Reklamı Kapat

Al hayvanlarını git diyorsun da!

Bazen yoksa yanlış olan ben miyim diye düşünmüyor değilim. Hayata bakış açımızdan mıdır bilemiyorum ama bazen karşımıza çıkan durumlar karşısında şaşk...

Bazen yoksa yanlış olan ben miyim diye düşünmüyor değilim. Hayata bakış açımızdan mıdır bilemiyorum ama bazen karşımıza çıkan durumlar karşısında şaşkınlığımı gizleyemiyorum açıkçası. Kimi zaman bir kural ya da uygulamanın talimatını veren kurum ya da resmi kuruluşların bu işi neye dayandırarak yaptığını merak ediyorum. Bazen tam adıyla ben yaptım oldu mantığının hüküm sürdüğü öyle konular yaşanıyor ki şaşkınlık veriyor insana. Sanki yapılan ya da yapılacak olan iş için bir çözüm üretmekle hiç uğraşılmamış, kolaycılıkla dayatma yolu kullanılmış gibi geliyor.

Biliyorum yazacağım konu son derece hassas bir konu. Bu konu ile ilgili Kurban Bayramından önce yine bir yazı yazmıştım. Başlıktan da anlaşılacağı üzere konumuz yıkılan ya da yıkılacağı haber verilen ahırlar. Bakın burada amacım bir suçlu aramak ya da birilerini suçlamak asla değil. Buradaki derdim bakış açısı. Kartepe bundan 20 sene önce yani henüz Kartepe değilken buralar ilçe belediyesi statüsünde olsalar da bildiğiniz her taraf köydü. Yani tarım ve hayvancılık bölgenin doğal geçim kaynağıydı. Ahırlar, meyve bahçeleri, tarlalar, meralar vs. geniş alanlara yayılmış ve günlük yaşam zaten bu yerlerin üzerinde geçiyordu. Gübrenin kokmasını bırakın, kokmaması tuhaftı o zamanlar.

Şehir bizim köylerimizden ciddi anlamda uzaktı. Bu insanların yaptığı bu işler bir Allah’ın kulunun gözüne batmıyordu çünkü hemen herkes bu işlerle uğraşıyordu. Tarım yapanın hayvanları da olduğu gibi, hayvancılıkla uğraşanların da aynı zamanda bağ, bahçeleri vardı. Sonra göçle gelen insanlar şehirlere sığmamaya başladı. Kentle ve şehir merkezi ile birlikte ilçelerimiz, köylerimiz de göç almaya başladı. Hele ki 1999 yılında yaşanan deprem felaketi sonrasında bu göç katlanarak yükseldi. Kent yavaş yavaş doğuya doğru kaymaya, bizim bölgemiz de ince ince kent merkezi olabilecek kadar insan barındırmaya başladı. Tarım ve hayvancılığın içerisine getirip sanayiyi soktular. Yıllarca üç kuruş için çabalayan insanlar kendilerine gelip arazilerini satın almak isteyen insanların önlerine koydukları paralara kanarak topraklarını eskinin tabiriyle üç otuz paraya sattılar. Buralar bizim ata dede toprağımız diyenler, yerleşik halk ve eskinin köylüsü diye tabir ettiğimiz bölgenin yerel insanları kıyıda köşede tarım ve hayvancılığı sürdürmeye devam ettiler. Ekonomik güçleri kuvvetli olmayanlar hayatlarını bildiğiniz bu işlerle idame ettirmeye, süt satarak, peynir yaparak, meyve, sebze satarak geçimlerini sağlamaya çabaladılar ki hala da çabalıyorlar.

Fakat gelin görün ki, hani tam tabiriyle ‘Vahşi Kapitalizm’ bütün bu doğallıkların üzerine çöreklendi. Tarlalar imara verildi, üzerine çok katlı binalar dikildi, sanayiciler uzun bacalı fabrikalarını cevizlerin, kirazların, kestanelerin orta yerine inşa etti. Eyvallah sanayici bunu yaptı, müteahhit bunu yaptı da, birileri de bunların yapılmasına ve bu durumun böyle olmasına izin verdi.

Şimdi bu gün yaşanan durum tam olarak şudur ki, yılların bölgede yerleşik tarım ve hayvancılıkla hayatını sürdüren insanlarına belediye bu gün ‘Ahırlarınızı şu tarihe kadar taşıyın yoksa yıkacağım’ diyor. Diyor çünkü bu ahırlar bu gün şehrin göbeğinde kaldılar. Öyle de bu insanlar bu ahırları buralara bu gün ya da birkaç ay, birkaç yıl önce kurmadılar ki. Bu ahırlar atadan, dededen bu yana burada duruyordu. Bu binalar ve bu sanayi kuruluşları sonradan gelip buraya yerleştiler. Şimdi bu yapılan iş dağdan gelip bağdakini kovma işine dönüşmedi mi?

Bakın net tespitlerle ilerleyelim. Belediye bu ahırları buradan kaldırmak durumunda. İster koku deyin, ister sinek deyin, ister hijyen ya da her ne halt derseniz deyin ama şu gün ki konumla kaldırmak durumunda. Köy statüsünden çıkartılan, mahalle statüsüne dönüştürülen her yerde bunları yapmakla yükümlüler. Buraya kadar her şey tamam. Peki şimdi 15 puanlık uzman sorusu geliyor! Bu insanlara ahırını şu tarihe kadar taşı yoksa yıkarım diyorsunuz ya, bu insanlar bu hayvanları nereye taşıyacaklar?

