Derdi memleket olmayanlara nasip olmasın o koltuk…

Bizim siyasi sistemde makamdan ayrılanın onurlu ve itibarlı bir şekilde hayatının kalan bölümünü devam etmesi söz konusu değil sanırım…
Oldum olası siyasetçilerin neden makamlarına bu denli bağlı olduklarını, ne olursa olsun o koltukları bırakmamak için neden dokuz takla attıklarını pek anlamam…
Ama “Attan düştüğünüz gün işiniz bitmiştir” anlayışının bu denli hâkim olduğu bir ülkede bunu anlamamak için kendimle inatlaşmamın da pek mantığı yok sanırım…
Bu bizim toplumun maalesef acı bir gerçeği!
Makam varsa adamdan sayanlar, makam yoksa görmezden geldiği için belki de ister istemez bugün bu noktadayız.
Bu durumun bugün bizi getirdiği nokta ise vahim! Yerel yönetimlerin son zamanlarda en popüler olayı eski belediye başkanlarının, başkan yardımcılarının belediyelerde ya da kurumlarda yeniden makamlara gelmesi mesela…
Gazete manşetlerinden görüyoruz önceki dönem başkan yardımcısı koordinatör oldu…
Eski başkan yönetim kurulu üyesi oldu…
Kent konseyine girdi vesaire…
Eski isimlere yeni görevlerin verilmesi hepimizin dikkatini çekiyor…
Bazıları; “Adı üzerinde “eski” neden halen görev veriliyor da başkalarına yeni yüzlere şans verilmiyor?” derken…
“Ne çok makam sevdasında olan insan var. O ne hırs öyle! Kendileri memleket sevdası diyorlar ama gerçek hiç de öyle değil” diyeni de var…
“İsmi yeter! Tecrübesi ile döver! Olmalı. Kıymet katar” diyerek destek verenleri de gördük bu durum karşısında
İki bakış açısı da aslında doğru.
Biliyoruz ki insanları “servet”, “şöhret”, “güç” ve “itibar” gibi olgulara sahip olmak, geniş kitlelerden farklı kılar. Siyasetçi iktidarda değilse güçsüzdür ama aktif siyasette kaldıkça güç sahibidir. İşte bundandır ki öyle kolay kolay bu güçten vazgeçmeyi de hiçbir siyasetçi istemez
Makam arabasının, korumaların, çakarlı eskort araçlarının büyüsüne kapılanların vazgeçemediği o rüya alemi vazgeçmeyişe ilk nedendir…
İkincisi ise;
Pek kabul edilmeyen ama gerçeklik payının oldukça fazla olduğu kısımdır…
Her partinin bir kara kutusu vardır. Bu kutuyu tozlu raflara kaldırıp kurtulacağını sananlar maalesef kurtulamadıklarını anladıklarında kutuyu raftan alıp belediyenin en güzel yerinde değerlendirmek zorundadır. Ki kutu açılınca sırlar dökülsün istemez…
Kara kutunun açılma riski en can alıcı nedendir!
Olumlu tarafı yok mu derseniz…
Bu işin olumlu tarafı ise…
Çiçeği burnunda yeni göreve gelmiş bir belediye başkanına destek amaçlı, sevilen bir yerel yönetici, temayül yoklamasında iyi bir sonuç almış, partisinde, halkta karşılığı olan, yerel yönetimlerin duayenleri bu göreve getirilirse eğer yönetime ivme kazandırıla bilinir…
Siyasete, koltuğa, partiye ihtiyacı olan biri değil, siyasetin ihtiyaç duyduğu kişiler geliyorsa o makamlara işte işin güzel yanı budur.
Bir genelleme yapacak olursak eğer işin acı tarafı aslında, yıllarca belirli makamlarda hizmet etmiş onca insana aktif hayatlarından sonra onurlu ve itibarlı bir gelecek sağlayamamamız, bugün maalesef itibarsızlaşmaya kadar gidebiliyor.
Bu insanları gönül elçiliği, sosyal sorumluluk projelerinin baş mimarları, ulusal yardım derneklerinin koordinatörleri olduramayıp, başkanlık yaptığı belediyeye koordinatör olarak atamak kabul edelim ki sadece makamsal değil sistemsel bir hatadır.
Öncelikle belirli siyasal görevleri kanunen sınırlamak zorundayız. Ondan sonra görevlerinin sonuna gelen insanlara hayatlarını onurlu ve itibarlı bir şekilde devam ettirecek olanakları hazırlamamız lazım.
Tabii ki hak ediyorlarsa!!!
Mevkiler, makamlar, bir yönüyle vebaldir yüktür diğer yönüyle kısmet işidir ve gelip geçicidir.
Gizli ajandalarla, kişisel heveslerle, nefsani arzularla siyaset yapıp yükselenlere basamak olmasın bu makamlar…
Helalinden gelenlerin hakkı olsun
Derdi millet, niyeti refah içinde bir memleket olmayanlara nasip olmasın artık o koltuklar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nilay MERTTÜRK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

03

ferdi - Belediye başkanları hala kendini aday sanıyor.Şirin gözükme adına başkanlığın gereği olan yaptırımları yapmakta zorlanıyor. Seçim öncesi pazar tezgahında önlük giyip tezgahın başına geçen belediye başkan adayı pazarcıya nasıl yaptırım uygulayacak? Veya dönercide döner kesen belediye başkan adayı nasıl açıkta satılan gıdalar için zabıtaya ceza kestirebilecek? popilizm adına bu rollere bürünen belediye başkan adayları aldıkları kötü misar ile (borç, seçim sürecinde yaptırım uygulamayan-uygulatılmayan belediye personeli ) bu belediyeleri nasıl yönetecek? bir de göl suyuna kandıradan deniz kumu getirip dökmek var ki...icraat diye açıklandı belediye resmi internet sitesinde akıllara zarar..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Ağustos 14:05
02

Gerçek - Milletin derdi sistemle değil, tanıdıkla çözülmeye devam ettiği sürece bu böyle devam eder. Yurtdışında siyasetçi halkın içinde dolaşır. Bakan, vekil, başkan vs. Bizimkiler sokağa çıkınca millet etrafını sarar, çünkü bu ülkede dertler başkanın veya adamının ağzından çıkacak kelimeye bağlıdır. Sistemle hiçbirşey çözülmez

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Ağustos 13:37
01

Ferdi - daha önceki yazınıza istinaden

1)sabancı caddesinde eski kanal 1 metre genişliğinde idi yeni yapılan kanal yaklaşık 9 metre . Bu kanal genişliği neye göre hesaplandı kim hesapladı?

2-) yeni yapılan kanal çok geniş olduğu için askeriye içinden arsa almak gerekti. bu inşaat maliyetini artırdı. Aylardır kapalı olan yol halen tehlike yaratacak şekilde tek şeride düşüyor.

3-) Askeriyenin önünde aktif olabilecek su kanalı vardı dolduruldu. Bu kanalın doldurulmasına kim karar verdi? yeni kanal yapmadan kullanılabilirdi.

4-) burada kesilen ağaçlar görülmesin diye aylarca yol kapatıldı.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Ağustos 08:20