Reklamı Kapat

Şımarıklık

Bu gün günlerden Perşembe, öyle takvim yaprağı gibi gün hatırlatmak değil niyetim. Ancak bu gün günlerden Cuma’dan önceki Perşembe, yani bu gece 24 itibariyle sokağa çıkma yasağının ilan edileceği günün Perşembesi. Yahu Cem Şakoğlu nedir bu böyle üzerine basa basa bu günü hatırlatma sebebin diye soracak olursanız demem şudur ki bu gün yasak öncesi son gün. Sokağa ya da alışverişe çıkacaksanız ona göre çıkın, tedbirlerinizi ona göre alın. Çünkü bu gün tahmin ediyorum ki yine 1 yıl sokağa çıkma yasağı uygulanacakmış gibi vatandaşımız marketleri, kasapları, tatlıcıları ve tabi ki fırınları imanına kadar dolduracaktır.

Gerçekten merak ediyorum, bu acil durum sinyallerinde bizim insanımızın aklına bu çılgınlar gibi alışveriş çılgınlığı nereden girdi? Kim soktu bu tetiklemeyi beynimize? Sokağa çıkma yasağı geliyor diye insanın aklına çok af edersiniz ‘Pirzola’ gelir mi yahu? Geliyor demek ki. Üstelik sadece Pirzola da gelmiyor. Akıl almaz şeyler geliyor. Yahu sokağa çıkma yasağı bu, yani acil bir durum var ortalıkta. Bir kriz, bir pandemi, bir toplu yok olabilme korkusu dünyayı sarmışken biz de hazır evdeyken balkonda, bahçe de şöyle bir mangal yaparız patlaması yaşanıyor.

Bakın biz ya kendimizi kandırıyoruz, ya da gerçekten siyaset yapıyoruz. Ekonomi allak bullak, para yok, pul yok, yarınını kimse göremiyor, dükkanlar ne zaman açılacak, emekliler nasıl yaşayacak falan gibi bağırış çağırışlarının yanında lüks alışkanlıklarımızdan asla taviz vermiyoruz. Avaz avaz her şeye zam var, bu ne rezilliktir diye bağırıyoruz ama bu gün gidin bakın bakalım kasaplarda, manavlarda, marketlerde sıraya girmeden alışveriş yapabiliyor ya da kasada para ödeyebiliyor musunuz? Yahu kardeşim evin ihtiyacı tabi ki alacağız diyenler olabilir elbet ama haftanın diğer tüm günlerinin suyu çıkıyor ve biz özellikle sokağa çıkma yasağının açıklanacağı günün öncesini bekliyoruz.

Beni affedin ama bu çarkın içerisine kendimi de katarak bu iş biraz şımarıklık gibi geliyor bana. Allah’ımız belki ders alırız diye karşımıza bir dolu örnek sunuyor ama biz Nuh Aleyhisselam zamanının halkı gibi gerçeklere kulaklarımızı tıkıyor, gözlerimizi kapatıyoruz gibi geliyor. Önünü alamadığımız ve bir türlü görmek istemediğimiz bir tüketim çılgınlığındayız. Sanki kimse bir gün yediğini ertesi gün masasına koymuyormuş gibi bir durum var. Ki sanıyorum birçok hanede de durum bu.

Eskiyi hatırlıyorum böyle zamanlarda. Şimdi Korona virüs zorunluluğunda bütün aile fertleri daha sık birlikte masaya oturuyor ama bizim büyüklerimizle aynı hanenin içerisinde yaşadığımız dönemlerde büyüklerimiz masaya oturmadan biz oturamazdık. Bırakın yemek yemeği masaya oturamazdık. Doğrusu yanlışı elbette kişisine göre tartışılabilir. Bunu korkudan değil saygıdan yapardık üstüne üstlük. Bu günün çocukları da, gençleri de ve hatta sanıyorum bazı yetişkinleri de ‘Katık edin’ sözünü bilmezler. Duymamışlardır bile. Oysa benim yaşıtlarımın geneli ve tabi ki bizim büyüklerimizin çoğunluğunun evlerinde geçen bir sözdü katık etmek. Yani yemeği idareli yiyin, bir sonraki öğüne, ya da yarına, ya da olur ha bir misafir gelirse falan tenceremizde yemek kalsın, yetsin manasında kullanılırdı. Şimdi restoranlarda, kafeteryalarda ya da hanelerde birçok genç için tabakta yemeğin bir kısmını bırakmak sanki moda olmuş gibi, sonra tamamı çöpe. Bizim dönemimizin ve tabi ki bizden önceki dönemlerin annelerinin geleneği idi artan yemekten yeni bir yemek icat etmek. Bakın Ezogelin Çorbasının çıkış noktasıdır bu söylediğim. Kalan pilavdan çorba, tas kebabından etli sebze yemeği vs. gibi yemekler yapılırdı. Yani fazla gelen mutlaka değerlendirilirdi. Ekmekler çöpe atılmazdı. Yazdığımda birçoğunuzun şu mübarek günde canı çekecek belki ama şimdiki gençlerin Papara’nın ne olduğunu bildiklerini sanmıyorum.

