Son Dakika Haberleri

Reklamı Kapat

Her şeyi zaman varken yapmak gerek

Yaşanmış koskoca bir ömür ama bu ömürde gecikmiş hayaller, hayata geçirilmemiş sözler, hayal edipte gerçekleştiremediğimiz düşlerimiz, ertelediğimiz, bir türlü itiraf edemediğimiz duygularımız, gerçekleştiremediğimiz dost sohbetleri;
Bir gün bunlar bize pişmanlık olarak dönmeden önce, vakit varken geçmişimizle yüzleşelim.
Nazım Hikmetin dizelerinde olduğu gibi.
DÖNÜP DURAN BİR ÇARK…
AKIP GİDEN BİR ZAMAN…
YİNE YENİDEN BİR SABAH…
“GÜNAYDIN YAŞAMAK”
Yaşam hep mücadelelerle doludur.
Yaşayan her insanın mutlaka bir sınavı vardır. Bazen kolay bazen zor, öyle bir gün gelir ki hayat bizi çalışmadığımız en zor yerden sınava tabi tutar.
Emellerimize, düşlerimize kavuşmak, arzularımızı ve isteklerimizi elde edebilmek için.
Huzurlu ve mutlu bir yaşam sürmek için kimi zaman ağır bedeller ödememiz gerekirken, bazen de küçük hamlelerle bir adım atmamız ve elimizde bulunan kısıtlı imkanları kullanmamız yeterli olabilmektedir.
Hayatımız devam ettiği sürece de bu böyle olacaktır. Yeter ki yaşamımız devam ettiği sürede yapmak istediğimiz şeylerden vazgeçip ertelemeyelim.
Yıllar yılı hayal kurup ta olumlu hiçbir hareket yapmamış ve adım atmamış insanları düşlediğimde, aradan geçen bunca zaman için üzülüp hayıflanmanın hiçbir şekilde yararının olmadığını gördüm.
Her duygu ve düşüncemizi veya hayalimizi gerçekleştirmemiz mümkün olmaya bilir; Ama yapabileceklerimiz içinde sürekli erteleme kararı almakta, hem geçmişimizi boş bırakmış, hem de geleceğimize emin adımlarla ilerlememize mani olmuş oluruz.
Ertelediğimiz hayallerimizi ve düşlerimizi bir düşünsek.
İleride yaparız, daha erken, önümüzde daha uzun zamanımız var, bugün olmazsa yarın yaparız diyerek ötelediklerimizi bir düşünsek.
Hayat kısa, yaşam treni son durağa gelmeden insanları sevebilmek, kalp kırmamak, güzel anılar, izler bırakabilmektir önemli olan yoksa gerisi lafı güzaf.
Evet sevgili dostlar her şeyi zaman varken yapmak ve yaşamak gerekiyor yoksa sonundaki eyvah’ ın hiçbir faydası yoktur.
İnsan ömrünü bence dört evrede tahlil etmek gerekiyor.
Çocukluk, gençlik ( delikanlılık ), yaş otuz beş yolun yarısı eder orta yaşlılık ve ihtiyarlık ( buna da tecrübenin zirve yaptığı dönemler diyebiliriz)
Çocukluk dönemimiz hep birilerini taklit etmekle, birilerinin yönlendirmesi ile, büyüklerimizin telkinleri ile, ailemizden aldığımız terbiye ve iyi insan olma hasletlerimizi okuldaki öğretmenlerimizle taçlandırarak geçmiştir. İyi veya kötü yurttaş olmanın tohumları burada atılmıştır.
Gençlik ( delikanlılık ) ise o çocukluğumuzda aldıklarımızla bizlere daha iyi bireyler olarak yetişmek ve o olgunlukla ileriki dönemlere hazırlanmak için bir geçiş dönemi olmuştur. Bu yaşlar başımızda kavak yellerinin estiği dönemlerdir.
Orta yaşlılık dönemi: Cahit Sıtkı Tarancı’nın “ Yaş otuz beş yolun yarısı eder” şiirindeki gibi artık yolu yarıladığımızın resmidir. Bu yaşa kadar her ne şekilde eğilip büküldü isek, nasıl yetiştirildi isek, nelerle hemhal oldu isek artık tecrübelerimizle bizler de kendi çocuklarımızı yetiştirme gayreti içerisine girmekteyiz. İyi yetişti isek iyi, kötü yetişti isek kötü nesiller yetiştiririz. Hani “ Alimden zalim, zalimden alim doğar” deyişi istisnadır, neticede armut dibine düşer, mısır ekip buğday biçemeyiz.
Gelelim son viraj ihtiyarlık, yaşlılık dönemimize! İnsan doğduğu günden itibaren yaşlanmaya başlar, ancak iyi ve verimli bir yaşlılığın temelleri de çocukluk yıllarında atılır ve diğer evrelerde’ de gelişir, bilgelik ve ağır başlılık belirginleşir, mantıklı ve doğru düşünme daha sağlıklıdır, muhakeme kabiliyeti daha güçlüdür, bilgi birikimi ve tecrübe, olgun kişilikle birleşirse hem mutlu hem de bilge kişilik ortaya çıkar. Bunu örnekleyecek olursak: Bir ordu düşününüz; eğitimsiz ama kalabalık. Diğer bir ordu düşününüz; eğitimli fakat sayısı çok az. İkinci ordu birinci orduyu her daim mağlup eder.
Büyük işler bedensel güçten ziyade, yerinde, doğru düşünme ve hedefleri geçerli hale getirme ile başlar. Yani kılıcın keskinliği değil, aklın keskinliğidir esas olan.
Öyleyse kişiler yaşla kaybettikleri yeteneklerinin yerine varsa, tecrübe ve bilgi birikimlerini buraya kadar taşıya bildi iseler keyifli ve verimli bir yaşlılık dönemi geçirebilirler.
Netice olarak sevgili dostlar her yaşın güzelliğini zamanında yaşayıp bir sonraki evreye taşıyarak mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmek kendi elimizdedir.
Divan şairi Baki’ nin dediği gibi “ BAKİ KALAN BU KUBBEDE HOŞ BİR SEDA İMİŞ”
Ne mutlu bize arkamızdan hoş bir seda bırakabilirsek.
“GÜLMEK İÇİN MUTLULUĞU BEKLERSEK TEBESSÜM BİLE EDEMEDEN ÖLÜRÜZ”
Kalın sağlıcakla sevgili dostlar ve her daim dost kalanlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Orhan ARIKAN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı şehrinizde parlatın, bu tanıtım fırsatını kaçırmayın!

0 (262) 371 53 71
Reklam bilgi