Reklamı Kapat

Siyasiden kork Allah’tan korkma

Bazı konular ile ilgili yazdığım zaman bazen gerçekten üzülüyorum. Üzüntümün sebebi doğru işler yapılmadığına inandığım devlet kurumlarının bazı birimlerinde bütün gücü ile devlet ve vatandaş için çalıştığını bildiğim insanların oluşu ve kurunun yanında yaşında yanıyor olması. Tabi bunun yanında belediyelerde, devlet kurumlarında kamu görevlisi olarak, devlet memuru olarak çalışan insanların kimi zaman bazı mecburiyetlerle emir demiri keser mantığı ile hareket ettiklerini de biliyorum. Hani derler ya aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık diye, tam da böyle. Çünkü bu işler bizde doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlar doğrultusunda ilerliyor.

Belediyelerde, kamuda, devletin farklı birimlerinde çalışan insanların devletin koyduğu kanunları herkes için eşit olarak uygulamasını sağlamak için siyasilerin, belediyelerin üst kadrolarının, kurumların başındaki insanların bu işleri kurcalamaması ve kendileri dahil hiç kimse için ayrıcalık istememesi gerekli. Şimdi bu cümlenin arkasından bizim ülkemiz insanının istek ve heveslerini düşünün.

Son belediye başkanlığı seçimlerinde sokakta vatandaşlara ‘Nasıl bir belediye başkanı istiyorsunuz?’ diye sormuştum. Yazılarımızı okuyan, bizi tanıyan, çayını kahvesini içtiğimiz, sohbet ettiğimiz insanlar sağ olsunlar ‘Senin gibi bir başkan istiyoruz Cem abi’ demişlerdi. Ben de gülmüştüm ancak arkasından da sormuştum ‘Cem Şakoğlu neden belediye başkanı olsun?’ İlk gelen cevap genel üzerinden ‘Sen dürüst bir insansın abi’ oldu. Ben de dürüstlük bir özellik değildir. Herkeste olması gereken bir düsturdur. Onun için başka şeyler söyleyin dediğimde ‘Abi sen bizim abimizsin, bunlar bizim çoluk çocuğumuzu işe almazlar. Sen abimiz olduğun için alırsın’ dediler çoğunlukla. Ha şöyle gelin bakalım. Başka diye sordum. ‘E abi bunlar bize ihale vermezler, sen verirsin’ dediler sonra şunu bile söylediler, ‘Bizim şurada bir arazimiz var yıllardır mücadele ediyoruz. Tarlaya çevirdiler. Bunlar düzeltmezler sen düzeltir, imara açarsın abi’

Bunları neden yazdım biliyor musunuz? Biz aslında devleti, devletin kurumlarını ya da devletin bekasını taşıyacak, güçlendirecek, idare edebilecek, büyütecek insanlar, başkanlar, yöneticiler istemiyoruz. Biz kendi egomuzu, kendi ekonomimizi, kendi ihtiraslarımızı tatmin edecek, devleti takmayıp, gözetmeyip kendi şahsi çıkarlarımızı gözetecek yöneticiler arıyoruz kendimize. Peki sadece biz mi arıyoruz? Tabi ki hayır. Bizim aradığımız gibi herkes arıyor. Sonra ne oluyor biliyor musunuz? ‘Biz millet olarak bu hale nasıl geldik?’ oluyor.

Oysaki devlet kurumlarının hangi kademesinde olursa olsun devletten maaş alarak çalışan bütün kardeşlerimiz, ağabeylerimiz aynı tavrı sergileyerek siyasilerden ya da üst kademelerden gelecek yasal olmayan işleri punduna uydurmaya çalışmadan kanunlar nezdinde yapılması gereken her ne ise herkese uyguladığı gibi olumlu ya da olumsuz o kişiye de uygulayabilirse bu işler düzelir. Koltuğundan, makamından, yerini, maaşını, işini kaybetmekten korkmadan adil bir şekilde herkese eşit davranırsa bu işler düzelir. Bu bizim bugün ki yapımızla olabilir mi? Üzülerek söylüyorum ki neredeyse imkansız.

Hani biz sözüm ona Müslüman bir ülkeyiz ya, hani bizim hesapta Allah korkumuz var ya inanın çoğu lafı güzaf. Biz önümüze gelen bir işi hakkaniyetle yapmayı düstur edinmiş bir toplum olabilsek, yerimizden, maaşımızdan, işimizden olacağız diye idarecilerden, yöneticilerimizden, siyasilerden korkarız ama yarın bütün bunların hesabını vereceğimizi bildiğimiz Allah’ımızdan korkmadan işi punduna uyduruveririz. E nerede kaldı bizim Müslümanlık. Ne oldu o dilimizden düşüremediğimiz Allah korkusuna? Ne demişti Hazreti Mevlana ‘Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün’

Hayatımızın her aşamasında aynı felsefe ile yaşayabilirsek o zaman toplum gerçek anlamda toplum olur. Ne siyasette kutuplaşmalar kalır ne elin adamı bizi uzaktan kumanda ile dışarıdan yönetmeye çaba gösterebilir. Birbirine kenetlenmiş, kendisinden önce devletinin yükselmesini isteyen, bu vesile ile de zaten otomatikman her yönden güçlenmiş bir toplum oluruz. Ancak bugün ki fotoğrafta inanın herkes bireyselliğin yani önce kendi egosunun isteklerinin peşinde. Komşusunu, meslektaşını, vatandaşını, akrabasını, arkadaşını, hastayı, garibanı, ihtiyaç sahibini öyle kolay kolay kimsenin tam manasıyla düşündüğü falan yok. Kırkta yılda bir aklımıza geldiklerinde üç beş bir destek olduğumuzda kendimizi koyacak yer bulamayız maalesef.

Bende başlıyor her şey. Yani sende başlıyor. İnsanlardan, makamlardan korkacağımıza Allah’tan korkmayı başarabilirsek şayet, inanın her şey yoluna girecek. Sorun bakalım şimdi kendinize Allah’tan gerçekten ne kadar korkuyorsunuz!

Bu vesile ile sorumluluk sahibi bütün iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.