Reklamı Kapat

Bu bir hüzün yazısıdır

Aslında bu gün biraz duygusal bir yazı olacak benim için. İki haftadan bu yana bu ikinci Cuma ki cemaatle birlikte Cuma namazını kılamıyoruz. Normal vakit namazlarında her zaman ve herkes tarafından camiler tercih edilmiyor olsa bile Cuma günleri bu işi yüreğinde hisseden herkes camilere koşardı. Maalesef iki haftadır koşamıyoruz. Camilerimizin kapısında kepenk, minarelerimizde ezanlar sonrasında evinizden çıkmayın diye anons, akşamları hoparlörlerden dualar, tekbirler, salavatlar ama kapılar kapalı. Üzülüyor ve hüzünleniyor insan.

Diyeceksiniz ki ‘Yahu Cem Şakoğlu, sanki herkes beş vakit namaz kılıyordu ve üstelik bunları camilerde cemaatle birlikte kılıyordu da, bu gün camilerin kapıları güvenlik sebebiyle kapatılınca hüzünlendin öyle mi?’ Evet öyle. Öyle çünkü cami bizim için evlerimizin bir kapısı gibi. Belki içerisinde büyüklerimizin, akrabalarımızın yaşadığı ayrı bir hane ama tamamen bize ait o kapı. Hani o hanede yaşayan büyüklerimiz yitip gitse ve o kapı bize kapansa nasıl hüzünlenirsek buna da öyle hüzünleniyor insan. Kim ne söyler ve ne düşünürse düşünsün hemen hepimiz o camilerle büyüdük. İçindekiler doğru anlattı, yanlış anlattı bilemem ama hemen hepimizin yolu o camilerden geçti.

Yıkandık, gittik, temizlendik gittik, güzel kokular sürdük gittik ve her daim sanki Sevgilimizle buluşmaya gidermişçesine kendimize normal zamandan çok daha fazla özen göstererek girdik hep o kapılardan. Yerdeki halısında bir toz, çöp, bir saç teli bulsak aldık cebimize koyduk. Hanemiz, mabedimiz, içimiz temiz olsun istedik. Bayramda gittik, seyranda gittik, kandilde gittik, teravide gittik. Hatta öldük, ölmüş olduğumuz halde yine gittik o mübarek haneye. Kimimiz vakit sektirmedi, kimimiz yettirebildiği kadarında, kimimiz bayramda, Cuma’da aşındırdı o kapıyı. Onun için şimdi zor ve hüzünlü geliyor. Bu gün bu yük biraz ağır geliyor bana ve benim gibi düşünenlere.

Cami bir varlık değilmiş gibi görünür. Dili yoktur sitem etmez kimseye, olsa da etmez. Neden gelmiyorsun demez mesela ama bilirsiniz ki sizi mutlaka bekler ve bilir bir gün mutlaka geleceğinizi. Bana anlat deseler mesela ‘Sevgiliye kavuşma kapısıdır’ diyebilirim. Büyük bir söz gibi durur ama sözün başlangıcı bile değildir anlayabilene. Ya da köprüdür, ya da eskiden Uzay Yolu filmlerinde ışınlanma odası olurdu, bana camilerde o ışınlanma kapıları gibi gelir.

Bu gün bütün dünyayı tehdit eden Korona virüsü inanılmaz bir hızla yayılırken elbette niyetimiz camileri neden kapattınız sitemi değil. Ama geçen hafta televizyonda Cuma namazına gittiği caminin kapalı olduğunu görüp birkaç kişiyle cemaat yapan adamın ağlayarak namaz kılışını görünce hemen herkes gibi ben de çok hüzünlendim. Sonra da aklıma aslında camilerin hepimiz için ayrı bir yeri ve önemi olduğu geldi ve sonra aslında onlardan ne kadar uzaklaştığımız takıldı kafama. Onları siyasete alet ettik, onları kendi menfaatlerimize alet ettik, onları onlardan uzaklaştıracak söylemlere alet ettik ve git gide koparttık kendimizi camilerden. Ancak anladım ki koparttığımız, uzaklaştırdığımız yalnızca bedenlerimizmiş. Yüreklerimiz, içimizde bizden habersiz yaşayan bir şeyler gizli gizli yaşatıyormuş camileri demek ki, bu gün kapılarını kapalı görünce her ne sebepten ise kendimizde arıyoruz biraz da suçunu sanki.

Bunu neden böyle düşünüyorum bilmiyorum ama bu virüs denilen şey insanların sağlığını tehdit edici seviden kalktığında sanki camilerimiz eskisinden çok daha fazla talep görecekmiş gibi geliyor bana. Hele ki açıldığı andaki ilk namazlarımızda hepimiz hıçkıra hıçkıra ağlayacakmışız gibi hissediyorum. Bir yetimlik var şu an ibadetlerimizde, bir öksüzlük. Anasına, babasına, kardeşine, Sevgilisine ya da ne bileyim belki de kendisine kavuşacağı anı bekliyor camilerin açılmasını bekleyenler.

Onun için son paragrafta herkesten şunu rica ediyorum. Lütfen, ne olur devletimizin, sağlık çalışanlarımızın, doktorlarımızın uyarılarına harfiyen uyun. Evlerinizden mecbur kalmadıkça çıkmayın, çıkmayın ki, kapılarımızın açılma sürecini hep birlikte kısaltalım. Camilerimizi kapalı tutan biziz unutmayın. Gelin o kapıların bir an önce açılması için yalvarıyorum hepinize tedbirsiz ve sorumsuz davranmayın.

Bu vesile ile herkese Cuma gününün yüzü suyu hürmetine sağlık, sıhhat, huzur dilerken sorumluluk sahibi bütün iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum. Allah camilerimizi ezansız ve cemaatsiz bırakmasın. Amin.

Günün Özü

Sen

Can konağını aramadaysan, cansın;
Bir lokma ekmek arıyorsan ekmeksin,
Bir damla su arıyorsan susun,
Zulmün peşindeysen zalimsin,
Aşkı arıyorsan âşıksın,
Gönlün neye kapılmışsa O’sun sen.
Şu nükteyi biliyorsan, işi biliyorsun demektir:
Neyi arıyorsan O’sun sen.

Hz. Mevlana

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Derya Gül - ınancımız kendımıe olmalı ama. insanız biz ınsanlar kıyaslama yapıyor ama devlet neyın pesınde pekı? kendı pıslıklerını kapatıyorlar çünkü

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Mart 16:22