Yeni bir yıla girerken ömrünü değerlendirebilenlere ne mutlu!

"Bizim örneğimiz ve önderimiz Hz Muhammed (sav) Efendimiz, ilk önce sebepleri yerine getirir daha sonra ellerini Mevla´ya açardı. Yani hiçbir şey yapmadan durduk yerde sadece dua ve tevekkülde bulunmamıştır. Zira böyle bir davranışın ne bir anlamı, ne de bir kıymeti vardır! Öyle zannediyorum ki, 2016 yılının başarılı geçmesini isteyenlerin herhalde bir çalışma takvimi ve eylem planı hazırdır."

Yeni bir yıla daha girmiş bulunuyoruz.2016 yılını hatasıyla sevabıyla geride bıraktık. Ömür ağacımızdan bir yaprak daha eksildi. Yeni bir şey alınca, yeni bir yıla girince hayırlı ve uğurlu olmasını dilemek, barış mutluluklar getirmesini temenni etmek adettendir, güzeldir. Ama bu dilekler sadece sözde kalır, herhangi bir çalışma yapılmaz, kar-zarar cetvelini çıkarmaz ve elimizde bir eylem planı olmazsa bu dileklerin pekte bir işe yaramayacağı gayet açıktır.

ZAMAN BULUNMAZ BİR HAZİNEDİR

Evet, insanlar bilhassa Müslümanlar için zaman, son derece kıymetli bir sermaye, bulunmaz bir hazinedir. Zira ne olursa olsun bütün işlerimizi yapabilmek için vakte ihtiyacımız vardır. Elimizde imkanlar olsa da onları değerlendirecek vaktimiz yoksa bunlar ne işe yarar ki? İşlerinde, çalışma hayatlarında başarılı olanlar ancak zamanlarını iyi değerlendirenler, planlı-programlı çalışanlardır.

İKİ ÖNEMLİ NİMET: SAĞLIK VE BOŞ VAKİT

Yüce dinimiz İslam, zaman kavramına büyük önem vermiş, ömür sermayesini çok iyi değerlendirmesini bizlerden talep etmiştir. Nitekim Kur´an-ı Kerim´in asr suresinde mealen şöyle buyurulmaktadır: "Asra (zamana) yemin olsun ki, insan gerçekten zarar ve ziyan içindedir. Ancak iman edip de salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (onlar ziyanda değillerdir).”

Bu sure-i celile, metin olarak kısa olmasına rağmen mana yönünden çok uzun ve geniştir. Nitekim İmam-ı Şafi Hazretleri bu süre ile ilgili olarak şunu söylemiştir: ”Kur´an´dan, başka hiçbir süre nazil olamasaydı şu pek kısa süre bile insanların dünya ve ahiret mutluluğunu temin etmeye yeterdi. Bu sure Kur´an´ın bütün öğrettiklerini kapsıyor.”

Sevgili Peygamberimiz (sav) de konuyla ilgili bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır: ”İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunların kıymetini bilip değerlendirmekten mahrumdur. Bu iki önemli nimet sağlık ve boş vakittir.”

MEHMET AKİF'TEN ASR TAVSİYESİ

İstiklal ve Kur´an Şairimiz büyük üstad merhum Mehmet Akif Ersoy, adı geçen asr suresi ile ilgili düşünce ve tavsiyelerini ne güzel dile getirmiştir:

 Hâlık´ın nâmütenahi adı var, en başı “Hak”,

Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak!

 Hani ashab-ı kiram ayrılalım derlerken,

Mutlaka süre-i “Vel Asr” ı okurmuş, bu neden?

 Çünkü meknûn o büyük sürede asâr-ı felâh,

Başta iman-ı hakiki geliyor, sonra salâh,

Sonra hak, sonra sebât: İşte kuzum insanlık,

Dördü birleşti mi yoktur sana hüsran artık.

