Ak Partinin basından neyi sakladığını merak ediyorum

AKP Kartepe İlçe Başkanlığı 53. Danışma Meclisine katıldım

Gazeteden çıkarken arkadaşlar saat 19.00’da Ak Parti Kartepe İlçe Teşkilatının Danışma Meclisi toplantısı olduğunu söylediler. Programımda yoktu Allah biliyor. Eve gitmek için hazırlanmıştım. Bir an aklıma şu geldi, o kadar yazıp çizip karalıyorsun, bir kere bile bu toplantılara katılmadın. Hep gazeteden arkadaşlar gittiler habere. İşime olan saygım, biraz merakım, biraz da hani hep biz yokken mecliste arkamızdan atıp tutuyorlar ya, belki arkamızdan atıp tutan bir babayiğit de çıkar gelip bize bir şeyler söylemek ister diye gideyim dedim.

Gazeteden çıktığımızda saat tam 19.00’du. Ara yollar, arka sokaklar falan derken 19.10 gibi Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezinin önündeydik. Muhabir kardeşim Ayberk’le birlikte salona girdik. Allah var o kadar çok insanla selamlaşıp, ayaküstü sohbet ettik ki, daha önce gelmediğime pişman oldum. Bunu yürekten söylüyorum ki insanlardan aldığım elektrik beni çok etkiledi. Ak Partinin Kartepe teşkilatı, Kartepe’nin insanı sevmiş bizi demek. İnanın aldım o elektriği hemen hepsinden.

Tabi klasik olan, yazı yazdığımız, kalemimizin dokundukları, yazdıklarımızla düzenleri bozulan kişiler etrafımızdan nasıl uzaklaşacaklarını şaşırdılar. Kimisi gözlerini kaçırdı, kimisi koltuğunu değiştirdi. Ancak bunların haricindeki insanların çoğunluğu ile yürekten sarılıp selamlaştık. Buradan hepsine aynı çağrıyı yapıyorum ‘Bu gazete sizin. Başımın üzerinde yeriniz var. Buyurun gelin gazeteye. Herkese yetecek genişlikte bir yüreğimiz var bizim. Çayımız, kahvemiz, alabilene sıcak dost sohbetimiz her zaman mevcut’

3 -4 dakikalık Teşekkür konuşması için basına davet öyle mi?

Ne verirseniz onu alırsınız insanlardan. Bunu bir kere daha yaşayarak gördüm ve işin bu kısmından acayip mutlu oldum. O son ana kadar da iyi ki gelmişim, iyi ki Ayberk’e haydi bende geleyim seninle diyerek o kararı almışım dedim.

Salon tıka basa dolu olmasa da, diğer partilerin yaptığı toplantılarla kıyaslandığında epey bir doluydu. Sahnede bir konuşmacı kürsüsü, dört kişinin oturacağı uzun bir masa ve sloganı üzerinde yazılan bir prodüksiyon perdesi vardı. ’20 soruda Evet’ Kendi kendime ne güzel dedim, Ak Partinin bu konudaki tavrını öğrenip insanlara bilgi olarak aktaracağız.

Kartepe Belediye Başkanı Sayın Hüseyin Üzülmez’in gelişinden kısa bir süre sonra toplantının sunumunu üstlenen hanımefendi açılış konuşmasını yapmak üzere Ak Parti Kartepe İlçe Başkanı Hasan Kandaz’ı mikrofona davet etti. Kandaz çıktı katılanlara teşekkür etti. TBMM’de Anayasa maddeleri değişikliği çalışmaları esnasındaki Ak Partili milletvekillerinin göstermiş oldukları üstün performanstan dolayı teşekkür etti. Ayağı ısırılan milletvekilini söyledi ve toplam 3 veyahut 4. Dakikanın sonunda bir kez daha teşekkür ederek sahneden indi. Arkasından sahneye bir kez daha sunucu hanımefendi çıktı ve ‘Basın mensubu arkadaşların soruları yoksa kendilerine teşekkür ediyor ve onları dışarıya davet ediyoruz’ dedi.

Yani toplantının bundan sonraki kısmı basına kapalı olarak gerçekleştirilecek mesajı verdi. Hoppala yavrum yaz geldi, Çarşamba’yı sel aldı. Ya da dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı. O kadar alakasız oldu ki bu iş şaşırdım.

Şaşırmamın birkaç sebebi var. Benim bildiğim ve takdir ettiğim Ak Parti son derece şeffaf bir parti diye biliyordum bu bir. Dün akşam zihnimin bu fikri muhafaza eden tarafı yıkıldı. İkincisi basına kapalı toplantının slaytı ekranda başlık olarak duruyor, ’20 soruda EVET’ Ak Parti bunu basından saklıyor mu? Yazın Google’a 20 soruda Evet diye o slayta ulaşabilirsiniz. Şayet ulaşabiliyorsak basını dışarı çıkartma amacınız nedir?

Gelelim üçüncüsüne. Basını davet ederken Ak Parti Kartepe İlçe Başkanlığı 53. Danışma Meclisine başka kimleri davet ediyorsunuz? Yani bu toplantıya kimler katılıyor. Ak Parti teşkilatında görevli olanlar mı? Yani İlçe yöneticileri, mahalle temsilcileri gibi aktif görev alan insanlar mı? Hayır, bunların içerisinde Ak Parti yönetim ya da teşkilatlarında şu anda görevde olmayıp da, o toplantıya katılanlar da var mıydı orada? Dahası Ak Parti sempatizanları da toplantıya katılabiliyorlar mı?

Bu soruların cevaplarının tamamı ilçe yöneticilerinde. Şimdi ben bendeki kısmı ile ilerliyorum. Arkadaşlar ben dün akşam salonda teşkilatlara, temsilciliklerle ilgisi olmayan bir dolu insan gördüm ve el sıkıştım birçoğuyla. Şimdi siz gazetecilere 3 dakikalık bir hoş geldiniz konuşması yapıp, fotoğraf aldıysanız haydi herkes yoluna der gibi yollayacaksınız, sonra da tam da referandum öncesinde halkla iyi ilişkiler kurmayı savunacaksınız öyle mi?

Neyi saklıyorsunuz beyler?

Siz bu milletin büyük bir oy çokluğu ile seçtiği bir partinin yöneticilerisiniz. Haydi, ben kendimi geçtim ve hatta anons edildiği anda ceketimi alıp salonu ilk ben terk ettim ama o muhabirlik yapmaya gelen arkadaşlara ayıp değil mi bu yaptığınız? Adama, gel benim fotoğrafımı çek sonra çek git der gibi bir durum değil de bu ne? Seni halka taşıyacak olan kim sayın yönetici? O saate kadar yemeğini bile yemeden senin toplantını bekleyen muhabir arkadaşları iki kare fotoğraf vermek için mi davet ettin oraya. Resim çekin ve gidin öyle mi?

Çok şaşırdım açık konuşmak lazımsa. İçerideki bir dolu insan orada konuşulanları tek bir telefonla, bir çay içimlik bir sohbette ya da bir rica ile bana veya diğer basın mensubu arkadaşlara anlatabilirler. Elbette ki her partinin kendince gizli bir stratejisi vardır. Söylemem bu değil. O gizli stratejinin konuşulacağı yer o salon değildir zaten. Kimsenin birbirini kandırmasına gerek yok. O salondaki Ahmet ağabeye, Fatma ablaya, Hasan kardeşe o gizli şeyleri zaten anlatmıyorsun. Onlara bu salonda anlatacağın şeyi basından saklıyorsan, o zaman benim kafama bin tane soru işareti takıyorsun sen arkadaş. Bunu bir kişiye değil, bir kuruma söylüyorum haberiniz olsun. Ak Parti Kartepe İlçe yönetimine söylüyorum. Ha yok bu bizim kararımızla yapılan bir şey değil, bize İl böyle söylüyor diyorsanız o zaman İl yönetimine söylüyorum.

Ak Partinin dün akşam basından gizlediği şeyi çok merak ediyorum

Bizim gizlimiz saklımız yok diyerek şeffaf politikalar izleyen Ak Parti Genel Merkezinin bu tavrına ve politikasına rağmen, Kartepe Ak Parti İlçe Başkanlığının düzenlediği 53. Danışma Kurulu Toplantısında düzenleyicilerin basından bu kadar gizlediği şeyi merak ediyorum. Oradaki bir sunum mu gizleniyor, yoksa daha öncelerde içeride yaşanan tatsızlıkların basına yansıması kaynaklı mı bu durum? Şayet ikincisi ise vah ki ne vah size. Kendi iç karışıklıklarınız ve hesaplaşmalarınızla gelen bu korku ve yasak düzeni çok ama çok eskilerde kaldı. Bu durumun sorumluları olan Kartepe İlçe yöneticilerini sadece milletin algısına bırakıyorum. Yazık tüm Türkiye’yi yöneten bir siyasi partiyi üç beş tane muhabir çocuktan saklamaya çalışıyorsunuz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


