Reklamı Kapat

Normalleşme mi, helalleşme mi?

1 Haziran itibariyle Türkiye yeni bir normalleşme sürecine girdi. Şehirlerarası yolculuk sınırlaması kalktı, kafeler, restoranlar kapılarını açtı, kamu çalışanları görevlerine başladı ve Türkiye gözleri fal taşı gibi büyütecek bir normalleşme sürecine girdi. Dün bir işimiz gereği eşimle birlikte İstanbul’a gitmemiz gerekiyordu ki normalleşme eskisinden daha hızlı bir şekilde trafikte de başlamış İstanbul’da. Ya da en azından günün ilerleyen saatlerinde İzmit’e gelinceye kadar bunun böyle olduğunu zannediyorduk. Meğer menim şehrimin trafiğinin de İstanbul’dan aşağıya kalır tarafı yokmuş.

İnşallah ben yanılıyorumdur, İnşallah konuştuğumuz insanların büyük bir çoğunluğu yanılıyordur ve İnşallah korktuğumuz başımıza gelmez. Çünkü 1 Haziran itibariyle başlayan normalleşme sürecini bizim insanımız artık her şey bitti gibi algıladı sanıyorum. Düne kadar biraz daha dikkatli davranan insanımız bir günde yaşanan her şeyi unutmuş gibi bir hayat yaşamaya başladı maalesef. Hemen herkes birbirinin üzerinde ve nasıl olsa normalleştik diye birçok insanın maskesi yok.

Bir kere şunu belirterek başlayalım işe ki evet artık bu psikopatça tedirginliği bir tarafa kaldırıp virüsün varlığının farkında olup bu farkındalıkla hayatımıza ve ticaretimize dönmemiz gerekiyordu. Evet artık virüs toplum üzerinde eskisi kadar güçlü değil ve evet artık sağlık çalışanlarımız bu işi ciddi oranda hal yoluna soktular ancak bitmedi arkadaşlar bitmedi. Bunu daha önceden de yazdım ama sanıyorum yinelemekte fayda var ki birçoğunuzun hatırlayacağı üzere geçmiş dönemin İspanyol gribi diye pörtleyen bu virüsün amcaoğlu ikinci dalgada ortalığı ilkinden misli misli fazlasıyla kavurdu. Dün sokaklarda gördüğüm fotoğrafın bu sürecin başından bu yana sürekli laf ettiğimiz Pazar alanlarından neredeyse hiçbir farkı yoktu. Ne olur ben de dahil hiç birimiz cahil cesareti diye tabir edilen bir duruma sokmayalım kendimizi.

Tabi ki artık sıkıldık evlerimizde, evet ve tabi ki ben de o maskeyi takınca nefes almakta zorlanıyorum ve hatta yeri geliyor çıkartıp atıp avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum ama bu anlattıklarımızın hiç birisi hayatlarımızdan ve sevdiklerimizden daha değerli şeyler değil.

Dün akşamın haberlerini okuduğumda Ege ve Akdeniz’deki tatil beldelerinde inanılmaz bir panik başlamış. Sebebi ne biliyor musunuz? Şehirlerarası ulaşım yasağı kalkınca bu beldelere insanların akın etmesi. Şaka gibiyiz yemin ediyorum. Haydi buralardaki küçük beldelerde yazlıkları olup oralara gitmek isteyenleri bir nebze anlayabilirim ama daha durun ne olursunuz yahu. Kendinizi tehlikeye attığınız gibi gittiğiniz yerlerdeki insanları da, döndüğünüzde geldiğiniz yerdeki insanları da riske atmış olacaksınız.

İstanbul’un en modern semtlerinden birisi Bağdat Caddesinde başka bir tuhaflık. Bildiğiniz üzere sokakta maske takmayan vatandaşlara ceza uygulaması var. Ancak sanıyorum ki Bağdat Caddesinde yaşayan insanların bu uygulamadan pek bir haberi yok. Sokakta bin kişi görüyorsanız 50’sinde maske ancak var. Yani acaba burası modern semt virüs burayı ayırır, bize iltimas geçer gibi mi düşünüyorlar inanın bilemedim.

Bakın bir kez daha söylüyorum yeni süreçle birlikte lütfen tedbiri elden bırakmayalım. Sonra hep birlikte çok üzülürüz. Açılan yerlerin tamamını yeniden kapatır, bizler de mecburen yeniden evlerimize kapanmak zorunda kalırız. Sağlığımızdan hatta canımızdan olabiliriz. Etrafımızdaki ailemizden, akrabalarımızdan, tanıdığımız insanlardan kayıplar yaşayabiliriz yeniden. Lütfen işin ciddiyetinin farkına vararak ve bilinçli bir şekilde hareket edelim. Maskelerimizi takalım, sosyal mesafe kurallarına uyalım ve uymayanları da nazik bir dille uyaralım.

Son pişmanlık fayda etmez, bana bir şey olmaz demekle bu iş ötelenemez. Sonra normalleşme diye başladığımız süreçte evlerimizden aile efradımızla helalleşerek çıkmak durumunda kalabiliriz. Ne olur bu süreci doğru yürüterek son zamanlardaki hassasiyetimizi lütfen bozmayalım. Eskiden evlerimizdeydik, artık sokaklardayız ve kimin bu virüsü taşıdığını inanın çoğu taşıyan kendisi bile bilmiyor. O yüzden lütfen risk almayın, lütfen tedbir almadan dolaşmayın ve lütfen ihtiyaç hasılı kalabalık yerlere gitmeyin.

Biz dilimiz döndüğünce uyarılarımızı yapmaya çalışıyoruz. Ne olur siz de mümkün olduğunca uygulamaya ve uygulatmaya gayret edin. Biz olalım ve birlikte aşalım şu süreci. Bu vesile ile sorumluluk sahibi bütün iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Derya Gül - Yağmur'un sesini dinleyelim sevgili Cem Şakoğlu..

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 02 Haziran 18:13