50 yıllık hayalimize limon sıkmışlar!

Kartepe tarımın, sanayinin yanı sıra aynı zamanda turizm beldesidir de der dururlar ya hep acayip sinirlenirim…
Tarımı ve sanayiyi de ayrı bir gün masaya yatırırız da, turizm nerede Allah aşkına?
Maşukiye’de mi? Derbent’te mi? Eşme’de mi?
Nerede?
Bir Sapanca’nın göl kıyısındaki yaşama bakıyorum, bir de bizim Eşme’dekine…
Onlarınki turizm, onların ki hayatta…
Ya Eşmeliler’in kurumuş dallarla, sazlıklarla verdiği mücadele ne? Organik turizm mi bu?
Ya dağ eteklerimiz? Ya Kartepe zirvemiz?
Zirve tek adamın elinde sazı dilediği gibi çalıyor zaten. Adım atsanız para…
Ama yıllardır yaşam mücadelesi veren, Maşukiye esnafı? Araplar olmasa ne yapacak?
Esnaf hep yerel yöneticilerce yalnız bırakıldı. “Yolumuz bozuk” dediler. İki tane duba çakıp gönderdiler…
“Tabelamız bile yok” dediler, yöneticiler, tabelalar da esnafın değil de, kendi reklamlarını yaptılar…
Tek bir adamın zirvede saltanat sürmesine göz yumanlar, Kartepe’ye yıllarını veren; Kamil Öçbe’ye, Ahmet Yusuf’a, Asım Zeki Dede’ye, Cahit Çağın'a, Musa Kazım Ejderoğlu’na, Süleyman Atmaca’ya ve diğerlerine ne kadar destek verdiler?
Daha Maşukiye’nin yolunda iyileştirme yapılmadan, Derbent’ten zirveye yol yaptılar ama o da ayrı bir muamma!!!
Hep yarım yamalak kaldı turizm için yapılanlar.
Güzelbahçe projesi ne oldu bileniniz var mı?
Ya da 50 yıllık hayalimizin akıbetini soranınız oldu mu hiç?
50 yıllık hayalimize ne oldu söyleyeyim mi?
Limon sıktılar!
Hayalimizin tam ortasına direk çaktılar! Öyle böyle değil hem de törenlerle…
Şimdi o büyük hayalimiz çöp toplama merkezine dönüşmüş…
Şimdi o büyük hayalimizin üzerinde alkol şişelerinin kırık camları var! Paramparça olmuş 50 yıllık hayalimiz ve paslanmış demirleri duruyor orada…
Madem yapamayacaktınız, bıraksaydınız da bari hayallerimizde ki teleferik projesiyle yetinseydik!
O görkemli projenin kataloglarına bakıp bakıp “Seneye, olmadı öbür sene inşallah” diyerek avutsaydık kendimizi…
Bari o direği dikerek alay etmeseydiniz bizimle!
Ben bu projeye oldum olası sıcak bakmadım zaten ne yalan söyleyeyim…
Her daim yukarıdan aşağıya değil, aşağıdan yukarıya çıkan turizmi destekledim.
“Maşukiye’de merkezde bulunan bakkal abim, manav amcam kazanmayınca zirvede ki adam da kazanmasın! Adalet gelsin turizmde de!” dedim.
“Sırf birilerinin seçim yatırımımda var diye “50 yıllık hayalin temelini atıyoruz” demek yerine; “Bu teleferik projesi gerçek anlamda Kartepe’ye gereklimi? dendi mi de bu projenin yapımına başlandı?” da dedim…
Eleştirdim de; Derler ya “Ayranı yok içmeye taht-ı revanla gider…” misali, yolumuz yok zirveye çıkmaya, teleferik yapıyoruz? Ne diye “Desinler” diye…
Ama sağlayacağı istihdamı düşündükçe, insanlardaki hevesi, umudu görünce “Yapılsın hadi” diye düşündüm…
Ama dün Poligon mevkiine çıktığımda ağlamamak için kendimi zor tuttum yeminle…
O kadar üzüldüm ki inanamazsınız.
Harcanan para, emek, umut hepsi film şeridi gibi geçti gözümün önünden bir bir…
Eh be! Şu güzelim Kartepe’nin ortasına da, hayallerimize de direk çaktınız ya Allah’a havale etmekten başka ne diyelim ki…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nilay MERTTÜRK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.