Reklamı Kapat

Bunlar fragman

Bunlar fragman

Son günlerde yazdığım yazılar Kartepe’de merak konusu. Hemen herkes konunun nereden patlayacağını merak ediyor. Kimileri ucu kendilerine dokunup dokunmayacağının hesabını yaparken kimileri de adına cahil cesareti mi dersiniz yoksa panikten ne dediğini bilememek mi ‘Konuşuyor işte’ gibilerinden laflar ediyorlar sağda solda. Yok daha konuşmaya başlamadım. Henüz vizyona girmemiş bir filmin fragmanını döndürüyorum. Film vizyona girdiğinde ‘Konuşuyor işte’ diyenler için ‘Evet haklılar, konuşuyorum işte’ diyeceğim.

Bu konunun meraklıları da ağzımızdan isim ya da acaba ne biliyor gibi şeyler almak için uğraşsalar da buradan herkesin merakını bir nebze dindirecek şeyi söyleyeyim ki, ben topladığım bilgilerle birlikte Allah nasip ederse Cuma günü itibariyle kamuoyuna da, belediye üst kademe yöneticilerine de, belediyede belli birimlerde çalışan bir takım yöneticilere de yine bu satırlardan açık ve net bir şekilde sorularımı yöneltmeye başlayacağım. Edindiğim bilgiler doğrultusunda bende cevabı olan soruları soracağım üstelik. Soracağım soruların yanıtlarını ‘Benim bilgim dahilinde’ diyecek ya da diyebilecek yöneticilere de cevabını büyük bir merakla beklediğim yeni sorular yönlendireceğim.

Buzdağının suyun üzerindeki kısmını zaten herkes görüyor ancak aşağıda yani görünmeyen kısımda nasıl bir senaryo dönüyor, daha derininde ne var, kim ya da kimler var, kimin kimden haberi var, kimden yok, kim ne saklıyor sözüm ona kimse bilmiyor. Ancak gerçeklerin er geç bir gün ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Yarına kalır ama yanına kalmaz kimsenin. Bekleyip göreceğiz hep birlikte.

Haklı kaçmaz, suçlu kaçar

İnsanlar onurları için yaşarlar. Tabi sözümüz karakterli, yürekli insanlar için geçerli. Ailevi değerleri hanelerinde, bünyelerinde taşıyanlar için geçerli. Siz şayet çiğ yememişseniz zaten karnınız ağrımayacaktır. Çamaşırınız temizse ortaya kötü kokular yayılmayacaktır. Ancak birileri kalkıp sizi karalamaya, devre dışı bırakmaya ya da tehdit etmeye çalışıyor ve siz de buna çanak tutarcasına hareketlerin içerisinde bulunuyorsanız, o zaman bütün soru işaretlerini kendi bünyenizde toplarsınız ki bu bir süre sonra sizi otomatikman suçlu duruma sokar. Karşınızda aleni cephe oluşturan insanları da haklı çıkartmaya ‘Ben size söylemedim mi?’ demeye başlarlar.

Bakın benim hayat felsefemde ‘İnsan bir kere ölür’ felsefesi vardır. İnsan onuruyla yaşar ve onuruyla ölür. Üstelik korkunun ölüme de faydası yoktur. Kaçanı kovalarlar unutmayın. Senin alnın açık, yüzün paksa karşında devler padişahı da olsa Allah var gam yok der dikilirsin karşısına ama kendinden şüphelerin varsa, işte o zaman manşet olursun sayfalara. Bir üç olur, üç beş. Ne bulurlarsa üzerine yapıştırırlar kendilerini aklamak için.

Tabi bunun bir de diğer bölümü var ki o da sokak dedikodularını şimdilik kendileri üretiyor dediklerimizin söylediklerinin iftiradan öte şeyler olması. Yani şimdilik dedikodu diye inandığımız, iftira bunlar dediğimiz şeylerin gerçek olduğunun ortaya çıkması. O zaman bu hikaye bu satırlara çok başka şekillerde düşecektir. Başlar ayak, ayaklar baş olacaktır bilgilerinize.

Suyun Felsefesi

Gelelim birkaç gündür irdelediğimiz mevzuyu ve bir üst paragrafta yazdığımız yazıyı hayatın başlangıcı olan ‘SU’ ile hikayelendirmeye. Daha doğrusu Suyun Felsefesinin bizim hikayemizin kahramanlarına ilham vermesi dileğiyle yazalım. Bu yazıyı bir süre önce bana Sevgili Vedat Aras ağabeyim yollamıştı. Bunun için bu satırlardan kendilerine de teşekkür ediyorum. Buyurun suyun felsefesine;

Meselâ dağdan akan suyu düşünün. En az direnç gösteren yolu seçer akmak için. Yani önüne bir kaya çıkacak olursa, onunla uğraşmaz, kayayla mücadele etmez. Etrafından dolaşıp devam eder akmaya.

