Reklamı Kapat

Kürekçi, “Bu projeyi yapmak insan sağlığına ve doğaya ihanettir”

TMMOB İKK Sekreteri Murat Kürekçi, Körfez’e sülfürik asit tankı yapılması için belirlenen yerin adeta bomba tarlası olduğunu belirtti. Projedeki asit takının yerleşim yerine çok yakın olduğunu belirten Kürekçi, “Bu projeyi yapmak insan sağlığına ve doğaya ihanettir” ifadelerini kullandı.

TMMOB  Kocaeli İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreteri Murat Kürekçi, Körfez ilçesine yapılması planlanan sülfürik asit tankı ile ilgili açıklama yaptı. Projedeki asit takının yerleşim yerine çok yakın olduğunu belirten Kürekçi, “Bu projeyi yapmak insan sağlığına ve doğaya ihanettir” ifadelerini kullandı.

‘ÇİFTE STANDART’

Kürekçi, “Modül Enerji Yatırım San. ve Tic. A.Ş. firması tarafından Körfez’de yapılması düşünülen sülfürik asit üretim tesisi ile ilgili yazılı açıklamasında  “ Pandemi döneminde kapalı alanlarda bir araya gelişlerin engellendiği, kısmi kapanma gibi bir dizi önlemin uygulandığı bir dönemde ÇED toplantısının halkın katılımıyla yapılıyor olması anlaşılır ve kabul edilebilir değildir. Toplantıya halkın katılımının dolaylı yoldan (insanların kendiliğinden katılmaması ile) ya da doğrudan (salgın önlemleri ileri sürülerek toplantı alanına girmek isteyenlere izin verilmemesi ile) engellenmesi sürecin en önemli adımının işlevsizleştirilmesi anlamına gelmektedir. Vaka sayılarındaki artış ve etkileri nedeniyle alınan tedbirler çerçevesinde bu toplantı yapılmamalıdır. Toplantının yapılıyor olması, ‘Halka yasak, sermayeye serbest’ demek olacaktır. Bu uygulama pandemi kurallarında açıkça çifte standart uygulandığını gözler önüne serecektir” dedi.

‘MASA BAŞI HESAPLAR’

ÇED başvuru dosyasının yanlış bilgilerle dolu ve eksik olduğunu belirten Murat Kürekçi, “Yapılması planlanan projede, evlerin en yakın 500 metrede bulunacağından bahsedildiği yerleşim alanları 300 metrenin altında başlamaktadır. Bu nedenle çevresel etkiler doğru bir biçimde incelenemez. Bu mesafeye bağlı olarak yapılan gürültü hesapları da gerçeği yansıtmamaktadır. Gürültü hesapları ile ilgili diğer bir konu, projenin inşaat aşamasında 1 kamyon, 1 yükleyici, 1 transmikser ve 1 ekskavatör kullanılacağıdır. Bu büyüklükte bir projede, bu miktarda 4 adet iş makinası/aracı kullanıyor olmanın proje süresinin dosyada belirtilen süreden çok daha fazla uzaması ya da gerçeklerle bağdaşmayan masa başı hesaplarla ÇED dosyasının uygun hale getirilmesi anlamına gelmektedir” şeklinde konuştu.

‘SAĞLIĞA ETKİLERİ HAFİFE ALINIYOR’

Kürekçi, “ÇED Dosyasındaki iş makinaları/araçları sayısı az olduğunda, gürültünün yanı sıra toz emisyonlarının da az olacağı görülmektedir; fakat yağışsız havalarda ve özellikle yaz mevsimi ile birlikte sahada yapılacak hafriyat çalışmaları bölgede önemli bir toz emisyonu oluşturacaktır. Firma Sülfirik asitin ve projenin çevresel etkileri ile halk sağlığına etkilerini neden hafife almak istemiştir? Bu çaplı bir projenin neden bakanlıkça değil il müdürlüğünce değerlendirilmesi istenmiştir? “ÇED gerekli değildir” kararının alınmasının yeterli olacağı neye istinaden düşünülmüştür? Yağmur, kar vs. ile yeryüzüne inecek olan asidik kimyasallar bilindiği gibi asit yağmuru olarak adlandırılır. Asit yağmurları toprağın asitlik miktarını arttırır ve yeraltı su kaynaklarının kimyasal dengesini bozar; solunum yolu hastalıkları başta olmak üzere hastalıklara sebep olur”dedi.

‘ASLA KURULMAMALI’

Göllerde ve denizlerde sülfürik asidin etkisine bağlı olarak balıkların da etkileneceğini belirten Kürekçi, “Bu balıkların tüketilmesi ciddi zararlar oluşabilmektedir. Kanser vakalarının ülke ortalamasından yüksek olduğu, kronik solunum yolu hastalıklarının yaygın olduğu ve sanayiye doymuş bir kente, üstelik böylesi parlayıcılığın-patlayıcılığın ve yangın (endüstriyel kazalar) olasılığının ve etkilerinin yüksek riskli olduğu bir bölgede sülfirik asit tesisi asla kurulmamalıdır! Kocaeli gerçeğinde, mevcut kirli duruma ayrıca bu tesisin kurulması ve işletilmesi sürecinde aşırı korozif etkisi, yeni solunum yolları ve kalp hastalarının oluşmasına ya da mevcut hastaların durumlarının kötüye gitmesine neden olacağı açık olan bu tesisin tek başına yaratacağı etki ile birlikte oluşturacağı kümülatif etki daha fazla önemsenmelidir” dedi.