Array
(
    [id] => 170
    [site_id] => 64
    [facebook_id] => 
    [twitter_id] => 
    [google_id] => 
    [email] => cemsakoglu@kartepegazetesi.com.tr
    [activated] => 1
    [activated_at] => 
    [last_login] => 2017-08-21 11:17:06
    [first_name] => Cem
    [last_name] => ŞAKOĞLU
    [slug] => cem-sakoglu
    [nick_name] => 
    [show_real_name] => 0
    [company] => 
    [avatar] => /users/170/avatar.jpg
    [profile_img] => /users/170/profile.jpg
    [province] => 
    [gender] => 
    [nth] => 1
    [disallow_comments] => 
    [company_name] => 
    [company_invoice_address] => 
    [company_phone] => 
    [company_fax] => 
    [company_email] => 
    [company_website] => 
    [company_vd] => 
    [company_vn] => 
    [facebook_page_url] => 
    [facebook_profile_url] => 
    [created_at] => 2016-12-29 16:58:57
    [updated_at] => 2017-08-21 11:17:06
    [deleted_at] => 
    [other_entries] => Array
        (
            [0] => Array
                (
                    [id] => 1224899
                    [oid] => 
                    [devid] => 
                    [pool_id] => 
                    [site_id] => 64
                    [user_id] => 170
                    [author_id] => 170
                    [type_id] => 1973
                    [province_id] => 
                    [county_id] => 
                    [notification_id] => 
                    [view_file] => 
                    [tag] => 
                    [text_on_img] => 
                    [coordinates] => 
                    [mode] => 
                    [status] => published
                    [date_1] => 
                    [date_2] => 
                    [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""}
                    [person] => 
                    [params] => 
                    [published_at] => 2017-08-22 12:01:00
                    [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00
                    [created_at] => 2017-08-22 12:05:55
                    [updated_at] => 2017-08-22 12:05:55
                    [deleted_at] => 
                    [urls] => Array
                        (
                            [tr] => /makale/1224899/cem-sakoglu/10-gun-tatil-ihanettir
                        )

                    [url] => /makale/1224899/cem-sakoglu/10-gun-tatil-ihanettir
                    [content] => Array
                        (
                            [id] => 25210455
                            [site_id] => 64
                            [src_id] => 1224899
                            [src_type] => Entry
                            [language_id] => 1
                            [title] => 10 gün tatil ihanettir..
                            [description] => 
                            [body] => 

10 gün tatil üzerine..

Konu aslında tam memleketimden insan manzaraları kapsamında. Memleketteki fikir karmaşasının boyutlarını şahane bir şekilde ortaya koyan bir durum bu bayram tatili durumları. Sanırsınız ülkede ekonomi dert üstü murad üstü. Üretim normal boyutlarının çok üzerinde sürüyor ve artık insanlarda biraz dinlensin gibi bir konumdayız. Hani neredeyse üret üret nereye kadar, biraz da insanların tüketmesi lazım müjdesinde bir durum gibi.

Peki durum gerçekten böyle mi? Dünyanın büyük ekonomilerine sahip acaba hangi ülkede arka arkaya 10 gün tatil var? Bunu bütün yüreğimle soruyorum. Bizim Kurban Bayramı tatili gibi üst üste 10 gün tatil acaba hangi büyük ekonomili ülkelerde yapılıyor? Soruyu biraz daha dar kalıba sokarak soruyorum ki, ekonomisini geçtim dünyanın hangi ülkesinde 10 gün tatil var?

Turizmciler taş mı yesin?

Klasiktir bizde. Ortaya bir sorun atarsanız, yanlış bir durumu ortaya koyarsanız karşınıza hemen bir savunucusu çıkar. Bir, millet tatil yapmasın mı? İki, turizmciler taş mı yesin? Üç, sen hangi partilisin? 10 gün tatil üzerine sorduğumuz durum sorusu için gelebilecek en kuvvetli soruya soru cevaplar bunlar. Şimdi birincisi millet tabi ki tatil yapsın. Ki insanların tatil yapmaları için zaten resmi prosedür üzerinden kanunlar var. Resmi dairelerde, kurumlarda, firmalarda çalışan herkesin bir tatil hakkı mevcut. Bu tatil haklarını zaten öyle veya böyle kullanıyorlar. Koydum bunu bir kenara, e bayram tatillerinin de zaten resmi bir yanı var. Yani kimisinde üç gün, kimisinde dört gün zaten var. Bu dokuz günlük, on günlük tatil durumları bizi biraz enteresan yerlere götürmüyor mu? Ben bunun içerisinde biraz art niyet arıyorum açıkçası. Başka bakış açıları arıyorum ve bu fikrin bize dikta edildiğine inanıyorum. Çünkü bu kadar saçma bir uygulama ne bizim toplum yapımıza, ne ekonomimize, ne de gelenek, örf ve ananemize uymuyor.

Esnaf Eylül ayının üçte birini kaybetti.

Şimdi 1 Eylül itibariyle Kurban Bayramı tatili başlıyor ve ayın 10’una kadar tatil. Nasıl olacak şimdi turizm beldesi olmayan esnafın hali? Dükkânlar kapalı, üretim yok, var ise + mesai parası var, küçük esnaf zaten zor yaşıyorken daha dakika bir gol bir misali Eylül ayı başlamadan üçte biri havaya uçtu gitti. E peki devlet madem vatandaşını bu kadar seviyor ve bu kadar tatil vermekten mutluluk duyuyor, tatil beldeleri dışındaki esnafında Eylül ayı içerisinde ödeyeceği vergilerin üçte birini almasın. Dükkânlar kapalı çünkü. Devlet yetkilileri 10 gün tatil verdiklerinden dolayı esnaf iş yapmadığı halde hem eleman maaşı ödemeye, hem vergilerini eksiksiz yatırmaya, hem de imalat hedeflerinin mecburi gerisinde kalmaya yani ekonomik olarak geriye düşmeye mecbur bırakılıyor. Öyle değil mi? Haksız mıyım düşüncelerimde? Şimdi bu gün 10 gün tatil verdiğiniz resmi kurum veya kuruluşların çalışanlarına deseniz ki, ‘Tamam tatili 10 güne uzatacağım ama bunun 5 günü devletten, 5 günü sizin cebinizden’ Yani çalışılmayacak 10 günün masrafını yarı yarıya kırışalım deseniz kaç kişi bu durumu kabul edecek? Zihniyet bir anda devlet malı deniz zihniyetine kaymıyor mu sizce?

Örf ve ananelerimizin ortadan kaybolması için bir oyun bu

Kuruyorum böyle durumlarda. İnanın psikopata bağlıyorum bu gibi şeyler bizim memleketimizde yaşandığında. Hal böyle oldu mu kendi kendime hep şunu söylüyorum ‘Bizim bizi devirmeye çalışacak, yıkmaya uğraşacak, bozmaya yeltenecek düşmana ihtiyacımız yok ki. Biz nasıl olsa olmamak adına, kendimizi bozmak adına üstün bir gayret içerisindeyiz’ Sonrasında da aklıma komplo teorileri geliyor. Biz millet olarak geleneklerine bağlı bir toplumduk eskiden. Eskiden diye özellikle söylüyorum ki artık asla değiliz. Kim ne derse desin, neyi savunursa savunsun değiliz. Bu arada siyaseten de milliyetçiliği, gelenekçiliği savunuyoruz falan demesin hiç kimse. Hele ki bu gün bu kararı alanlar hiç demesin. Şayet bu karar benim ülkemin insanının fikri ise yazıklar olsun bize. Ancak bu fikir iyi bir şeymiş gibi gösterilip, algı yönetimleri ile bize dayatıldı ise o zaman zaten bizi bölüp parçalamak, birbirimizden uzaklaştırmak, üretimden uzaklaştırmak için yapılan bu oyunun esiriyiz demektir. Bu da çok acı bir şeydir. 10 gün tatil demek kolay kolay kimsenin eş dost akraba ziyareti yapmayacağı, herkes tatile kaçacağı demektir. Mesela kurbana ayıracağı parayı, tatile aktarmak demektir başka bir adıyla. Yani şu demektir ki artık bayramlar yalnızca eski bayramlar olarak anılarda kalıyor demektir. Siyasi olarak bu geleneklerin savunucusu olarak ortaya çıkanların bu gün bu tatil kararı insanı inanın dumura uğratıyor.

Sonuna kadar karşıyım uzun tatillere. Tüketim toplumu olduğumuz aşikâr bir şekilde dururken bunu bir tık daha yukarıya çekerek toplum yapısının temeline dinamit koymaktan başka hiçbir şey değildir bu. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir uygulama yok iken, sırf turizmciler kazansın mantığı ile 10 günlük tatilin resmi adı israftır. Yazıktır ve inanın günahtır.

[body_format] => rich [alt] => [slug] => 10-gun-tatil-ihanettir [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-08-22 12:05:55 [updated_at] => 2017-08-22 12:05:55 ) ) [1] => Array ( [id] => 1224560 [oid] => [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 170 [author_id] => 170 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => 9dbe9df0-a27d-4fb7-9ed8-5fd3fb8094c3 [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""} [person] => [params] => [published_at] => 2017-08-21 12:21:00 [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00 [created_at] => 2017-08-21 12:23:12 [updated_at] => 2017-08-22 12:06:26 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/1224560/cem-sakoglu/komplo-teorisi ) [url] => /makale/1224560/cem-sakoglu/komplo-teorisi [content] => Array ( [id] => 24723738 [site_id] => 64 [src_id] => 1224560 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => Komplo Teorisi [description] => [body] =>

İyilik iyiliği, kötülük de kötülüğü çağırdığı artık aşikar. Ancak bu işler maalesef sürü psikolojisi ile ilerlediğinden dolayı hemen herkes kötüyü çağırır bir hal aldı. Kimse hayatından memnun değil neredeyse. Kime sorsanız dertli. Siyaseten dertli, ekonomik olarak dertli, dertli olan da, olmayan da dertli. Şaşırtıcı bir durum olsa da bu böyle. Neredeyse kimse mutlu değil gibi bir fotoğraf var. Aslında öyle değil. Bu durumu biraz da biz tetikliyoruz. Biz derken hemen pay çıkartanlar olabilir ki, buradaki biz gazeteciler anlamında söylenmiş bir söz değil. Toplum olarak biz tetikliyoruz. Hemen herkes kendi davasının haklı olduğunu savunuyor. İşin kötü fotoğrafı kimse asgari müştereklerde birleşmeyi ve bir olmayı istemiyor. Sanki bunu beceremiyormuşuz gibi bir hava hakim.

