Bayramlarımız!

Sevgili dostlar!

Bayramlarımız özellikle de dini bayramlarımız milletçe bir ve beraberliğimizi ruhumuzun derinliklerinde hissettiğimiz çok özel günlerimizdir.

Her daim bayram geldiğinde insanlarımızın kahir ekseriyetinin özlemle söylediği bir söz vardır” Nerede o eski bayramlar “ sözü çok doğru bir söz olmakla beraber günümüzün değişen şartları içerisinde yaşadığımız toplumun geldiği nokta ve en önemlisi ailelerin çocuklarına aşıladığı hayat anlayışı o eski bayram özlemimizi her geçen yıl biraz daha törpülemektedir.

Zaman içerisinde ve yaşadığımız ortamlarda farklılıklarımız olsa da, bayram alışkanlıklarımızı ancak aile içerisindeki davranışlarımız ve telkinlerimizle gelecek nesillere aktarabiliriz.

Bunun için de bayramları tüm aile bireyleri ile birlikte capcanlı duygularla hep beraber yaşamalı ve onların bilinç altlarına bu duyguları yerleştirerek onların da sonsuza dek bu duyguları yaşamalarına olanak sağlamalıyız.

Zaman içerisinde insan ve toplum yaşamında bazı kalıplar ve davranışlar değişse de insanlarımız atılan sağlam temellerden dolayı bu hasletlerini asla kaybetmeyeceklerdir.

Her yönü ile bayramların ne anlama geldiğinin genç nesillere öğretilmesi, bilinç altlarına yerleştirilmesi üzerimize düşen en önemli görevlerden birisidir.

Bayram günleri sıradan ve olağan günler değildir. Bu günler aile içerisinde ve yakın çevrede capcanlı bir şekilde yaşanmalı ki hafızalarda yer etsin ve bu günün gençleri gelecekte çocuklarına da aynı haslet ve özellikleri yaşatsınlar.

Bayramlar paylaştıkça güzeldir. Kurban bayramında kurbanlarımızı kesip ihtiyaç sahiplerini bulup onlarla paylaşmak ve onların hayır dualarını almak kadar güzel bir duygu yoktur.

Paylaştıkça bir anlam kazanan bayramlarımızda yardımların yerine ulaştırılması, akrabaların birbirlerini ziyaret etmeleri, küslerin barışması adına büyük ve önemli bir fırsattır, bu fırsatları mutlaka değerlendirelim. Mevla’mızın bizi ulaştırdığı bu önemli ve ulvi günlerin kıymetini bilelim ve onları heba etmeyelim.

Dini bayramlarımız bizi biz yapan en temel ulvi değerlerimizdir. Bu değerlere topum olarak ne kadar sahip çıkarsak o kadar huzur, refah, ve kardeşlik duygularımız pekişir.

Günümüzde eskiye nazaran bazı kalıplar değişse de insanlarımızın bu konudaki sağlam hassasiyetleri devam etmektedir.

Çocuklarımız torunlarımızı güzel giysiler giydirerek, dede, baba ve torunlar olarak hep birlikte bayram namazı için camilere koşuyoruz.

Buradan Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Tuncay DİLCİ nin şu paylaşımına aynen katılıyor ve siz dostlarımla paylaşmak istiyorum.” Bayramı, dijital kültür içerisinde sanal dünyaya hapsederek geçirmeyelim. Gelecek kuşaklara miras olarak örnek bir bayram uygulaması bırakmamız gerekir”

Bu cümleden hareketle şöyle zaman tünelinden çocukluğumuzun bayram günlerine bir yolculuk yapalım bakalım neler göreceğiz.

Sevgili dostlarım bizim çocukluğumuzdaki bayram hazırlıkları bir hafta öncesinden başlar, bayramda neler giyeceğimiz, nereleri ziyaret edeceğimiz, ziyaretlerimizde kimlerle nasıl bayramlaşacağımız bizlere sıkı sıkıya tembihlenir ve tarafımızdan aynen eksiksiz uygulanırdı.

Her evde bayramda misafirlere ikram edilmek üzere tatlılar, sütlaçlar, el açması börekler, zeytin yağlı biber ve yaprak dolmaları yapılırdı.

Bayram öncesi alınan giysiler ve ayakkabılar bayram sabahına kadar yastık altlarında saklanır, bayram sabahı giyilirler ve itina ile korunurlardı. Bayramlaşmaya gittiğimiz yerlerde elini öptüğümüz büyüklerimiz mendil içerisine koydukları bayram harçlıklarımızı verirlerdi. Anne ve Babamızın müsaade ettiği ölçüde sunulan ikramlardan alınır tutulan şeker veya çikolatalardan bire tane alınır ve genellikle boynumuzda asılı şeker torbalarında biriktirilerek eve getirilir ve kardeşlerimizle kim daha çok şeker toplamış diyerek yarış yapılırdı.

Aile büyüklerimiz ilk iki gün evlerinde gelecek misafirler beklerler ancak bayramın son günü iadeyi ziyaret ve kendilerinden büyük eş, dost, akraba ve komşu ziyaretlerini yaparlardı ve bayramlar böyle tatlı bir huzur ve düzen içerisinde tamamlanmış olurdu.

Şimdilerde bakıyorum ne çocuklarımızın torunlarımıza aldığı hediyeler ve bayramlıkların bir değeri ve kıymeti var ne de bayramların özel günler olduğu konusunda gençlerimizin bir çabası var. Bir çok aileler ebeveynleri ve yakınlarınla telefon veya sosyal medya üzerinde bayramlaşıyorlar. Genelde kullanılan ifadeler” Çok yorulduk senenin yorgunluğunu atmak için tatile geldik veya çocuklar çok sıkıldı onlara değişik bir ortam olsun diye veyahut ta arkadaşlar önceden bize sürpriz program yapmışlar kıramadık mecburen tatile geldik” gibi hiçbir dayanağı olmayan mesnetsiz mazeretlerdir.

Buradan tüm dostlara bir kez daha seslenmek istiyorum “ Gelin bu hiçbir anlam ifade etmeyen mazeretlerinizin arkasına sığınmadan bayramlarımızı bayram tadında yaşamak için ailelerimiz, dost ve akrabalarımızla birlikte geçirelim.”

Bu duygu ve düşüncelerle tüm dostlarımın mübarek Kurban bayramlarını en içten dileklerimle kutluyor; bayramın ülkemize, tüm İslam alemine ve bütün insanlığa huzur ve barış getirmesini Mevlamdan diliyorum.Kurban bayramınız bolluk, bereket ve hayırlara vesile olsun inşallah.

Hoşça kalın sevgili dostlar ve daima dost kalanlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Orhan ARIKAN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.