‘HALKI YANLIŞ BİLGİLENDİRİYORLAR’

Kürekçi sözlerini şöyle sürdürdü: “Proje yerinin seçiminde ‘Yerleşim yerlerine mesafesi nedeniyle tercih edilmiş olup alanının yer alternatifi bulunmamaktadır’ kopyala/yapıştır ifadesinden başka bir şey değildir. Buranın en uygun alan olduğunu ortaya koymak, açık bir aymazlık ya da iş bilmezlik ürünüdür. ‘Yerleşim yerlerine mesafesi nedeniyle tercih edilmiş olması…’  ifadesine karşılık gelen mesafenin en az 500 metre olmadığı, bu mesafenin 300 metrenin altında olduğu gerçeği göz önüne alındığında kamu otoritelerini ve halkı yanlış bilgilendirilerek yanılttığı herkesçe anlaşılabilir. Yine  ‘…alanının yer alternatifi bulunmamaktadır’ ifadesi ehven-i şer/zorunluluk durumunu ortaya açıkça koymaktadır. Kısaca, ‘Tek alan var ve uysa da uymasa da bu tesisi oraya yapacağız’ düşüncesine göre bir ÇED başvurusu dosyası oluşturulduğu görülmektedir.”

‘2002’DEKİ PATLAMAYI UNUTTUNUZ MU?’

Kürekçi, “Proje yeri bilindiği üzere rafineri, akaryakıt ve LPG depolama ve dolum tesislerinin bulunduğu, adeta bomba tarlalarının içinde yer almaktadır. Bu alanda, tesislere ait birçoğu basınçlı kap olan depolama tanklarının yanı sıra yer altında adeta karınca yuvası gibi LPG ve akaryakıt boru tesisatları mevcutken üzerine sülfirik asit tesisinin yapılacak olması tüyler ürperticidir. 28 Temmuz 2002 tarihinde bir LPG dolum ve depolama tesisindeki patlama ile yaşanan ölüm ve yaralanmalar unutulmamalıdır. Akabinde mevcuttaki tesislerin kaldırılması dahi konuşulmuşken bugün sülfirik asit tesisinin yapılması çevrede bulunan insanlar başta olmak üzere Körfez İlçesi ve hatta ilin geniş bir kesiminin can ve mal güvenliğini doğrudan ya da dolaylı etkileyebilecektir” diye konuştu.

‘İNSAN SANĞLIĞINA ZARARLI’

Açıklamasını sürdüren Kürekçi, “17 Ağustos 1999 Marmara depremindeki ölüm ve yıkımların 4-5 gün süreliğine de olsa adeta önüne geçen Körfez halkının depremden önce kaçtığı TÜPRAŞ yangını anlaşılan unutulmuş olacak ki olası İstanbul depremi ya da başka bir depremde yeni ölümlerin ve önemli çevre felaketlerinin yeni bir sebebi de düşünülen sülfürik asit tesisi olabilecektir. Yeni bir tesis, araç trafiğinin zaten yoğun olduğu ilçe ve ilimiz için fazladan trafik yükü oluşturacak. Hidrokarbon, karbon monoksit, azot oksitler ve partiküllerden oluşan araç egzoz emisyonunu arttıracağını dolayısıyla gürültü, toz ve hava kirliliğine kısacası çevre kirliliğinde artışa neden olacağı su götürmez bir gerçektir. Sülfirik asit üretim tesisi projesi insan sağlığına ve doğaya zararlıdır” dedi.

‘DOĞAYA İHANET’

Yatırımlarda Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreçlerinin tek başına yeterli olmadığını da aktaran Kürekçi, “Her çevresel etkinin aslında tüm canlı sistemine etki edeceği gerçeğinden hareketle SED adını verebileceğimiz ‘ Sağlık Etki Değerlendirme’ süreçlerinin de raporlandırılarak ilgili kurumların ve etkileyeceği kesimlerin görüşlerine sunulması, canlı yaşamına saygının bir zorunluluğudur. Sermayenin kar hırsından önce, insan ve diğer canlıların yaşamlarının savunulmasına dair yasal düzenlemelerin yapılması öncelikli talebimizdir. Araç emisyonları ve sanayi tesislerinin neden olduğu hava kirliliği ve ölümler açısından ülkenin en şanssız kenti olan Kocaeli'de artık bu türden sanayii tesisi yapmak kentin insanına, hayvanına, bitkisine, denizlerine, derelerine, dağlarına, ormanlarına vs. ihanettir” dedi.

20 Nis 2021 - 15:21 - Kent Kulisi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.