Kenti CEO gibi yönetmek

Hepinize keyifli bir gün diliyorum. Böyle yazılar yazmaya karar verdiğimde kendi kendimle dalga geçiyorum bazen. Şehirle ilgili, kent ile yaşadığımız ilçe ile ilgili fikirlerimi bu satırlardan yazmak bütün içtenliğimle söylüyorum ki bazen çok saçma geliyor. Evet bunları yazarken büyük bir keyif alıyorum, zevk ve haz duyuyorum bu işten. Ancak bir süre sonra yazdıklarınızın yalnızca kendiniz çalıp kendiniz oynamaktan ibaret olduğunu hissettiğinizde içiniz bir tuhaf oluyor. Ne söylerseniz söyleyin sözlerinizin değeri karşınızdaki insanların anlayabildiği kadardır sözü de tam olarak oturmuyor buraya. Çünkü kentimiz ve ilçemiz için yazdıklarımızı okuduğunu düşündüğümüz yöneticilerin bunları anlayamamak ile ilgili bir sıkıntı yaşadıklarını düşünmüyorum. Fakat anlamak isteyip istemedikleri ile ilgili endişelerim var açıkçası.

Kenti yönetmek Büyükşehir Belediye Başkanının işi. Oturduğu koltuk, halkın kendine verdiği makam bu şehri bir CEO gibi yönetmeyi gerektiriyor. Ne demek CEO (Chief Executive Officer), yönetim kurulundan aldığı hedefi gerçekleştirmek için strateji oluşturup uygulayan; şirketin bugününü yönetirken yarınını da planlayan ve yönetim kuruluna hesap veren kişidir. CEO,  “yöneticilerin yöneticisidir”. Büyük şirketlerde yönetim kuruluyla icra kurulunun arasında bağlantıyı kuran kişidir. İşte bu yüzden CEO gibi kelimesini özellikle kullandım ki işin içerisine ekonomisinden, şehirciliğine, taşımasından, altyapısına, tarımından, sanayisine ve daha birçok ilgili alanına kadar taşları oynatan herkesi iyi yönetebilecek, oyunu kurabilecek ve şartları bir süre sonra kendi tayin edebilecek bir idareci olsun. Bu günü yönetip, yarını planlasın.

Kendisini siyasetin çarkına kaptırıp kentinin çıkarlarından ve gelişiminden çok partisinin ve partilisinin menfaatlerini kollamaya çalışan belediye başkanları aslında kenti yönetmekten çok farkında olmadan ülkeyi yönetme derdine düştükleri için işin içerisinden çıkamaz bir hal alıyorlar. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tahir Büyükakın ile ilgili daha önce yazdığım birçok yazımda kendilerinden yana kent adına umutlu olduğumu belirtmiştim. Sebeplerini de kendi bakış açımla sıralamıştım. Oysaki bu gün günden güne daralan devletin ekonomik çıkmazına kendisini bırakmış bir Büyükşehir Belediye Başkanı modeli çiziyor olması açıkçası beni üzüyor. Gerek coğrafi açıdan, gerek burnumuzun dibinde İstanbul gibi neredeyse dünya başkenti bir şehir olmasından, gerekse o bir türlü peşine düşmediğimiz yer altında gömülü olarak sakladığımız tarih bile yaşadığımız kenti neredeyse tümüyle kendi gelirleri ile ilerleyebilecek bir hale sokabilir. Ancak bununla ilgili programların ve planlamaların gerçek manada istenerek ve kararlılıkla uygulanması gerekli. Bu projelerinde kentin kokusunu, dokusunu, yaşayışını bilen bu şehrin değerleri ile istişare ederek yürütülmesi gerekli.

Bakın biz her yıl dünya kadar para harcayıp Kartepe Zirvesi yapıyoruz. Eyvallah bu projeyi de şu ana kadar aktif bir faydasını gördüğümüzü düşünmesem de sonuna kadar destekliyorum. Birkaç tekrar sonrasında doğru bulunacaktır diye düşünüyorum ancak ben olsam böyle bir zirveyi kent için de yapar ve bir arama konferansına döndürürüm. Her yıl da tekrar ederim. Katılımcıları belirler, farklı konuları farklı insanlara tartıştırırım. STK’lar, Kent Gönüllüleri, kent dinamikleri, kentin bilinen, tanınan, sevilen simalarını, basın yolu ile gerçek manada kente katkı sağlamaya çabalayan bizim sektörün insanlarını ve bana göre en önemlisi de Kocaeli Üniversitesini bu işin içerisine katarım. Öğrencilerine anketler yaptırırım, profesörlerine, hocalarına öneri ve düşünceleri aktarır, bunları çözüme dönüştürebilecek fikirleri bir noktaya toplamalarını isterim. Kısacası kentin bütün dinamiklerini bu işin içerisine katar ve kent adına köklü ve kent insanının istediği bir şehirleşmeye doğru ilerlerim. Peki, böyle mi oluyor sizce? Bana göre hayır. Ülke üzerindeki genel politika siyaset odaklı ve  ‘Paramız yok, çok zıplamayalım. Halkla iyi geçinin yeter’ üzerinden dönüyor.