Birileri bu durumu değiştirmediği sürece, bakış açılarımızı farklı yönlere çevirip, empati yapmadığımız müddetçe bu böyle sürüp gidecek. Ancak bu gidiş iyi bir gidiş değil. İnsanlar birbirlerine alenen rakip olmuş durumdalar. Dost sohbetleri sanki söyleminde kim daha haklı sohbetlerine dönmüş. Genel olarak herkes siyasetçi. Herkes devleti kurtarmanın peşinde ve herkes devleti kendi desteklediği siyasi görüşün kurtaracağı ve karşı görüşün de devleti batırmak üzere olduğunun savunucusu.

Bu beni memleket olarak alışık olduğumuz hikayelere götürüyor. Sağcı ve solcu diye nitelendirilen insanların memleket meseleleri üzerindeki bakış açılarının ‘Vatan, millet, bayrak, toprak’ olduğu halde aynı şeyi savunduklarının farkına bile varmadan birbirlerini yok etmek için ve bu yok etmenin sebebini memleketin kurtuluşu olarak görmelerinin aymazlığı hala mevcut durumunu koruyor. Yani kullanılıyoruz bildiğiniz. Size göre karşı taraf kullanıyor bizi, diğerlerine göre de siz kullanıyorsunuz. Nasıl olabiliyor peki böyle bir durum.

Elalemin insanları, yabancı memleketliler işlerini güçlerini bırakmışlar benim memleketimin refahının peşinde koşuyorlar. ‘Allah Allah hangi dağda kur öldü de siz bu hale geldiniz?’ diye sormazlar mı adama? Sormuyorlar hatta sormuyoruz. Sorgusuz sualsiz ve sırf rakip muhabbeti ile benim memleketimin iç işlerine çomak sokmaya çalışanları anlamsız bir şekilde destekliyoruz. Sonra kendi insanımızı bırakıp başka ülkelerin liderini, insanını savunuyoruz. Peki bunu yapan yabancı memleketlerin liderleri ve insanları 1970’li yıllardan beri daha AET (Avrupa Ekonomik Topluluğu) olduğu zamandan bu güne, AB (Avrupa Birliği) olduğu güne kadar Türkiye’yi acaba neden birliklerinin içerisine almadılar. Karşı cevap yine bizim ülkemizin insanlarından geliyor ‘Yurt dışında yaşayan Türklerin tavırları yüzünden’ Sizce bu cevap bu denli basit olabilir mi? Olamaz!

Maalesef Mustafa Kemal Atatürk sonrasında ülke yönetimlerinde %90 küsürluk bir oranla dış ülkelerin eli olduğu için ve mesela bu gün FETÖ diye bahsettiğimiz örgütlenmenin yıllardan bu yana ülke yönetimlerinin içerisinde her kademede örgütlendiği için ve dahası maalesef Türk Ordusunun Genel Kurmay Başkanı olacak kişiler ve kurmay olan bütün subaylar bu vazifelerine yerleşmeden önce Amerika’ya gidip NATO’da yanılmıyorsam 5 yıl gibi bir eğitim gördükten sonra ülkenin savunma sisteminin başında göreve getiriliyorlarsa, sanıyorum biz daha çok ‘Biz nerede hata yapıyoruz’ diye ağlayıp dururuz. Yıllardan bu yana ordunun içerisindeki Amerikancılar söylemleri de sanıyorum buradan kaynaklanıyor.

Ancak gelin görün ki bizim insanımız gerçeği görmemek adına bildiğiniz üstün bir gayret sarf ediyor. Hala insanımızın birçoğu tesadüf diye bir şeyin olmadığına, ülke, siyaset, devlet yönetimlerinin öyle kendiliğinden gelişmediğine dair bir fikir oluşturamıyor. Oluşturmasına oluşturamıyor ama mesela Aselsan’daki mucit genç çocukların kısa bir süre içerisinde arka arkaya intihar etmesini nedense hiç kimse merak etmiyor. Daha enteresanı devlet yetkilileri de merak etmiyor. Mesela Süper Vali olarak adlandırdığımız, yere göğe koyamadığımız Recep Yazıcıoğlu’nun Denizli’den Uranyum madenleri verileri ile Ankara’ya giderken trafik kazası geçirdiği, kazadan iki gün sonra hastanede bitkisel hayata girdiği ve hayatını kaybettiğini takdiri ilahiye bağlıyor. Ya da Eşref Bitlis gibi bir subayın ya da Uğur Mumcu gibi, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok gibi gazetecilerin, ya da Turgut Özal, Adnan Kahveci, Muhsin Yazıcıoğlu gibi siyasetçilerin ölümlerini hiç sesini çıkartmadan izliyor. Yine bir tuhaf boyutu devlet kademeleri de bu ölümleri nedense devletin gücünü kullanarak ortaya çıkartamıyor, ya da çıkartmaya güç yetiremiyor. Nedendir acaba?

Kendi iktidarını kendisi ortaya koyamayan milletler eninde sonunda yıkılmaya mecburdurlar. Ancak biz yıkılmayız. Bizi niye yıksınlar. Bizimle bu manada uğraşmaya lüzum bile duymazlar. Sebebi nedir biliyor musunuz? Biz zaten birbirimizle uğraşıp, birbirimize madik atıp, birbirimizi yok etmek için deli bir çaba sarf ederken adamlar bunun için neden ekstra bir gayret ve bütçe harcasınlar. Yıllar önce kaleyi çoktan içten fethetmişler. Kim bu adamlar diye de sanki hiçbir şeyi görmüyormuşçasına sorarız birbirimize. Oysaki bu adamlar ister sağ görüşlü olsun, ister sol görüşlü olsun iktidarda olan her siyasi partinin içerisinde mutlaka görev alırlar. Sır olmayan isimleri ise sorgusuz sualsiz yönetimlere alınır her nedense. Biz de ülke yönetimlerinden demokratik düzene katkı sağladık diye kendimize pay çıkartırız.

Yukarıda yazdıklarımızın hepsi birer komplo teorisi. Adı üzerinde hepsi birer teori. Haydi şimdi yukarıdaki soruları herkes kendisine sorsun ve cevabını kendisi versin. Sizin için ne kadarı komplo teorisi, ne kadarı gerçek?

[body_format] => rich [alt] => [slug] => komplo-teorisi [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-08-21 12:23:13 [updated_at] => 2017-08-21 12:23:13 ) ) [2] => Array ( [id] => 1223928 [oid] => [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 170 [author_id] => 170 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => f9e2e1e2-458f-4086-8ace-bafb679397d4 [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""} [person] => [params] => [published_at] => 2017-08-19 12:11:00 [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00 [created_at] => 2017-08-19 12:13:57 [updated_at] => 2017-08-21 12:25:39 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/1223928/cem-sakoglu/kartepeyi-kucaklayacak-bir-ilce-baskani-geliyor ) [url] => /makale/1223928/cem-sakoglu/kartepeyi-kucaklayacak-bir-ilce-baskani-geliyor [content] => Array ( [id] => 23758605 [site_id] => 64 [src_id] => 1223928 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => Kartepe’yi kucaklayacak bir İlçe Başkanı geliyor [description] => [body] =>

Dün öğlen saatleriydi. Acısu’daki Muhammed El Kattan’ın yaptırdığı Seyyide Ayşe Camiinde can kardeşim Hasan Paksoy ile birlikte Cuma namazından henüz çıkmıştık ki telefonum çaldı. Ekranda Mustafa Kocaman yazıyordu. Açtım. Karşımda son derece keyifli ve keyif veren bir ses vardı. ‘Müsaitseniz, Kartepe’deyim, gazeteye uğramak isterim’ dedi. Yaklaşık 15 dakika sonra gazetede karşımda Sevgili Orhan Ağabeyin yazısında belirttiği üzere uzun adam duruyordu.

Öncelikle şunu belirtmem gerekli ki Kartepe Gazetesini aldığım günden bu yana bunu bütün yüreğimle söylüyorum ki Kartepe adına en pozitif sohbeti gerçekleştirdiğimiz kişi oldu Mustafa Kocaman. Gelişi, sohbeti, dedikodu haberlere karşı yaklaşımı, toparlayıcı ve birleştirici demeçleri ile Allah biliyor etkiledi beni. Halen Ak Parti Kartepe İlçe Başkanı olan Hasan Kandaz’a bakış açısından, temayülde isimleri çıkan ve Ankara’ya gittiği isimlere yaklaşımından, belediyeye, belediye başkanına ve Kartepe’ye bakış açısından çok etkilendim. Bilgisini, kültürünü, iletişim ve diyalog gücünü, olaylara yaklaşımını ve duruşunu çok beğendim. Tabi bu işler bizim beğenmemizle olmuyor elbet. Siyaset kişilerin değil kitlelerin işi. Ancak yaptığımız sohbet esnasında aldığım doneler kitlelerin de Mustafa Kocaman’ı seveceği yönündeydi.

Bir kere şunu söylemeden geçemeyeceğim ki, ‘Kartepe Gazetesi bu ilçenin tek basılı gazetesi. Onun için Kocaeli’ndeki ilk röportajı elbette ki size vereceğim’ sözü ile ders niteliğinde bir yaklaşım gösterdi. Ekstra bir şey yapmadı ama olması gerekenin, olması gerektiği gibi yapılmasını ortaya koydu. Kendim ve gazetem adına bir kere daha teşekkür ediyorum.

Röportajın detaylarını gazetemizde zaten bulacaksınız ama o sohbetin içerisinden alabileceğimiz önemli birkaç noktayı sizlere aktarmak istiyorum. Bir kere Ak Parti Kartepe İlçe teşkilatı belki de bu güne kadar alışık olmadığı bir yönetim şekli ile karşı karşıya kalacak. Sadece İlçe teşkilatı değil, Kartepe insanı da alışık olmadığı bir İlçe Başkanı ile hemhal olacak. Anlattıklarından çıkarttıklarımız siyaseti hemşericilik çizgisinden çıkartıp herkesi kucaklayan bir yapıya büründürecek Kocaman. Kendisine yönelttiğimiz Artvinli, Trabzonlu konusuna verdiği cevap da bu yönde bir cevap. Yönetim listesi şekillenirken her kesimden önemli isimleri kadroya katmak istediği söylemi ile de herkesi kucaklayacak bir yönetim şeklini tercih edeceğini ortaya koydu.

