Belediyelerin Vizyon sahibi çalışanları

Lafı öyle dolandırmadan konuya damdan düşme gireceğim bu sefer. Belediye personelleri zaten partili, eş, dost, tanıdık, akraba, partili kadrosundan işe girerler. Öyle tavsiyesiz, dayısız, amcasız, hamili kartsız ‘Başvurdum, aldılar’ modeli nadirdir. A sıfatına ya da B konumuna birisi alınacaktır, 1500 kişi başvurur ama İlçe Başkanının dedesinin aynı güneşte çamaşır kuruttuğu akrabası alınır işe. Çünkü onun bizim çocuk kadrosu vardır.

Tabi bu bu günün fotoğrafı değil. Böyle gelmiş böyle gider olgusundan demirbaş kaydedilmiş, kural addedilmiş bir yapı. İlk bakışta yapacak bir şey yok gibi durur. Çalışmaya başladığı anlarda ilk hata yaptığında, ‘Öğrenecek’ geçiştirmesi ile pek de üzerinde durulmaz. Hata iki hatta üç olur, göze batmaya başlasa da ses çıkartılmaz, görmezden, duymazdan, bilmezden ‘Hadi bakalım hayırlısı’ sepetine konulur. Yok yok öyle sepet koluna herkes yoluna durumu belediyelerde kolay kolay olmaz. Olmuyor işte gözümüzle net bir şekilde görüyoruz.

Hatanın ansiklopedisi yazılmaya başlanır bir müddet sonra, kütüphanesi kurulmaya ve hatta belgeseli çekilmeye başlar. Hani kurşun bile yeseniz bir müddet sonra o ilk acı kalmaz. Alışırsınız. Yapacak bir durum yok, çocuk bildiğiniz sakat doğmuş. Atsanız atamazsınız, satsanız satamazsınız. Birisine kızmaya kalksanız, hanıma mı suç atacaksınız, kendinize mi yoksa bu çocuğu size verene mi derken, ‘Aman Allah muhafaza çarpılırız. Bırakalım Allah’ından bulsun’ deyip artık burnunuzun dibinde dikili duran hata ağacına yokmuş gibi yapmaya başlarsınız. Hatta artık hata yapmasın diye ona iş bile vermemeye başlarsınız. Varlığı ile yokluğu bir, ‘Ama iyi çocuk canım’ kadrosundan, ‘İş beceremese de bizim çocuk kollamak lazım’ şişirmesinden, ‘Daha iyisini mi bulacağız. Piyasada adam vardı da biz mi almadık’ arkasına sığınmasına yatay geçiş yaparsınız.

Çok sevdiğim ve defalarca yazdığım bir atasözü var. ‘Kopan bir ipe düğüm attığınızda artık o ipin en sağlam yeri o düğümdür. Ancak o düğüm ne zaman elinize gelse canınızı acıtır’ Bu da öyle işte.

Anlamıyorum Belediye Başkanlarını. Anlayamıyorum ya da. Her ne kadar prosedür, kural ya da her ne halt için belediye kadrolarındaki ucube çalışanları muhafaza etmek zorunda kalıyorlarsa da, hiç kimse kusura bakmasın ama hak yiyorsunuz. Yapılan anlamsız işler, yapılmayan önemli işler, vatandaşa üvey evlat muamelesi yapan idareciler ve o idarecileri hala bünyesinde muhafaza eden daha üst idareciler bildiğiniz hak yiyorsunuz.

Hata, denetimsizlik, ilgisizlik, ukalalık, burnu büyüklük, kraldan çok kralcılık, parti, şahıs, akraba ayrımcılığı ya da her ne halt ise bunlar yüzünden vatandaşın cebinden çıkan ve geri gelmeyecek olan her kuruş haktır. Sana ayrı, bana ayrı muamele haktır. ‘Ekipler yapmıyorsa ben ne yapayım. O işleri de ben mi kontrol edeceğim’ deme hakkı hiç kimsede yoktur bilesiniz. Ne iş yapar Başkan Yardımcıları? Birim Müdürleri ne iş yapar? Akçeli iş takibinden, dedikodudan, siyasi kayırmacılık ya da siyasi infazdan gayri ne iş yapar? Onları oraya konumları ile ilgili hava yapsınlar diye mi oturturlar? Kangren olmuş parmağı kesmezseniz, kolu ya da bacağı kaybedersiniz NOKTA.

Vatandaş belediye başkanlarına yanlarında yalaka takımı çalıştırsın diye oy vermiyor. Yok eğer ben bu tarzı seviyorum diyorsanız, kendinize cebinizden hokkabaz tutun. Belediye koltuklarını dolduran burnu bir karış havada idareciler o koltukları babalarından almıyorlar. Ama öyle sanıyorlar herhalde ki, vatandaşa üvey evlat muamelesi yapıyorlar. Kraldan çok kralcılık oynarken eskinin hatırına, yeninin inadına kasıtlı didişmeler yaratıyorlar.

Şimdi soruyorum size, etrafınızdaki yapılaşmalara bir bakın, yollara bir bakın, imar durumlarına, alt yapı çalışmalarına, ya da ben yazdığım zaman yönlendiriyor oluyorum hangi belediye birimi ile ilgili çalışmaya bakarsanız bakın ve Allah’ın hakkı için söyleyin hangi vizyon sahibi çalışmayı görüyorsunuz. Ya da bir projeye bakıp da ‘Evet bu projeyi yapan adam, çizen, planlayan, uygulayan adam vizyon sahibi’ diyebiliyorsunuz? Bunu bütün içtenliğimle soruyorum.

Ey belediyelerin vizyon sahibi çalışanları. Kapağı içeriye atana kadar mı her şey? Sonrası devlet malı deniz, yemeyen domuz modeli mi? Başınızı emme basma tulumba gibi aşağı yukarı sallama yeri midir o koltuklar? Hiç mi araştırmazsınız? Hiç mi üretmezsiniz? Hiç mi direnmezsiniz yanlış olduğunu bildiğiniz şeylerin doğrusu için? Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın. Aman sus otur yerinde, karışma, işinden olursun modeli mi? Biliyor musunuz, ülke kültürü sizin gibi insanlar yüzünden bu gün ki halinde maalesef. Üzerinize bir karış toz birikmiş. Sinekler üstünüze üşüşmüş, o kadar yoksunuz ki, kendiniz bile sizi bulmakta zorlanıyorsunuz.

Son sözüm en tepedekilere. Artık sizlere de hiçbir şey demeyeceğim. Diyeceğim tek bir söz var ki, o da ‘At sahibine göre kişner’ Bu düzeni siz beğeniyorsanız, benim daha yazacak çok yazım var. Saygılar…..

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


01

Kartepeden - Hep deriz Lozan'da imza attığımız ve uygulamaya koyduğumuz herşeyi zaten yunan , ingiliz memleketi işgal edeydi zaten onlardan fazlasını yapmazdı diye bu halka ve memlekete ... şimdi soruyorum size ve yetkililere belediyeyi chp yöneteydi ; neyi bu yönetimden kötü yapardı ?

Yanıtla . 0Begen

Sosyal Anket

Kartepe`nin en önemli sorunu nedir?

Oy Ver