Reklamı Kapat

Peki esnaf ne olacak?

Yaklaşık 40-45 gündür Korona aşağı, Korona yukarı yazıp duruyoruz. Televizyonlar, gazeteler, sosyal medya bu gün kaç test yaptırdı, kaç kişi öldü, kaç kişi kurtarıldı yok maskeydi, yok ikramiyeydi milletçe konuştuk, yazdık durduk. Yasaklar geldi evlerimize kapandık, aman tedbir dendi tedbir olsun diye yasak olmadığı halde evlerimizde oturduk kuzu kuzu. Berberler, restoranlar, kafeteryalar, eğlence mekanları, alışveriş merkezleri vs. gibi insanların kalabalıklar halinde gittikleri yerleri aman kimse kimseye virüs bulaştırmasın diye kapattık. Hepsine eyvallah. Bu hemen hepimizi ilgilendiren genel bir sorun olduğu için her şeye tamam dedik, kırdık dizimizi süreç hayırlısı ile bitsin diye beklemeye başladık.

Tamam bu büyüklükte bir kriz sanıyorum hiçbir devlet tarafından öngörülmemiş gibi duruyor ve tamam hiç kimse böyle bir durumu ne yaşamak ne de yaşatmak ister ama şimdilik sessiz sedasız evinde oturan esnaf sanıyorum çok kısa bir süre sonra ciddi anlamda feryat etmeye başlayacak.

Memleket olarak zaten dert üstü murat üstü bir ekonomik durumumuz yoktu. Esnaf zaten güç bela günlük bir yaşantıya endekslemişti kendisini ancak şimdi o da durdu. Kredi kartlarıyla, banka kredileriyle hayatını sürdürmeye çalışan esnaf şimdi elinde avucunda ne varsa onu yemeye çalışıyor. Alışverişini, kirasını, personel ücretlerini, vergilerini, sigortalarını, taksitlerini bir şekilde kredi kartıyla ödemeye uğraşıyor hali hazırda. Marketler, pazarlar imanına kadar dolu evet ama hemen hiç birimiz çok uzun süreden beri bu kadar yan yana yaşamamıştık. Aile fertlerinin çoluk çocuk bir arada olması bireysel isteklerin direkt olarak epeydir evde olmayanlardan istenmesi ile hemen herkes normal alışveriş standartlarını çok ama çok üzerinde bir tüketim yapmaya başladı. E bunun yanında elektriğe, doğal gaza vs. gelen fahiş artışlar, faturalardaki korkunç yükseliş bana sorarsanız binanın temeline ciddi anlamda zarar vermeye başladı.

Eyvallah gerçekten hatırı sayılır sayıda insan birbirine destek olmak ve taşın altına elini koymak adına kiracıları ile bir veya birkaç kira almamak üzere sözleşti ama nereye kadar? Sırf o kiralarla geçinen insanlar yok mu acaba? Şimdi size canlı bir örnek vereceğim. Kafeteryaların, restoranların ciddi anlamda iş yapmaya başladığı bir dönemde bir kardeşim ciddi anlamda bir yatırımla son derece alımlı, keyifli bir restoran yaptı. Hem de bu virüs patlamasından yaklaşık 1 veya 1.5 ay önce falan. Yaptığı yatırımın çok ciddi bir kısmını da banka kredisi ile yaptı. Şimdi bir o kadar süreden bu yana dükkanının kapıları herkesin olduğu gibi sıkı sıkıya kapalı.

Bu örnekleri o kadar çok çoğaltabiliriz ki. Çok uzağa gitmeden kendimizden bahsedelim. Biz yerel bir gazeteyiz. Zaten ekonomik kriz herkesi vurduğu dönemde yani bundan yaklaşık 1 yıl kadar önce gazeteyi basmayı durdurmuştuk. Yayınlarımıza internet üzerinden devam ediyoruz ama gazeteyi basmayınca çalıştırdığınız sigortalı elemanlarda, gazetenin yerleşim alanında ya da ödediğiniz kira, stopaj vs. hiç birisinde bir değişiklik olmamasına rağmen devlet de, devletin kurumları da size üvey evlat muamelesi yapmaya başlıyor. Şayet bizim ölçeğimizde kendi yağıyla kavrulmaya çalışan, siyaseten taraf tutmaksızın şakşakçısı, yardakçısı olmadan ya da tehditle, uydurma haberle, baskıyla yayın yapmayan bir gazeteyseniz tek geçim kaynağınız reklam. Şimdi soruyorum size. Böyle bir ortamda gazete olarak reklam diye kimin kapısını çalarsınız da size kim reklam verir. E peki o reklamlar gelmezse bu sektördeki insanlar hayatlarını nasıl idame ettirir.