Sohbetimizin bir yerinde kendisine Kartepe siyasetinde en etkin yapının dedikodu mekanizması olduğunu söylediğimizde ‘Bizim kapımızın içerisinde dedikoduya yer yok. Ne ben yaparım, ne de ekibimizin içerisinden arkadaşlarımızın yapmasına izin veririm. Dedikodu ile gelen dışarıda kalır’ diyerek bu konudaki tavrını da net bir şekilde ortaya koydu. Evet at sahibine göre kişnermiş ama yine de burası Kartepe bana sorarsanız Mustafa Kocaman’ın en çok zorlanacağı konulardan bir tanesi dedikodu olacaktır. Fakat işin başında tavrını net bir şekilde ortaya koyup, kapısını bu tarz mesnetsiz konuşmalara kapatırsa inanın Kartepe’nin insan profili değişir.

27 Ağustos tarihinde ekstra bir hareket olmaz ise şayet Mustafa Kocaman Ak Parti Kartepe İlçe Teşkilatının yeni başkanı olur. Tabi ki görev vereceği isimler çok önemli. Yönetim Kurulunu oluştururken Kartepe’nin dengelerini göz önünde bulunduracaktır. Ak Parti Kocaeli İl Yönetiminde Teşkilat Başkanlığı görevi esnasında edindiği tecrübe zaten bunu başarı ile gerçekleştirmesini sağlayacaktır. Sonrası bana sorarsanız çok kolay. Bir kere yeni bir heyecan Kartepe’ye çok şey katacaktır. İkincisi genç ve girişken yapı enerji katacaktır. Son olarak da ve bana sorarsanız en önemlisi de budur ki, o da iletişim gücüdür. Gördüğüm, tanıdığım, bildiğim, aldığı görevden dolayı da büyük mutluluk ve umut duyduğum Mustafa Kocaman bu işi büyük bir başarı ile yerine getirecektir. Evet büyük beklentiler insanları zor duruma sokabilir ama Mustafa Kocaman bu yükü kolayca sırtlayıp Kartepe’yi kucaklayan birleştirici bir İlçe Başkanı olacaktır. Zaman her şeyi ortaya koyacak ve hepimiz göreceğiz İnşallah.

[body_format] => rich [alt] => [slug] => kartepeyi-kucaklayacak-bir-ilce-baskani-geliyor [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-08-19 12:13:57 [updated_at] => 2017-08-19 12:13:57 ) ) [3] => Array ( [id] => 1223650 [oid] => [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 170 [author_id] => 170 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => 305c5087-4f16-4656-be60-6a58bf3aaff9 [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""} [person] => [params] => [published_at] => 2017-08-18 12:57:00 [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00 [created_at] => 2017-08-18 13:00:04 [updated_at] => 2017-08-19 12:14:21 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/1223650/cem-sakoglu/herkes-yollardan-sikayetci ) [url] => /makale/1223650/cem-sakoglu/herkes-yollardan-sikayetci [content] => Array ( [id] => 23479682 [site_id] => 64 [src_id] => 1223650 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => Herkes yollardan şikayetçi [description] => [body] =>

Kartepe’nin en büyük problemi ne diye sorsanız insanlara, ki bildiğiniz üzere soruyoruz da bunu, hemen herkes yollardan dem vuruyor. Bu güne kadar gittiğimiz hiçbir belde olmadı ki yollardan şikayetçi olmasın. Kimisi ana yollardan bahsediyor, kimisi ara yollardan. E beldelerimizin hemen hemen tamamı zaten köy mahalleri olduğu için ara ya da ana yol ayrımı olmadan tüm yollar kullanılıyor. Bunu şunun için söyledim ki atıl olarak adlandırılabilecek yol neredeyse yok denilebilecek kadar az.

Yollarda doğal olarak açılan çukurlar, belediyelerin, büyükşehir belediyesine bağlı birimlerin ya da kamu kuruluşlarının yaptığı çalışmalar sonrasında üstünkörü kapatılan çukurların zaman içerisinde deforme olmasından kaynaklı çukurlar ve tabi ki bu çalışmaların adam gibi yapılmamasından kaynaklı çukurlar yüzünden Kartepe’de yaşayan insanların %80’i yollardan şikayetçi.

Sanıyorum Kartepe Gazetesini ilk devir aldığımız dönemlerdi. ‘Bu yolların sahibi kim?’ diye bir yazı yazmıştım. Hatta bu ‘Dakika bir gol bir’ olarak algılanmıştı. Olsun biz yazdık, ki bu gün bu yazıyı yazmamızın aslında ne kadar doğru olduğunu hala yaşıyoruz.

Evet bunu bütün yüreğimle söyleyebilirim ki Kartepe Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün bu konu ile ilgili geçmiş döneme (yani birkaç ay öncesine oranla) göre önemli gayretleri var. Ancak bu gayretler geçmiş dönemlerdeki hiç ilgilenmemenin getirdiği problemleri ortadan kaldırmıyor. Gün geçmiyor ki ‘Şu bizim yolları yazmayacak mısınız?’ diye bir eleştiri almayalım. Örneğin bir yere asfalt dökülüyor. O asfaltın döküldüğünü gören ve kendi yolu bozuk olan hemen herkes sanki belediye başkanı bizmişiz ya da Fen İşleri Müdürlüğünü biz yapıyormuşuz gibi bizi arıyor. Üstüne üstlük yapılan yollarla ilgili de elli bin tane dedikodu üretiyor. Asfalt dökülen hangi yolun üzerinde kim oturuyor. Hangi akraba, hangi siyasi, hangi gelin, hangi damat türünden envai çeşit dedikoduyu da telefondan mecburen dinlemek durumunda kalıyoruz.

Bunu daha önce birkaç kez yaptım. Kartepe Belediyesi Fen İşleri Müdürü Sevgili Murat Balaban’ı gazetemize birkaç kez davet ettim. “Bak kardeşim o kadar çok şikayet var ki, bunların mutlaka sizin tarafınızdan bir açıklaması vardır. Bu açıklamalar için bu gazetenin kapıları ardına kadar açık. Gelin anlatın kendinizi. Yollar neden yapılmıyor, yapılıyorsa hangi kriterlere göre yapılıyor, yolları siz mi yapıyorsunuz yoksa Büyükşehir Belediyesi mi gibi bir dolu sorunun cevabı sizde. Ancak siz gelip açıklama yapmadıkça insanlar kendilerince üretiyorlar. Buna fırsat vermeyin” dediğimizde aldığımız cevap hep ‘Tamam ağabey. Şu gün geliyorum’ şeklinde oldu. Ancak henüz bu buluşma maalesef gerçekleşmedi. Murat Balaban’ın gazeteye gelmesinin benim şahsıma bir faydası olmadığı gibi, Kartepe Belediyesine zararı oluyor bana sorarsanız. Onun için de onun gazeteye gelmemesine veya gönderilmemesine pek bir anlam veremiyorum. Ya da vermek istemiyorum.

Hal böyle olduğu zaman da vatandaşın bize olan şikayetlerini mecburen bu satırlardan, gazetemizin sayfalarından dillendirmek durumunda kalıyoruz. Sonra kalkıp kimse bu yazıları düşmanlık üzerine yazdığımızı falan dillendirmeye kalkmasın.

Yine söylüyorum, şu anda Kartepe’de Mustafa Kocaman ve Kartepe’yi saran koku sonrasında üçüncü sırayı bozuk yollar alıyor. Belediye bu fotoğrafa hangi açıdan bakmak ve görmek istediğini hangi açıdan görmek isterse bunun kararını kendisi verecek.

[body_format] => rich [alt] => [slug] => herkes-yollardan-sikayetci [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-08-18 13:00:04 [updated_at] => 2017-08-18 13:00:04 ) ) [4] => Array ( [id] => 1223331 [oid] => [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 170 [author_id] => 170 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => b9ca85d6-e247-4c40-b331-0dbdb222d238 [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""} [person] => [params] => [published_at] => 2017-08-17 14:53:00 [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00 [created_at] => 2017-08-17 14:55:30 [updated_at] => 2017-08-18 13:00:24 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/1223331/cem-sakoglu/kocaman-hayirli-olsun ) [url] => /makale/1223331/cem-sakoglu/kocaman-hayirli-olsun [content] => Array ( [id] => 23108459 [site_id] => 64 [src_id] => 1223331 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => Kocaman Hayırlı Olsun [description] => [body] =>

Ak Parti Kartepe İlçe Başkanlığı için aday belirleme sürecinde gerçekleştirilen temayül yoklaması sonrasında isimleri en çok yazılan 4 aday Ankara’ya gönderilmiş ve Genel Merkez tarafından bu 4 aday mülakata sokulmuştu. Mülakat sonucu Ak Parti teşkilat başkanlığının belirlediği aday Mustafa Kocaman oldu.

Biz bunu daha önce defalarca yazdık. Mustafa Kocaman aday olarak gösterilmezse diğerlerinin isimleri konuşulmaya başlar diye bir kez bu satırlardan aktardık sizlere. Öyle de oldu. Parti kurmayları temayül yoklaması için geldiklerinde etik olarak adaylık başvurusu olmadığı halde listelere en çok yine Mustafa Kocaman ismi yazılmıştı. Bu da parti içerisinde Mustafa Kocaman için müthiş bir istek olduğunu ortaya koyuyordu ki öyle de oldu.

