Hayırlı Ramazanlar

Yine müthiş bir aya girdik. Görmek, yaşamak isteyenler için, inananlar için müthiş bir ay. Dert, tasa, kasavet, para, pul, mal, mülk her şeyin bir yana bırakıldığı, maneviyatın ön plana çıktığı inanılmaz bir ay. Yaşamak isteyenler için büyük mutlulukların yaşanabileceği bir ay. Aslına bakarsanız kendinizi, kendinize salıvereceğiniz bir ay. Etrafınızdaki tüm çirkinliklerden, yapış yapış ilişkilerden kopacağınız ve aslında keşke hep Ramazan ayı devam etse diye hayal edebileceğiniz bir ay.

Tabi yukarıda saydıklarımın tamamı bu ayı yüreği ile yaşayarak geçirecek insanlar için geçerli. Ağzında oruç, gözü fer fecre okuyanlar için değil elbet. Ya da havalar çok sıcak, günler çok uzun diyenler için değil. Bakın sağlık problemi olanlardan bahsetmiyorum.

Ancak herkesin eşit olduğu, gün boyunca hepimizin ağzının bağlı olduğu nefis bir ay. İhtiyaç sahibi insanlara, malı mülkü maddi imkânları yerinde olan insanların yardım edeceği, paylaşacağı, ihtiyaç sahibi olan insanlarında yaşamasına katkı sağlayacağı bir ay. 11 ayın sultanı bir ay.

Öfkenin, korkunun, çirkin ilişkilerin, düzenbazlıkların alıp başını gittiği, daha doğrusu gitmesi gerektiği bir ay. Bunu niçin söyledim? Hepiniz bilirsiniz ki Ramazan ayı geldiğinde kimi insanlar inanılmaz bir gerginlik içerisine girer. Sabır bazen alır başını gider. Trafik karmaşası, pide kuyruğu, iftara yetişme telaşı derken istemeyerek de olsa bazen içimizin topu iftar topundan biraz erken patlar. Tartışmalar hatta kavgalar yaşanır. Ancak unutmayın bu işi Allah Rızası için yapıyorsunuz. Kimseyi kırmadan, incitmeden hatta yardım ettiğiniz, edeceğiniz insanlara son derece hassas davranmanız gereken bir ay.

Fırınlardan gelen mis gibi taze pide kokusu, tatlıcıların önünde kan şekerinin sizi çağırdığı kuyruklar, gecesinde de, gündüzünde de tıklım tıklım dolan camiler, alışveriş telaşındaki insanlar, biraz zeytin, azcık pastırma, birkaç iyi hurma derken evin yolunu tutan insanlar.

Sonra evde hazırlanmış bir iftar sofrası. Tüm gününüzün açlığını bir çırpıda unutturacak, dumanı üzerinde mis gibi bir tas çorba ve balkonda, pencerede okunacak akşam ezanını bekleme telaşı. Hoca Allahuekber dediği anda çalakaşık yenilen yemekler.

Sokakların müthiş şenlendiği bir aydır Ramazan. Binlerce hikâye çıkartırsınız izleyebilseniz. Ancak net olanı ciddi bir telaştır. Bir de elbette ki yüreğimize yerleşen müthiş huşu. Sanki bir kapı kapanır bencilliklerimizin üzerine ve bu ayı yürekten yaşayanların diğer insanları düşünme ayı başlar. Bizden başka insanların da ihtiyaçlarını düşünmeye başlarız bu ayda. Keşke her ay yapabilsek bunu ama olmuyor işte. Yapamıyoruz.

Birbirimizi deli gibi sevme ayı aslında Ramazan. Bağlanma, birlik olma ayı. Tutmayanın, tutamayanın tutana destek olması gereken bir ay. Anlayış ayı. Hayatı, elindekini, cebindekini paylaşma, dilindekini tutma ayı. Verip bekleme değil de, verip unutma ayı.

Etrafımızda bir türlü görmediğimiz, bakmadığımız, hatırlamadığımız insanları hatırlama, hatırlatma ayı. Bereket ayı derler ya, ben çok inanırım. Ne kadar verirseniz verin, bir o kadar çoğalıyorsunuz aslında farkında olmadan. Yediğiniz yemeğin, cebinizdeki paranın, içinizdeki manevi duyguların bereketlendiği bir ay. Verdikçe coştuğunuz bir ay.

Açsınız aslında. Tok iken aklınıza gelmeyen birçok şeyin açken kafanıza dank ettiği bir ay. Komşunun, akrabanın, eş, dostun daha çok akla geldiği bir ay. Aslında bütün vücudumuzla bir ibadet ayı Ramazan. Ağzımızla, elimizle, dilimizle, gözümüzle ve gönlümüzle ibadet ayı. Biri eksik oldu mu, diğer parçalar oturmuyor yerine tam olarak. Ahraz kalıyor. Onun için tam anlamıyla bir teslimiyet ayı. Daha doğrusu öyle dışarıdan görüldüğü gibi yeme içme ayı değil Ramazan. Pahalı iftar sofralarında eğilemeyecek kadar yemek yiyip huşu aramanın ayı asla değil Ramazan. Allah layıkıyla yaşayanlardan eylesin bizi.

Elbette ki ben bir hoca değilim ama gönlümden geçenleri yazıyorum. 11 ay neredeyse birbirimizle didişip durduktan sonra bu ayda başkalaşmanın lazım geldiğine inanıyorum. Belki üzerimizdeki negatif elektriği nötrleme gibi bir durum hâsıl oluyor. Onun için kaçırmamak gerekli bu fırsat ayını.

Boşa harcadığımız onca parayı düşünün. O boşa giden paraların bir kısmı ile bu ayda gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmak güzel olmaz mı? Tomarlarca paralar ödeyerek pahalı iftar sofraları donatmak yerine o sofraları gerçek ihtiyaç sahipleri ile paylaşmak bizim insanlığımızı bir parça da olsa arttırmaz mı? Eksilmek bir kenara, çoğalmaz mıyız aslında. Etrafımızda bir sürü mutluluk olmaz mı?

Diliyorum bu Ramazan ayı çok bereketli geçer. Hepimiz tam da layıkıyla yaşarız bu ayı. Diliyorum, zengin, fakir ayrımını ortadan kaldırır ve insan diye sarılırız birbirimize ve diliyorum sürdürürüz bunu sonsuza dek.

Hepinize Hayırlı Ramazanlar Diliyorum.

 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Erken seçim kararını nasıl buluyorsunuz?