Reklamı Kapat

Yapmak için önce istemek lazım

Herkese sağlıklı, huzurlu, bereketli bir Cuma günü diliyorum. Şehirler ellerinin altındaki değerleri ön plana çıkartmaları ile bilinirlik elde ederler. Bu bilinirlik de tabi ki bir süre sonra otomatikman ekonomiye dönüşmeye başlar. Ekonomik girdinin artmasıyla birlikte yatırımlar da artmaya başlar. Doğru planlama ve doğru uygulamalar ile yaşadığınız şehirlerin nerelerden nerelere geldiğine siz bile inanamazsınız. Ancak bunun için hep yazdığım gibi ilk gereken şey istemektir. Yapmak istemek.

Şehri geliştirmek, insanını geliştirmek, teşvik etmek, eldeki değerleri markalaştırmak, tarihi, sosyal alanları, kültürü, sanatı insanların önüne farklı alternatiflerle koymak elbette bir vizyon ister. Bu vizyonu sağlayabilecek bilinçli ve çıkarcı olmayan insanların önlerine ciddi miktarlarda maaşlar koyabilmeli belediyeler ya da devlet kurumları. Adam kayırmadan, siyaset gütmeden, kimsenin güdümüne girmeden, göz yummayan, kovalayan, araştıran, geliştiren ve bunların tamamını bir potada eritip birleştirebilen insanlar.

Geçen defa da buna benzer bir yazı yazmıştım ama bu benim içimin hem yarası, hem de coşkusu biliyor musunuz? Turizm bırakın şehirleri, ülkeleri ayağa kaldıran, uçuran, ekonomilerine çok büyük güç katan bir olgudur. İşte bütün bu tespitleri yaptıktan sonra bizim kentimiz de, ilçemiz de bırakın yurt içi turizmini, yabancı turistlerin akın akın gelmesini sağlayabilecek çok müthiş bir yapıya haizken sanki köşemize oturmuş gelen gelir ne yapalım mantığı ile iki üç heykel, birkaç harabe ile turist bekliyoruz. Ha tabi bu arada bekliyor muyuz onu da tartışabiliriz.

Bir kıyısında bir dönemin dev yapısı Roma imparatorluğuna başkentlik yapmış Nicomedia, bir kıyısında Astakoz’u ile müthiş bir tarihi kökene sahip bir şehrin üzerinde oturuyoruz. Peki ortada ne var? Bu söyleme göre neredeyse hiç! Peki bu oluşumları ortaya çıkartmak için en azından bir girişim var mı? Net söylüyorum ki bir gazeteci olarak şu ana kadar benim kulağıma gelen her hangi bir şey yok. Sadece tek bir örnek vermek istiyorum ki, 1909 yılında Danimarka’nın Kopenhag şehrine bağlı Langelinie kasabasında bir kayanın üzerine yapılmış 1.25 metre uzunluğunda ve 175 kilo ağırlığında bronzdan bir Deniz Kızı heykeli yapılır. Bugün bu heykel Kopenhag şehrini simgelemektedir. Yalnızca bu heykeli görmek için her yıl 3,5 - 4 milyon turist Kopenhag’a gidiyor. Biz koskoca Roma İmparatorluğuna başkentlik yapmış Nicomedia’yı, o dönemin en popüler şehirlerinden birisi olan Astakoz’u ortaya çıkartabilirsek var ya, inanın düşünemiyorum bile.

Bakın bize doğru gelelim. Kartepe’nin en doğusu Eşme’nin önü Sapanca gölü. Hatırlarsanız 2002 yılında Sapanca gölüne askeri bir helikopter düşmüş ve bu elim kaza sonucu iki askerimiz şehit olmuştu. İşte o helikopteri çıkartmak için dalan dalgıçlardan birisinin anlatması ile bana aktarılan aşağıda ‘22 tane evi ben saydım’ söylemi. Eğrisini doğrusunu elbette bölgeye dalış yapanlar bilirler. Şayet böyle bir durum hasıl ise, bakın bütün içtenliğimle söylüyorum ki bölgemize akın akın dalış turları organize edilir. Hele ki o aşağıda varlığından bahsedilen köylerin neden suların altında kaldığının mitolojik hikayesinin dışında benim bildiğim gerçek kısmı anlatılabilirse tahmin edemeyeceğiniz bir ilgi görür.

Geçelim Başiskele’ye. Yani Astakoz tarafına. Başiskele’nin eski ve orijinal adı ‘Taşiskele’ Çok ama çok sağlam kaynaklardan edindiğim bilgilere göre ‘Taşiskele’ Kur’an-ı Kerim’in Kehf suresinde geçen Hz. Musa ve Yuşa Aleyhisselam’ın Hz. Hızır ile buluştukları o meşhur iki denizin birleştiği yer. Şimdi bunu benimle birlikte bilen yalnızca birkaç kişi. Bunun araştırmasını yapıp, netice elde edilmeye başlandığında, delilleri ile birlikte kamuoyunun önüne, hatta dünya basınına bunu duyurduğunuzda ne olur biliyor musunuz? Ben biliyorum.

Bakın daha doğal güzelliklere, kültürel miraslara, ekolojik turizme falan girmiyorum. Tabi bütün bunları gerçekleştirebilmek için oturup dersimize iyi çalışmamız lazım. Okullarımızda turistik alanlarımızı çocuklarımıza ders olarak anlattırmamız lazım. Taksicilerimize, rehberlerimize bunları hem anlatmak, hem bütün bunları haritalar, broşürler ile desteklemek ve dağıtmak lazım. Bölge insanlarını bu tarihi doku ile tanıştırmak, bilgilendirmek, o kültürü almalarını sağlamak lazım. Bakın bütün yüreğimle söylüyorum ki bölge olarak hiç kimseye bir ihtiyacımız kalmayacağı gibi ülke ekonomisine de inanılmaz bir katkı sağlarız.

Elbette o da gerekli ama biz elimizdeki kömürü elmasa dönüştürmek için çaba harcamayıp kömürü yakmaya çabalar gibi turizm cenneti olmaya namzet bir kenti sanayi şehri ilan edersek işte o zaman film değişmeye başlar.

Kendi bölgem ile ilgili pandemi sebebiyle hazır insanlar eskisi kadar bölgenin turizmine katkı sağlamıyorlarken keşke planlar içerisinde olan Teleferik projesi, Çuhane’deki Çuha Fabrikası projesi, maalesef talihsiz bir şekilde yıkılan ve birebir aynısının yapılacağı açıklaması yapılan tarihi Pancar deposu projelerinin en azından şu durgun zamanda yapımlarına başlanmasını arzu ediyorum. Bunlar belki büyük yatırımlar ama fotoğraf ortada, Ormanya örneği gözümüzün önünde. Siz yeter ki isteyin, yapmak isteyin ki bakın yapacak ne kadar çok şey konulacaktır önünüze.

Bu vesile ile sorumluluk sahibi bütün iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.