Kendi ayakları üzerinde duran belediye

Dün bizim gazetemizde çıkan ‘Kartepe Belediyesinde para yok, festivaller iptal’ başlıklı haber beni inanılmaz derecede üzdü. Elbette ki eve farz olan camiye haram düsturuna inananlardanım. Elbette ki fuzuli harcamaların, gereksiz giderlerin, sırf gösteriş olsun, nam olsun kar olmasın mantığı ile sürdürülen organizasyonların birebir karşısındayız ama biz acaba bu tarz festivalleri ve organizasyonları doğru bağlantılarla yapabiliyor muyuz? Bu tarzdaki organizasyonlarda acaba neyi amaçlıyoruz ve bu konularla ilgilenen belediye çalışanları acaba bu işte ne kadar ehil isimlerden oluşuyor. Sakın kimsenin aklına birilerini hedef alıyorum gibi gelmesin, asla böyle bir niyetim yok. Ancak bu işler artık bırakın cebinizden para harcamayı, belediyelere para kazandırabilecek nitelikte organizasyonlar. Festival organizasyonlarının boyutları ve içerisine kimleri katacağınız, gelen, giden, katılan kitlelerin hangi kesimlerden insanlardan oluşacağı ve bu organizasyona dışarıdan katabileceğiniz kimlerin olup olmadığına dair geniş ve detaylı bir çalışma gerektiriyor bu işler artık. Sonrası ise en minimumunda belediyelere kasasından para çıkmayarak katkı sağlayacak organizasyonlar oluşu. Tabi bu işin organizasyon ve festival ayağı.

Gelelim bu işin daha ileri boyutlarına. Belediyeler ekonomik girdilerinin çoğunluğunu devlet paylarından elde ediyorlar. Devlet ekonomik olarak bir zorluğa, darlığa düştüğünde ise ister istemez belediyeler zora ve dara düşüyorlar. Oysaki bu iş beni her zaman düşündürmüştür. Belediyeleri idare etmek için talip olan başkanların birçoğu kendi işlerinin sahibi ve başarılı insanlar. İşyerlerinde gösterdikleri ticari başarıları her ne sebeple ise belediyelere bir türlü taşıyamıyorlar ya da taşımıyorlar bilemiyorum. Aklıma gelen sebepleri ise düşünmek istemiyorum. Bakın belediyeler elbette ki ticari kurumlar değildir. Yani para kazanmak için kurulan kurumlar değildir ancak yok zamanında kendini çevirebilecek, planladığı bir organizasyon için başka bir kapıya gidip ağlamayacak, kendi yağında kavrulabilecek bir yapı oluşturmak bana göre hiç de zor bir durum değil. Bunun için tek yapılması gereken şey bu işi biraz dert edinmek.

Bakın deyin ki Kartepe Belediyesi. Bizim bölgemiz her ne kadar turizm ve tarım bölgesi gibi görünse de son derece ciddi ve dev sanayi kuruluşlarının hizmet verdiği bir bölge. Ve bizim bölgemizde yaşayan ve geneli eski siyasilerin sahibi olduğu geri dönüşüm tesisleri ile bölgemizdeki büyük ölçekli fabrikaların atıkları toplanarak son derece ciddi bir gelir elde ediliyor. Tabi bunu yalnızca bizim bölgemiz olarak düşünmemek gerekli. Belediyelerimizin bu tarz işleri kendi bünyesinde oluşturacağı bir birim ile daha sağlıklı ve düzenli, hatta daha yasal ve prosedürlere uygun olarak yapabileceği kaçınılmaz bir gerçek. Ancak bu güne kadar bu işler neden hiç kimsenin aklına gelmedi ve hala da gelmez anlamak mümkün değil. Bu işleri bu kentte kimler yapar, ne zamandır yapar, kimlerle birlikte yapar bir incelemek lazım. Altından aman üstünü örtün diye bağıran bir yapı çıkmaz ise, alın size belediyeleri son derece rahatlatabilecek ve kasasına ciddi bir girdi yani irat kaydedebilecek bir iş size.

Bunu daha önceki yazılarımda da belirtmiştim. Bizim bölgemiz birçok etnik kökenden insanın bir araya gelerek yaşadığı bir bölge. Tarımı, hayvancılığı, tarımsal ve hayvansal ürünlerinden elde edilebilecek ürünleri ile bu bölgede müthiş bir iş elde edebiliriz. Nasıl mı? Bu konu ile ilgili bölge insanları ile birkaç toplantı yapacaksınız. Tarımı ve hayvancılığı teşvik edeceksiniz. Bölge insanına ürettiğiniz sütünüzü, peynirinizi, yoğurdunuzu ben satın alacağım diyeceksiniz. Belediye adına yeni bir marka oluşturacaksınız ve Kartepe’nin en güzel yerinde harika bir tesis kurarak bu ürünlerin buradan satışını yapacaksınız. Hem de organik olarak. Biz öncelikle turizm bölgesiyiz. Yalnızca bölgemize gelip giden insanlar buradan alışveriş yapsa belediye kasasına müthiş bir girdi elde edebilirsiniz.

Ben Kartepe Belediyesinin yerinde olsam turizm beldelerimizin belli yerlerine büyük otoparklar açarım. İnsanların ister Kartepe zirveye, ister kahvaltı mekanlarının olduğu bölgeye gelsinler araçlarını mutlaka o otoparklarda bırakmalarını sağlarım. Maşukiye’de hafta sonları yaşanan araç trafik rezaletinin önüne de geçebileceğim gibi bu otoparktan insanları istedikleri bölgelere taşıyan enteresan, turistik toplu taşım araçları oluştururum. Bu araçların güzergahlarında fotoğraf çekimi için alanlar oluştururum ve bunların hemen hemen çoğunluğunu da ücret karşılığında, belediyeye girdi elde edebilecek organizasyonlar haline getiririm. Tabi bunlar benim şahsi fikrim. Yine söylüyorum, belediyeler elbette ki ticarethane değil, hizmet yerleridir ancak devlete yük olmadan hizmet üretecek belediyenin de, belediye başkanının da devletin yetkilileri ellerinden öperler gibi geliyor bana.

Biz bir vatandaş olarak üzerimize düşen görevi yerine getirip olabilecek şeyleri yetkililerin önlerine koyalım. Kim bilir belki bir gün herkesle doğru bir noktada buluşabiliriz. Belki bir gün değerini bulur söylediklerimiz. Belki bir gün şahıslardan önce kurumların yaşaması gerektiği gerçeği insanlarca idrak edilebilir. Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın..

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.