İyi Pazarlar

Herkese İyi Pazarlar.

Pazar günleri hepimiz için özeldir. Tatil günüdür. Hafta boyu günün erken saatleriyle birlikte başlayıp, akşamın kararan saatlerine kadar süren çalışma düzeninin dinlenme günüdür Pazar günü. Aile günüdür, kahvaltı günüdür, uyku günüdür, gezmek günüdür, arkadaşlarla buluşup hoş beş günüdür. Yani neşelidir Pazar günleri. Hani hiçbir şey yapmasanız, ayaklarınızı uzatıp koltuğa akşama kadar miskinlik yapma günüdür.

Mesela sıcak ekmek günüdür Pazar günü. Sabah kalkıp uykulu gözlerden daha yeni kurtulmuşken mahallenin fırınından sıcacık ekmekle kahvaltı masasına dönmektir. Dönerken markete uğrayıp kolunuzun altına sığdırabildiğiniz kadar Pazar ilaveli gazete alabilmektir Pazar günü. Evde eşin, annenin ya da kız kardeşin, ya da ne bileyim kendi hazırladığınız kahvaltı sofrasıdır. Herkesin bir araya gelmesi, çocukların babaya, babanın da ailesine kavuşmasıdır mesela.

Yaz aylarında piknik, kış aylarında çoğu zaman tembelliktir. Abur cuburdur, eline geçirdiğinizi ağzınıza atmak, fırında börek, sobanın üzerinde kestane, demlikte ıhlamurdur. Anne kokusudur kimisine, baba özlemidir. Yitirmeyen bilmez ama çoğu kişiye deli gibi özlemdir Pazar günü.

Yine de neşedir. Genellikle eskiyi taşır bu güne. Sabah kahvaltıda keyifli bir sohbet, genelde dışarıda yenilen akşam yemeği ile birleştirilmiş öğlen yemeği, derken kahveler, çaylar, atıştırmalıklar ile bildiğiniz depolama günü gibidir Pazarlar.

Tüm bunlardan çıkarılması gereken aslında birliktelik, bir araya gelme, bir olma günleridir Pazarlar. Paradan, puldan, rekabetten, yarıştan ya da didişmekten kurtardığımız özel günlerdir. 6 gününü elaleme, paraya, pula, metaya, kırmaya, yıkmaya, dökmeye, sinir ve strese ayırdığımız haftanın o sözde her şeyimiz olarak gördüğümüz ailemize ayırma günüdür.

Çok yazdım bunu ama kısacık yine söyleyeceğim. Allah mekanını Cennet eylesin. Mahallemizde bir Yüksel amcamız vardı. Yüksel Solmaz. Commer marka bir kamyonu vardı. Pazar günleri mahallenin ortasına gelir, kamyonun güçlü kornasını çalar ve beklerdi. Mahalledeki hemen her evden ellerinde sepetleri, küçük tüpleri, semaverleri ile insanlar çıkar, kamyonun kasasına doluşurlardı. Bir müddet sonra kasa kapanır, Rahmetli Yüksel amca yine kornasını öttüre öttüre mahalleden çıkardı. Onca insan Yalova’ya Atatürk Orman Çiftliğine denize giderdik. Kamyondan inilir, peşkirler serilir, börekler, dolmalar, çörekler, tatlılar, meyveler çıkar, tüpün üzerine anında çay konulur. Alkol alanlar çilingir sofralarına, almayanlar etraflarında sohbetlerine otururlardı. İp atlayanlar, yakan top oynayanlar, şamrelle denize girenler ve daha neler neler. Sizin peşkirinizi serdiğiniz yerin yanında belki de hayatınızda ilk defa karşılaştığınız insanlar olur, siz onlara börek, onlar size dolma derken bir müddet sonra kırk yıllık ahbaplar gibi hemhal olunur ve akşam saatlerinde ayrılırken sanki çok uzun süredir tanıyormuşsunuz gibi hüzünlenilirdi.

Ne çok insan tanımışız o zamanlar. Ya da ne çok enteresan karakter, birbirinden farklı bir dolu insan görmüşüz. Hepsinden bir şey biriktirmişiz heybemizde. İyiyle kötünün ayırımını beynimize bırakmışız farkında olmadan.

Bu gün insanlar bu olguyu yaşayamadıkları için uzaklar birbirlerinden. Onun için rakip hissediyorlar aslında kendilerinden olanları. Karşı kapılarında oturan komşuları ile onun için bu kadar uzaklar ve 1.5 m2 asansörlerin içerisinde insanlar onun için birbirlerine selam vermiyorlar.

Benim için Pazar günleri hala çok kıymetli. Şimdi soruyorum hepinize, yarın diye bir şey var mı? Ola ki yarın var, peki siz var mısınız biliyor musunuz? Deyin ki siz de varsınız, o sizin için çok değerli olan insanlar yarın var mı peki? Hayatınızda daha kaç Pazarınız var bilmiyorsanız eğer ki hiç birimiz bilmiyoruz, Pazarınızın tadını çıkartın. Geç olmadan, hemen şimdi..

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Cem ŞAKOĞLU - Mesaj Gönder


Sosyal Anket

Kartepe`nin en önemli sorunu nedir?

Oy Ver