Reklamı Kapat

Bahçeli, 189 gün sonra yeniden Meclis kürsüsünde

Partisinin TBMM'deki son grup toplantısına 9 Temmuz 2019'da katılan MHP Genel Bahçeli Devlet Bahçeli, yaklaşık 6 ay sonra ilk kez grup toplantısında partililere seslendi.

Sağlık sorunları başta olmak üzere çeşitli nedenlerle yaklaşık 189 gündür grup toplantısı düzenlemeyen MHP Lideri Devlet Bahçeli, TBMM‘de partililere seslendi.

Son olarak 9 Temmuz 2019’da bu kürsüye çıkan Bahçeli’nin konuşmasından satır başları:

* Uzun bir aradan sonra Meclis Grup Toplantımıza katılan her kardeşime, her dava ve yol arkadaşıma taşkın bir sel gibi kalbimden kopup gelen en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Sağlık sorunları yaşadığım dönemde arayan, soran herkese teşekkür ediyorum.

* Duaların gücü ve doktorlarımızın dokunuşları ile buradayız, son nefesimize kadar da burada olacağız. Derler ki kader gayrete aşıktır. Gayret edeceğiz, sabredeceğiz musibetleri beraber alaşağı edeceğiz.

* Düşmemizi bekleyenler Allah'ın izniyle kurumuş ağaca dönecekler, daha çok bekleyeceklerdir. Tuzak kuranlar bilmelidir ki, tuzakçılara tuzak kuran vardır, Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. Kulisçilerin, komplocuların, kumpasçıların, kurnazların, kundakçıların, kuduzların, kuralsızların, kuklacıların, sahte kurtarıcıların hevesleri kursaklarında kalmaya mahkumdur.

* Bunlar ya bizi tanımıyorlar ya da tanıma ve tarif etme yanlışına kapılıyorlar. Eğer yürek yemedilerse, eğer meydanı boş zannetmedilerse kesinlikle yiyecekleri kurtpençesiyle titreyip kendilerine gelecekler, arkalarına bakmadan da kuytu yerlere saklanmak zorunda kalacaklardır.

* Şehit ve gazi yuvası Milliyetçi Hareket Partisi üzerinde hesap yapılmaz. Yarım asrı aşan bir millet şaheseri üzerinde karalama ve kurcalama yapılamaz.

* Utanacak bir açığımız yoktur ki minderden kaçalım. Hiç kimse bize bizi anlatmasın. Biz birbirimizi biliriz, hasımları da biliriz. MHP’ye ölüm fermanı yazanlara hatırlatayım, cihan yıkılsa emin olun ki çatımız yıkılmayacaktır.

* Düzen, disiplin ve dengeli şekilde, taviz vermeden duruş gösteren her milletvekili arkadaşımla iftihar ediyorum. Şahsen sizlerden razıyım, ‘Allah da razı olsun’ diyorum.

* Bugün 49 kişiyiz, gün gelecek hesap dönecek ve millet tamam diyecek; parmakla bile sayılmamız mümkün olmayacaktır. Yorulmadık ki yarıştan düşelim.

2019 yılında Türkiye yüksek bir beka mücadelesi vermiş, zalim kuşatmayı yarmak için olağanüstü bir azim ve çaba sergilemiştir. Maalesef hem bölgemiz hem de küresel sistem huzursuzluk sarmalındadır.
İnsan haysiyeti, insan hakları, insani emanetler ucuzlamış, belirsizlik ve bilinmezliklerin kuyusunda küllenmeye ve küflenmeye bırakılmıştır.

* İstanbul'da katledilen Cemal Kaşıkçı vakası, Bağdat'ta hava saldırısıyla öldürülen Kasım Süleymani, 176 insanı taşıyan bir yolcu uçağının kazaen vurulması, kanlı ve vahşi hesaplaşmalara kurban giden mazlumlar, azgınlaşan terörist saldırılar beşeri vicdanı kaygılandırmıştır. Güç mücadeleleri insani kazanım ve mirasa kast etmektedir. Daha fazla petrol için daha çok insan ölüme terk edilmektedir.