ÇOK DOĞRU BİR TESPİT

Fahri Kainat Efendimiz zamanın ve boş vaktin, değerlendirilmesi gereken önemli bir nimet olduğunu altını çizerek bizlere bildirmektedir.  Bu gerçekten doğru bir tespittir. Çünkü vakit sayesinde nakit kazanabiliriz ama nakitle vakit kazanamayız. Nice insanlar vardır ki “Eyvah!” deyip dizlerini döverler, ömürlerinin ve gençliklerinin boşa geçtiğinden şikâyet edip dururlar. Onların böyle dövünmelerinin tek sebebi, Cenab-ı Hakk´ın kendilerine bir sermaye olarak verdiği ömrü, boş vakitleri iyi değerlendirememeleridir.

Nitekim Kur´an-ı Kerimde Yüce Rabbimiz kurtuluşa eren Mü´minlerin özelliklerini anlatırken: “Onlar ki, boş şeylerden ve malayani işlerden yüz çevirirler.” (Mü´minun Suresi,3) yani vakitlerini israf etmezler, zamanlarını faydalı şeylerde değerlendirirler buyurmaktadır.

2016 YILI HAYIRLI BEREKETLİ OLSUN

Bizler bir Müslüman, bir vatandaş olarak 2017 yılının hayırlı ve bereketli olmasını, huzur, barış ve mutluluk getirmesini dilerken üzerimize düşen vazifelerimizi mutlaka yerine getirmemiz lazımdır. Unutmayalım ki, gökten ne altın yağar, ne de gümüş rabbimiz’de şöyle buyurmaktadır: “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.”   

Eğer maddi ve manevi olarak çalışırsak umduklarımıza nail, korktuklarımızdan emin olabiliriz. Dinimizde kuru kuruya tevekkül etmenin, ekmeden netice beklemenin hiçbir değeri yoktur. Önce hepimiz görevlerimizi tam olarak yerine getireceğiz ki, Hz. Allah´tan bir şeyler istemeye hakkımız olsun! Bizim örneğimiz ve önderimiz Hz Muhammed (sav) Efendimiz, ilk önce sebepleri yerine getirir daha sonra ellerini Mevla´ya açardı. Yani hiçbir şey yapmadan durduk yerde sadece dua ve tevekkülde bulunmamıştır. Zira böyle bir davranışın ne bir anlamı, ne de bir kıymeti vardır! Öyle zannediyorum ki, 2017 yılının başarılı geçmesini isteyenlerin herhalde bir çalışma takvimi ve eylem planı hazırdır.

YENİ SENE HEPİMİZ İÇİN, ÖZELLİKLE ÜLKEMİZ VE İSLAM ALEMİ İÇİN HAYIRLARA VESİLE OLMASINI; Sağlık huzur ve kardeşlik içinde geçmesini niyaz eriyorum.

Yeni senenin hepimiz için hayırlara vesile olmasını sağlık, huzur ve barış içinde geçmesini Cenabı Hak´tan niyaz ediyor, okuyucularımıza selam ve muhabbetlerimi arz ediyorum. Bu vesile ile Kartepe Gazetesi yönetimi ve çalışanlarına çok teşekkür ediyor, 2017 yılında da kendilerine üstün başarılar ve hayırlı hizmetler diliyorum.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa NURGÜN - Mesaj Gönder