Bunu bütün yüreğimle söylüyorum ki, her biri birbirinden kıymetli 4 isim Ankara’ya giderken Mustafa Kocaman’ın başkan olarak döneceğini adım gibi biliyordum. Sebebi de şudur ki, Kocaman’ın ‘Partim bana ne görev verirse ben hazırım’ olan kendi söylemi bu işin çözüm noktasıydı.

Mustafa Kocaman ismi Kartepe için yeni ya da bilinmeyen bir isim değil. Tanınan bilinen ve sevilen de bir isim aynı zamanda. Konu ile ilgili insanlarla yaptığımız istişarelerin birçoğunda adaylığı ile ilgili süreçte Kartepe İlçe Başkanlığını kendisinin isteyip istemeyeceğine dair soru işaretleri vardı. Ancak Mustafa Kocaman’ı arayıp konuyla ilgili birkaç soru sorduğumda verdiği ‘Partimin vereceği her görevi büyük bir gururla yerine getiririm’ cevabı aslında aranan yanıtı gün gibi ortaya koyuyordu. Yine de burası Kartepe ki bir dolu farklı söylem döndü. Hatta Mustafa Kocaman’ın kendi ağzından söylemmiş gibi İlçe Başkanlığını istemediğine dair söylemler dolaştı ancak, ben istediğim cevabı Mustafa Kocaman’ın ağzından almıştım. Hayırlı, uğurlu olsun.

Üç dönem arka arkaya Ak Parti Kartepe İlçe Başkanlığını sürdürmüş Hasan Kandaz’dan sonra göreve gelmek çok da kolay bir iş değil elbet. Ancak benim tanıdığım Mustafa Kocaman birleştiriciliği ile, kuracağı diyaloglar, iyi iletişimler sayesinde ve tabi ki eğitimi, bilgisi, kültürü ve görgüsü sayesinde bu işi rahatlıkla yapacaktır. Küskünlerin, kırgınların, partiden öyle ya da böyle bir sebepten dolayı uzaklaşmış olanların da beklediği bir isimdi Mustafa Kocaman. Onun için 27 Ağustos seçimi sonrasında Ak Parti Kartepe teşkilatına gelip gidecek, kayıt olacak, çalışmak isteyecek insan sayısı da artacaktır. Üç yıllık Kandaz yönetimi içerisinden bir şekilde ayrılmış, elenmiş, yollanmış isimler kendilerini ifade edebilmek adına yeni yönetime ve Mustafa Kocaman’a illa ki hayırlı olsun ziyaretine gelecek ve buzları eriteceklerdir.

Yeni bir döneme hazırlanıyor Ak Parti Kartepe İlçe Teşkilatı. Geçmişi unutmadan ama ileriye bakarak yeni hedeflere yelken açıyor. Açacak diyelim ya da. Yine de devir teslim töreninde eskiyi unutmadan ve üç yıl ciddi emekler harcayarak Ak Parti Kartepe İlçe Başkanlığı görevini sürdürmüş olan Hasan Kandaz’ı atlamadan, fikirlerini alarak ve yaptıklarına teşekkür ederek veda edilecektir diye düşünüyorum. Geçmişte yaşananlar, iyiler, kötüler, kırgınlıklar, dargınlıkların hepsi bir yana bırakılıp, kol kırılır ama yen içerisinde kalır mantığı ile hareket edileceği kanaatindeyim.

Bir kez daha Mustafa Kocaman’a yeni görevinin hayırlı uğurlu olması temennisi ile ve bütün yüreğimle başarılar diliyorum. Enerjisi, gülen yüzü, etkili iletişim kabiliyeti ve bilgisini artık Kartepe için kullanacak olması beni de, Kartepe’lileri de son derece mutlu ediyor. Her partide, her göreve genç, dinamik, sevecen ve işi bilen insanlar gelsin. Türkiye genç ve kültürlü nüfusu ile varlığını artık bu yolla ortaya koysun. Yolun açık olsun Mustafa Kocaman.

[body_format] => rich [alt] => [slug] => kocaman-hayirli-olsun [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-08-17 14:55:30 [updated_at] => 2017-08-17 14:55:30 ) ) [5] => Array ( [id] => 1222951 [oid] => [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 170 [author_id] => 170 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => eb49cb5e-6388-43db-a286-548f738e30b7 [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""} [person] => [params] => [published_at] => 2017-08-16 16:28:00 [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00 [created_at] => 2017-08-16 16:31:45 [updated_at] => 2017-08-17 14:55:48 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/1222951/cem-sakoglu/allahtan-korkmayanlar-depremden-neden-korksun ) [url] => /makale/1222951/cem-sakoglu/allahtan-korkmayanlar-depremden-neden-korksun [content] => Array ( [id] => 22729143 [site_id] => 64 [src_id] => 1222951 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => Allah'tan korkmayanlar depremden neden korksun? [description] => [body] =>

17 Ağustos 1999’dan bu yana depremle ilgili hiçbir şey değişmedi. Çünkü insanların zihniyetleri değişmedi, bakış açıları değişmedi, paranın insan yaşamının önündeki yeri değişmedi. Makam ve mevkiye, siyasiye yakınlığa, menfaat ilişkilerine göre kurallar kanunlar değişti ama insanın yaşam içerisindeki değeri ve yeri bu bakış açılarından anlaşıldığı üzere değişmedi.

Nesini yazalım depremin? 17 Ağustos tarihinde deniz kumundan inşaat yaparak insanları öldüren müteahhitlerini mi? Kimisi içeride, kimisi hiçbir şey yokmuş gibi dışarıda. Nesini yazalım depremin? 17 Ağustos tarihinde kolon ve kirişlerinin çoğunun kırık olduğu halde, kapısında kocaman kırmızı boyalarla çarpı işareti konan ağır hasarlı ve kesin yıkılması gereken binaların nüfuslu kişilerce orta hasarlıya çevrilerek küçük bir tadilat sonrası insanların oturmaları adına kiraya verilmesini mi? Nesini yazalım depremin? Gerçek ihtiyaç sahiplerinin seslerini çıkartmadıkları zamanlarda rantiyecilerin gelen yardımları iç edip satarak para kazandıklarını mı? Enkazdan yaralı çıkanları araçlarına alarak hastaneye götürüyoruz pozları ile organ ticareti yapanlara satanları mı? Ve daha onlarca, yüzlerce, binlerce neyini yazalım depremin sorusunu soracağımız para için insan hayatının satıldığı durumları mı? Nesini yazalım depremin, asrın felaketi diye anarken, insanlar çoluk çocuk beton yığınlarının altında can verirken, imamı da, müezzini de, sabisi de, sübyanı da enkaz altında can verirken, durumu kullanmaya çalışıp ‘Allah sizin yüzünüzden insanları cezalandırdı’ diye hala siyaset yapmaya çabalayan ahmakları mı?

Asrın felaketi denilen, binlerce, bana sorarsanız on binlerce insanımızın öldüğü 17 Ağustos 1999 depreminin ardından belki biraz akıllanırız, ders alırız durumdan diye düşünürken, tam tersi iyice durumdan vazife çıkartma ahlaksızlığının arşıâlâya çıktığı bir durumu anmamızı mı bekliyorsunuz. Haklısınız, durumdan hiç haberi olmadan, başını sokacağı bir ev olsun, kirası da biraz düşük olsun diye binanın yapısına hiç bakmadan kendisini ev sahibine teslim eden insanları yazmak ve Rahmet dilemek lazım. Haklısınız dünya para verip, çoluk çocuğumla güvenli bir yapıda oturmak istiyorum diyen ve varını yoğunu o eve yatırdığı halde, müteahhidin hırsızlığı yüzünden bütün ailesini kaybeden adamcağıza başsağlığı ve sabır dilemek için yazmak lazım.

Yoksa yazmanın ne anlamı var? Bu deprem yüzünden nesiller kurumuş, Karunlar kaybolmuşken hala deprem haritasının yolunu değiştirerek üzerinden rant elde etmeye çalışan alçakları yazmadıktan, deşifre etmedikten, halkın önüne atmadıktan, yargının karşısına çıkartmadıktan sonra ne anlamı var. Kuzey Anadolu fay hattı altından geçtiği halde üzerine binalar yapılmak üzere eskinin vekillerinin eş, dost ve akrabaları ile fay haritalarının yerleri değiştirilerek gelecekte olası bir depremde burada hayatını yitirecek insanların kiralık katillerini yazmadıktan sonra 17 Ağustos’u yazmanın ne anlamı var Allah aşkına.

17 Ağustos bir gün, ölenlerse binlerce. Bu zihniyeti yenemediğimiz sürece, kişisel ahlaksızlıkları, para için insan satanları, gözünü para bürümüş kan emicileri, benden sonrası yangıncıları, bunlara göz yumanları, kollayanları, ortak olanları, bir gözünü kapatanları, bildiği halde susanları, Allah’tan korkmayanları, neticesinde ve toplamında ciğeri beş para etmez kahpeleri ‘Sen kahpesin’ diye toplumun önüne koymadığımız sürece daha çok on binlerce insanımız ölecek ve daha çok ölen insan sayısı ile ödenecek vergi miktarı kıyaslanacak. Yazık.

Onun için 17 Ağustos hala bir travmadır. Ancak daha büyük travma insanlarımızın beyninde yaşanmaktadır. Kendimizi toparlamadığımız sürece depremler gelir geçer ama asıl deprem beynimizde ve ruhumuzda sürer durur. Allah'tan korkmayanlar, depremden neden korksun?

