Reklamı Kapat

Vali Yavuz, Şehitlerin aileleri ile gazilerimize Devlet Övünç Madalyası ve Beratlarını Tevcih etti

Aziz şehitlerimizin değerli yakınlarına ve kahraman gazilerimize, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tevcihi ile Türkiye Cumhuriyeti Devlet Övünç Madalya ve Beratları, tüm yurtta olduğu gibi ilimizde de düzenlenen törenle takdim edildi. Hüznün ve gururun bir arada yaşandığı törende, Vali Yavuz, Sayın Cumhurbaşkanını temsilen 1 şehit ve 4 gazi olmak üzere 5 aileye Devlet Övünç Madalyası ve Beratlarını tevcih etti.

+10
Haber albümü için resme tıklayın

Akçakoca toplantı salonunda gerçekleştirilen törene; Vali Seddar Yavuz’un yanısıra, Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker, Deniz Eğitim-Öğretim ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Yalçın Payal, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın, Adalet Komisyonu Başkanı Muhiddin Paça, Baro Başkanı Av. Bahar Gültekin Candemir, İzmit Kaymakamı Şevket Cinbir, Kocaeli İl Emniyet Müdürü Veysal Tipioğlu, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ümit İlbayı, şehit yakınları, gaziler ve gazi yakınları katıldı.

Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 106. yıldönümü münasebetiyle yayımladıkları mesajları okundu.

Sayın Cumhurbaşkanımız mesajlarında; “106. sene-i devriyesini millet olarak büyük bir gurur ve heyecanla idrak ettiğimiz Çanakkale zaferinin bütün kahramanlarını ve aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmetle, tazimle yâd ediyoruz.

Çanakkale, Anadolu’daki Türk varlığına ve mukaddes değerlerimize hasım olanlara karşı kahraman ecdadımızın yazdığı şanlı bir destandır.

Çanakkale ruhu, milletimizin ecdadından devraldığı bağımsızlık ülküsünü gelecek nesillere daha güçlü şekilde teslim edeceği kutsal bir değerdir.

Tarih, topraklarımızı işgal etmeye kalkanların hüsrana uğradıkları nice ibretlik derslerle doludur.

Aziz milletimiz, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşında olduğu gibi 15 Temmuz’da da aynı mücadele ruhuyla işgale geçit vermemiştir.

Şanlı Çanakkale Zaferi’nin elde edilmesindeki o büyük idrake sahip çıkarak ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmaya kararlıyız.

Çanakkale ruhunun bugün de dipdiri olduğunu görmek en büyük güvencemizdir.

Ecdadımızın yadigarı istikbalimizden asla taviz vermeyecek, bu bilinçle hep birlikte istiklale yürüyeceğiz.

Mukaddes değerleri için giriştiği her mücadelede en zor şartlarda bile düşmanlarını mağlup eden Türk milleti, bugün de birliğini, beraberliğini, dirliğini muhafaza etmek için aynı idrakle gerekirse canını feda etmeye hazırdır.

Bastığı toprakları canından değerli görerek savunan ve Anadolu’yu Türk milletine vatan kılan atalarımıza layık evlatlar olarak bugün de ülkemiz üzerinde oynanmak istenen oyunlara geçit vermeyecek, milletimizin bekasını topyekûn bir mücadeleyle savunacağız.

Bu duygu ve düşüncelerle, Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünü kutluyor, 18 Mart Şehitler Günü’nde bu toprakları bize vatan kılan tüm şehitlerimizi, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı rahmetle, şükranla anıyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.” dedi.

Tevfik Seno Arda Anadolu Lisesi öğrencisi Bahadır Şimşek’in okuduğu Çanakkale şiirinin ardından

tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anarak sözlerine başlayan Vali Seddar Yavuz: “18 Mart Şehitleri Anma Gününde; Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Hakka yürüyen, şehadet şerbeti içen ve vücutlarındaki yaraları onur abideleri olarak ahirete taşıyan kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyor; Çanakkale Zaferimizi gönülden kutluyorum.