Array
(
    [id] => 172
    [site_id] => 64
    [facebook_id] => 
    [twitter_id] => 
    [google_id] => 
    [email] => mustafa-nurgun@kartepe.daktilo.com
    [activated] => 1
    [activated_at] => 
    [last_login] => 
    [first_name] => Mustafa
    [last_name] => NURGÜN
    [slug] => mustafa-nurgun
    [nick_name] => 
    [show_real_name] => 0
    [company] => 
    [avatar] => /users/172/avatar.jpg
    [profile_img] => /users/172/profile.jpg
    [province] => 
    [gender] => 
    [nth] => 5
    [disallow_comments] => 
    [company_name] => 
    [company_invoice_address] => 
    [company_phone] => 
    [company_fax] => 
    [company_email] => 
    [company_website] => 
    [company_vd] => 
    [company_vn] => 
    [facebook_page_url] => 
    [facebook_profile_url] => 
    [created_at] => 2016-12-29 16:58:57
    [updated_at] => 2017-07-03 13:19:44
    [deleted_at] => 
    [other_entries] => Array
        (
            [0] => Array
                (
                    [id] => 1217959
                    [oid] => 
                    [devid] => 
                    [pool_id] => 
                    [site_id] => 64
                    [user_id] => 174
                    [author_id] => 172
                    [type_id] => 1973
                    [province_id] => 
                    [county_id] => 
                    [notification_id] => 
                    [view_file] => 
                    [tag] => 
                    [text_on_img] => 
                    [coordinates] => 
                    [mode] => 
                    [status] => published
                    [date_1] => 
                    [date_2] => 
                    [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""}
                    [person] => 
                    [params] => 
                    [published_at] => 2017-07-15 10:21:00
                    [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00
                    [created_at] => 2017-07-15 10:24:06
                    [updated_at] => 2017-07-15 10:24:06
                    [deleted_at] => 
                    [urls] => Array
                        (
                            [tr] => /makale/1217959/mustafa-nurgun/15-temmuz-destani
                        )

                    [url] => /makale/1217959/mustafa-nurgun/15-temmuz-destani
                    [content] => Array
                        (
                            [id] => 8908035
                            [site_id] => 64
                            [src_id] => 1217959
                            [src_type] => Entry
                            [language_id] => 1
                            [title] => 15 Temmuz Destanı
                            [description] => 
                            [body] => 

Hatırlanacağı üzere vatanımıza, Milletimizin izzet ve onuruna 15 Temmuz 2016 akşamı alçakca bir saldırı düzenlenmiştir. Devletimizin istiklal ve istikbalini ayaklar altına almak, milli ve manevi değerlerimize kastetmek isteyen hainlere karşı kahraman Milletimiz tek vücut olmuş; milli iradesini hedef alan menfur darbe girişimini Devlet Büyüklerimiz ve güvenlik güçleriyle birlikte püskürtmüştür. Melun darbe girişimi sebebiyle canlarını feda eden bütün vatan evlatlarına Allah’tan bir kez daha rahmet diliyor, gazilerimize acil şifalar niyaz ediyorum.

Milletimize tuzak kuran hainler Allah’ın, kurdukları tuzakları başlarına geçireceğini hesap edemediler. Cenab-ı Hak tarih boyu mazlumun, kimsesizin yanında olan Aziz Milletimize yardım etmiştir. Ülkemizi onlarca yıl geriye götürecek hain teşebbüs şükürler olsun ki bertaraf edilmiştir. Yüce Rabbimiz Milletimize ve Devletimize zeval vermesin!

Fetö terör örgütü kırk yılı aşkın bir zaman diliminde halkımızın samimi din duygularını istismar ederek Milletimiz arasına fitne ve fesat tohumları ekmiştir. Asıl niyetleri darbe gecesi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Din kisvesi altında samimi insanların saf dini duygularıyla oynayarak ellerindeki imkânlarla devleti ele geçirmeyi amaçladıkları ortadadır. İnsanımızı dinle, Peygamber ile Allah ile aldatarak dini motifli bir ihanet şebekesine dönüşmüş, amacına ulaşmak gayesiyle; yalan, iftira, şantaj ve usulsüzlük gibi her türlü ahlak dışı yollara tevessül etmişlerdir. İçerisinde sağlam din bilgisi bulunmayan mistik hezeyanlarla yoğrulmuş, takıyye ile pişmiş “paralel din” de, paralel devlet kadar tehlikelidir. Dini kisveye bürünmüş dessas ve ihanet içinde olan bu Fetö/paralel yapının en büyük zararı maalesef yine dinimize ve mukaddesatımıza olmuştur. Ne yazık ki, Milletimizin ve özellikle gençlerimizin dini duyguları ve inançları büyük sarsıntı geçirmiştir. Halkımızın sahih dini bilgilerini en güvenilir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan almaları son derece önemlidir. Dinimizi doğru öğrenip anlayalım, tuzaklara düşmeyelim. Bu vesileyle şunu da dile getirmek isterim: Din kisvesi altında bu paralel yapıdan başka da cemaatler/örgütler olabilir, vardır. Bunlara karşı da Millet olarak çok dikkatli olmamız gerekmektedir. Bu olaylara bakarak diyoruz ki en sağlam cemaat, cami cemaatidir.

