Nerede o sevgiler, o mutluluklar?

Evet sevgili dostlar! Bir sabah namazından sonra güneşin doğuşunu seyrederken dudaklarımdan döküldü o meşhur şarkının sözleri “ Nerede o sevgiler o mutluluklar/ Özledim çok özledim gel zeytin gözlüm”

İlerleyen yaşımızdan mı nedir bilinmez hep duyarım yaşıtlarımdan bu eskiye olan özlemi, hasreti.

Hani bir söz vardır halk arasında söylenen ve atlarımıza atfedilen “Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağar”. Şimdi ona “nostalji” diyorlar.

Evet NOSTALJİ! Eskiyi yaşamak, eskiyi yad etmek, zaman tünelinden gerilere giderek hatıraları tazelemek, çocuklarımıza ve torunlarımıza o eski günlerdeki özel olaylarımızı ve içerisinde bulunduğumuz ve bugün özlemle arzuladığımız o güzellikleri aktarmaktır.

Ancak biz o anılarımızı aktardığımızda karşımızdakilerin bize bakarak düşüncelerini okumak, okuyabilmektir asıl önemli olan.

Onların bu iki yaşam arasındaki farkındalıkları anlayıp özümsemelerini görmek veya “hadi yahu o zamanlar geride kaldı, maziye takılıp yaşamanın ne anlamı var önümüze bakalım” deyip umursamazlıklarına şahit olmak tır önemli olan.

Asıl olması gerekenin maziden ders alıp geleceğimizi ona göre dizayn etmenin önemini kavratmamız gerekir gençlerimize.

Geçmişi olmayanın geleceği de olmaz. O halde insan geçmişini bilmeli ve geçmişinden ders almalı ki benzer hatalar ve yanlışlar bir daha yapılmasın.

Bireyleri başarıya ulaştıran şey tecrübedir, tecrübeyi kazandıran şey yanlışlardır, tamam ama insan burnunun dikine gitmeden de doğru yolu bulabilir, o da nasihatlerle, başkalarının yaşadığı olaylardan ders çıkarmakla mümkün olur.

Bu hayatımızın her alanında dikkat etmemiz gereken bir kuraldır. Siyasette de , ticarette de hülasa hayatımızın her evresinde bizim için gerekli bir prensip olmalıdır.

Bugün siyasi olarak geçmişle gelecek arasında bir mukayese yapalım.

Önce kendimle başlayayım, çuvaldız ve iğne misali.

Adalet Partisinde başlayan siyasi yaşamım elli yıldır zaman zaman kesintiye uğrasa da aynı çizgide ( Milliyetçi, Muhafazakar ) bu güne kadar devam etmiştir.

İş yaşamımda da siyasi hayatımda da her daim Adaletten yana olmuş olayın kalkınma tarafında hiçbir şekilde bulunmamışımdır. Beni tanıyanlar, benimle beraber çalışanlar, beraber siyaset yaptığım kişiler bunu çok iyi bilirler.

Çalışma hayatım, bulunduğum iş yerinin özel sektör ise patronun, kamu ise devletin menfaatlerini koruyarak helalinden kazanıp, helal yollarda harcamak üzerine bina edilmiştir.

Kendi yaşamımla ilgili bu kısa bilgilendirmeden sonra gelelim asıl konumuza.

Yukarıda ne demiştik? Siyasi olarak geçmiş ile gelecek arasında bir kıyaslama yapalım.

Siyaset yapma biçiminin ve siyasi söylemlerin ülke yönetiminde ne kadar önemli olduğunu yaşayarak, zaman zaman içinde olarak, dışarıdan yalın ve tarafsız gözle bakarak tespit ve tahlil etme imkanını Mevlam bana bahşetmiştir.

Şöyle geriye doğru zaman tünelinde bir yolculuk yaparak kısa kısa değerlendirmelerle siyasetteki üslup ve tavırların, tutum ve davranışların ne kadar önem arz ettiğini hep beraber görelim.

Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kısa ve öz tespitlerle olayı özetlemiş olalım.

Atatürk Cumhuriyetimizin kurucusu ne yapmış ?

Etnik köken, mezhep ve din farkı gözetmeden, misakı milli sınırlar içerisinde yaşayan tüm vatandaşlara eşit davranmış, ülkesi ve milleti için var gücü ile çalışarak Cumhuriyetin temellerini atmış. Bunu yaparken hiçbir silah arkadaşının ve siyaseten yanında olanların arasında ayırımcılık yapmamış daima onlarla istişare ederek, onların fikirlerini alarak, muhalif sesleri de dinleyerek, onların öneri ve tekliflerini de değerlendirerek hizmetlerini sürdürmüştür.

