Yeni kimliklerimiz

Yeni kimliklerimiz

Eskiler bilirler defter halindeydi nüfus cüzdanlarımız. Sayfalarca bilgi vardı içlerinde. Hatta isimleri de ‘Nüfus Hüviyet Cüzdanı’ idi. Dini, mezhebi, işi, göz rengi, ten rengi, vücudunda her hangi bir sakatlığı, bir noksanlığı bulunup bulunmadığı, evli mi, bekâr mı yoksa dul mu, askerlik yapmış mı, yoklama yaptırmış mı, taşınmış mı, taşınmışsa nereye taşınmış hepsi yazıyordu. Oysa bu gün tek elimizin avucunun içerisinde kaybolacak kadar nüfus cüzdanlarımız ve elektronik ortamda bütün şecerenizi bu nüfus cüzdanını okutarak elde edebiliyorlar. Yenisinin adı ‘Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı’

Türkiye Cumhuriyeti yeni bir dönemden geçiyor. Gerçek anlamda tam bir geçiş dönemindeyiz. İşte bu geçiş döneminde kimlik kartlarındaki bilgilerimizden çok, insanların ilgilendikleri ve size ona göre muamele yaptıkları kimlikler maalesef siyasi kimliklerimiz. Nüfus cüzdanlarımızdan çok yakalarımızdaki parti rozetlerimiz ile iş görür bir vaziyet aldık. A partiliyseniz ve iktidarda, belediye başkanlıklarında A partisi hüküm sürüyorsa işiniz diğer partililere göre daha rahat. Çünkü otomatik olarak ‘Bizden’ sınıfına giriyorsunuz. Yok eğer A partiliyseniz ve iktidar veya belediye başkanlıkları B partisinin ise işiniz biraz zor.

Yeni yapılandırılmaya çabalanan Türk insanı motifi sizi siyasi kimlikleriniz üzerinden kafir, vatan haini, dinci, ırkçı ya da gavur olarak nitelendirebiliyor. Aynı topraklar üzerinde, aynı bayrak altında, aynı Cumhuriyetin fertleri olmanız bir şeyi değiştirmiyor. O Cumhuriyeti zamanında hangi partinin kurduğu, şu an hangi partinin, hangi partilinin idare ettiği ve sizin onu destekleyip desteklemediğiniz sizin vatanperverliğinizi ya da daha birçok özelliğinizi ortaya koyuyor.

Kıssadan hisse siyasi bilinçsizliğimiz bizi öyle dağıtmış, öyle bir savurmuş ki, hepsinin altında koç gibi yatan, mühür gibi duran memleket bilinci maalesef ortadan kaybolmuş. Aynı geminin içerisinde okyanusun içerisinde yol alırken, gemiyi kullanan kaptan bizim partiden, bizim mezhepten, bizim dinden, bizim memleketten, bizim ırktan ve daha sayabileceğimiz bir sürü bizim şeylerden değilse şayet biz ona zarar vermek için gemiyi delme yolunu seçiyoruz. Bu A partisini de, B partisini de ilgilendiren bir yazı değildir. Bu bizim insanımızın bu gününü net bir şekilde ortaya koyan bir durumdur.

Kral ve Muhafız

Şehirler, ilçeler yıllardan bu yana aynı belediye başkanları tarafından yönetiliyordu. Siyasi partilerin üst düzey yöneticileri eski başkanlardan pek de memnun değillerdi ki bu başkanların çok büyük bir çoğunluğunu değiştirerek yerlerine yenilerini getirdiler. Memleketim insanları yıllardan bu yana belediyelerde yaşadıkları sorunlar, olumsuzluklar, yanlış tavır ve hareketler ya da ne bileyim iş bilmezliklere o kadar alışmışlardı ki, hangi başkan ne olumsuzluk yaparsa yapsın artık dikkat çekmiyor ya da gülüp geçiyorlardı. Ancak son seçim döneminde seçilen tüm yeni belediye başkanları öyle vaatlerde bulundular, öyle sözler verdiler ki vatandaşlar bir şeylerin düzeleceğine inanarak umutlandılar.

Evet memleket ekonomik olarak zor bir dönemden geçiyor ama seçilen belediye başkanları en azından esnafı, halkı, pazarı ziyaret edip, belki biraz dert dinleme, belki biraz hal hatır sorma, belki biraz halka inme işlerini yapmadıkları takdirde bu insanlar ciddi bir karamsarlığın içerisine düşecekler. Zaten birçok çıkmazla mücadele etmeye çalışırken kendilerine pembe tablolar çizenlerin de karamsar hallerini görürlerse bu toplumu toparlamak çok ama çok zor olacak. Bakın bu durumu bir hikaye ile taçlandıralım;

Kral, dondurucu bir kış gününde gecenin soğuğunda sarayın giriş kapısında nöbet tutan bir muhafıza;

─ Üşümüyor musun asker? Diye sordu. Muhafız;

─ Ben alışkınım efendim, dedi. Kral;

─ Olsun! Sana sıcak tutacak kıyafetler getirmelerini emredeceğim, dedi ve gitti. Ancak saraya giren Kral emri vermeyi unuttu…

Ertesi gün sarayın giriş kapısının önünde muhafızın soğuktan donmuş cesedini buldular. Muhafız ölmeden önce duvara bir şeyler karalamıştı. Duvarda şunlar yazıyordu;

“Sayın Kralım, soğuk havaya alışkındım, fakat sizin sıcak kıyafet vaadiniz beni öldürdü…”

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.