Kartepe’nin kara kutuları

Ne enteresan bir toplumuz biz farkında mısınız? Bir örnek olsun diye yazacağım ama yağmur yağar dertleniriz, yağmaz yine dertleniriz. Sıcak olur çok sıcak diye söyleniriz, serin olur bu sene yaz gelmeyecek deriz. Bizimki de ona benzedi. Vatandaş bana soruyor, üstelik yalnızca Kartepe’de değil, İzmit’te de soruyor. Diyor ki ‘Ne oldu da sen bunları yazmaya başladın?’ ya da ‘Kim kızdırdı seni?’ Buyurun buradan yakın. Yazarsınız niye yazıyorsun olur, yazmazsınız bunları neden yazmıyorsun olur. Bu milletin bir arası yok mu diye sormaya bile endişe ediyorum ki kalkıp birileri ‘Hayırdır bu milletle bir derdin mi var?’ diye sorarlar diye.

Tabi ki bu işin eğlence tarafı. Yukarıda Allah var, çarşıda karşılaştığımız, telefonla konuştuğumuz, mesaj ile yazılarımızı yolladığımız insanların büyük çoğunluğu gerçeklerin ortaya konmasından memnun. Bu arada kimsenin aklına benim yazılarımın yalnızca Kartepe sınırları içerisinde okunduğu ya da Kartepe Gazetesini açmayanların yazıları okuyamayacağı gelmesin. Günlük yazılarımın tamamını kent protokolünün çoğu dahil, belediye başkanları, kentli milletvekilleri, İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerdeki birçok siyasi ve sanayici isme whatsapp üzerinden direkt olarak ulaştırdığımı belirtmek isterim. Onun için birçoğu aynı uygulama üzerinden fikir ya da görüşlerini aktarırlar bana.

Kartepe de ise kazan kaynamaya başladı. Şu ana kadar yazılara konu olanlardan hiç kimse konularla ilgili olarak bana ulaşmadı. Yani şu ana kadar yazdıklarımı ne inkâr eden var, ne de bu böyle değil diye itiraz eden. Buna kabullenme mi dersiniz, kaale almama mı ona siz karar verin. Ancak kaale alınmamış olsaydı şayet herkes birbirini neler oluyor diye aramazdı sanıyorum. Meclislerde bu konuları konuşmak için bir araya gelinmezdi. Muhataplar konular ile ilgili acaba ne kadar ileriye gider diye birbirleri ile telefonlaşmazdı. Ya da kimse kimseyi daha dikkatli olmak lazım diye uyarmazdı. Demek ki kaale almama gibi bir durum söz konusu değil. Konuların içindeki isimler dün yaşadıkları, yaşattıkları kural dışı işler sebebiyle durumu gündem dışı tutmaya gayret etseler de, biz yazılarımızda devlet kurumlarının kişileri zenginleştirme yeri değil, adam kayırma, rant sağlama ya da hemşericilik yapma yeri değil, vatandaşa hizmet etme mekanları olduğunu hatırlatmak için, temiz bir toplum için ak ile karanın ortaya çıkması için dilimiz döndüğünce yaşananları yazmaya çabalıyoruz. Bu yazılanları da devletin yetkili kurumlarının başında olanlar ya da idareciler elbette okuyorlar. Gerisi onlara kalıyor tabi ki.