[body_format] => rich [alt] => [slug] => allahtan-korkmayanlar-depremden-neden-korksun [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-08-16 16:31:45 [updated_at] => 2017-08-16 16:31:45 ) ) [6] => Array ( [id] => 1222747 [oid] => [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 170 [author_id] => 170 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => a9df2383-9d1f-447c-a92d-434434cb9d32 [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""} [person] => [params] => [published_at] => 2017-08-16 10:19:00 [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00 [created_at] => 2017-08-16 10:21:22 [updated_at] => 2017-08-16 16:32:19 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/1222747/cem-sakoglu/koku-konusuldukca-yayiliyor ) [url] => /makale/1222747/cem-sakoglu/koku-konusuldukca-yayiliyor [content] => Array ( [id] => 22583564 [site_id] => 64 [src_id] => 1222747 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => Koku konuşuldukça yayılıyor [description] => [body] =>

Gazetemize manşetten çıktık bu hafta koku işini. Arkasından dün ki yazımda ‘Koku imparatorluğu’ başlığı altında ben yazdım konuyu. Meğer ne çok dertli varmış. Yazımıza sadece Kartepe’den değil kentin birçok yerinden yorumlar geldi. Hele ki Yahya Kaptan ve Köseköy – İzmit arasında kalan Dumlupınar Mahallesinden gelen şikayetler öyle böyle değil. Herkes koku probleminden inanılmaz derecede şikayetçi.

Dün itibariyle üç aşağı beş yukarı kokunun kendilerinden kaynaklandığı düşünülen birkaç firma ile birebir görüştüm. Elbette ki kimse yoğurdum ekşi demez. Demedi de. Hatta söylenen il çevre müdürlüğünden denetçilerin gelip çeşitli zamanlarda fabrikalarını denetlediği ve ellerinde raporları olduğu üzerine. Yani hiç kimse konunun kendisinden kaynaklandığına inanmıyor.

Ancak dün öğlenden sonra başlayan ve Uzunçiftlik – Yahya Kaptan arasını inanılmaz bir şekilde etkisi altına alan koku ile ilgili o kadar çok ihbar aldık ki anlatamam size. Bölge muhtarları bile bizi aradı. Yazımızın çok doğru olduğunu ve şu anda bölgeye gelmemiz halinde kokuyu net bir şekilde duyabileceğimizi söylediler ve gittik. Koku öyle böyle değil. O kadar kesif bir koku ki, arabanızda camlarınızı kapatmak durumunda kalıyorsunuz. Genizleri yakan, nefes almanızı zorlaştıran, sıcak hava ile de git gide yoğunlaşarak etkisini çok daha güçlü hissettiren bir koku. İşin daha da enteresan tarafı bütün insanlar tarafından sadece burnunuzun çalışıyor olması ile hissedilebilen bu kokuların yetkili kurum ve kurum çalışanları tarafından bir türlü hissedilemiyor olması.

Bölgeden sadece bizim gazetemize onlarca ihbar geliyorsa Çevre İl Müdürlüğüne ne kadar ihbar gidiyordur belli değil. Üstüne üstlük yetkili kurum olarak bu kokunun nereden kaynaklandığını tespit etmek işiniz iken özellikle de bu yaz aylarında bunca sessiz kalınması anlaşılır cinsten değil. Bölgenin hemen her yerinden isyan niteliğinde serzenişler geliyor ve konu ile ilgili yapılan neredeyse hiçbir şey yok.

Biz bu işin arkasını kolay kolay bırakmayı düşünmüyoruz. Gerek bu kokuyu üretenleri, gerekse kokuyu duydukları halde denetlemeyen, ayrımcılık yapan, kayıran kişi ve kurumları yazmaya başlayacağız. Kokunun kaynakları üç aşağı beş yukarı gün gibi ortadayken yokmuş gibi davranmak anlaşılacak şey değil. Bakalım kimler, kimler tarafından kayırılıyor ya da bir tık ötesinde kurumlar arasındaki diyalogları kimler sağlıyor. Kartepe’nin hemen her bölgesinde, İzmit’te ve hatta Kocaeli’nde bu iş neden bu kadar vurdumduymaz bir şekilde denetleniyor hepsini bu satırlara taşıyacağız.

Yazıya dün yazdığım ‘Koku imparatorluğu’ isimli yazımızın altına bir takipçimizin yazdığı yorum ile son vermek istiyorum;

“Harika bir konu olmuş. Köseköy Dumlupınar mahallesi her ne kadar Kartepe-İzmit sınırında yer alsa da aynı durumdan şikayetçiyiz. Bir gün de Casaba Residence' a bekleriz. Hangi kokuyu almak istiyorsanız ziyaretinizin saatini ona göre ayarlayalım. Çünkü gün içinde değişen saatlerde (istisnasız her gün) MAYA, ÇÖP ve LASTİK kokuları eşlik ediyor balkon Sefamıza. Bazen çok aşina olmadığımız kokular da hissedilebiliyor. Şunu da kısacık eklemeden geçemeyeceğim. Yahya kaptan yürüyüş yolunda düzenli spor yapan birisi olarak artık kokular dayanılamayacak hale geldi. Sağlıklı olacağım derken Akciğerlerimizden olacağız!”

Konu artık devlet yetkililerinin vicdanı ile Allah’ın her şeyi gördüğü gerçeği arasında duruyor. Karar kendilerinin ancak biz bu işin takipçisi olacağız.

[body_format] => rich [alt] => [slug] => koku-konusuldukca-yayiliyor [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-08-16 10:21:22 [updated_at] => 2017-08-16 10:21:22 ) ) [7] => Array ( [id] => 1222419 [oid] => [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 170 [author_id] => 170 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => 5f9facd6-549a-435a-a5d5-119489071b59 [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""} [person] => [params] => [published_at] => 2017-08-15 11:38:00 [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00 [created_at] => 2017-08-15 11:41:19 [updated_at] => 2017-08-16 10:21:51 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/1222419/cem-sakoglu/koku-imparatorlugu-kartepe-insanini-tehdit-ediyor ) [url] => /makale/1222419/cem-sakoglu/koku-imparatorlugu-kartepe-insanini-tehdit-ediyor [content] => Array ( [id] => 22218072 [site_id] => 64 [src_id] => 1222419 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => Koku imparatorluğu Kartepe insanını tehdit ediyor [description] => [body] =>

Şu sıralar Kartepe’de her gün İlçe Başkanlığı seçimi ile ilgili yazsam her gün okunur. Ve inanıyorum ki hiç kimse de sıkılmadan okur. Ancak Kartepe’de hayat sadece Ak Partinin ilçe seçimi ile sürmüyor. Onun için arada bir başka konulara da değinmekte fayda var.

Son zamanlarda yaptığımız mahalle gezilerinde Kartepe’de ortaya farklı bir sorun çıktı. Gittiğimiz birçok bölgede vatandaşlar kokudan şikâyet edince ve biz de bu şikâyetleri yazılarımıza ve haberlerimize dökünce iş biraz daha gün yüzüne çıktı. Vatandaşlar gazetemizi arayıp, ‘Siz aşağıları yazmışsınız ama Suadiye’ye gelin de kokuyu görün’ demeye ve bunları dile getirmemizi rica etmeye başladılar.

Şimdi bunun neresinden başlamak lazım bilemiyorum. Kartepe Gazetesini devir almadan önce bunu yıllar yılı Özgür Kocaeli Gazetesinin sayfalarında defalarca yazdım. Çok dile getirdim. Hem Suadiye’yi yazdım, hem Uzunçiftlik civarını. Çünkü birçoğunuzun bildiği üzere ben de burada oturuyorum ve çoğu zaman evime gecenin ilerleyen saatlerinde gidebiliyorum. Hal böyle olunca ve özellikle de gece saat 23.00 sonrasında yarı sanayi bölgesi gibi duran ilçemizde bulunan fabrikaların bacalarından çıkan dumanların arttığı ve o dumanlarla birlikte kesif kokuların da ilçeye yayıldığını kaç kez yazdığımı inanın hatırlamıyorum.

Çevre İl Müdürlüğü yetkililerini uyarırken bu işin sonuçsuz kalacağını bile bile ama çorbadan dönenin kaşığı kırılsın inancı ile kim bilir belki de yel değirmenleri ile mücadele ettiğimizi bile bile ihbar niteliğinde yazılar yazdık. Hem de fabrikaların isimlerini vere vere yazdık. Sonuç? Maalesef değişen hiçbir şey yok. Bu gün de yok.

İnancımız, güçlü Türkiye, güçlü iktidar ve güçlü idareciler mantığı ile ilerleyen ülkemizde gücün bu manada kullanılmasını pek kabul etmiyor. Yani fabrika güçlü, idarecisi güçlü, sahibi iktidara yakın ya da iktidarın destekçisi olunca denetimlerin buna göre yapılıyor olma teorisini hayal etmek bile üzüyor insanı. Ancak bu bir müddet sonra teori olmaktan çıkıyor. Çünkü defalarca yazılan uyarı yazılarına ve hatta bilakis edilen onca telefona rağmen insanların vurdumduymaz bir şekilde koku operasyonlarına kısa bir ara verip sonrasında yeniden pompalamaya devam etmeleri ve denetçi kurumların da bunu bir türlü görmemeleri teoriyi gerçeğe dönüştürüyor.

Şimdi gelelim günümüze. Uzunçiftlik’te yaşayan vatandaşların söylemleri yenilir yutulur cinsten değil. Vatandaşlar civardaki geri dönüşüm fabrikasının hangi mantıkla yerleşim merkezinin bu kadar içerisine yapıldığını sorgulamasının yanında, yaydığı kokunun insan sağlığını tehdit ettiği iddiaları ile de bizi telefon yağmuruna tutuyorlar. Fabrikanın birebir içerisinde çalışan insanlardan aldıkları bilgileri bize taşımaları ve isnat ettikleri suçlamalar akıllara zarar. Tabi bunlar şehir efsanesi kıvamında da olabilir, gerçek de olabilir. Onun için ilk önce gidip bu firmaları yerinde inceleyeceğimiz sözünü buradan veriyorum. En azından iddiaları firma sahiplerine ya da yetkililere sorup aslını astarını öğrenmek ve durumu size aktarmak istiyoruz. Kim ne anlatırsa anlatsın en güzel yanıt kişinin bakışlarında gizlidir mantığı ile doğruyu ve yanlışı sözlerde değil gözlerde arayacağımızı da üzerine basa basa buradan belirtiyorum.

