Bir devlet ne zaman çöker!

Öyle zamanlar vardır ki tam anlamıyla bir olmak gereklidir. Bir toplumu ayakta tutan en büyük unsurlardan bir tanesi de birlik olabilmeleridir. Memleketimizde uzun süreden bu yana bu olgu son derece zayıflamış gibi görünse de, dün itibariyle başlayan sınır ötesi operasyonla birlikte çok uzun süreden bu yana ciddi manada özlemiş olduğumuz birlik tablosu yeniden hasıl oldu. Siyasi liderler de, vatandaşlar da, gazeteciler de aynı doğrultuda fikir birliği yaptılar. Askerlerimiz sınır ötesinde yapılan ‘Barış Pınarı’ operasyonunda daha ilk gün itibariyle inanılması zor bir mesafe kaydettiler. Şimdi bize dua etmek düşer. Allah ayaklarına taş değdirmesin İnşallah. Sonu zafer ve hayrolsun. Hayrımıza olan kolayından gelsin İnşallah.

Onun için bu gün ne siyaset, ne ticaret, ne de konuşulan dedikoduları yazmayacağım. Bu gün bir süre önce eski Kocaeli Milletvekilimiz Sayın İsmail Kalkandelen’in bana yollamış olduğu bir hikâyeyi paylaşacağım sizlerle;

“Kanuni Sultan Süleyman, muhteşem bir konuma getirmiş olduğu devletin akıbetini biran hayal eder. Günün birinde Osmanoğulları da inişe geçer, çökmeye yüz tutar mı? Diye derin bir düşünceye dalar...

Bu gibi soruları çoğu zaman sütkardeşi, meşhur âlim ve veli Yahya Efendi Hazretlerine sorardı. Bunu da sormaya niyet eder. Güzel bir hatla yazdığı mektubu keşfine inandığı Yahya Efendi Hazretlerine gönderir...

- “Sen ilahi sırlara vakıfsın. Kerem eyle de bizi tenvir buyur. Bir devlet hangi halde çöker? Osmanoğulları’nın akıbeti nice olur? Bir gün olur da izmihlale uğrar mı?” şeklindeki mektubunu gönderir.

Güzel bir hatla yazılmış mektubu okuyan Yahya Efendi Hazretleri’nin cevabı bir bakıma çok kısa, bir bakıma içinden çıkılmaz bir mana taşımaktadır:

- “Neme lazım be Sultanım”

Topkapı sarayında bu cevabı hayretle okuyan Sultan, bir mana veremez. Yahya Efendi gibi bir zatın böylesine basit bir cevapla bu işi geçiştireceğini de pek düşünemez. Söylenmeye başlar.

- “Acep, bilmediğimiz bir mana mı vardır bu cevapta?”

Nihayet kalkar, Yahya Efendi Hazretleri’nin Beşiktaş’taki dergâhına gelir. Sitem dolu sorusunu tekrar eder.

- “Ağabey ne olur mektubuma cevap ver. Bizi geçiştirme, soruyu ciddiye al!” Yahya Efendi Hazretleri duraklar.

- “Sultanım sizin sorunuzu ciddiye almamak kabil mi? Ben sorunuzun üzerine iyice düşündüm ve kanaatimi de açıkça arz etmiştim.” “İyi ama bu cevaptan ben bir şey anlamadım. Sadece ’neme lazım be sultanım’ demişsiniz. Sanki beni böyle işlere karıştırma der gibi bir anlam çıkarıyorum.” Yahya Efendi Hazretleri bu cevaptan sonra şu ibret verici açıklamasını yapar:

- “Sultanım! Bu devlette zulüm yayılsa, haksızlık şayi olsa, işitenler de neme lazım deyip uzaklaşsa, sonra koyunları kurtlar değil çobanlar yese, bilenler bunu söylemeyip sussa, gizlese, fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin feryadı göklere çıksa da bunu da taşlardan başkası işitmese. İşte o zaman devletin sonu görünür. Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır, halkın itimat ve hürmeti sarsılır. Asayişe itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlal de böylece mukadder hale gelir.”

Bunları dinlerken ağlamaya başlayan koca Sultan söyleneni başını sallayarak tasdik eder. Sonra da kendisini böyle ikaz eden bir âlime devletinin sahip olduğu için Allah(cc)'a şükreder. Bu türlü ikazlardan geri kalmaması için tembihte bulunarak dergâhtan ayrılır.

(Mektup bugün Topkapı’da sergilenmektedir.)”

Bu vesile ile ‘Neme lazım’ demeden, bu gün yaşananları ülkenin bekası olarak kabul ederek bir olmanın tam zamanıdır. Bir ve birlik şuuru içerisinde olan sorumluluk sahibi bütün iyi insanlara Saygılarımı sunuyorum. Gazamız Mübarek ola.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.