* Türkiye ile Libya'nın denizden birleşmesi, Doğu Akdeniz'in iki yakasının bir araya gelmesi bölgesel dengelerin yeniden kurulmasını sağlamış, Fransa'dan Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır'a kadar bildik ülkeleri telaşlandırmıştır.

* Doğu Akdeniz'de enerji kaynakları üzerine anlaşma üstüne anlaşma yapılırken, ittifaklar derinleşip genişlerken Türkiye ne yapacaktı, aleyhine olan gelişmelere sessiz ve seyirci mi kalacaktı?
Libya konusu bizim için siyasi ve dış politika konusunun yanında tarih, coğrafya ve gelecek konusudur.

* Türkiye atak ve aktif dış politika ile söz hakkını sabırla kullanmış, nihayetinde sabrının meyvelerini toplamıştır. Libya’da çatışma Türkiye ve Rusya’nın ortak müdahalesiyle son bulmuştur.

* Bu nedenle Tobruk merkezli Hafter'i destekleyen ülkeler meşru ve tanınmış Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni yıkmak için kuyruğa girmişlerdir. Libya'ya asker gönderilmesini esas alan Tezkere'nin 2 Ocak 2020'de TBMM'de kabulü düşmanları çatlatırken, CHP'yi, HDP'yi, İP'i, SP'yi aynı anda zıvanadan çıkarmıştır.

* Türkiye'nin menfaatlerini, tarihi haklarını, egemenlik çıkarlarını savunmaktan aciz düşenler bize ne söylemeye, neyi anlatmaya çalışıyorlar? Buzlu camın ardından, dikiz aynasına bakarak neyi görmeye ve göstermeye çabalıyorlar?

* Türkiye'nin deniz yetki alanının Batı Akdeniz'e kadar uzanmasına, dayatmalar ve zorlamalara boyun eğmeyen bir siyasi iradenin varlığına tepki ve karşı çıkış zillet değil midir? Rezalet değil midir?
Böylesi bir tutum vatanseverlikle nasıl bağdaşacaktır?

* Kılıçdaroğlu biliyorsa söylesin, Ortadoğu'da olmadan, Libya'daki kanamayı dindirmeden, Misak-ı Milli emniyet ve esenliğe kavuşturulmadan Anadolu'da nasıl tutunacağız?

* Barbaros Hayrettin Paşa'nın 482 yıl sonra tekrar dönüşü bu CHP'yi niye ürkütüyor? Niye gocunduruyor? Neden sızlandırıyor? Akdeniz'de sahne alan güç oyunlarının içine Türkiye'nin girmesi zilleti niye kızdırıp kahrediyor?

* Emri kimden alıyorlar? Kimin nam ve hesabına huşunet ve husumet akını düzenliyorlar? CHP kimin tarafındadır? Doğu Akdeniz'deki varlığımızdan Yunanistan rahatsız. Rum Yönetimi rahatsız. Hafter rahatsız. Sisi rahatsız. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Veliahtları rahatsız. Şu tuhaf işe bakınız ki, Kılıçdaroğlu da rahatsız.

* İP desen CHP'ye dolanmış, HDP'ye ulanmış, çıkar lobilerine dayanmış. Libya'da ilan edilen ve taraflarca kabul edilen ateşkes bölgesel huzur ve istikrar açısından mühim bir kazanımdır.
Ancak CHP bundan bile rahatsızdır.

* Merhum Menderes yol yapmış, bu CHP uçak mı indireceksiniz diyerek takoz koymaya çalışmıştı. Merhum Demirel İstanbul'a ilk köprüyü dikmiş, bu CHP köprüden mutlu azınlığın ve zenginlerin geçeceğini ileri sürmüştü. Keban Barajı için kazma vurulmuş, inşaat başlamış, bu CHP ne yapacaksınız barajı, kurbağa mı yüzdüreceksiniz demiştir.

* Kanal İstanbul gündeme gelmiş, aynı CHP yaptırmam demiştir. Köprü yapılır yıkmak isterler, tünel yapılır kapatmak isterler, denizin altından yol açılır, ray döşenir ne gerek var derler, niye ihtiyaç duydunuz, ihaleleri kime verdiniz diye tahrip etmek isterler.

