Reklamı Kapat

Acımız büyük...

Evet sevgili dostlar! Yüreğimiz yanıyor, acımız büyük. Mevlam sabrını ve dayanma gücünü önce evlatlarını vatan uğrunda şehit veren ailelere, sonra da bizlere ihsan eylesin.

Ateş düştüğü yeri yakar derler ancak bu ateş öyle bir ateş ki bütün ulusu birden yaktı.

İslam coğrafyasına ve Müslümanlara karşı yapılan haçlı, Siyonist ve ırkçı saldırılardan birini daha yaşıyoruz.

Ay sonuna kadar verilen mühlet dolmadan hain Esad’ ın rejim güçleri TSK’ ya ağır bir saldırıda bulundu. Rejimin bu hain saldırısından sonra TSK’ nın karşı taarruzunda büyük kayıplar verdi.

Ankara’nın kararlı tutumu neticesinde kulağının üzerine yatmış bekleyen Batı, Nato, Rusya ve ABD bir anda uykudan uyandılar ve peş peşe yumuşak demeçler vermeye başladılar.

Hele Ankara “mültecilere artkı kapıları açıyoruz” deyince etekleri tutuştu, art arda Erdoğan’ la görüşmek için yoğun bir diplomasi trafiği başlattılar ve ülkelerinde yoğun güvenlik önlemleri almaya başladılar.

Hani siz çok demokrattınız?

Hani siz insan haklarına saygılı idiniz?

Hani sizler bireyin yaşam hakkına önem veriyordunuz?

Hani siz bu mültecilere bakın bizler de size yardımcı olacağız dediniz, ama sözünüzde durmadınız. Şimdi kuyruğunuz sıkışınca yardımları yine dolambaçlı yollardan yollamaya kalktınız. Bunun adı oyalama taktiği, ipe un sermek ve zaman kazanmaktır. Artık bu mavralarınıza bizden inanmamızı beklemeyin. Bizler kapıları açtık sonunu sizler düşünün. Kendi düşen ağlamaz.

Artık şunu iyice belleyin ki, dün olduğu gibi bugün de Türkiye kendi kararlarını uygulama kabiliyetine sahiptir ve bundan sonra da böyle olacaktır.

Evet sevgili dostlar! Bugünleri geride bıraktık ve Rusya ile birlikte ateş kese imza attık. Sürekli olmasını diliyorum. Ancak görüyorum ki dünya olumlu bir adım olarak görürken bizim içimizdekiler bunun çok kısa süreceğini uzun sürmesinin mümkün olmadığını söylemeye başladılar. Bu bir durum tespiti ve temenni midir yoksa bozulmasını arzu ettikleri için mi böyle söylüyorlar bilemedim…

Birlik beraberliğe ve devletimizin yanında olmaya en çok ihtiyacımız olduğu bir zamanda bu saldırı ve hezeyanları anlamakta gerçekten zorlanıyorum.

İktidar olma hırsı gözünüzü bu kadar mı kör etti?

Sarf ettiğiniz bu galiz sözlerle mi iktidara talipsiniz?

Cumhurun ak oyları ile seçtiği Cumhurbaşkanına hakaret etme cüretini nereden alıyorsunuz?

Allah aşkına siz kimsiniz, neye hizmet ediyorsunuz, bu gemi batarsa sizler de helak olacaksınız bunun farkında değil misiniz?

Suriye de ne işimiz var söyleminize acaba sizler de inanıyor musunuz?

Suriye de ne işimiz var diyenlere Şehit uzman onbaşı Nihat KARA nın not defterindeki yazıyı hatırlatayım.

“ Sakın Suriye de ne işimiz var diyenlerden olmayın! Gittim, gördüm tam da olmamız gereken yerdeyiz.

Bakın Esad’ ın gazetecisi Nedal Sabeh ne diyor:

“Müttefikimiz Kemal KILIÇDAROĞLU’ nun sözlerini dinle. Türkiye tamamen karanlık değil. Makul temiz sesler var. İdlib’ de Erdoğan’ ı düşüreceğimizden emin olun”

Evet dostlar ez cümle her şey karakterde gizlidir. Ne güzel demiş büyüklerimiz.

“ Güneş elmayı tatlandırırken biberi acılaştırır, kabahat güneşte değil KARAKTERDE’ dir vesselam.

Bu haftada yazımızı İmam Şafinin şu veciz sözü ile bitirelim.

“ Fitne zamanı düşman oklarını takip ediniz o sizi hak ehline götürür.

Hoşça kalın sevgili dostlar ve daima dost kalanlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Orhan ARIKAN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.