Bu açıklamayı neden yaptılar merak ediyorum

Hiçbir yazımızda iktidar partisi ya da buna benzer bir ifade kullanmadığımız halde bugüne kadar zerre miskal açıklama yapmayanlar, 10 küsur gün sonra böyle bir açıklamayı neden kendilerinin yaptığını birçok insan gibi ben de merak ediyorum. Ancak konu ile ilgili merakım bununla da bitmiyor. Bitmeyen bu meraklarımın neler olduğunu da şimdilik bu satırlara değil, konuyu daha derinden irdeleyeceğine inandığım kurumlara aktaracağımın da bilinmesini istiyorum. Kişilere ve özellikle de isimlere asla yer vermediğimiz halde, devlet kurumlarında üzerine basa basa bize sorulduğu ve bizim asla isim vermediğimiz halde bu alınganlığın sebebini çözebilmiş değiliz. Evet Kartepe yazan benim, siyasi parti yazan benim, hatta belediye yazan da benim ama biz iktidar partisi gibi bir imayı asla yapmadık.

Biz istismarcılar dedik onlar partimizin mevcut yönetimi dedi

Biz köşe yazımızda ‘Konuyu örtmeye çalışan istismarcılardır’ diye üzerine basa basa yazmışken ‘Partimizin mevcut yönetiminin soruşturmaların üzerini kapatarak birtakım kişilere menfaat sağladığı iftira edilmiştir’ ifadesi anlaşılabilecek gibi değildir. Bunları ne biz yazdık ne de başka bir basın organı, bunu maalesef 10 küsur gün sonra dün akşam saatlerinde basın açıklaması yapan bir siyasi partinin ilçe başkanı yaptı. Bu açıklamayı seçim zamanı bize gelen, dükkanına gittiğimiz, gazetemize kahvaltıya gelen hatta ortak mekanlarına ayrı zamanlarda bizim de kahvaltıya gittiğimiz, tanıdığımız, bildiğimiz, diyaloglarımız olan ama bu süreç içerisinde bir kez dahi bizi arayıp ‘Abi bir şeyler yazıyorsun ama hayrola?’ demeyen kardeşimiz yaptı. Hem de ne açıklama. Biz edebi de hayayı da terbiyeyi de tüm bunları yazılarımıza yansıtmayı da bildik bugüne kadar çok şükür. Haddimizi de bildik, hududumuzu da. Devlet terbiyesi denilen şeyin ne olduğunu da hamdolsun. Şimdi kendisinden ricam bu yazı şayet kendi kaleminden çıkmadıysa basın açıklaması olarak yayınladıklarını bir kere daha okuması yönünde olacak. İçerisinde tarafımıza isnat ettiği şeyleri gerçekten hissederek ve böyle inanarak yazdıysa zaten konuşacak bir şey kalmamış demektir. Ancak okurken kullanılan cümlelerdeki vasıfların bana uymadığını vicdanı kendisine haykırıyorsa o zaman da gereğini yapacaktır diye düşünüyorum. Çünkü bu iş öyle iki kişinin kırgınlığı ya da küskünlüğü ile kapanacak bir konu değil. Artık herkes biliyor ki öyle de olmayacak. Tabi bu arada kendi açıklamalarını okuduktan sonra bizim yazılarımızı da bir kez daha dikkatli bir şekilde okumasını önemle tavsiye edeceğim kendilerine.

İnanın hepsini yazmıyoruz

Şimdi çok önemli bir tespitle ilerlemeye çalışacağım. Bu yazıyı okuyanlar, bu işin içerisinde hangi tarafında olursa olsun var olanlar, olayı aydınlatmak için çalışanlar vs. vs. vs. hemen herkes çoluk çocuk sahibi! Yazdığımız konular haricinde biz yazıyoruz diye benzeri olayları yaşayıp bize gelenleri size yemin ediyorum yayınlamıyorum. Daha iki gün önce mart ayında yaşanan iğrenç ötesi bir taciz olayı ile ilgili dokümanlar geldi önüme. 12 yaşında bir kız çocuğunun anlattıkları kan dondurucu. Yazdıkça başka şeyler çıkıyor gün yüzüne. Yazı yazıyoruz, okur altına kendi çocuğunun, hem de yine %50 engelli çocuğunun yaşadıklarını yorum olarak yazıyor, yaşadıklarını anlatıyor ama bütün bunları biz yazınca adı siyasi linç ve kasta dönüşüyor, Kartepe’yi karalıyor oluyoruz öyle mi? Ben mi karalıyorum Kartepe’yi yoksa ellerinde yetki ve makamlar olduğu halde masaya yumruğunu vurmayıp burada neler oluyor diye sormayanlar mı? Bakın bu çok önemli bir sorudur!