Artık gün milletçe kenetlenme günüdür. Meşrebimiz, mezhebimiz, partimiz ne olursa olsun hepimizin şanlı bayrağımız altında toplanma zamanıdır. Allah’a sonsuz hamdolsun ki, Milletimiz bu birlikteliğini korumuş; hatta daha da güçlendirmiştir. Bunun bu şekilde devam etmesi gerekir. Bu takdirde ne harici, ne de dahili şer güçler, fitne-fesat örgütleri asla Yüce Milletimize ve aziz vatanımıza hiçbir zarar veremeyeceklerdir. Milli şairimiz büyük üstad Mehmet Akif Ersoy bu gerçeği yıllar önce ne güzel dile getirmiştir:

Âsım’ın nesli….diyordum ya….nesilmiş gerçek

İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek!

Sahipsiz vatanın batması haktır,

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır!

Allah’ın Milletimize Yardımı Çok Büyük Olmuştur!

Bizleri yaratan Yüce Mevla’mız, biz insanlara sonsuz maddi ve manevi nimetler vermiştir. Bundan dolayı O’na sayısız hamdü senalar olsun. 15 Temmuz günü akşamı da O’nun nusretiyle büyük uçurumlardan ve tehlikelerden kurtulduk. “Ezanları susturan darbelerden, darbeleri susturan salaları” bize bahşeden Cenab-ı Hak’ka sonsuz şükürler ve hamdü senalar olsun. Milletimiz ve yöneticilerimiz basiret ve ferasetiyle olayı derhal kavrayarak sokaklara indi, devletinin yanında oldu. Paralelci/Fetö örgütüne karşı canlarını ve mallarını siper ederek hainlerin tuzaklarını boşa çıkardı. Nitekim Sevgili Peygamberimiz s.a.v bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz.”

Yüce Milletimiz kalbindeki iman, gönlündeki milli mücadele ruhuyla devletini, vatanını, ezanını ve bayrağını savunmuş; bedenini tankların önüne atarak hainlere geçit vermemiştir. Bu uğurda şehadet rütbesine eren aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmet, şükran ve minnetle yâd ediyoruz. Şehitlerimiz sayesinde bugün bayrağımız dalgalanıyor, ezanlarımız okunuyor, hür ve bağımsız olarak yaşıyoruz Allah’a hamdolsun! Şehitlerimizin ruhu şad olsun. Yazımızı büyük şair Arif Nihat Asya’nın dua niteliğinde şu cümleleriyle bitirelim:

Biz, kısık sesleriz.. minareleri,

Sen, ezansız bırakma, Allah'ım!

Ya çağır şurda bal yapanlarını;

Ya kovansız bırakma, Allah'ım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu

Müslümansız bırakma, Allah'ım!

Bize güç ver.. cihâd meydanını

Pehlivansız bırakma, Allah'ım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu

Müslümansız bırakma, Allah'ım!

Bizi Sen sevgisiz, susuz, havasız

Ve vatansız bırakma, Allah'ım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu

Müslümansız bırakma, Allah'ım!