İkinci şikâyet güzergâhı ise Suadiye. Aslına bakarsanız konu ile ilgili en ağır şikâyetler hep Suadiye ve civarı beldelerden geliyor. Çünkü ilçe sanayisinin büyük bir kesimi bu bölgeye konuşlanmış. Suadiye köprüsünü geçtiğiniz an itibariyle başlayan fabrikalar neredeyse köyün içerisine kadar geliyor. Bunun içerisine bir de Aslanbey Organize Sanayi bölgesini kattığınızda ortalık yangın yerine dönüyor. Vatandaş bize telefon edip soruyor ‘Son yıllarda bu bölgenin insanlarının ölüm sebeplerini bir araştırın bakalım karşınıza ne çıkacak?’ Bu soruyu bize vatandaşın kendisi soruyor. Bölgedeki şimdilik isimlerini yazmayacağımız gerek yerli, gerek yabancı merkezli fabrikalar gecenin ilerleyen saatleri ile birlikte bacalarından inanılmaz kokular salıyorlar. Bunu bu gün değil, yıllardır yapıyorlar. Ancak son zamanlarda sanıyorum aşırı denetimsizler yüzünden ya da ortada bir kayırılma durumu söz konusuyken bu işi fütursuzca yapıyorlar. Bunu bütün yüreğimle söylüyorum ki vatandaş bu fabrikaları bize isimleri ile söylüyor ve yakında bununla ilgili eylem başlatırsak kimse şaşırması diyor.

Kartepe Gazetesi olarak sokakları geziyoruz hala ve vatandaşı birebir dinlemeye devam ediyoruz. Şimdi bölgenin sanayi kurum ve kuruluşlarını da gezmeye başlayacağız. Girebildiğimiz yerlere gireceğiz, giremediklerimize, bilgi alamadıklarımıza da vatandaşın söylemlerinden yola çıkarak gazetemiz aracılığı ile yaklaşacağız. Bu işi asgari müştereklerde ve ortak paydada çözüme ulaştırabilmek adına biz üzerimize düşeni bu güne kadar yaptık ve bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Haklının yanında haksızla ve haksızlıkla sonuna kadar mücadele edeceğiz.

Bölgemize gelip fabrikalarını kurup Türk insanını ucuz işçilik için kullanan ve son derece sağlıksız koşullarda çalıştıran diğer fabrikalar da radarımızdan çıkmış değil. Bu ilçede yaşayan insanlar da ağaç kovuğundan çıkmış ve sahibi olmayan insanlar değil. Bilgilerinize…

[body_format] => rich [alt] => [slug] => koku-imparatorlugu-kartepe-insanini-tehdit-ediyor [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-08-15 11:41:19 [updated_at] => 2017-08-15 11:41:19 ) ) [8] => Array ( [id] => 1222194 [oid] => [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 170 [author_id] => 170 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => 57fd1f48-c7f5-4760-a3d8-da1215900cb1 [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""} [person] => [params] => [published_at] => 2017-08-14 14:34:00 [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00 [created_at] => 2017-08-14 14:37:11 [updated_at] => 2017-08-15 11:41:40 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/1222194/cem-sakoglu/mustafa-kocaman-ya-da-acisu-stadi-kimin ) [url] => /makale/1222194/cem-sakoglu/mustafa-kocaman-ya-da-acisu-stadi-kimin [content] => Array ( [id] => 21799676 [site_id] => 64 [src_id] => 1222194 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => Mustafa Kocaman ya da.. / Acısu stadı kimin? [description] => [body] =>

Üç gündür kent dışındaydım. Kartepe’de sürekli dönen aynı şeyleri biraz dışında kalarak izlemek için ve biraz da ruhumu dinlendirebilmek adına üç gün uzaklaştım buradan. Ben uzaklaştım ama Kartepe benden uzaklaştı mı hayır. Seçim sathına girildi mi bunun böyle olacağını zaten net olarak bildiğimden dolayı gittiğim yerde de hiç susmadı telefonlarım. Herkeste aynı soru ‘Ak Parti Kartepe İlçe Başkanı kim olacak? Sen ne görüyorsun?’ Birçoğuna aynı cevabı verdim, ‘Niye bana soruyorsunuz ki, düne kadar hepsini siz belirliyordunuz. Her gün birisini indirip, birisini konduruyordunuz. Bunu da bilmeniz ve görmeniz lazım değil mi?’ dedim ve gülüştük karşılıklı.

27 Ağustos’a kadar bu sohbet Kartepe’de hemen her gün konuşulur ve hemen her gün herkes yeni bir senaryo yazar. Ancak son iki yazımda da belirttiğim üzere fotoğrafa biraz objektif bakabilen insanlar adayların arasında ciddi manada eleme yaparak sonuca çok yaklaşabilir. Bulabilir bile belki. Çünkü Ak Parti koordinatörleri üst yönetimlerden aldıkları talimatlar gereği üniversite mezunu olmayan adayların üstünü çoktan çizdiler. Böylelikle adayların büyük bir çoğunluğu otomatikman elendi. Geri kalanların içerisinden mantık çerçevesinde ve olayların geçmişe dayalı yaşanma şekline baktığınızda birkaç kişiyi daha eleyebilirsiniz. Mesela mevcut yönetimin asla istemediği ama Genel Merkezin soğuk bakmadığı halde şartalar koştuğu bir aday ile ilgili genel merkez yöneticilerinin ‘Parti kademelerinde daha fazla görevler alarak pişmesi gerekli’ yönünde söylemleri var. Hal böyle olunca da otomatikman bu dönemki adaylıktan düşmüş oluyor. Fakat siz adama parti kademelerinde görev vermezseniz, adamı hep dışarıdan sahte okey gibi kullanmaya kalkarsanız nasıl olacak bu iş? Peki, kim bu aday? Kolaycılık yapmayıp biraz mantık çerçevesinde hareket ederseniz onu da bulursunuz. Ancak ismini buraya yazarak oyundan düşürmeyelim.

Evet parti yöneticileri mevcut başkan Hasan Kandaz’ı istemiyorlar ancak bunu nezaketli bir şekilde halletmeye çalışarak 3.dönem kuralı diyorlar ancak geçen gün yazdığım yazıda da belirttiğim üzere Kandaz’ın tecrübesi kendilerine şu anda deli gibi lazım. Onun için de ortaya ikinci bir mantık çıkıyor ki o da adayların arasından Kandaz yönetiminin içerisinde yer alan birilerinin başkan seçilmesi hiç ama hiç şaşırtıcı olmaz. Kimler var Kandaz yönetiminden aday olan. Üç kişi. Yukarıdaki eleme sistemi ile isimleri elekten geçirirseniz, geriye iki isim kalır. Birisi kim ne derse desin, kendisi de ne yaparsa yapsın (ki buna ağzıyla kuş tutmak da dahil) Kandaz’ın adamı olarak anılmaktan asla kurtulamayacak bir isim, bir diğeri ise seçim sathı sebebiyle aslında yönetim içerisinde Kandaz’a muhalif olduğu iddia edilen diğer isim. Bakın isim yazmıyorum ama sanıyorum bir tek isimleri yazmadığım kaldı.

Yine son paragrafta şunu belirtmekte fayda görüyorum ki, yukarıda isimleri üzerine senaryolar yazdığımız adayların tamamı Ak Parti Kocaeli İl Yönetiminde Teşkilat Başkanlığı görevini sürdüren Mustafa Kocaman’a görevin teklif edilmesine kadar geçerli olabilecek isimlerdir. Çünkü şayet Ak Parti kademeleri Mustafa Kocaman’a Kartepe İlçe Başkanlığını teklif ederlerse Mustafa Kocaman bunu istemese de kabul eder. Yine de Ak Parti üst yönetimi bu riski göze almaz. Yani Mustafa Kocaman’a yapılacak bir teklif sonrasında olası bir olumsuz cevap durumunda ellerindeki alternatifleri yani B ve C planlarını diri tutacaklardır ki bana sorarsanız öyle de yapıyorlar. Birkaç gün sonra eski Bakan yeni Başbakan Yardımcısı Sayın Fikri Işık geldiğinde eldeki alternatifler ile birlikte kendisine bir sunum illaki yapılacaktır. Bunun için de Mustafa Kocaman hariç diğer isimleri de yedekte ve elde hazır tutmak durumundalar.

Yazıyı bitirmeden önce yine de şunu söylemeden geçemeyeceğim ki, mevcut Kartepe İlçe yönetiminin içerisindeki isimlerden özellikle de birisinin Ankara’yı daha doğrusu üst yönetimi bu kadar zorlayabileceğini açık konuşmak gerekiyorsa tahmin etmiyordum. Seçilme olasılığını bu kadar yukarıya taşıyabileceği aklımın ucundan bile geçmezdi. Düne kadar ismi bile anılmazken bu gün en güçlü ikinci aday olması beni hem şaşırttı hem de mutlu etti. Demek ki çalışmalarını ve girişimlerini doğru kanallar üzerinden sürdürmüş ve demek ki parti içerisinde de kendisini kabul ettirmiş. Kutluyorum.

Zaman su gibi akıp geçerken seçime 15 günden daha az bir süre kaldı. Yine de daha çok yazı yazarız bu konu ile ilgili. Sonuç ne olur şimdiden net olarak söylemek sanıyorum tüm Türkiye genelinde bir iki kişi haricinde kimsenin becerebileceği bir iş değil. O bir iki kişi de zaten oyunu çoktan kurmuş ve zamanın akışını beklemeye geçmişlerdir.

Acısu Sahası kimin?

