Reklamı Kapat

Siyaset kötü kokular salıyor

Hepinize iyi haftalar diliyorum. Sağlıklı, huzurlu, bereketli ve kazançlı bir hafta olsun hepimiz için. Yeni hafta hepimize iyi gelsin İnşallah. ‘Net söylüyorum ortalık karışır’ ile başlayıp ‘İmar ile İman’ yazısı ile harmanladığımız konu Kartepe’de siyasi ve idari makamların ilgisini çektiği gibi, ilçe insanlarının da ilgisini çekmiş olacak ki beni kim görse ağzımdan bir şey alabilmek için sohbet açmaya çalıştı. Ancak bir noktaya daha değinmek isterim ki konu sanıyorum yalnızca bizim ilçemiz ve ilimizi değil, başka illeri ve hatta daha da yukarıları ilgilendirmiş olsa gerek ki, garip aracılardan acaba ne biliyor gibilerinden enteresan iletişim çabaları ile karşılaştık.

Tabi hal böyle olunca da heyecanlanıyor insan ister istemez. Hatta işin başlangıcında ‘Bismillah’ diyerek çıktığınız bu yolda iki üç kişilik bir karanlık çark diye düşünürken konuya meraktan dahil olanları görünce bu işin öyle üç beş kişilik bir iş olmadığını, organize bir çalışmanın olduğunu ve işin içerisine neredeyse herkesin bir şekilde dahil olduğunu görüyorsunuz. Hatta samimiyetten gelip ‘Konunun benimle bir alakası yok, bilgin olsun’ diyenlerin konunun neredeyse tam da göbeğinde olduklarını hissetmek hırslandırıyor insanı.

Bunu daha önce defalarca yazdım ama maalesef gerçekten siyasetin geneli bizim ülkemizde ciddi anlamda kirlenmiş vaziyette. Elbette birçok tanıdığımız, dostumuz, arkadaşımız ya da büyüğümüz siyasetin epey bir içerisinde ama bir kez daha söylüyorum ki makam mevki beklenen siyaset, ya da makam mevki edinilmiş siyaset pek de temiz değil maalesef. Hemen hiç kimse öyle kara kaşına, kara gözüne, memleket hayrına falan diye düşünerek girmiyor siyasete. Çoğunluk şahsi menfaatlerinin peşinde. Üstelik bu siyasetin hemen her kademesinde mevcut. Ak pak görülen, din, Allah, kitap konuşan, millet, memleket, bayrak toprak konuşan, demokrasi, hak, hukuk, adaletten bahseden, yani ayırım yapmaksızın hemen her kesimden insanlar, hemen her makamda devletin malı deniz, yemeyen domuz misali devletin kanun ve kurallarını kendi menfaatleri yönünde değiştirip kullanabiliyorlar. Üstelik bunları da yine devletin maaşlarını ödediği kadrolu devlet memurlarına yaptırıyorlar. Ya çok güçlüler bu memurları susturuyorlar (ki sağım solum oynamıyorsa beni Allah’tan gayri kimse susturamaz), ya öyle ya da böyle bu memurları da bu işlerin içerisine sokuyorlar, ya da artık iş öyle bir hale gelmiş ki minare kılıfa sığmadığı halde nasıl olsa davul da biz de tokmakta diyerek kör gözüm parmağıma bize bir şey olmaz diyerek devam ediyorlar. Bazen de ucuz hesaplarla bir şeyleri durdurabilmek için kabak gibi sırıttıkları makamların koltuklarına ağa babaları tarafından oturtuluyorlar ki nalıncı keseri misali kendi beldelerinde bir tek kendileri kazansın. Kimi projeyi durduruyor, kimi üç katını beş yapıyor, kimi tarlayı sanayi alanı. Görünmüyoruz zannediyorlar ama gün gibi ortada duruyorlar.