[body_format] => rich [alt] => [slug] => 15-temmuz-destani [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-07-15 10:24:06 [updated_at] => 2017-07-15 10:24:06 ) ) [1] => Array ( [id] => 1212470 [oid] => [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 174 [author_id] => 172 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""} [person] => [params] => [published_at] => 2017-07-10 09:15:00 [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00 [created_at] => 2017-07-10 09:19:02 [updated_at] => 2017-07-10 09:19:02 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/1212470/mustafa-nurgun/15-temmuz-sehitlerimizi-rahmetle-aniyoruz ) [url] => /makale/1212470/mustafa-nurgun/15-temmuz-sehitlerimizi-rahmetle-aniyoruz [content] => Array ( [id] => 7460347 [site_id] => 64 [src_id] => 1212470 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => 15 TEMMUZ ŞEHİTLERİMİZİ RAHMETLE ANIYORUZ [description] => [body] =>

Hatırlanacağı üzere, 15 Temmuz 2016 Cuma günü akşamı Şerefli Ordumuzun içine yuvalanmış Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Devletimiz ve Vatanımıza karşı hain bir darbe girişimi yaşanmıştı.

Ancak başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Devlet Büyüklerimizin ve kahraman Milletimizin kararlı duruşu, demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkması, istiklal ve istikbalini en güçlü bir şekilde savunmaları sayesinde bu hainlerine planları tutmamış, Cenab-ı Hak Ülkemizi ve devletimizi korumuştur. O’na sonsuz hamdü senalar olsun.

Aziz Milletimiz tarihte olduğu gibi, 15 Temmuz’da da bayrağını, vatanını, ezanını canı pahasına savunmuş; 249 vatan evladı şehadet rütbesine ermiş, 2,193 mücahit de Gazi unvanına erişmiştir.

Şehitlik, Mertebelerin En Yücesidir.

Bu vesileyle tüm şehitlerimizi tekrar rahmet, şükran ve minnetle anıyor, gazilerimize Allah’tan acil şifalar diliyoruz. Yüce Dinimiz Hak yolda, vatan ve mukaddesat uğrunda ölenlere “Şehit” unvanını vermiştir. Onların aslında ölmediklerini, bilemediğimiz bir hayatla cennette yaşadıklarını haber vermektedir. İslam’ın bu hükmüne candan inanan Aziz Milletimiz vatanını, bayrağını, namusunu canla-başla savunmuş, hainlere, Fetöcü’lere, Pkk’ya vb. asla geçit vermemiştir. Bu uğurda canıyla-malıyla, iman ve sabırla mücadele eden Milletimize ve güvenlik güçlerimize Allah (cc) da yardım etmiştir. Zira Kur’an’da Cenab-ı Hak, kendi yolunda olanlara yardım edeceğini, onları manevi ordular ile destekleyeceğini haber vermiştir. Taki bizler imanımızı kaybetmeyelim, kardeşliğimizi bozmayalım, birliğimizi muhafaza edelim. Ezanları susturan darbelerden, darbeleri susturan selaları bize veren Rabbimize sonsuz şükürler olsun ! Evet, İstiklal ve vatan şairimiz Mehmet Akif ne güzel demiş:

Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez!

Âsım’ın nesli diyordum ya… nesilmiş gerçek

İşte çiğnetmedi vatanını çiğnetmeyecek!

Sahipsiz vatanın batması haktır

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır!


Anma Programlarına Bekliyoruz

Diyanet İşleri Başkanlığı/Kartepe Müftülüğü olarak 15 Temmuz ve benzeri hain darbe girişimlerini unutmamak/unutturmamak, vatan ve mukaddesat uğrunda şehadet rütbesine erenleri hatim ve dualarla yâd etmek üzere düzenleyeceğimiz programa kadın-erkek, genç-yaşlı herkesi bekliyoruz.

Bu maksatla;

15 Temmuz 2017 Cumartesi gününü 16 Temmuz 2017 Pazar gününe bağlayan gece saat 00:13’te ülkemizdeki 90 bin caminin tümünde eşzamanlı olarak salâlar okunacaktır.