Bunlar işin gıda kısmı. Tabi bir de giyim kuşam kısmı var. ‘Evde kal Türkiye’ çağrılarının karşılığı olarak en çok yürüyen sektörlerin başında internetten alışveriş geliyor. Bunu geçtiğimiz günlerde de yazmıştım. Bir analiz okumuştum bu dönemle ilgili, şu evde oturduğumuz dönemde mayo siparişinden, şort, terlik, iç çamaşırı, özellikle ayakkabı, kot mont vs. gibi şeylerin sipariş verildiğini okuduğumda şaşırmıştım açıkçası. Tabi bu belki yalnızca bu döneme ait bir alışkanlık değil artık toplumumuz için. Genel üzerinden böyle hareket ediyoruz belki ama yahu korkunç bir kriz var ortada. Tüm dünyayı allak bullak eden bir kriz var ve kötüsü yarını şimdiden kimse bilmiyor ve göremiyor. Tek bir ayakkabı ile minimum koskoca bir seneyi geçiren bundan da asla erinmeyen bir gençliktik biz. Yokluktan mı alamıyorduk, hayır. Evet çok varlıklı, çılgınlar gibi harcayacak bir zenginliğimiz yoktu belki ama yerle yeksan da değildik. Babamız eve elinde Şemsiye çikolata ile geldiği zaman inanılmaz mutlu olurduk. Yemin ediyorum şimdi bu tarz şeyler satan yerlere girdiğimde o şemsiye çikolataları gördüğüm vakit yüzüme bir gülümseme geliyor. Mutluluk o çikolata ile yerleşmiş beynimize. Bu gün kaç çocuk alınan yeni ayakkabısını giymeden yastığının altında saklıyor. Bizler sakladık. O koku bu yazıyı okurken o dönemin insanlarının tamamının burnuna gelmiştir şu an. Nasıl da mutlu olurduk. İstemez miydik başka ayakkabı, tabi ki isterdik. Birinde görür isterdik, heves eder isterdik ama isterdik. Alırlar mıydı peki? Hayır. ‘Senin ayakkabın var’ denilir ve alınmazdı. Biraz surat assak, biraz gardımız düşse de yemezlerdi amiyane tabirle. Yediremezdik. Şimdi bizler yalamadan yutuyoruz. Hangisi doğruydu hala tartışıyoruz üstelik.

Yine söylüyorum lütfen beni bağışlayın ama sanıyorum ben de dahil sürekli daha fazla isteklerimizle, alışveriş ve tüketim çılgınlığımızla sanıyorum şımarıklık ediyoruz. Ucunda ölüm olan ve hatta bir toplumun yok olmasına kadar gidebilecek Pandemi ilan edilen bir salgın hastalıktan korkmadan alışveriş diye çıldırıyoruz. Bunu iyice bir düşünmek lazım. Hem de her yönüyle düşünmek lazım. Bir hatırlatma daha yapıp bitireyim bu gün ki yazımı. Hani biz Müslümanız ya, hani son nefesinde ‘Ümmetim, Ümmetim’ diyebilecek kadar bizi seven bir Peygamberin (S.A.V.) Ümmetiyiz ya bakın o mübarek bu konuda ne diyor "Bir yerde veba hastalığı çıktığını duyarsanız oraya girmeyin, bulunduğunuz yerde veba hastalığı çıkarsa o bölgeden de ayrılmayınız” O veba bu gün Korona. Şayet dilinle Müslüman ve dilinle O Peygamberin (S.A.V.) Ümmeti değilsen, bu sünnete uymak için al sana gerçek bir Hadis.

Bu vesile ile sorumluluk sahibi tüm iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Iskocyali - Sayin sokoglu bu yazdiklarinizin hepsi dogru, Turkiyemizde uygulanan disari cikma yasaginin yararli olduguna inanmiyorum cunku , yasagin sonunda halk suru suru kendilerini disari atiyor ve sanki hersey normale donmus gibi davraniyorsa bu yasagin bir onemi kalmiyor.Bana birsey olmaz zihniyetini tasiyanlar Insallah aldanmazlar.bu hususlarda bilgi sahibi olmiyanlar bu yazdiklarinizi okuyup birazda olsa ders albileceklerini dusunuyorum.bu virus'un sakasi yok kendinize iyi bakin devlet kurallarina uyun.Saygilar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Nisan 12:46