Aslında ne kadar basit bir soru değil mi? Peki cevap bu kadar basit mi? Yıllardır kendi evinin bahçesinde hayvanlarını besleyen, sütünden peynir, yoğurt, tereyağ, kaymak vs. elde edip satan, iki koyunu kah sağıp, kah kesip satanlar bu hayvanlarını nereye taşıyacaklar? Bunun için belediye bir yer tahsis etmiş vaziyette mi? Yani Cem Şakoğlu ahırındaki hayvanlarını şu tarihe kadar belediyenin şurada yaptığı ahıra taşı diyebiliyorlar mı? Hayır. Al hayvanlarını buradan git diyorlar. Peki nereye? Onu ben bilmem, bilemem mi diyecekler. Bu çözümsüzlük değil mi?

Ben olsam Kartepe Belediyesi olarak ister orman arazilerinden, ister başka bir yerden satın alınmak kaydıyla, bilmem kaç bin başlık hayvan bakılabilecek dev bir ahır yaparım. İçerisinde veterinerinden, süt sağma makinelerine, süt ve ürünlerini her ne şekilde işlemek istiyorsanız bunları yapabileceğiniz teşkilatlara sahip kocaman bir yer yaparım. Bunu defalarca yazdım da yetkililere birçok kez söyledim de, belediye adına hayvan sahiplerini ortak edeceğim dev gibi bir kooperatif kurar, kendi markamı oluşturur, tüm Türkiye’ye hatta dünyaya bu ürünleri satarım. Çözüm mü arıyorsunuz, alın size çözüm. Hem de üretim, istihdam ve karlılık içeren bir çözüm.

Bakın burada asla bir mağdur yok. Belediye isterse bu işin kuruluş aşamasında olur ve sonrasında yatırdığı parayı alarak oluşumdan çıkar. İster sonuna kadar belediye bünyesinde bu işi yaşatır ve vatandaşların zaten kendi elinin altında olan ürünlerini satın alır. Kim kazanır biliyor musunuz? Herkes. Yani kazan + kazan formülü işler.

Aksi takdirde sepeti koluna herkes yoluna dediğiniz vatandaşın ahını alırsınız. Al hayvanlarını git buradan dediğiniz insanların maddi gücü yoksa hayvanlarını satmak için cambazların kucağına atmış olursun. Canlarını yakarsın. Yukarıda önerdiğim çözüm genelin memnuniyeti üzerine bir çözümdür. Şahsi olarak kişilere menfaat sağlamak üzerine olan çözümler şahısları memnun eder ama genelin ahını alır haberiniz olsun.

Bu vesile ile sorumluluk sahibi bütün iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Mustafa Uzavcı - Aynen katılıyorum abim yakın bi akrabımızda tam da bu sebebten ağırını boşaltmak zorunda kaldı yer sarımeşe yıllardır dede oçağı baba ocağı olan yeri terketmek zorunda kaldılar ve kendi imkanları ile şehirden uzak bi yerde (umut tepe den sonraki bir bölge )arazi kiraladılar ve orda yapmaya çalışıyorlar ancak burdada resmi işlemlerde bir sürü problem yaşadılar senin dediğin gibi dağdan gelip bağdaki kovacan sonrada ne yer gösterecen nede imkan vericen aslında bu işin gelişi zateen belliydi ne zaman ki köyleri mahalleye çevirdiler işte ozaman birçok şeyi bitirdiler

aslında daha neler varda yazıcak neyse abim selam ve saygılar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Ağustos 10:30
03

ŞENOL AKIL EMEKLİ M US - Sayın cem abim ticareti nasıl bildiğiniz belli oluyor her söylediğiniz katılıyorum sizlerin bu güzel düzence ve fikirlerinizi belediye nezdinde yöneticilik adı altında mı dersiniz danışmanlık altında mı olur sizlerin ticareti yalayıp yutmuş bilgili tahsilli yöneticilere ilçemizin ihtiyacı var ayrıca büyük vasıflara sahip kişiliğinizle böylebir yapılaşmayı türkiye genelinde sayenizde başkanlığımıza geriye dohru yağ şunu şöyle yapsaydık şu olmazdı bu olmazdı demeyecek bir yönetimin başında olmanız lazım ayrıca sizinlede ŞAVAŞMIYACAK bir idareci ve işbilen işgüzarlar topluluhuda olmuyacak arkanızdan hadi cem bey kur yapılaşmayı diyeceklere hadiyin diyorum bir vatandaş olarak .

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Ağustos 15:39
02

Okan Pamay - Karamürsel’de de aynı sorunlar var. Eskinin köyleri şimdi mahalle diye anılır oldu ama oralar hala köy ve köy diye de anlılıyor. Burada yollardır tarımla, hayvancılıkla uğraşanlar hayvan besleyemez duruma geldiler. Bu milli ekonomimize zarar veriyor. Durumun düzeltilmesi çok önemlidir. Bu köylere mahalle sıfatı verilirken hesap edilemeyen eksiklikler olduğu aşikardır.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Ağustos 10:36
01

Kartepeli - Çok güzel bir yazı , daha geçen hafta bir gazetede yorum yazmıştım , binlerce köylümüz geçimini hayvancılıktan sağlıyor , yazık günah diye.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Ağustos 10:30