Çözüme yönelik anlattığım tüm bu genişliğin yanında yönetim anlamında kent tamamen dar bir çerçeveye sıkıştırılıyor sanki. Kendi sektörüm olan basın dahi iktidara yakın olan, mecaz anlamda belediye bandosundan (Belediyenin gerçek bando personeli bu konunun tamamen dışındadır) pek de farkı kalmayanların desteklendiği, diğerlerinin çizginin dışına itildiği bir sektör haline dönüştürüldü. Yazabilen kalemlerin çoğu ya dönüştürüldü ya da itibarsızlaştırıldı. Birçoğumuzda gerek reklam almada, gerek kime göreyse adam yerine konmada çizginin dışına itildik. Yıllardır gözleriyle kentin fotoğrafını çeken insanlar çözüme katkı için davet edileceğine odaktan iyiden iyiye uzaklaştırıldı. Bu duruma aman biz de zarar görürüz korkusuyla herkes de sessiz kaldı.

Bu gün bu şehrin insanı olmayan şehir planlamacıları kentteki yapılaşmayı Google Earth üzerinden uzaktan kumanda ile yapıyorlar neredeyse. Hal böyle olunca kent dokusunu kaybediyor ve etrafınıza bir bakın bizim kentimiz sanki mutsuz insanların bir araya toplandığı bir kent haline dönüşmüş vaziyette. Kentteki ağabeylik kardeşlik işleri yine siyasete teslim edilmiş, kent büyüğünün yerini başkanlar, vekiller, bakanlar almış. Küskünleri barıştıran, zorda olan esnafa destek olan, masaya yumruğunu vurup adaletsizlik bitiren insanlar tek tek kaybolup gitmişler. Kimsenin de bu insanları, bu anlayışı yeniden bir araya getirmek, yeniden canlandırmak gibi bir derdi yok. Bu insanları oyuna katıp şehri yeniden birleştirmek gibi bir çabası yok.

Büyükşehir Belediyesinin dışındaki ilçe belediyelerini zaten taşeron firmalar gibi işletiyoruz. Devamlılığı olmayan, bir işi kendi başına yapmaya karar veremeyen, kendi sınırları içerisinde elle tutulur kendi projesini üretemeyen Büyükşehir bağımlısı küçük işletmeler gibi davranıyoruz onlara. Köy statüsünden kurtarmak için ilçeye çevirdiğimiz devşirme küçük şehirler. Ve maalesef hal böyle olunca köylü müyüm, şehirli mi ikilemine düşüp tarımı, hayvancılığı bir kenara atmış, köy statüsünden çıktığı için ahırını, imar aldığı için müteahhide daire karşılığı sattığı tarlasını kaybetmiş insanları yeniden o çok iyi bildikleri işlerde geri toplamayı düşünmüyoruz bile.

İşte onun için CEO gibi yönetmekten bahsediyorum. Bu kent kendi değerlerine sahip çıkan bir yapıya bürünse, siyasetin hantallığından bir çıkabilse, Belediye Başkanları hayırlı olsun ziyaretlerini kaldırıp insanımızla böylesi toplantılarda bir araya gelse, karşılıklı fikir teatisinde bulunulsa ortada bambaşka bir şehir olur. Ülkeye örnek, insanlarımıza moral, ekonomiye de büyük destek olur. Nasıl olur biliyor musunuz? İsterseniz olur. Başkalaştırırsanız, uzaklaşır, uzaklaştırırsanız, itibarsızlaştırırsanız yarın aynısı size de olur. Hal böyle olunca da olan devlete, millete olur. Kısacası yazık olur, aynı bu gün olduğu gibi.

Bu vesile ile sorumluluk sahibi bütün iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.