Sorumluluk sahibi insanlar

Herkese keyifli bir gün dileyerek başlayalım yazımıza. Beni takip eden okurlarım bilirler ki uzun bir süreden bu yana yazdığım yazıların sonuna ‘Sorumluluk sahibi iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum’ diye yazarım. Bu öyle laf olsun diye bir söylem değil benim için. Aslında hiç kimse için değil ama söyledikleriniz karşınızdakinin algıladığı kadardır doğrultusunda baktığınızda bu gerçek ne kadar çok kişiyi yakalıyor tartışabiliriz. Biz hayatı genel olarak bireyselliğe indirgemiş olsak bile aslında etrafımızda yaşananlar hepimizin hayatını etkiliyor. İyilikler de, kötülüklerde, doğru işler de, yanlış işlerde. Onun için insan yaşadığı çevreden de sorumludur bana göre. Gördüğü bir eksikliği, hatayı, yanlışı söylemez de bana mı kalmış derse sorumluluğu üzerinden atmış olmaz.

Hayat dersleri veriyor bakış açısıyla konuyu uzatmak istemiyorum. Bu gün yazımda işte bu sorumluluğu kendi üzerinde sürekli taşıyan bir kardeşimden ve onun uyarılarından bahsetmek istiyorum. Murat Oruç kardeşim Kartepe Gazetesini devir aldığımız günden bu yana gazetemizi defalarca ziyaret etmiş bir kardeşimiz. Mahallesini de, yaşadığı ilçesini de, kentini de seven ve etrafında gördüğü eksiklikleri ya da hataları çözümcül bir şekilde bizlere aktaran ya da bizlerle tartışan bir kardeşimiz. Geçtiğimiz hafta başında ben İstanbul’da seminerdeyken yazdı bana. Kocaeli Üniversitesinin Aslanbey yerleşkesi içerisinde yapılan 30 bin kişi kapasiteli öğrenci yurdundan dem vurmuş. Benim de uzun bir süreden bu yana değinmek istediğim bir konuydu bu konu. Son derece hızlı bir şekilde inşa edilen ve dışarıdan gördüğümüz kadarıyla KOÜ öğrencilerine gayet modern bir yurt binası kazandırılmak üzere. Emeği geçen herkesi kutlamak lazım.

Ancak işte o yazılarımızdaki sorumluluk sahibi insanlardan birisi olan Sevgili Murat Oruç kardeşimiz haklı bir tespitte bulunmuş. 30 bin öğrencinin o yurdu doldurması demek şu an için o civardaki zaten yetmeyen yolların imanına kadar tıkanması demek. Sevgili Murat Oruç bu konuda şunları söylüyor;

 ‘Aslanbey yerleşkesi içinde 30 bin öğrencinin geleceği yurt inşaatı hızlı bir şekilde ilerliyor. Bu gelen öğrencilerin Umuttepe kampüsüne ulaşımını şu an dahi kaldıramayan Rahmiye içerisindeki dar yol ve devamında Köseköy’deki ağaçlık yol üzerinden mi yapacağız? Bunu için alternatif yolların oluşturulması ve çalışmaların bir an önce başlaması gerekmiyor mu? Bana sorarsanız Doğankent önünden Köseköy istasyona bağlanacak olan 4 şerit yolun tamamlanması gerekiyor. Ki bu zaten iktidarın seçim beyannamelerinde uzun süreden bu yana işlenen bir yoldur. İkincisi de Fikirtepe konutları altından Karatepe istikametine doğru giden yol genişletilip, Doğantepe yoluna bağlanıp, Kullar yolu üzerinden Umuttepe’ye ulaşım sağlanması gerekir. Şayet bu çalışmaları yaparlarsa öğrenciler de, yöre halkı da, trafik de ciddi anlamda rahatlar’