* Yerli ve milli silah sanayinin gelişmesi için saygıdeğer teşebbüslerde bulunanlara yalan yanlış, çürük çarık, eksik gedik ifadelerle saldırıp kara çalarlar. Bu CHP'de hayır yoktur. Bu İP'de umut yoktur. Bu HDP'nin patenti ve paleti Kandil'dir.

* Tarih tereddüt edenlerin sebep olduğu onlarca felakete şahittir. Üzerinde yaşadığımız geniş coğrafyalarda tereddüt edenin sözü orta yerinden kesilmektedir. Bu kapsamda CHP itimat, itibar ve inandırıcılığını kaybetmiş Türkiye'nin karşısına geçmiştir.

* Dünya petrol rezervinin yüzde 12'sine; altın, elmas, kobalt ve uranyum gibi stratejik madenlere sahip Afrika'nın küresel güç odaklarının, emperyalist oluşumların yeni adresi haline geldiğini bilmezler, hegemonya yarışından anlamazlar. Ama sıra yalana geldi mi bunlar gibisi yoktur.

* Gündüz elinize bir fener alsanız bile bu CHP'nin hiçbir yöneticisini bulamazsınız, göremezseniz. Pinokyo adeta bunların yanında masum kalır. Esad, Hafter ve Sisi için neredeyse fan kulübü açacak, taraftar grubu oluşturacak, hayran kitlesi kuracak kadar ahlaki eşikleri yıkmışlar, akıl tutulması yaşamışlardır.

* Kılıçdaroğlu'na ve CHP'li yöneticilere diyorum ki; Türkiye'nin hak ve çıkarlarını savunmak, bekasına destek olmak korkmayın sizi MHP'li veya AK Partili yapmaz, sadece adam yapar, sadece yerli ve milli insan yapar. Vatan ve bayrak sevgisi sizi yoldan çıkarmaz, aksine yola getirir.

* İnsanın bedeninde ameliyat yapmak için bayıltmak, CHP'nin ruhunda yapmak için de ayıltmak lazımdır. Hani korku siyaseti diye konuşup duruyorlar ya, alayı kuyruklu yalandır, sahtekarlıktır, müfteriliktir.
Kabuktan öze inemeyenler, zarftan mazrufa ulaşamayanlar, karakterlerinde özgüven, kişiliklerinde öz değer eksiği olanlardır.

* Siyaset akıl işidir, mantık işidir, ahlak işidir, fedakarlık gerektirir. Bunların hepsi CHP'de tükenip kaybolmuştur. Terörist Demirtaş'ın Devran isimli sözde kitabından tiyatro oyunu çıkarıp buna övgü düzenler bu milletin ruh köküne yabancı olanlardır. CHP'ye diyorum ki, çadır tiyatronuzu ya gidin Kandil'de kurun, ya da Pensilvanya'ya açın.

* Emin olun kapalı gişe oynatırsınız, hasılat rekorları kırarsınız. Fakat Müslüman mahallesinde salyangoz satmayın, satmaya kalkışmayın, zira sattırmayız, müsaade etmeyiz. Diyeceklerim Kılıçdaroğlu'nun kulağını küpe olsun, aksi halde Türk milleti bu siyaset ucubesini affetmeyecek, bulduğu ilk sandıkta da bedelini ödetecektir.

* Sağlığım üstünden spekülasyona yeltenenler, kötü dilek ve temennilerini açıktan veya şifreli mesajlarla servis edenler bilmelidir ki, biz şer ve şekavet kişilere değil er kişilere, edepli ve erdemli gönüllere bakarız.

* Daha önce de söyledim, dua edenler bela okuyanlardan fazla olduktan sonra ne fırtınalardan korkarız ne de felaketlerden kaçarız. Ecel aman verdiği müddetçe alayı gelsin, bu cepheyi yıkamazlar, millet ve vatan sevgimize gölge edemezler. Çünkü biz Ülkücü doğduk, Ülkücü yaşadık, vakti saati geldiğinde de Ülkücü olarak öleceğiz.

Sözcü

14 Oca 2020 - 14:13 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kartepe Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kartepe Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.