Para yokmuş

Ben bu işe takılmış vaziyetteyim ve bu konuyu aklıma geldikçe de yazmaya çabalayacağım. 31 Mart seçimleri sonrasında belediyelerde sanki birden bire olmuşçasına bir ekonomik kriz baş gösterdi. Sanki bir önceki belediye başkanları o krizi yaşamamış gibi yeni gelenlerin neredeyse tamamına yakını aynı dertten mustaripler. Belediye çalışanlarının maaşları dışında para neredeyse kimsenin umurunda değil. Belediyelere iş yapıp paralarını alamayanlar ya araya adamlar sokmaya çalışıyorlar ya da devletin kurumunu mahkemeye verip resmi işlem yani icra, haciz vs. uygulamaya. Ne fena bir durum bu!

Acaba durum gerçekten de böyle mi? Evet ortada bir krizin olduğu kaçınılmaz bir gerçek ama bu krizin aniden ortaya çıkan bir durum olmadığı da bir gerçek. Yani bu günün belediye başkanlarının tamamı bu krizden haberdardılar. Devir alacakları belediyelerin durumlarını neredeyse hemen hepsi biliyorlardı.

Bu gün çarşı pazarda herkesin dilinde hemen her belediye başkanı için aynı şarkı dönmeye başladı. ‘Bunlar dönemlerinde yalnızca fakir edebiyatı mı yapacaklar?’ ya da ‘Dönemlerini hiçbir şey yapmadan mı geçirecekler?’ Bakın böyle giderse insanlar bunu çok ama çok daha yoğunlaştırarak soracaklar. Yarın bu tüm belediye başkanlarını ciddi manada sıkıntıya sokacak. Konuyu genel olarak sürekli Ankara’ya bağlamak da bu işin çözümü olmayacak.

Gelelim neticeye! Bakın belediyeler devletin çok ama çok önemli kurumları. Devletin birçok birimi var. Bu birimlerden belediyelere aktarılan paralar var. Hem de önemli miktarlarda paralar var. Pazartesi günü bununla ilgili bir yazı yazacağım ancak bu işler biraz da isteme meselesi gibi geliyor bana. Koltukta oturup makamda ziyaretçi bekleme süreleri doldu belediye başkanlarının. Konu ile ilgili neler yapılabileceğini birlikte yaşadıkları insanlarla oturup değerlendirmeleri gerekli diye düşünüyorum. Tabi bu arada daha üst makamlardan ‘Benden haber almadan iş de yapmayın, para da harcamayın, ödeme de yapmayın’ denmediyse.

Unutmayın insanlar kendi çıkmazlarını kendileri oluştururlar. Bazen sorunun o kadar içerisinde kalırlar ki o sorunla birlikte kaybolabilirler. Onun için bazen dışarıdan bakabilen bir göze, dışarıdan gelebilecek bir söze, tavsiyeye ihtiyaç duyabilirler. Bir kere daha söylüyorum ki şayet yapmak isterlerse yapabilirler, dert edinirlerse ya da çözmek isterlerse çözebilirler.

Bu gün günlerden Cuma, öncelikle Cumanız bereketli olsun diyelim ama ardından da hafta sonuna da denk gelecek konuyu bağlayan bir hikaye ile tamamlayalım yazımızı;

O gün derse geç kalmıştı. İlk ders Matematikti. Hocayı ve arkadaşlarını rahatsız etmemek için kantinde oturmuş, dersin bitmesini beklemişti.

Bir sonraki ders için sınıfa girdiğinde, tahtada, sonunda soru işareti bulunan iki işlem gördü. Kalemini defterini çıkarıp hemen not etti kimsecikler tahtayı silmeden. 

Diğer dersler bitmiş, eve dönmüştü. Defterinde çözülecek iki tane soru vardı. Defterini açtı, ama sorular bayağı zor görünüyordu. Sınıfta durumu da fena sayılmazdı hani. Uğraştı durdu soruları çözmek için. Hoca bazen böyle ev ödevi verir ve yapılıp yapılmadığını da kontrol etmezdi. Ancak yapanlar mutlaka bunun karşılığını en azından bir iltifatla alırlardı. Bazen nota da etki ederdi tabii bu durum. 

Ertesi gün uzun uğraşlardan sonra çözdüğü soruları koydu hocanın masasının üzerine. Biraz da zor olmuştu hani. Hocanın yüzünde değişiklikler oluyordu işlemi kontrol ederken:

— Nasıl buldun bu sonucu? dedi hoca heyecanla. Bu soru 150 yıldır çözülemiyordu. Ben dün tahtaya matematiğin problemlerini anlatırken yazmıştım bu soruları. Kendim çözmeyi denemediğim gibi, bizim gibi normal(!) insanların da denemeyeceğini düşünüyordum. Enteresan! dedi.

Şaşırarak cevap verdi hocaya:

— Dün derse geç kalmıştım. Tahtada soruyu görünce diğer ödevler gibi zannettim. Ve biraz da zorlanarak akşam evde yaptım. 

Hoca sınıfa döndü:

— İşte arkadaşlar, 150 yıllık soru dediğimiz, aslında 150 yıllık önyargı imiş.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Ümit - Eski belediye başkanları kendi dönemleri ile ilgili hesaplaşma yaptı mı? Hangi belediye başkanı şeffaf bir biçimde kendi dönemlerinin muhasebesini açıkladı ya da yerine gelen belediye başkanı çoğunu bildiği ama kendi tabirleriyle kucağında bulduğu acı gerçeği açıklayabildi mi ?, birkaç muhalefet partisinin kazandığı belediyelerde bile daha her şey açıklanamadı , belediyeler bir çok esnafın batmasına kredi ,faiz sarmalına girmesine neden oldu sadece Kartepe belediyesinin yaklaşık beşyüz firmaya milyonlarca lira borcu olduğunu biliyorum keza onlardan da biri benim 2018 Ağustos ayında yaptığımız işten tam on aydık bir kuruş para almadık bunu geçtik kestiğimiz faturanın KDV sini bile ödemediler borcumuz yokken vergi dairesine de borçlu hale geldik.

Şimdi bunları bile bile bu belediyeyi ben iyi yönetirim diye gelen insanlar da bu güne kadar bu duruma bir çözüm üretemediler maalesef.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Haziran 11:50