Kendisini, silah arkadaşlarını ve tüm siyaseten birlikte olduğu kişileri de bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum.

Evet yüz yıl önce Milli Mücadele’yi kazandık, ama mağlubiyet pisikolojisiyle yanıp tutuşanlar hala bizi yıkmak için var güçleri ile savaşmaya devam ediyorlar.

Gelelim Atatürk ten sonrasına!

CHP, tek parti dönemi. Sözde Atatürkçü görünüp onu yok sayan bir dönem İsmet İNÖNÜ dönemi. 1925 yılında çıkarılan yasaya dayanarak paradan Atatürk resmini kaldırıp kendi resmini bastırması ile başlayan” milli şef” dönemi yapılan ve yaşananları tarih yazdı (Yokluklar, karneler, Açık oy gizli tasnifler, din üzerindeki baskılar vs.) bizler de okuduk. Burada bir daha tekrar etmeye gerek yok, halkımız her şeyin farkında zaman zaman iktidarın köşesinden tutturuyor ve gerçekleri gördükten sonra gereğini yapıyor.

Yıl 1950 Demokrat parti ( Adnan MENDERES)devamında Adalet Partisi ( Süleyman DEMİREL) dönemi.

Türkiye’nin kalkınma ve sanayide hamle yapma dönemi.

Atatürk’ü koruma kanununun çıktığı dönemler.

Halka ve muhaliflerine hitap etme sanatının en ince noktasına kadar hassasiyetle uygulandığı dönemler.

DSP ve MHP nin birlikte koalisyon yaptığı dönemler.

Bu koalisyon sürecinde nezaket ve saygının ( Bülent ECEVİT ve Devlet BAHÇELİ arasında) tavan yaptığı dönemler.

Hiciv sanatının en sınır noktalarına kadar uygulandığı ve hoş görü ile kabullenildiği dönemler.

Atatürk’ün gençliğe hitabesinde dahili ve harici düşmanların olacak diye işaret ettiği dönemler.

İhtilaller, Darbeler, Muhtıralar, e muhtıralar, 28 şubat post modern darbeler. Ülkem bunların hepsini yaşadı ve bugünlere geldi.

Bugün içerisinde bulunduğumuz konjonktür aynen Atatürk’ün işaret ettiği gibi dahili ve harici düşmanların ülkemiz üzerinde oynadıkları oyunların tekrarını görmekteyiz.

Ülkemiz ne zaman kalkınma hamlesi başlattı, bölgesinde lider olma konumuna geldi ise muhakkak o iktidarın başına dış güçlerin müdahalesi ve içerideki işbirlikçilerinin desteği ile bir bela musallat edilmiş ve alaşağı edilmiştir.

Öyle ise hamasetle uğraşmak yerine aklımızı başımıza alalım. Ülkemizin çıkarları söz konusu olduğunda siyaseti bir yana bırakarak halkımızın müreffeh yaşaması ve ülkemizin kalkınması için birlikte hareket edelim. Vatan hainleri ile iş tutmayalım, tutanlara gerekli cevabı verelim, siyasi söylem ve eylemlerimize dikkat edelim, birbirimizi kırmayalım, siyaseti seçim zamanları yapalım onun dışındaki zamanlarımızı ülkemiz için harcayalım.

Ülkemizin karşılaştığı sorunların üstesinden gelmek için eylem ve söylem birliği yapalım, birbirimizin fikirleri ve görüşlerine saygı duyalım, şiddet ve nefret dilini terk edelim ve hoş görülü olalım.

O nedenle diyorum ki saygı, sevgi, hoşgörü, birbirine tahammül etme ve en önemlisi de söz konusu “ VATAN” olunca gerisi teferruattır anlayışının hakim olduğu o eski günleri özlüyorum ve o şarkının sözleri dökülüyor ağzımdan” Nerede o sevgiler, o mutluluklar, özledim çok özledim….”

Haddinden fazla şiddet gayedeki hikmeti yok eder, kontrol edilmeyen güç güç değildir, bunu hiçbir zaman unutmayalım.

Ehliyetten yoksun, haksız kazanç elde eden, makam mevki peşinde koşan değil Allah rızası için halka hizmet edenlerle beraber olalım. Unutmayalım ki kimle yaşarsan onunla haşrolunursun .

Allaha emanet olun sevgili dostlar ve daima dost kalanlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Orhan ARIKAN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.