Sana mı, bana mı bayram?

“Bayram geliyor ve sende hiç bayram coşkusu yok” dedi arkadaşım…
“Ne coşkusu, deliye her gün bayram” diyerek işi şakaya vurdum.
Şaka bir yana, neden bilmiyorum ama son birkaç yıldır bayram coşkusu, heyecanı kalmadı içimde.
Büyüklerimizin 'Nerde o eski bayramlar!' diye yâd etmelerini daha iyi anlıyorum şimdilerde.
Bütün bayramlarda yazdığım yazılar dostluğa, kardeşliğe, birliğe, bütünlüğe dair, satırlarından bal damlayan yazılar ve hatıralar olsun istedim hep…
Ama bugün, maalesef bu bayram şekeri tadındaki yazılar bana o kadar uzak ki..
Açık söylemek gerekirse, ben geleceğimize dair iyimser duygularla kötümser duygular arasında bocalıyorum…
“Bayram demek hoş bir telaş demek. Bayram demek güzellikler, gelenekler, birlik ve beraberlik demek” desek de…
Memleketin her bir köşesinde çarşı pazarı doldursak da…
Kurbanlık almak, alış veriş yapmak için kıran kırana bir mücadele veriyormuş gibi yapsak da…
Daha bayram çalmadan kapıları, yollara düşsek de
Kimimiz memleketinde, kimimiz ise tatil yörelerinde deniz kenarında geçirsek de…
Bu bayram…
Burukluk, yorgunluk, çaresizlik, umutsuzluk var kimimizin valizinde, kimimizin beyninde, kimimizin de yüreğinde…
“Bizler mi değişiyoruz, yoksa bayramlar mı eski bayramlar değil?” diye düşünmeden edemiyor insan.
Anısını özenle sakladığımız çocukluğumuzun objesi, bayramla gelen mutluluğumuz simgesi kırmızı pabuçlarımız bile yok artık!
Bu bayramda da eski bayramları arar olmuşuz
Biliyorum, bayram neşesini zedelemek doğru değil ama…
Bir tarafta aslanlar gibi vatan evlâtları vurulmuş şehit olmuş yatıyor, diğer tarafta vatanını korumaktan aciz olanlar denizin ortasında nargile yakıp, hâlimize gülüp göbek atıyorken ne neşesi kalıyor insanın, ne de bayramlık keyfi…
Sizi de kötümser duygular içine atmak istemem, fakat hele ki İslam dünyasının haline baktıkça “bayram mı?” diyesim geliyor.
Ne bayramı kardeşim?
Türkiye hızla türbülansa sürüklenmeye devam ediyorken ne bayramı?
Ülke genelinde 15 yaş ve üstü işsiz sayısı 2019 yılı Mayıs döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 21 bin kişi artarak 4 milyon 157 bin kişiye yükselmişken…
Kime bayram?!
Ameliyatlı bacağı ile Kaz Dağlarında nöbet tutan köylü teyzem: "Biz ölmedikten sonra bizden kurtuluş yok..." deyip dağlarına sahip çıkma mücadelesi veriyorken sana mı bana mı bayram?
Barış diyenlerin tutuklandığı, savaş çığlıklarının sınırları aşarak en yakınımızda yer tuttuğu bu günlerde hangimize o bayram Allah aşkına…
En temel ihtiyaçlarımızı gidermeye yetmeyen maaşımızla, güvencesiz çalışma koşullarımızla… Hayatlarımızı elimizden çalan 14 saatlik çalışma günlerinin ağırlığında…
İnşaatta, asansörlerde veya denetimsiz madenlerde canlarımızı veriyor olmanın zavallılığında…
Mutfakta, cepte yangın var iken hangimize bayram?
Çocuklarımız her geçen gün laik, bilimsel ve eşit fırsatlarla sağlanan eğitimden mahrum bırakılırken, barış istedikleri için üniversite binalarından akademisyenler atılır, öğrenciler hapishanelere gönderilirken halen bayram sevinci yaşamaya kimin haceti kaldı ki?
Dış borcumuz milli gelirimizin yarısından fazla iken…
TL’nin dakika dakika eridiğine şahit oluyorken…
Kurbanlık alacak para cepte yok iken…
Eskiden anne-babadan bir şey istenildiği zaman çoğu kez alınan cevap "Bayrama az kaldı, o zaman alırız" diye büyüyen nesilden, evladına pantolon alamadığı için intihar eden babanın evlatları olarak büyüyen nesille gelmişken…
Sana mı, bana mı bayram?
Bu dünya hayatıyla başa çıkmak için deli olmalı deli ki, işte o zaman deli misali sana da bana da her gün bayram olsun!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nilay MERTTÜRK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.