Suyun bu doğasından alınan ilhamla şöyle der Sufîler;

"Seninle uğraşan HİÇ KİMSEYLE uğraşma. Eğer uğraşırsan onunla aynı yerde kalırsın. Etrafından dolanıp devam et yoluna…"

Diyelim ki, dağdan akan su önüne çıkan kayanın etrafından dolaşamayacak bir yola denk geldi. O zaman su ne yapar? Birikip üstünden aşar. Yok, eğer bu da olmuyorsa, sabırla kayayı damla damla delmeye başlar. Kayayı delmeyi başaran suyun kuvveti değildir tabii ki, damlaların sürekliliğidir. Buna da sabır derler. Sabretmek, hiç bir şey yapmadan oturmak değildir. Sabırla koruk helva olur der atalarımız. Sabır;

"Dikenin içinde gülü, gecenin içinde gündüzü hayâl edebilmektir." der Şems-i Tebrizi. Suyun doğası, imkânsızın bile başarılabileceğini, bunun için sabırlı ve istikrarlı olmayı öğretir.

Kayayı delen su, elbette yine yoluna devam eder. Bilir ki, aktıkça temizlenir. Bazen, dere kenarlarında su birikintileri oluşur. Akmayan su bulanır, çamurlaşmaya başlar.  Üzerine pislik birikir ve Sufiler bu yüzden derler ki;

"Sen su gibi ak, her daim yenilen. İki günün aynı olmasın, dünü dünde bırak, yeni şeyler öğren..."

Meselâ, su değişimden hiç korkmaz ama insanlar değişimi sevdiklerini söyleseler de aslında bundan çok korkarlar. Su değişimi ne güzel anlatır. Bazen yağmur olur, bazen kar olur, bazen buz olur, bazen buhar olur. Buhar olduğunda çıkar gökyüzüne yağmur olup iner yine yere.

Ayrıca su uyumludur. Çay bardağına koyduğunda, bardağın şeklini alır, kovaya koyduğunda kovanın. Sürekli bulunduğu yere uyumlanır, ama doğası hiç değişmez. Her yere, her şeye uyum sağlar.Unutma ki, dünyada her zaman doğaya uyum sağlayanlar hayatta kalır. Uyum sağlayanlar esnektir çünkü, değişime direnenler ise katı. Fırtına en sert, en güçlü ağaçları devirir ama esnek fidanlara, otlara bir şey yapamaz. O yüzden esnek olanlar hayatta kalır. Aynı zamanda akışa teslim olur. Çünkü bilir ki bütün dereler eninde sonunda büyük denizlere ve okyanuslara akar. Elinden geleni yaptıktan sonra hayatın akışına teslim olmaktır işte bu...

Özetle,

Su berraktır, şeffaftır. Su olan her yerde yaşam vardır. Paylaşımcıdır. Hep besleyicidir. İnsanları, hayvanları, doğayı besler. Hayatı başlatandır. Su olan her yerde bitkiler, hayvanlar, insanlar vardır. İşte suyun bu yapısından dolayı Sufiler birbirlerine;

"SU GİBİ OL AZİZİM" derler..

Bu vesile ile sorumluluk sahibi bütün iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Gölcüklü - 1-) Gölcük-İzmit arasında raylı sistem için proje çalışmalarına başlanması ve güzergahın belirlenmesi ile ilgili çalışma var mı?

2-) İlçe ile diğer ilçeler arası toplu ulaşımın geliştirilmesi, ulaşım süresinin kısaltılması, durak yanaşma imkanlarının iyileştirilmesi ile ilgili çalışma var mı ?

3-) Gölcük, Karamürsel, Gebze arasına yapılması planlanan otobüs tam fiyatı 25 TL olarak belirlenmiş olup bu bedel oldukça yüksektir. Daha önce İzmit Pendik arası tren ücretinin 10TL olduğunu, Belediye otobüs ücretinin Sabiha Gökçen İzmit arasının 17 TL olduğunu ve belediyenin aslı görevinin kamu yararı gözetmek olduğunu hatırlatmak isteri

4-) Yıkılan küçük sanayi bölgesinde molozların ne zaman kaldırılacak? Yıkılamayan binaların niye yıkılmadığının açıklanması.

5-) D-130 yoluna alternatif olarak ilçe içine yapıldığı söylenen yolun getireceği trafik karmaşası için hangi çözümler alındı? Bu yolun en az bir şeridinin bisiklet yolu olarak düzenlenmesi. Burada araç trafiğini artırmak halkın daha fazla eksoz gazı solumasına, daha fazla gürültüye maruz kalmasına sebep olmayacak mı? Kaldırımlar ağaçlandırılmayacak mı? (daha önce kaldırımlarda ağaç vardı) .Bu ağaçlar daha özenli bir çalışma ile korunamaz mı idi? Bu kaldırımda şimdi ağaç yok. Kaldırıma dökülen kumlar bile süpürülmedi.

6-) Gölcük içinde yıkılıp (Eski Adı Gazi Okulu) , varisleri tarafından mahkeme süreci başlatılan okulun tekrar yapılmasına ne zaman başlanacak? (AVM yapılacağı söylenerek yıkılan okul öğrencileri artık servis ile okuluna gitmek zorunda.)

7-) İhsaniye otoparkı ne zaman kullanıma açılacak? Bu kadar yatırım ve çekilen eziyet boşa mı gitti?

8-) Temizlik firmasında alınan ve Şahsınızın makam aracı olarak kullandığı araç firmaya iade edilecek mi? Firma bu bağışı ne karşılığında yapmıştır?

9-) Necati Çelik hastanesi yakınında büyükşehir belediyesi tarafından “ücretsiz otopark” tabelası asılmış alan toprak dolgu yapıldığı için araçlar artık burayı kullanmıyor. Bu konuda bir çözümünüz olacak mı?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Temmuz 08:33