Hepimiz şimdilik adı maalesef günü kurtarmak bile olmayan bir durumu yaşıyoruz. Belki örnek olarak şık olmayacak ama fare üflemesi denilen olayı sanırım herkes bilir. Eski zamanlarda köy yerlerinde insanlar kimi zaman uykularından kulakları yenmiş şekilde kalkarlarmış. Gece uyurken kulağınız yense uyanmaz mısınız? İşte fare üflemesi diye tabir edilen şey burada devreye giriyor. Aslına fare üfleyerek ısırmazmış. Farenin tükürüğünde lokal anestezide kullanılan bir maddenin olması sebebiyle fareler kulağınızı yese bile anlamazmışsınız. Şu an esnafımızın durumu da tamamen buna benziyor maalesef. Bir sabah uyandığımızda kulağımızın hiç hissettirilmeden yenmiş olduğunu fark edeceğiz gibi görülüyor.

Evet şunu biliyorum ki aşağı tükür sakal, yukarı tükür bıyık gibi bir durum yaşıyoruz. Evet hemen herkes aynı durumda ama bu işlere kesinlikle bir düzenleme getirilmesi gerekiyor. Esnafın çoğu devletin ve kurumların ‘Evde kal’ çağrısına uymaya çalışıyor ancak sonrasında ne olacağını hiç kimse dile getirmiyor. Yarın bankalar herkesin kapısına dayandığında, iş yapamayanlar, alacaklarını tahsil edemeyenler, kirasını alamayanlar, vergilerini, sigortalarını, faturalarını ödeyemeyenler birbirlerini yemeye başlayacaklar maalesef. Herkes gücünün yettiğine isyan edecek.

Onun için yarının fotoğrafını iyi çekip herkesin ayağını daha bir yorganına göre uzatmasını, bu gün bol keseden harcarken bunun yarınını düşünmemesi pek hayra alamet gibi durmuyor. Deyin ki Mayıs ayı itibariyle yasaklı esnafa dükkanlarını açma izni verildi. Kayıp süreç nasıl telafi olacak? O süreçte yaşanan kayıplar üstüne koyarak çığ gibi büyümeyecek mi? Tabi bir de işin diğer tarafından bakıp Allah muhafaza bu virüs işi uzarsa o zaman bu esnafın hali ne olacak?

Yetkili ağızların halkı ve esnafı rahatlatacak açıklamalar yapmaları, yarına ilişkin insanların daha önünü görebileceği, aydınlatabileceği çözümler sunması ve bunları acilen uygulamaya koyması gerekli. Yoksa elbette Allah razı olsun ama ihtiyaç sahiplerine 1000 liralık yardım ile bu işler asla yürümeyecek. Devletin hem kamu, hem de özel bankalarla ciddi anlamda bir toplantı yapması ve bu işleri geniş çaplı konuşması gerekli. Özelleştirilmiş elektrik kurumları, doğalgaz kurumları vs. ile bu işi bir olura bağlaması gerekli. Akaryakıtın sürekli düşüşte olduğu bir dönemde doğalgaz ve elektriğe bunca zam gelmesinin önünü alması ve hatta bu işi geriye çekmesi gerekli. Devletin erkanı bizim düşündüğümüzün elbette 100 katını düşünüyordur ama bu işin acili gerçek anlamda çok hızlı yaklaşıyor hepimize doğru.

Diliyorum bu işler bir an önce çözüme kavuşur, diliyorum esnaf arkadaşlarımız, kardeşlerimiz, büyüklerimiz en azından eski günlerine dönerler. Fakat herkesin bir morale ihtiyacı var. Çözüm yolunda en gerekli olan şeydir moral. Şimdi diyebilirsiniz ki ‘Yahu Cem Şakoğlu, hem moral diyorsun, hem de hepimizin içini karartan bir yazıyı kaleme alıyorsun’ Yerden göğe kadar haklısınız ama sular bulanmadan durulmaz, derdini söylemeyen derman bulamaz. Biz gördüğümüz fotoğrafı aktarmakla yükümlüyüz. Rahmetli Aliya İzzet Begoviç’in çok sevdiğim bir sözü ile bitirmek isterim bu gün ki yazımı ‘Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliğidir’

Bu vesile ile sorumluluk sahibi bütün iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

04

selim - daha düne kadar toz kondurmuyordun. İki reklam almak için, kartepe gazetesi gölcük belediyesinin reklam ajansı gibi çalışıyordu. daha dur bu iyi günleriniz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Nisan 08:22
01

Kartep - Esnaf zorda esnaf batakta kredi icin muracaat edenlere devlet bankalari bile sicilin bozuk kredi yok diyor isi düzgün olan kredi çekiyor ve dolar yapip bankaya koyuyor boyle kredinin de adaletin de bilmem neresine

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Nisan 16:45