Son Dakika Haberleri

Reklamı Kapat

Asıl mesele bir olabilmekte...

Bazılarımız bu hayata şanslı doğar bazılarımız da şansız…
Bazılarımız fakir, bazılarımız zengin…
Bazılarımız güzel, bazılarımız çirkin…
Bazılarımız Sünni, bazılarımız Alevi…
Bazılarımız Laz, Bazılarımız Kürt…
Bu hayata doğarken seçme sansımız yoktur çünkü…
Ne tipimizi, ne dilimizi, ne mezhebimizi ne de milletimizi…
Düşünün ki Cizre’nin bir köyünde doğmuşsunuz…
Tıpkı anlatacağım hikâyede olduğu gibi…
11 kardeşten birisiniz…
Annenizi en küçük kardeşinizin doğumunda kaybediyorsunuz…
Babanız teröristlerin şehit ettiği asker oğlunun anısını yaşatmak ve ailenin geçimini sağlamak için koruculuk yapıyor.
Bir gece ansızın eviniz PKK’lı şerefsizlerce basılıyor. Yemek ve 18 yaşındaki abinizi istiyorlar babanızdan…
Babanız gözünüzün önünde yalvarıyor “Neyim varsa alın ama evlatlarımı bırakın” diye. Ama dinlemiyorlar. Evde ne kadar erzak varsa alıyorlar. 18 yaşındaki delikanlıyı da…
Ağlama kıyamet derken üç el silah sesi duyuluyor. 18 yaşındaki genç iki teröristi öldürmüş, kendi de vurulmuş yerde yatıyor. Son nefesinde babasına sadece “Kardeşlerimi kurtar baba” diyor.
Aileniz gözlerinizin önünde bir anda paramparça oluyor…
İstanbul’a göç etmek zorunda kalıyorsunuz…
Yeni bir yaşam, yeni bir umut ile yola çıkıyorsunuz ama…
Mahalleli sizi doğudan geldi diye dışlıyor. Oysa bilmiyorlar ki vatan, millet, bayrak uğruna iki evladını şehit vermiş bir baba ve ailesi yan komşusu olmuş…
Ama kader bu ki, bilmeden o yaralı komşusuna kötü davranan, çocuklarının çocuklarıyla oynamasına bile izin vermeyen Ayşe kadın bir gün evde meyve yerken tıkanıyor ve nefes alamıyor. Çocuğu hemen yan komşusuna geçerek yardım istiyor.
Kürt olduğu için PKK yaftası yapıştırdığı komşusu ona ilk müdahaleyi orada yapıyor ve nefes almasını sağlıyor. Sonra da hastaneye kadar eşlik ediyor.
O günden sonra Ayşe kadın yan komşusuna “Can Amcam” diyor…
İki evladını şerefsiz kurşunlarca kaybeden babanın 9 evladından üçü avukat oluyor, biri doktor, ikisi mühendis, biri matematik diğeri de sınıf öğretmeni…
En küçük kızı ise siyasal bilimler okuyor…
Bu anlattığım yaşanmış bir hikâyedir.
“O Kürt’ün o listede ne işi var?”
“Bu Çerkez neden burada?”
“Bu adam Laz! Bu Gürcü” diye kutuplaştırmadan önce, o vicdan yoksunu, şerefsiz PKK’nın cinayetlerinden bütün Kürtleri suçlu tutma hatasına düşmemeliyiz.
Ülkenin içinde bulunduğu şiddet sarmalından utanması gereken biri varsa onlar Kürtler değil, PKK itlerini var edenlerdir.
PKK şerefsizleri ile aynı yolu bir kenara bıraktım, aynı satırda bile isimlerinin yan yana olmasına bile tahammülü olmayanların tek suçu Kürt olmak olmamalı…
Kürt olarak doğmuş çocuk evrensel, bir bebek gibi ağlamışsa…
Bu kutsal topraklarda vatanları için mücadele etmiş, sonuna kadar da savaşmaya yemin etmiş ise…
Bu memlekete avukat, doktor olmuşsa…
Asıl mesele insan olabilmek değil mi zaten.
Asıl mesela vatan, millet, bayrak değil mi?
Asıl mesele…
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; “Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, İstanbullu, Trakyalı, Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” anlayışını benimsemekte…
Asıl mesela…
Kürtlerle, Gürcülerle, Lazlarla, Çerkezlerle, Manavlarla, ve diğerleriyle, hangi dinden, hangi inançtan, hangi mezhepten, hangi ideolojiden olursak olalım “Türkiye Cumhuriyetiyiz biz” diyebilmekte…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nilay MERTTÜRK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı şehrinizde parlatın, bu tanıtım fırsatını kaçırmayın!

0 (262) 371 53 71
Reklam bilgi