Ayrıca;

  • Şehitlerimiz için 100 bin hatim okuyoruz” kampanyası başlatılmıştır.
  • 14 Temmuz Cuma günü, Cuma namazı öncesi camilerde bu toprakları vatan kılan bütün şehitlerimizin ruhlarına ithafen “Kur’an-ı Kerim Ziyafeti” programı yapılacak, okunan hatimlerin duası yapılacaktır.
  • 14 Temmuz Cuma günü, bütün camilerde şehitlerimiz için hazırlanan ”Hutbe” okunacaktır.
  • 15 Temmuz Cumartesi günü, Necip Fazıl Kültür Merkezinde saat 15:00 – 18:00 saatleri arasında Müftülüğümüz tarafından düzenlenen “15 Temmuz Şehitlerimiz Anma Özel Programı” gerçekleştirilecektir.
  • 14 Temmuz Cuma günü, Yaz Kur’an Kurslarımızda öğrencilerimiz ve velilerimizle birlikte “Şehitlerimizi Anma Özel Programı” gerçekleştirilecektir.

Bu vesileyle, Yüce Milletimize ve Aziz Vatanımıza karşı girişilen 15 Temmuz hain darbe girişimini şiddetle telin ediyor; vatandaşlarımızın demokrasi ve milli iradeye sahip çıkma hususundaki kararlı ve onurlu duruşunu tüm yüreğimizle takdir ediyoruz. Bütün şehitlerimize Yüce Allah’tan rahmet ve mağfiret diler, tüm gazilerimize tekrar sağlık ve afiyetler niyaz ederiz. Rabbimiz vatanımızı, Devletimizi ve Aziz Milletimizi bütün tehlikelerden muhafaza eylesin.

[body_format] => rich [alt] => [slug] => 15-temmuz-sehitlerimizi-rahmetle-aniyoruz [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-07-10 09:19:02 [updated_at] => 2017-07-10 09:19:02 ) ) [2] => Array ( [id] => 1205773 [oid] => [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 174 [author_id] => 172 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""} [person] => [params] => [published_at] => 2017-06-26 11:41:00 [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00 [created_at] => 2017-06-26 11:44:13 [updated_at] => 2017-06-26 11:44:14 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/1205773/mustafa-nurgun/bayramlari-degerlendirelim ) [url] => /makale/1205773/mustafa-nurgun/bayramlari-degerlendirelim [content] => Array ( [id] => 3371678 [site_id] => 64 [src_id] => 1205773 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => BAYRAMLARI DEĞERLENDİRELİM [description] => [body] =>

Bir Bayrama daha kavuşmanın heyecan ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bizleri tekrar Ramazan bayramına kavuşturan Cenab-ı Allah’a sonsuz şükürler olsun.Bilindiği üzere bayramlar sevinçlerin paylaşıldığı, akraba ve komşuların ziyaret edildiği, yoksul ve yetimlerin sevindirildiği müstesna günlerdir. Ancak bazı kimselerin bu değerlerimizi terk ederek bayramları bir tatil ve eğlence havasına koydukları görülmektedir ki, bu doğru değildir.Bayramlar Rabbimizin bir ikramıdırRamazan Bayramı bir ay boyunca tutulan orucun, gösterilen sabır ve tahammülün arkasından müminlere verilen ilahi bir ziyafettir. Evet, bizler Ramazan boyunca yemedik, içmedik, nefsani arzu ve isteklerimizi Allah rızası için terk ettik. Bunun mükâfatı olarak Cenab-ı Hak bizlere sevinç ve mutluluk günlerini bahşetti, bu günleri bayram ilan etti. Tabii ki ibadetlerimizin asıl karşılık yeri ahirettir, cennettir.Bayramlar, dargınlıkların son bulacağı günlerdirPeygamberimiz, “Bir Müslümanın, diğer Müslümana üç günden fazla dargın durması helal olmaz!” buyurmak suretiyle, insanlar arasındaki küskünlük ve dargınlıkların kaldırılmasını, insanların birbirlerine karşı sevgi ve hoşgörü içinde olmalarını istemiştir.Bayram günlerinde daha çok merhametli olmak, tatlı dil ve güler yüz göstermek durumundayız. Bu duygular kardeşliğimizi güçlendirir, birlik ve beraberliğimizi kuvvetlendirir. Başta anne-babalarımız olmak üzere tüm büyükler ziyaret edilip elleri öpülmeli, hayır duaları mutlaka alınmalıdır. Çocuklar hediyelerle sevindirilmelidir. Mezarlıklar da unutulmamalı, geçmişlerimizin kabirlerine giderek Fatihalar okunmalıdır.Bu duygu ve düşüncelerle bayramınızı en kalbi duygularla tebrik eder ülkemiz ve İslam Alemi için huzurun ve kardeşliğin devamına vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim.