Bakın öncelikle şunu belirtmek isterim ki bu bir eleştiri yazısından çok bir sorunu tespit edip, çözüme katkı sunabilmek için fikir de ortaya koyan bir tavır ve ben bu tavrı gerçek anlamda çok seviyorum. İçinizden şunu soran olabilir ‘Kardeşim bu arkadaşın düşündüğünü belediye ve üniversite yetkilileri düşünmemişler midir sizce?’ Düşünmemiş olabilirler, atlanmış olabilir. Çünkü yurt inşaatı inanılmaz bir hızla ilerliyor. O yolları kullananlar bilirler zaten bu gün ki trafik akışını zor kaldıran yollar buraları. Yarın bu yurtları kullanıma, hizmete açtığınızda yaşanacak trafik hepimizi ciddi anlamda üzer. Onun için de bu yol çalışmalarının bir an önce başlaması gerekiyor. Bir kez daha söylüyorum ki bu yazı bir eleştiri yazısı değil. Sevgili Murat Oruç kardeşimizin bu yazısı bana göre hem bir tavsiye niteliğinde, hem de sorumlu bir vatandaşın gördüklerini yetkililerle paylaşarak çözüme katkı sağlama girişimi.

Murat kardeşime kendi adıma hem teşekkür ediyorum, hem de sorumluluk duygusundan dolayı kutluyorum. Diliyorum bu yazı yetkilileri harekete geçirir. Çözüme katkı sağlayan herkes de mutlu olur.

Generalden Delege olur mu?

Bildiğiniz üzere yakın gelecekte iktidar ve ana muhalefet partilerinde kongreler var. Bu kongreler öncesinde yapılan delege seçimleri her zaman olduğu gibi çekişmeli geçer. Herkes kendisini destekleyecek isimleri delege yapmak ister ki bu son derece normal bir durumdur. Ancak birkaç zamandır takip etmeye çalıştığım bu işlerde dikkatimi çeken enteresan gelişmeler yaşanıyor.

Ben 53 yaşında bir adamım. Hatta 54’e daha az kaldı. Yani bizim için yaşını başını almış deseler yeri var. Onun için kendi adıma benim hayata bir bakış açım var. ‘Taş yerinde ağırdır’ sözünü çok severim. Siyaset için öyle çok söz söylemem ama bu söz hele de siyaset için tam yerinde bir sözdür. Taş yerinde ağırdır. Ancak bu söylemi bu kez öyle parti değiştirme gibi bir konu için kullanmayacağım. Benim görüşüme göre Milletvekilliği yapmış bir kişi belediye başkanlığına aday olabilir, belediye başkanlığı yapabilir ama bunun aşağısı bana sorarsanız ne yakışır, ne de ağırlığa uyar. Mesela Belediye Başkanlığı yapmış bir adamın kalkıp belediye meclis üyeliği yapmasını da doğru bulmam. Ya da ne bileyim il, ilçe başkanlığı yapmış kişilerin siyasetin çok daha alt kademelerinde yarışıyor olmalarını yapı olarak doğru bulmam.

Oysaki son partilerin delege listelerinde öyle isimler görüyorum ki şaşırmamak elde değil. Ak Partinin delege listelerinde tabiri caizse bildiğiniz generallerin isimleri var. Geçmiş dönem belediye başkanı Hüseyin Üzülmez delege, eski ilçe başkanı Hasan Kandaz delege, eski Derbent Belediye Başkanı, Kartepe Belediye Başkan yardımcısı ve bu günün Kartepe A.Ş. Genel Müdürü Zafer Arat delege. Üstelik bunlar ilk etapta gözüme çarpanlar. Bakın bu listeleri yapanlar belki sırf başkanlık ve ilçe başkanlığı yapmış insanların isimlerini sırf doğal delege gibi düşünüp listelere yazmış olabilirler ama diğer taraftan da sokaktaki adam sorar Hüseyin Üzülmez, Hasan Kandaz, Zafer Arat gibi isimler delegeliğe kadar mı indiler. Onların isimleri varsa diğer başkanların niye yok. Yok ise şayet demek ki kendileri yazdırdılar diye konuşabilir insanlar. Ben konuşabilir diyeyim, siz de zaten konuşuyorlar deyin. Delege yazdığınız isimler oy kullanmaya bile gelmeyecekse onun adını jest olsun diye listeye koymak şahsına övgüyken, bir anlamda partiye sövgü anlamına gelebilir. Sandığına oy kullanmaya gelmeyen delegenin partisine hürmeti yok fikri oluşabilir. Ben bilir diyeyim siz oluştu deyin. Bilmem anlatabiliyor muyum? Onun için bu isimleri listelere yazanlar ya da inşallah yanılıyorumdur yazdıranlar kimdir bir bakılmalı gibime geliyor.

Bu vesile ile sorumluluk sahibi bütün iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.