Kulağımıza dedikodular geliyor. İnsanlar yine konuşuyorlar. Kulaklara birileri gelip bir şeyler fısıldıyorlar ve toplumun yarısından fazlası bu fısıltıyı tamamen gerçek zannederek üzerine senaryolar yazıyorlar. Son zamanlarda Kartepe’de bu senaryo seçimler sonrası en çok Acısu’da yapılan Aptullah Tayyip Olçok stadı üzerine yazılıyor.

Acısu’da yaşayan insanlar şimdilerde en çok bu stadın kimin olduğu üzerine konuşuyorlarmış. Sebebi de şu ki, bu stat Kartepe Belediyesinin olursa, burada Kartepe Belediyespor’un takımları antrenman ve maç yaparlar ve hal böyle olunca da Acısuspor burada ne maç, ne de antrenman yapabilir. Tabi bu dedikodu üzerine Acısu insanı çoktan gaza gelmiş. ‘Stadı yakarız’ mı ararsınız, ‘Takımlar buraya girme giremez’ mi ararsınız, bir ton gazlı laf ortalığa yayılmaya başlamış.

Aslına bakarsanız bunun adı bildiğiniz ‘Doğmamış çocuğa don biçmektir’ Birileri böylesi dedikoduları ortalığa yayarak pirim yapmaya çabalıyor. Tabi bunun yanında siyasi olarak da üstünlük elde etme çabalarına giriyor. Şimdi akıl var mantık var, Acısu’da bir stat yapılıyor ve burada Acısuspor antrenman ve maç yapamıyor öyle mi? Ki Acısu insanının duruşu hemen herkes tarafından malum iken. 15 Temmuz sürecinde ülke çapında tankları ilk durduran insanların memleketine stat yapacaksınız ve bu beldenin takımı burada antrenman ve maç yapamayacak! Hayalini kuran çok beceriksiz bir hayal kurmuş. Dedikoduyu üreten inanıyorum ki, kendisi bile bu işe birilerinin inanacağına inanmamış. Ama baksanıza inanmış insanlar.

Allah’ınızı seviyorsanız hiç böyle bir şey olabilir mi? Olursa ne olur biliyor musunuz? Bu gazete sonuna kadar Acısuspor’un yanında olur. Durumu her hâlükârda manşetten haber yapar. Bunu prim yapmak, Acısu insanına şirin görünmek için yapmaz. Bunu hiçbir mantığı olmadığı için yapar. Doğru iki tane değil bunu unutmayın. Doğru her zaman bir tanedir. Onun için boş verin dedikoducuları, gerçeklerin peşine düşün. Eskilerin bir lafı vardır ‘Hasan oldu da, Hasan’ın başı ağırdı’ diye. Önce stat bir bitsin, tamamlansın bu işlere sonra bakalım. Anlatıldığı gibi enteresan bir durum oluşursa, hepimiz buradayız. Gereken neyse yapmaya hazırız.

[body_format] => rich [alt] => [slug] => mustafa-kocaman-ya-da-acisu-stadi-kimin [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-08-14 14:37:11 [updated_at] => 2017-08-15 11:41:40 ) ) [9] => Array ( [id] => 1221286 [oid] => [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 170 [author_id] => 170 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => f7223257-bfe7-4c31-8866-5910a740212f [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""} [person] => [params] => [published_at] => 2017-08-11 07:53:00 [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00 [created_at] => 2017-08-11 08:01:00 [updated_at] => 2017-08-14 14:37:34 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/1221286/cem-sakoglu/ak-parti-kartepenin-yeni-ilce-baskani-50-belli ) [url] => /makale/1221286/cem-sakoglu/ak-parti-kartepenin-yeni-ilce-baskani-50-belli [content] => Array ( [id] => 20246572 [site_id] => 64 [src_id] => 1221286 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => Ak Parti Kartepe’nin yeni İlçe Başkanı % 50 belli [description] => [body] =>

9 adaylı bir temayül yoklaması yaşadı Ak Parti Kartepe İlçe teşkilatı. Kartepe’nin insanına sorsanız ‘İçlerinden eleme yapsanız sizce hangileri ilçe başkanı olamaz’ diye elbette her kafadan bir ses çıkar ama biz inanıyoruz ki zorlanırlar. Hemen hemen hepsi Kartepe’nin yakından tanıdığı isimler. Ortaya konulan sandığın içerisinden çıkacak en çok oy alan üç isim Ankara’ya partinin teşkilat başkanlığına gidecek ama bunu bir kere daha söylüyorum ki ortada ne kadar sandık olursa olsun, bu işler tam olarak böyle dönmüyor.

Ak Partinin içerisinde görev alan hemen herkes o koltuğun taliplisidir ve kendisini o koltuğu rahatlıkla idare edebilirim diye görür ama işin aslı da pek öyle değildir. Ki dün yazdığım yazıda da belirttiğim üzere var olan konumu gereği adaylık koymayan, belki de koyamayan isimler de mevcut bana sorarsanız. Evet Mustafa Kocaman’dan bahsediyorum. Fotoğrafa normal şartlar altında bakabilirseniz Mustafa Kocaman hem konumu gereği, hem hedefleri gereği, hem de hedefine ulaşmak için süreyi uzatma vesilesi ile Ak Parti Kartepe İlçe Başkanlığını istemez. Zaten düne kadar da Kartepe sınırları içerisinde bu aynen böyle konuşuluyordu. Şunu açıkça belirtmek gereklidir ki, Ak Parti bu gün Kartepe İlçe Başkanlığı için Mustafa Kocaman ismini biraz kaşısaydı 9 adaydan belki ancak 3 tanesi falan aday olurdu. Olmazdı ya iyimser bir rakamla 3 diyelim. Kimler olurdu, kimler olmazdı diye Amerika’yı yeniden keşfetmenin anlamı yok.

Ancak daha önceki söylemlerimde Hasan Kandaz’ın aday olmaması veya gösterilmemesi durumunda ortalık karışır diye söylediğim şeyi şimdi bir kere daha Mustafa Kocaman’ın aday gösterilmemesi durumu için söylüyorum. Mustafa Kocaman parti kademeleri ile olan iyi ilişkisini her ne kadar ‘partim bana ne görev verirse sonuna kadar yapmaya hazırım’ söylemleri ile taçlandırsa da edebi dâhilinde alttan alttan da ‘Beni bu işe bulaştırmayın’ diye en azından ikili, üçlü sohbetler esnasında dillendiriyordur diye düşünüyorum.

Peki deyin ki şimdilik en sağlam el gibi duran Mustafa Kocaman parti kademeleri tarafından aday olarak gösterilmedi. O zaman ne olacak? Sizce kim başkan olur? İşte dün telefonum defalarca bu soru ile ilgili çaldı durdu. ‘Sence İlçe Başkanı kim olur?’ diye partinin direkt içerisindeki insanlar bile telefonla bu soruyu bana sordular. Aynı soruyu ben de kendilerine sordum, ‘Sizce?’

Soranların çoğu aslında yanıtını kendileri vermek ve adaylarını öne atmak için sordu. Ben de çaktırmadan yedim bu durumu. Dinledim, hadi ya dedim, evet o olmalı dedim ama inanın içimden de aklımdan da geçen isimler için arayan olmadı.

Bakın şayet Ak Parti Kartepe İlçe Başkanlığı için Mustafa Kocaman aday gösterilmez ise birçok insanın şaşıracağı bir aday ilçe başkanı olacak. Dokuz adayın içerisinden benim kendi kanaatimi üzerine bir ipucu verirsem aday sayısını epey bir aşağı çekmiş olurum sanıyorum. Yine söylüyorum ki şayet Mustafa Kocaman aday gösterilmez ise Kartepe İlçe Başkanı yine mevcut yönetimin içerisinden bir isim olur. Şu an ki duruma göre belki de fotoğrafın en zayıf halkalarından birisi gibi duruyor olsa da, ve hatta belki de tavşan aday gibi duruyor olsa da içten içe Kartepe İlçe Başkanlığının en güçlü adayı konumunu yakalamış görünüyor. Dengeleri daha şimdiden kurmak adına ve hatta belki de mevcut başkanın adamı pozisyonundan bir tık ötede durması için tavsiye almış olmasından kaynaklı fotoğrafa girmemek adına kimi toplantıları erken terk etmiş bile olabilir.

Bu bir denklem değil elbet ama bu bir siyaset ve bizim açımızdan da fotoğrafları iyi etüt etmek diyebiliriz. Tabi ki işin istihbarat kısmını da atlamamak gerek. Verdiğimiz tüyoları iyi inceleyenler için kişi ortaya çıkabilir olsa da ismi şimdilik bizde saklı duruyor. Çok açık konuşmak gerekirse şansı da Mustafa Kocaman ile birlikte % 50, % 50 duruyor. Ankara’ya ismi taşıyanlar, sağlam ve sıkı taşımışlar, iyi anlatmışlar ve anlattıkları kişiler de incelemelerini hala tam olarak bitirmemiş olsalar bile isim Ankara’da yerine oturmuş.

Yani demem şudur ki Sevgili okurlar, 27 Ağustos tarihinde yapılacak Ak Parti Kartepe İlçe Başkanlığı seçiminde ya Mustafa Kocaman aday gösterilecek, ya da ikinci % 50’. Siyaset bu elbette daha bu köprünün altından çok sular akar ama görünen o ki, herkes otururken, bazı şeyleri beklerken, ya da pembe hayaller kurarken birileri oturmamış ve çalışmış. Çalışanı alkışlamak gerekir. Hayırlısı olsun İnşallah. Diliyorum kazanan Kartepe olur.

Günün Özü

Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et. Çünkü söz yürekten gelir, dilden çıkar. Hz. Mevlana

[body_format] => rich [alt] => [slug] => ak-parti-kartepenin-yeni-ilce-baskani-50-belli [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-08-11 08:01:01 [updated_at] => 2017-08-11 08:01:01 ) ) ) )

Sosyal Anket

Kartepe`nin en önemli sorunu nedir?


YÜKLENİYOR