[body_format] => plain [alt] => [slug] => bayramlari-degerlendirelim [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-06-26 11:44:14 [updated_at] => 2017-06-26 11:44:14 ) ) [3] => Array ( [id] => 706444 [oid] => [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 174 [author_id] => 172 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""} [person] => [params] => [published_at] => 2017-06-19 09:43:00 [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00 [created_at] => 2017-06-19 09:45:56 [updated_at] => 2017-06-19 09:45:56 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/706444/mustafa-nurgun/bin-aydan-daha-hayirli-olan-kadir-gecemiz-mubarek-olsun ) [url] => /makale/706444/mustafa-nurgun/bin-aydan-daha-hayirli-olan-kadir-gecemiz-mubarek-olsun [content] => Array ( [id] => 1343377 [site_id] => 64 [src_id] => 706444 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecemiz Mübarek Olsun ! [description] => [body] =>

İnşaallah 21 Haziran Çarşamba günü akşamını “Kadir Gecesi” olarak değerlendireceğiz. Gecelerin en faziletlisi ve bin aydan daha hayırlı olan böyle mübarek bir geceye bizleri tekrar kavuşturduğu için Hz. Allah´a sonsuz hamd-ü sena, Sevgili Peygamberimize de sayısız salat-ü selam ediyoruz.

Malum olduğu üzere Kur´an-ı Kerim´de adı geçen ve bin aydan hayırlı olduğu bildirilen tek gece Kadir Gecesidir. Bu gece ile ilgili nazil olan surede Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz, biz onu (Kur´an-ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner! O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir”. Rabbimiz, bu geceye dair müstakil bir sure göndermekle leyle-i kadrin ehemmiyetini ve şerefini açıkça bizlere bildirmiş olmaktadır. Ne var ki, Kadir gecesinin ne zaman olduğu açık olarak bildirilmemiştir. Bununla beraber, İslam âlimlerinin çoğu Ramazan-ı şerifin 27. gecesini “KADİR GECESİ” olarak kabul etmişler ve böyle kutlana gelmiştir. Bu gecenin açıkça bildirilmemesinde bizim için faydalar da vardır. Ta ki, müminler Ramazan ayının tamamını gafletten uzak ve uyanık bir şekilde geçirsinler, her gecesini dua, ibadet, Kur´an okuyarak ve tevbe-i istiğfarla değerlendirsinler. Çünkü bu gece, bin aydan (83 sene 4 ay ), daha hayırlı ve adeta bir ömre bedel bir gecedir.

Kur´an-ın nazil olmaya başladığı gece

Kadir gecesinin en önemli özelliği ve bu geceye en büyük değer ve anlam kazandıran husus, insanlığa kurtuluş rehberi olarak gönderilen yüce kitabımız Kur´an-ı Kerim´in bu gecede nazil olmaya başlamış olmasıdır. Yukarıda mealini verdiğimiz Kadir Suresi, bunu açık bir şekilde bizlere bildirmektedir. Kur´an-ı Kerim, Allah´ın son ilahi kitabıdır. Gönderildiği şekliyle aynen muhafaza edilmiştir. Hak ile batılı, hayır ile şerri, iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı birbirinden ayıran ilahi bir mesajdır Kur´an. O, insanlar için bir öğüt, kalplere şifa, müminler için de bir rahmet ve mağfiret vesilesidir. Kur´an´ın amacı; insanoğlunu her çeşit cehalet, yanlış inanç ve davranışlardan kurtarıp iman, ibadet ve güzel ahlak sayesinde dünya ve ahiret mutluluğuna eriştirmektir. Bu da, en doğru ve en üstün hakikat olan kitabımız Kur´an-ı Kerim´in okunması, anlaşılması ve hayatımıza uygulanması ile mümkün olacaktır.