Biz Her Gittiğimiz Yere İnsanlığı, Vicdanı ve Adaleti Götürmüşüzdür

1071 yılında başlayan diriliş ve kıyamımız, bize bir Selçuklu, bir Osmanlı ve bir de Türkiye Cumhuriyeti Devleti bahşetmiştir. Dahası İ’la-yi Kelimetullah’ı Viyana kapılarına kadar götürmemize vesile olmuştur. Aziz milletimiz, Allah’ın yolunda yürümüş ve Allah’ın kelamını her şeyin üstünde tutmuş; ne sevilmek, ne güç ne iktidar mücadelesi yapmak, ne de büyüklük taslamak için değil, bir tek derdi ve düşüncesi olan “İ’la-yi Kelimetullah” ’için mücadele etmiş; her gittiği yere insanlığı, vicdanı ve adaleti götürmüştür.

Dünyaya her gelenin sonu olduğu gibi devletlerin de sonu olmuştur. İşgaller ya da mağlubiyetler sadece toprak kaybettirmekle kalmaz, idealleri ve hayalleri de kaybettirir. İşte böylesi bir sorun yaşayan büyük bir imparatorluğun sonrasında kuruluşunu tamamlayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti için artık bu dönem, diriliş ve kıyam dönemidir. Yeni baştan yükselen, yücelen ve hakkı hukuku haykırma dönemidir. İşte böylesine büyük bir dönemi fark edenler de tam 100 yıl önce yaptıklarını bugün yine planlıyorlar. Akdeniz’de, Suriye’de, Doğu cephesinde Azerbaycan’da meydana gelen olaylara, özellikle son dönemde Avrupa’nın şımarık çocuğu Yunanistan’da meydana gelenlere, oluşturulan üstlere, oradaki askeri yığınaklara baktığımızda; 100 yıllık planlarını tekrar devreye sokmak istediklerine şahit oluyoruz. Dün diyorlardı ki o gitsin bizim sizinle sorunumuz yok. Bugün de benzer şeyler söylüyorlar. Elbette birini ikna etmenin yolu asıl emellerini gizlemektir. Ama biz biliyoruz ki Türk milletinin kutlu yürüyüşünü engellemek istiyorlar. Türk milletinin nüfuzunun yayılmasının önüne geçmek, yine eskiden olduğu gibi 15 milyon insanı katledip yine de insan hakları havariliği yapmak istiyorlar. Dikkat ettiyseniz son 15 yılda İslam dünyasında ne kadar insan hayatını kaybetti, ne kadar insan mülteci haline geldi? Peki insan haklarını sözde kim savunuyor? Bu insanları katledenler, bu insanları mülteci haline getirenler insan hakları diyorlar. Bize insan hakları dersi verenler katil değil midir? Elleri kanlı değil midir? Ama sözde onlar insan hakları savunucuları, demokratlardır. Peki, Hendek Çukur’ u kim kazdırdı? Terör örgütlerine silah ve mühimmatı verenler kimler? DAEŞ’i, PKK’yı, FETÖ’ yü, YPG’ yi kuranlar kimler? Peki, YPG’ye, PKK’ya sırtını dayayanlar nerde? Onlara dört duvar verdik şimdi istedikleri kadar sırtlarını duvarlara ve terör örgütlerine dayayabilirler. Yine dayayanlar var ve onlara da dört duvar veririz. Biz bu dünyada güçlü olmak zorundayız.