Şimdi gelelim işin ilginç kısımlarına. Yaklaşık bir hafta on günden bu yana yazdığımız yazıların içerisinde eskisiyle yenisiyle Kartepe Belediyemizin ve ilçe siyasetçilerimizin isimleri geçiyor. Önümüzdeki hafta yazacağımız yazılarda da ciddi işlerin içerisinde ciddi isimler geçecek. Geçmiş dönemden de, bu dönemden de. Bunun öncesinde bir tespit yaparak başlayalım işe. Kartepe Belediyesi 2008 yılında 10 belediyenin birleşmesi ile kuruldu. Kurucu Başkan olarak da eski Suadiye Belediye Başkanı Şükrü Karabalık seçildi. İşte o 2008 yılından bu yana ve hatta 1999 yılında Karabalık’ın DYP’den seçildiği Suadiye Belediye Başkanlığından bu günün Kartepe Belediyesine kadar içerideki kadrolar öyle aman aman bir değişikliğe uğramadı. Yani Şükrü Karabalık zamanında belediye kadrolarına yerleştirilen personel, müdürler ya da koordinatörler üç aşağı beş yukarı yerlerini hep muhafaza ettiler. 2013 yılında Kartepe Belediyesini partilisi Şükrü Karabalık’tan alan Hüseyin Üzülmez de belediyeyi partili bir belediye başkanından almasından dolayı kadroda öyle köklü bir revizyona gitmedi. Hatta başkanlığı döneminde de bunun sıkıntılarını yaşadığını birçok ortamda da dile getirdiğini bütün kent hatırlıyordur sanırım. Bunu şunun için söyledim ki Kartepe Belediyesi bünyesinde olumlu veya olumsuz, gizli veya açık tamamını bugün aynı vazifelerini sürdürmeye devam eden birçok birim müdürü, başkan yardımcısı, idari personel ya da koordinatör, isimlerini bildikleri gibi biliyorlar. Kartepe Belediyesi vesilesiyle hangi siyasi parti veya siyasi erke ne gibi haklar kazandırıldığını bu isimler biliyor. Yaşananların birçoğu bu isimlerin masasından geçti. Kah emir demiri keser şeklinde geçti, kah kılıf uydurmak şeklinde geçti, kah kanun ve yönetmeliklerdeki açıkları kullanmak olarak geçti ama kesinlikle bu isimlerin elinden ve imzalarından geçti. İlçenin yöneticileri değişti, milletvekilleri değişti, vekil ve yönetici akrabaları değişti ama onlar değişmedi. Bunun sebebi gerçek anlamda vazifelerini mükemmel yerine getirmelerinden dolayı mıydı burasını yalnızca kendileri biliyor. Hani uçakların kara kutuları olur ya, işte bu birim yöneticileri, başkan yardımcıları da Kartepe Belediyesinin ve geçmiş başkanların kara kutularıdır.

47 dönümlük arazinin satışını, Kartepe kent meydanındaki arazilerin statü değişikliği ile imara açılıp kimlere rant sağlandığını, Uzunbey Bahçealtı mevkiinde dere kenarındaki arazilerin statü değişikliği ile depolama alanına çevrilerek kimlere nasıl bir ekonomik girdi sağlandığını ya da ne bileyim Altınkablo fabrika alanında kamulaştırılan, belediyeye kazandırılan arazilerin kiralarının belediyeye değil de nerelere, kimlere gittiğini, Arslanbey Organize Sanayi bölgesindeki türlü arazi işlerini sanıyorum yıllardan bu yana aynı koltuklarda oturan isimler çok net bir şekilde biliyorlardır.

Bu gün o makamlarda, mevkilerde hala görev yapanların zamanında birlikte hareket ettikleri isimler bedenleri ile olmasa da uzaktan kumandalarıyla yine belediyenin içerisindeler. Belki başkan değiller ama başkandan çok forsları var ve ol dediklerini kendilerince olduruyorlar. Merak ettiğim konu bu aynı birim müdürlerini mutlu mu ediyor yoksa endişeye mi düşürüyor? Çünkü olası bir güç sarhoşluğu hatasında bu kez hesap yalnızca başkandan sorulmaz. Bu gün belediye içerisinde bazı evrakları imzalamayan personellerin birimleri değiştirilmeye başladıysa bu yarın öyle ya da böyle dışarıya taşacak. Unutulmasın ki kurunun yanında yaş da yanacak.

Bu gün günlerden Cuma. Öncelikle Cumamız hepimize bereketli olsun. Ülkemiz de, kentimiz de, ilçemiz de iyilik ve doğruluktan yana olsun. İnsanlarımızın tamamına Allah idrak zenginliği versin ki aklımız yanlıştan yana kaymasın. Kötülerin kötülükleri ortaya çıksın, iyiler hep kazansın. Evlatlarımıza bırakacağımız en büyük mirasın yaşadığımız hayat ve bizden sonra bizi toplumun nasıl anacağı yönündeki yaşam tarzımız olsun. Ahlaklı, ilkeli, kültürlü ve bilinçli bir toplum olabilmemiz duasıyla Pazartesi gününe kadar hepinize huzurlu günler diliyorum. Pazartesi 15 Temmuz. Bir kalkışmanın yıldönümü. Haftaya bununla ilgili bir yazıyla başlayacağız. Tüm iyilere selam olsun. Allah sayılarını arttırsın İnşallah. İyi insanların tamamına saygılarımı sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.