Reklamı Kapat

Kadının adı mı? Mezar taşında var!

Bir kadın olarak,

Hem de seçme ve seçilme hakkını Cumhuriyet ile kazanmış bir vekil olarak; “Bu ülkede AK Parti gelene kadar kadın kelimesinin adı yoktu Türkiye'de” demek?!

Kadın erkek eşitliğine inanmayan bir partinin mensubu olup da, 17 yıldır kadının adının var olduğuna kendini inandırmak?!

Nasıl bir duygu halidir?

AKP Grup Başkanvekili, TBMM’de önceki gün yaptığı konuşmada kadın cinayetlerini gündeme getiren vekile yanıt verirken; “Bu ülkede AK Parti gelene kadar kadın kelimesinin adı yoktu Türkiye'de” derken oldukça rahattı…

Çünkü bu cümlenin sonunda bir kaos yaşanacağını o kadar iyi biliyordu ki…

Evladına yemek veremediği için fön makinesi ile intihar eden kadın da unutulacaktı, cepte olmayan para yüzünden, mutfakta kaynatılamayan yemekte…

Bir kadın olarak;

“Egemenlik sadece erkeklere ait bir kavramdı”.

“Kadın evinden dışarıya çıkamazdı”.

“Çalışma hakkı yoktu”.

“Kadın hiçbir sosyal ve ekonomik hakka sahip değildi”.

“Okullarda okuması, hele yüksek tahsil yapması, meslek sahibi olması asla mümkün değildi. Seçme ve seçilme hakkı yoktu” gibi doğru kavramlarla çok da ilgilenmiyordu da…

Biliyordu ki 17 yıldır dillerine pelesenk ettikleri anamızın, ninemizin yazması bugünde onları kurtaracaktı nasıl olsa…

Bu cümlesi ile kadını bile kadına düşman edebilecek, o 17 yıldır kutuplaşma siyaseti ile kazandıkları koltukları sağlamlaştıracaktı da…

Ki öyle de oldu!

“Beni yanlış anladılar” diyerek başladığı sözlerine; “Asıl mesele şahsıma yapılan ağır hakaretlerin çok ötesinde topyekün inanç özgürlüğünü yaşamak isteyen kadınlara yapılan saldırıdır. Ve bu olay Başörtülü Kadınları asla Ülkenin asli unsurlarından görmediklerinin kanıtıdır” diyerek devam etti.

En iyi yaptıkları da bu değil miydi zaten? Maneviyata vurup da değirmeni döndürmek? İşte o da kendince su taşıdı artık dönmekte zorlanan değirmenlerine…

Hem de bir kadın olduğunu bir kenara bırakarak…

Kadınların, mahremiyet kaynaklı mağduriyetten doğan duyguyla, kendine sahip çıkacağını öylesine iyi biliyordu ki…

Nasıl olsa 17 yıldır bir objeden daha kıymetli görülmeyen kadınların hayatı onu bu polemikten tereyağından kıl çeker misali kurtaracaktı.

Öyle de oldu!

“Türk kadınına seçme seçilme hakkını kim verdi? Kadınları Meclis'e kim soktu? Avukat, hâkim, savcı, asker, polis, doktor, hemşire, mimar, mühendis, sporcu, yazar, sanatçı, öğretmen ve üniversite hocası olduklarında, iktidarda senin partin mi vardı? Bakan oldular, vali oldular, belediye başkanı oldular, hatta başbakan oldular senin partin zamanında mıydı tüm bunlar?” diyemeden daha, “Başörtülü bacılarımız” ile başlayan cümleleri kalkan yaptılar kendilerine hemen…

Son 7 yılda yüzde 1400 artan kadın cinayetleri hakkında; “Kadına şiddet abartılıyor” diyenlere susan…

“Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum” diyenlerin partisinde vekillik yapan…

Münevver Karabulut cinayeti hakkında; “Yalnız bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya” diyenlere karşı kadını savunamayan…

Dönemin partili kadın bakanının; “Medya olayları abartıyor. Kadına yönelik şiddet algıda seçicilik” demesine meclisten yanıt veremeyen…

Kendisinden iş isteyen kadına; “Evdeki işler yetmiyor mu?” diye cevap veren dönemin bakanına had bildiremeyen…

“Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek” diyen bakana çıtı çıkmayan…

“Kadınsa o da iffetli olacak. Mahrem namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak, bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak” diyen dönemin Başbakan Yardımcısına karşı üç maymunu oynayanlar, başörtüsü dışında bir kez olsun o yüce mecliste kadını ağzına almayanlar geçmiş karşımıza nenemin, anamın yıllarca örttüğü başındaki yazmasından dem vurur olmuşlar ya bütün kızgınlığım işte bundan

Hakikaten yorulduk!

Hakikaten bıktık artık!

Başımızdaki yazmadan da, altımızdaki eteğin konuşulmasından da bıktıkkkkk…

Ne Meclis’te bulunma ve konuşma hakkını kadınlara Cumhuriyet’in verdiğini, ne üniversite kapılarından kovulan başörtülü kadınları, ne de şort giydi diye otobüste darp edilenleri…

Ne Güvenpark’ta karnında 6 aylık bebeği ile katledilen Songül Yılmaz’ı...

Ne de 22 yaşında bir karne günü şerefsizce öldürülen Aybüke Öğretmeni unutmadık...

Ama 'Önemli bazı isimlerin eşi bile olamıyordunuz' diyerek kadınlığı eşlikten öte göremeyenlerin, bu hakkı bir kez olsun kadından yana kullanmadıklarını da…

Şule’yi Özgecan’ı, Gülistan’ı hiçe sayıp da; “Bu ülkede AK Parti gelene kadar kadın kelimesinin adı yoktu Türkiye'de” demesini de unutmayacağız!

Birileri başörtüsüyle, diğerleri şortu, eteğiyle uğraşırken, kapalı ya da açık fark etmeksizin kadının adı var ama hunharca öldürüldükleri mezar taşlarında!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nilay MERTTÜRK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Derya Gül - Akp gelene kadar iktidara kadının yeri yoktu, Elbette ki Açık mı? yoksa başörtülü mü? Diyerek yargılanıyordu ' Kadınlar ' şöyle demeliyim. Sokağa çıkarsın Günah peki ne Günah? Kadın Namusu diz boyu Hayvanlar da çokmuş Bu ülke de peki ya neden Şahsen Televizyon Haberlerinde Sokakta, İş yerlerinde, Kadınların yeri Nerede ?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Temmuz 13:18
01

İyi insan - Yazınızı okusa belki utanırdı lakin bunların suratları sağımlık teke yüzü gibidir böyle cümle kurduğuna göre

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 28 Haziran 11:01