Bu Millet Oynanan Bütün Oyunları Görüyor ve Hepsini Kaydediyor

Şehitlik ve gazilik mertebesinin dinimiz ve inancımızdan kaynaklı en kutsal ve ulaşılması en güç mertebelerden biri olduğunu vurgulayan Vali Yavuz; “Bugün özel bir gün. Şehitlerimizi anıyoruz. Şehadet İslam dinine ait bir kavramdır. Kuran-ı Kerim’de şehitlik “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz. Bilakis onlar diridirler. Fakat siz onu bilemezsiniz.” diye buyruluyor. Demek ki bizim anladığımız anlamda şehitler ölmüyor. Bir alem değiştiriyor. Neden Aziz Milletimiz Çanakkale’de ölüm kusan mermilerin üzerine gidiyor? Çünkü Allah’a kavuşmak, Allah ile buluşmak ve Allah ile şereflenmek için. Bu duygudur ki bizi bu topraklarda bin yıldır hür ve bağımsız yaşatan. Allah Allah, Allah’u Ekber nidalarıyla şehadete koşulmuştur. Bütün Türk ve İslam büyükleri şehit olmak istemişlerdir. Şehadet nasip olmadı diye hayıflanmışlardır, hüzünlenmişlerdir. Çünkü şehadet bir davettir, çağrıdır. Çağlara ve nesillere bir çağrıdır. O nedenle Rabbim hepimize bu vatan için, bayrak için dini mümin için şehit olmayı nasip etsin. Dolayısıyla bizi bu anlayış bu topraklarda hür ve bağımsız yaşatacaktır. Yoksa sömürgeci, mandacı anlayışlarla sırtını küresel güçlere dayayanlarla bu ülkeyi hür ve bağımsız yaşatamayız. O yüzden terör örgütleriyle, onların yandaşlarıyla yan yana yürüyenlere yolunuzu değiştirin diyorum. Bu yol, yol değildir. Bu millet oynanan bütün oyunları görüyor ve hepsini kaydediyor. O yüzden hür ve bağımsız yaşamanın koşulu bu ülkede birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhu içinde yaşamaktır. Kuruluş felsefesine, Aziz Türk milletinin getirdiği bütün kazanımlarına sahip çıkmaktır. Burada aziz şehitlerimizin emanetleri var. Kahraman gazilerimiz var. Daha yakın bir zamanda şehadete koşmuş şehitlerimizin kanları kurumadı. Sözde şehitlere sahip çıkmak değil, özde şehitlerin yanında yer almak, onların göz yaşıyla göz yaşı dökmek ve onların acılarını paylaşmak gerekiyor. Nitekim Doğu ve Güney Doğu’da 10 yıl görev yapmış, PKK terör örgütü tarafından bir tonluk bombalı saldırıya maruz kalmış bir kardeşiniz olarak karşınızdayım. Beni tehdit edenler bilsinler ki bir değil bin tane Seddar Yavuz bu vatana feda olsun. Yolumuzdan dönersek namerdiz. Bu ülkede bunları söyleyecek milyonlarca vatan evladı var. Bu vatan evlatları bunları söyledikçe ve gereğini yaptıkça Allah’ın izniyle bu ülke hür ve bağımsız yaşayacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bekası için gerek sınır dışımızda, gerek sınır boylarında Aziz Vatanımızı bekleyen güvenlik güçlerimize Rabbim yardım etsin. Onları korusun, kollasın. Ayrıca bu vatan için akıl ve alın teri döken her kim varsa Rabbim onlardan razı olsun. Allah birliğimizi ve beraberliğimizi daim eylesin. Allah ne kendi karşısında ne de milletimizin karşısında bizi mahcup etmesin. Allah doğru yolda ayaklarımızı sabit eylesin. Bu milletin kıyamete kadar hür ve bağımsız yaşaması nasip olsun. Dünyaya söyleyecek sözümüz var, haykıracak hak ve hukuka dair duruşumuz var. İşte bu millet bunun için görevini yürütüyor. Hepinize en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum” dedi. 

Konuşmalarının ardından Vali Seddar Yavuz, Şehit Volkan Tantürk’ün babası İsmail ve abisi Sait Gökhan Tantürk, Gazi Nuri Kaya, Gazi Muzaffer Çetin, Gazi Yaşar Saral ve Gazi Muhammet Alkır’a Devlet Övünç Madalyalarını ve Beratlarını takdim etti. 

18 Mar 2021 - 22:51 - Kent Kulisi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.