Reklamı Kapat

Vatan Partisi Gebze'den önemli açıklamalar!

Vatan Partisi Gebze İlçe Başkanlığı İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı.

Vatan Partisi Gebze İlçe Başkanlığı'nın yayımladığı basın açıklamasında ise şu ifadelere yer verildi; 

ZİNA TEKRAR SUÇ SAYILMALIDIR

Geçmişte Avrupa Birliği sevdası ile İstanbul Sözleşmesi imzalanmış, buna bağlı olarak, Türk Ceza Kanundan zinanın suç sayılması kaldırılmıştı.

Zinanın suç olmaktan çıkarılmasının topluma yansımaları

Bunun sonucunda kadınlar ve erkekler, gerek evli iken gerekse evli değilken başkaları ile nikâhsız yaşamaya başladı. Evli iken evi terk edenlerin çocukları ortada kalmaya başladı. Hatta evli iken evi terk edip başka bir erkekle yaşamaya başlayan kadın, partnerinden (İstanbul sözleşmesine göre) çocuk doğurup, nikâhlı olduğu, ama ayrı yaşadığı kocasının üzerine yazılmaya başladı. Böylece yasadışı evlilikler, dağılmış aileler, babası belli olmayan, ortada kalan çocuklar ortaya çıktı. Zinanın suç olmaktan çıkarılmasının etkileri, yoksulluğun, işsizliğin ve sefaletin yoğun olduğu kenar mahallelerde görülüyor. Koca işsiz, ya da geçinemeyecek kadar para kazanabiliyor. Kadının aileye ekonomik katkısı olamıyor. Yoksulluktan eğitim alamamışlar, aydınlanmamışlar, köyden kente gelmişler, sefilleri oynuyorlar. Kendileri şiddetle büyümüşler. Şiddetle büyüyen, şiddete başvurur. Yarı feodal olarak yetişenler, gelenek, namusu temizleme gibi anlayışlarla bu şiddeti, cinayete kadar götür. Olan ortada kalan çocuklara, toprağa düşen kadına ve cezaevine giren kocaya olur.

Eşcinselliğin en önemli kaynağı
Ailelerin dağılması ile sokak çocukları hızla çoğaldı. Uyuşturucu, alkol ve sigara kullanım yaşı hızla düştü. Bu çocuklar, köprü altlarında, yıkıntılarda yaşamaya çalışırken, açlıkla mücadele ederken, birçok tehlikeyle yüz yüze kalmaları kaçınılmazdır. Tecavüze uğramak bunların biri ve en yaygın olanıdır. Karnını doyurmak için tecavüze uğrayan çocuk, daha sonra da para karşılığı eşcinsel ilişkiyi sürdürmek zorundadır. Eşcinselliğin en önemli kaynağı da bu durumdur.

Suçlu ve sorumlu kim
Aile içi şiddette, kadın ölümlerinde, her ne kadar suç kişisel görünse de, aslında toplumsal bir suç ve sorumluluk vardır. Bu insanları neden eğitmemişiz? Neden işsiz bırakmışız? Neden köyünden koparmışız? Neden gecekondulara, varoşlara mahkûm etmişiz? Birileri villalarda, lüks içinde, yatlarda yaşarken, birilerini açlığa, sefalete neden bırakmışız? Böyle bir gidişe sesimizi çıkarmadıysak, sonuçtan bizler de sorumlu değil miyiz?

İstanbul Sözleşmesi çözümü, erkeği cezalandırmakta, kadını erkeğe düşman etmekte görüyor. Bizim insanlarımızın bir bölümü işsizse, okumamışsa, Afrika’da çocuklar açlıktan ölüyorsa bunun en büyük suçlusu, sizsiniz ey emperyalizmin gözü doymaz soyguncuları.

Tek taraflı beyanın yeterliliği kabul edilemez
İstanbul sözleşmesinde, aile içi anlaşmazlıklarda tek taraflı beyanın yeterli olduğu yazıyor. Bu maddeyle iftiranın yolu açılıyor. Boşanmak isteyen kadın hem boşanmayı kolaylaştırmak için, hem de maddi tazminat yanında bir de manevi tazminat alabilmek için şiddet gördüğü şeklinde yalan söylerse bu eşitlik mi olacak?

Ömür boyu tazminat kabul edilemez
Aile boşanma sonucu dağıldıktan sonra genellikle erkek kadına tazminat ödenmeye başlayacaktır. Kadının beyanı esas kabul edileceğinden kadın suçlu da olsa erkeğe tazminat ödemesi söz konusu olmayacaktır. Bu durumda kadın kocasını aldatsa da kadının beyanı esas alınacağından ispatlaması zor olacaktır. Zaten son zamanlarda bunlar yaşanıyor. Kadın evini çocuklarını terk edip başkasıyla yaşayabiliyor. Boşanma gerçekleştiğinde de tazminatın sona ermesi için şartlar var.

Eşlerden birinin ölmesi.

Kadının evlenmesi ya da başkası ile yaşaması

Kadının gelirinin artması

Kadın evlenmek zorunda değil. Evlenmeden başkasıyla yaşayabilir. Nasıl olsa nikâhsız yaşamak suç değil. Tazminat ödemeden kurtulmanın bir tek yol kalıyor. Başkasıyla birlikte yaşadığının tespit edilmesidir. Bu da çok zordur.

Adam başka biriyle evlenmişse bu adamın evlendiği kadına ve çocuklarına bir haksızlık değimi?

Sorunu nasıl çözeriz
Sorunun emperyalizm ve ortaçağ karanlığı, çözüm bunlardan kurtulmaktır. Tam bağımsızlık, aydınlanma ve ekonomik kalkınmadır. Çözüm cezalarında, cezaevine atma değil, eğitme ve dönüştürmedir. Aksi takdir de idam da getirseniz kadın ölümlerini engelleyemezsiniz.

Kadınlarımızı erkeklere düşman eden, erkek düşmanı feminist anlaşmalara ihtiyacımız yok. Emperyalizm zaten milletimizi, etnik, mezhepsel ve dini olarak bölmek çabasında. Bir de cinsel bölünme konusu yaratmayalım. Kadın erkek elele tam bağımsız Türkiye için mücadele edelim.

24 Ağu 2020 - 10:52 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.