Saklamaya çalışanın yapandan farkı olmaz

Bu işleri kim yaparsa yapsın, siyasi görüşü, hangi partiye üye oluşu, kimin mahalle temsilcisi, hangi siyasi partinin ilçe yöneticisi, hangi partinin meclis üyesi olursa olsun, sokaktaki herhangi birisi, tacir, tüccar, esnaf her kim ya da kimlerse açıkça söylüyorum nefret ediyorum hepsinden. Yapandan, kollayandan, üstünü örtemeye çabalayandan, alttan alttan bu işten bir şey çıkmaz diye değersizleştirerek yokmuş havası vermeye çalışanlardan nefret ediyorum. Bu işler öyle sağda solda, rakı masalarında, kahve köşelerinde birbirlerine marifetmiş gibi kahkahalarla hovardalık maceralarının anlatılmasına benzemez. Yapanın yanına kar kalmaz, kalamaz, kalmamalı. Bu işin üzerini örtmeye çalışan birileri var ise yapandan zerre miskal hiçbir farkı yoktur. Mazlumun ahı indirir şahı sözü eninde sonunda gerçek olur.

Sordukları kadar anlattım

Bakın dün İl Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Şubesinin daveti üzerine kendilerine gittim ve ifade verdim. Şubedeki gencecik pırıl pırıl insanlar bu işin aydınlanması için nasıl bir çaba harcıyor ben kendi gözlerimle gördüm. Bildiklerimi, bilgilerimi sordukları kadar anlattım. Benim anlatırken bir gazeteci değil bir insan olarak yaşadığım hissiyatı onların da aynı şekilde birer vatandaş olarak yaşadıklarını gördüm. Bu işin ortaya çıkması için iyi niyetli herkes bir gayret içerisinde. Amaç bir bilgi kırıntısından koca bir düğümün çözülmesine zerre miskal katkı sağlamak. Elbette ki siyah varsa, beyaz da var ya da tam tersi yani iyi niyetlilerin yanında elbette ki kötü niyetli insanlar da var olacak. Bu iyi ile kötünün yarışı ise herkes kimin kazanmasını istiyorsa onun yanında yer alacak. Safını belli edecek. Ben ediyorum. Bu haltı yiyenler makam mevki ya da diğer titrleri ne olursa olsun kendi adıma direkt olarak karşılarındayım. İsterse yanımda hiç kimse olmasın, Allah’ım bana yeter ve isterse onların yanında cümle alem olsun, Allah doğruyla beraberdir.

Allah sorsun

Bakın ben sade bir vatandaşım ve bununla gurur duyuyorum. Bu ülkenin vatandaşı olan herhangi bir kişiden hiçbir farkım ve ekstra hiçbir özelliğim yok. Yazılarımı siyasi bir kimlik, siyasi bir yardakçılık, birileri bu işten zarar, başkaları yarar görsün diye yazıyorsam bunun hesabını yürekten istiyorum ki Allah sorsun bana. Onun hesap sorması başkalarına benzemez çünkü. Ancak yine yürekten istiyorum ki bu işleri her şey normaldi ama yazarak biz bozduk gibi bize mal etmeye çalışan, halının altına süpürüp iftira atıyoruz havasına sokanlara da Allah sorsun. Bu iğrençliği yapanlarla şayet böyle birileri var ise gizlemeye çalışanlar, örtbas etmeye çalışanlar arasında benim nazarımda hiçbir fark yok. Kızın sıfatı, ailesinin sıfatı ya da yaptıkları şeyler hiçbir şeyin hafifletici sebebi olamaz. Suç varsa ceza da vardır.

Bu yük artık ağır geliyor

Artık temcit pilavı gibi aynı konuları yazmaktan sıkıldım. Emniyete giderek bildiklerimi dün yine anlattım. Başka başka olayların da var olduğunu onlara da söyledim. Fakat bu yük içtenlikle söylüyorum ki çok ağır bir yük. Biz yazıyoruz diye bu işleri yaşamış insanlar yazıyorlar bize. Hepsine yetişebilmeyi, hepsinin mağduriyetini çözüme ulaştırabilmeyi istiyorsunuz. Ancak buna imkân ve ihtimal yok. Biz sadece bir gazeteyiz ve devletin bu işleri takip eden güvenlik birimleri var.

Bir süre arkama yaslanıp dışarıdan seyredeceğim

Konu ile ilgili elimize çok önemli bir şey gelmez ise bu bir süreliğine konu ile ilgili yazılarıma ara vereceğim. Biraz arkama yaslanıp dışarıdan takip etmek istiyorum. Kimler ne yapıyor ve ne gelişmeler yaşanıyor bir süre izlemek istiyorum. Kendi ahlaki değerlerimce şayet konular ile ilgili bir gelişme kaydedilmez ise, bildiğim bana gelen bütün bilgileri, tarihleri ile var ise evrakları ile, muhatapları, mağdurları, ilgili ya da ilgisizleri ile dosyalaştırıp üst makamlardaki devlet birimlerine iletip artık kenara çekilmek istiyorum. Çünkü biz yazdıkça kabarıyor, çoğalıyor yaşanmışlıklar ve ben artık bu yükü taşımak istemiyorum. Devlet büyüktür, devletin kurumları herkesten bağımsız ve büyüktür. İnanıyorum ki bu işi onlar çözeceklerdir. Dün o birimdeki gencecik arkadaşların gözlerinden bunu net bir şekilde okudum. Yanılmadığımı göreceksiniz. Kenara çekiliyorum desem de çekilmediğimi de.

Bu vesile ile sorumluluk sahibi bütün iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Şinasi - Sevgili cem şakoğlu dogru bildiğin ve inandığın bu yolda devam etmelisin asla yanlız değilsin ve asla yanlız olmayacaksınız

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Eylül 12:29