Dün yediğin hurmalar, günü gelir tırmalar

Bir yazı yazdık belediyelerin vizyon sahibi çalışanları ile ilgili herkes bir yerlere çekmiş. Kendi üzerine alınanları mı ararsınız, bu adam bu işi nereye bağlayacak diyenleri mi? İşi salt kendi belediyeleri üzerine alınanları mı istersiniz, genelleme yapmış, bize dokunmaz diye algılayanları mı? Oysa ki ben hemen her belediyede olabilecek ve hali hazırda olan şeyleri yazdım.

Elbette ki gözümüze en yakın olan daha çok görüş alanımıza giriyor ancak amaç bir şeylerin doğru ilerlemesi. Belediye üzerinden verilen hizmetlerin hak, hukuk ve herkese eşit şekilde verilmesi. Bunun yanında biraz da estetiğin, mimarinin, kent planlamacılığının vizyon sahibi insanlarca ve bir planlama doğrultusunda yapılması konusuna değinmek istedik. Hep çok merak etmişimdir, Kocaeli’nin geneli üzerinden konuşalım, şu meşhur Kent estetik kurulu ne iş yapmaktadır? Üst yönetimlerin ‘Halledin bu işi’ dediği işleri mi yoksa gerçekten kurumlarının işleyiş prosedürlerinde yazan maddeleri mi uygulamaktadırlar? Bunu başka bir yazımda geniş geniş ele almak istiyorum.

Kartepe Gazetesini devir aldığım günden bu yana Kartepe Belediyesine kaç kez gitmişimdir inanın hatırlamıyorum. Kapıdaki zabıta arkadaşlardan kimin yanına çıkıyorsam, gidene kadar hemen herkesle selamlaşırım. Tabi sizi seveni sevmeyeni de size olan tavır ve yaklaşımlardan anlarsınız. Soğuk davrananından, bırakın odasına davet etmeyi, masasında otururken selam vermekten erineninden, başından bu yana bizden bir türlü haz etmeyenine kadar bir dolu insanla karşılaşıyoruz. Son derece normal bu durumlar. Elbette ki kimsenin kimseyi sevmek gibi bir mecburiyeti yok. Ancak bu kişisel bir tercih olmalı. Yani siz oturduğunuz koltukta kendinizi değil, makamınızı temsil ediyorsunuz. Gelen herkesi o olgu ile karşılamalısınız.

Bunlar işin çekirdek kısımları. Elbette ki herkesin bir öğrenme kapasitesi ve zamanı vardır. Kimisinin algısı geç açılır, kimisinin erken. Kimisi kişiler ya da kurumlarla iyi iletişim kurar, kimisi kötü. Biz dar anlamda yerel bir gazeteyiz. Oysa internet üzerinden tüm dünyaya ulaşabiliyoruz. Gazetemize gelen insanların birçoğunu sayfalarımızda yayınlıyoruz. Şimdi soruyorum Kartepe Belediyesinin sorumlu müdürlerinden, daire başkanlarından, başkan yardımcılarından vs birimlerden kaç kişi geldi sizce Kartepe Gazetesine? Öyle ya gelenlerin tamamının fotoğraflarını en azından sosyal medya üzerinden görüyorsunuz. Hoşgeldiniz demeye, hayırlı olsun demeye, bakın biz bunları bunları yapıyoruz, bir desteğimiz olursa mutlu oluruz, demeye, halkı, insanımızı, gazete ve internet takipçilerimizi doğru bilgiye ulaştırmak için, dedikodudan kurtarıp, birinci ağızdan gerçek bilgilere ulaştırmak için sizce belediyemizden kaç kişi gazetemize ziyarete gelmiştir. Yukarıda saydığım titrlerin tamamı için bir elin parmaklarını geçmez. Şimdi hal böyle olunca benim aklıma şu geliyor, ben kitlelerle iletişim halinde bir kurum iken benimle bile iletişime geçemeyen, iletişim kuramayan kişiler kapısına gelen, kurumuna gelen halk ile nasıl iletişim kurabilecek ya da kurabiliyor merak ediyorum.

Belediyeye iş için bir dolu insan geliyor. Öyle ya, vergi yatıracak, problemini anlatacak, imar alacak, inşaat yaptıracak, yol açtırmak isteyecek, yolu olmayan, yolsuz bir yere yol isteyecek mesela, öyle ya. Bunun için illa ki içeriden birilerini tanıması gerekmez ya vatandaşın. Elini kolunu sallaya sallaya gelecek. Şimdi o gelen vatandaş işini yaptırmak için tanımadığı birim müdürünün, başkan yardımcısının ya da işi her kiminle ise masasına oturabilecek mi? Bir de başka birisi gelecek ANADOLU’nun yağız delikanlılarından mesela. Villa yapmak isteyecek, site yapmak isteyecek, yol isteyecek. Peki bu kişi, bu müteahhit, projesinin büyüklüğüne göre o birim müdürünün masasına oturabilecek mi?

Ben yanıt kısmına girmiyorum. Size bırakıyorum ama cevap anahtarı bende. Tabi ki ilgili kişilerin kendilerinde de aynı zamanda. Sadece şıkları yazabilirim. A) Girebilir B) Giremez C) Hem de kişiye özel birim müdürünün odasına girebilir D) 8 köşe olsa giremez

Bu şıkları öyle çok çoğaltabiliriz ki bırakın bizim alfabeyi, İngiliz alfabesinin Q harfine kadar gidebilir. Gitmiş de zamanında. Güzel bir atasözümüz vardır bizim ‘Dün yediğin hurmalar, günü gelir tırmalar’ diye. Şimdi belediye birimlerinin birçoğunda sevmiyorlar beni. Niye sevsin ki adamlar. Ne güzel işleyen ya da işlemeyen düzenleri bozuldu benden sonra. Belediyeye gidiyorum, beni gören bazıları lütfen gülümsüyor öteki köşeden öyle. Kimisi gördüğü halde görmezden geliyor. Yahu biz yoldan geçerken hiç tanımadığı insanları çevirip ‘Aç mısın?’ diye soran bir neslin devamıyız güya ama buyur eden ‘Çay içer misin?’ diye soran yok neredeyse. Bakın personeli tamamen konunun dışında tutuyorum. Yemin ediyorum kapıdan çıkana kadar hepsi halimi hatırımı sorup, tokalaşıp sarılıyor benimle. Çünkü onun derdi evinin ekmeği başka bir şey değil. Çünkü ona o derdi olan ekmeğini benimle paylaşır mısın desem 1 saniye bile düşünmeden hepsini verir. Ben de veririm onlara.

İyi insanlık 3 kişiye iyi olmakla, 5 bilinenle dost olmakla olmaz. Nabza göre şerbetle, adamına göre muameleyle de olmaz. Makamını, partinin ideolojisini, dini malzeme olarak kullanmakla da olmaz. Fotoğrafı dışarıya, üst makamlara, omuzu kalabalık, rütbesi fazla, başkan, bakan, başbakan, daha ileriye bakanlara göstermelik iyi adam, iyi kul rollerinde gösterenlere bir çift sözüm var, ‘Eşek Derviş olmaz odun çekmekle Tekke’ye, Deve Hacı olmaz gidip gelmekle Mekke’ye’

Kısa yazma sözüm var hem dostlarıma, hem kendime. Bu hikâyenin, hatta öykünün, yok yok hatta bu romanın daha çok sayfası var. Yazacağım, devam edeceğim, bekleyin..

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Sosyal Anket Kartepe`nin en önemli sorunu nedir?

YÜKLENİYOR