Siyasetin başkanlık makamlarının kendilerince üst kademelerine tutunup ortaklarına, şirketlerine, etraflarına akçeli işleri pas eden, eskinin ‘Hamili kart yakınımdır’ yaklaşımları ile güya kendisini baypas edip etrafındaki avanelerine yol açan o kadar çok insan var ki etrafımızda. Kimi belediyelerin en üst makamında, kimi siyasetin çeşitli kademelerinde, kimi kenti temsilen Ankara’da vazife yaptıkları dönemlerden edindikleri kirli alışkanlıklarından bir türlü vazgeçemiyorlar. Ellerindeki çamuru, yüreklerindeki çirkinliği her yere bulaştırıyorlar. Kimileri uzun ellerini şehir dışından içimize kadar uzatıyorlar, kimileri de içimizde kahraman kesilmiş kanımızı emiyorlar. Firmaların bayilik vermesi misali başka şehirlere, başka ilçelere el veriyor, işlerini o ellere gördürüyorlar. Ortada dönen paralar korkunç biliyor musunuz? Vatandaşın ruhu duymadan, yukarıdaki ya da belediye kademesindeki neredeyse bütün yetkililerin üç maymunu oynayarak her şeyi bildikleri, gördükleri hatta yol verdikleri halde hiçbir şeyden haberleri yokmuş rolleri ile çok acayip işler organize ediliyor.

Kimisi vatandaşa olmaz olanları il, ilçe ya da bilmem ne başkanına olduruyor, kimisi olmamış işleri olmuş gibi gösterip ceplerini, kasasını dolduruyor, kimisi bu işlerin altına imzasını atarak yolunu buluyor, kimisi tehdit edilip susturuluyor, kimisi de her şeyi bildiği, gördüğü, imzaladığı halde kara kutuyu oynayarak koltuğunu sürekli koruyor. Bu adamlar kimisine göre sadık, kimisine göre vefalı, kimisine göre ise çok başarılı olarak anılıyor. Kime göre, neye göre diye kimse bakmıyor. Kıstas olmazı oldurulan insanların menfaatlerinin küçüklüğüne, büyüklüğüne göre değişiyor. Diyeceksiniz ki ‘Yahu Cem Şakoğlu devletin müfettişleri, denetçileri var. Gelip bunları denetliyor, hiç mi bir şey bulamıyor?’ Bin tane buluyor hem de. Bunu okuyanlar da, ben de, onlarda biliyor bunları ama müfettişlerin kendileri dost meclislerinde kendi ağızları ile söylüyor ‘Yolsuzlukları söylesek, yazsak görevimizden oluruz. Vatan haini ilan ediliriz’ diye. Bu ne kadar karanlık bir tablodur böyle.

Fakat işin enteresan kısmı da ne biliyor musunuz? Bazen yıllardır bu işlerle yabancı yatırımcıları söğüşleyen siyasetçiler kazandıklarını paylaşmaktan imtina ettiklerinde birileri sağda solda konuşmaya başlayınca kendilerinin, ailelerinin, ortaklarının hem ticaretinden, hem siyasetinden, hem de itibarından endişe etmeye ve paniklemeye başlıyorlar. O tertemiz, pürü pak, o vatandaşa ne hikayeler anlattıkları şanlarının üzerindeki örtü kalkacak ve birileri ‘Kral Çıplak’ diyecek diye ödleri patlıyor. Niye ki? Bal tutan düne kadar parmağını yalıyorduysa eğer, mazlumun ahı, indirir şahı dönemi de yaşanacak demektir.

Siyaset kötü kokular salmaya maalesef devam ediyor. Bu gün benim burnuma gelen kokular kısa bir süre sonra herkes tarafından duyulmaya başlayacak. Sonra en çok o kokuları çıkartanlar kınayacaklar bu işleri. Kendi üzerlerinden çevirmedikleri, aracılar kullandıkları, taşeron yardakçılar, gizli kasalar ve hatta o kasalar iyice deşifre olduktan sonra değiştirdikleri yeni kasalar ile bizleri yoklamaya çalışacaklar. Hepsi birbirine göbekten bağlı paralı hamallar yıllardır alıştıkları düzene çomak sokana daha da bir kuracaklar. Varsın olsun, Allah var gam yok. Ben gücümü ondan alır, dostumu da, düşmanımı da ona havale ederim. Ondan korkar ve şeksiz şüphesiz bir tek ona güvenirim. Gerisini için de Allah biliyor doğruya dönsünler diye dua ederim.

Bu vesile ile sorumluluk sahibi bütün iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.