Geceyi değerlendirmek üzere İstasyon Merkez Park Camiinde buluşalım !

Kadir gecesini değerlendirmek bir Müslüman için en büyük kazançlardan biridir. Zira bu mübarek gecede yapılan ibadet, bin ayda yapılan ibadetten daha hayırlı ve üstündür. Nitekim iki cihan güneşi Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) gece ile ilgili olarak şöyle buyurmuşlardır: “Kim faziletine inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir

Gecesini ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır.” Hz. Aişe (r.a) Validemiz Peygamberimize sordu: “Ey Allah´ın Rasulü! Kadir Gecesine eriştiğimde nasıl dua edeyim? Peygamberimiz de O´na şu duayı öğretti: “Allah´ım! Sen affedicisin, bağışlamayı da seversin, beni de affeyle.” Bin aydan daha hayırlı olan bu Kadir Gecesini çokça dua ederek, tövbe ve istiğfarda bulunarak, Kur’an okuyarak, kaza veya nafile namazları kılarak ve yoksulları sevindirerek değerlendirebiliriz. İlçemiz Müftülüğü, her sene cemaatımızla topluca bu mübarek geceyi değerlendirmek üzere bir cami belirlemektedir. Bu sene kadir gecesi için İstasyon Merkez Park Camii belirlenmiştir. Kadir gecesinde bu camimiz sabaha kadar açık kalacak, geceye özel program gerçekleştirilecektir. Kur’an-ı Kerim ziyafeti ve tasavvuf musikisinin de bulunduğu programın ardından cemaate sahur yemeği ikramı yapılacaktır. Tüm kardeşlerimiz bu mübarek gecede İSTASYON MERKEZ PARK CAMİİNE DAVETLİDİR !

Ramazan ayına elveda ederken…

Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennemden kurtuluş olarak bildirilen Ramazan ayına maalesef elveda demek üzereyiz. Gündüzleri oruçla, geceleri teravihle, iftar ve sahurları ayrı bir bereket ve rahmet olan, evlerimize neşe ve mutluluk getiren, bizleri birbirimizle buluşturup kaynaştıran on bir ayın sultanı bizlerden ayrılmak üzere... Cenab-ı Hak tekrar kavuşmayı bizlere nasip eylesin. Ramazan ayı dolayısıyla yeni ve güzel kazanımlar elde ettik; ibadetlerimize ağırlık verdik; komşularımızla ve dostlarımızla daha çok görüştük; kimsesizlerin kimsesi olmaya ve gönüller yapmaya çalıştık; Yüce Rabbimizi daha çok andık! Aslında önemli olan husus, Ramazandan sonra da tüm bu güzelliklerin devam ettirilmesidir. Bu vesile ile, bizleri böyle mübarek gün ve gecelere kavuşturan Yüce Allah´ımıza tekrar binlerce şükrederken Sayın Kartepe’li kardeşlerimizin ve büyük bir özveri içinde cemaatimize hizmet eden değerli personelimizin mübarek Kadir Gecelerini ve Ramazan bayramlarını en samimi duygularımla tebrik ederim.

Bayramlar çocukların, yetimlerin, kimsesizlerin başlarının okşandığı; akraba ve büyüklerin ziyaret edilerek hayır duaların alındığı, kırgın gönüllerin onarıldığı, millet olarak birliğimizin ve kardeşliğimizin daha da güçlendiği, sevinme-sevindirmenin gerçekleştiği müstesna günlerimizdir. Bu çok anlamlı ve mübarek günlerin Yüce Milletimiz, İslam Dünyası ve insanlık alemi için hayırlara vesile kılmasını Cenab-ı Hak´tan niyaz ederim. O´nun selamı, rahmeti ve bereketi daima üzerimize olsun!

[body_format] => rich [alt] => [slug] => bin-aydan-daha-hayirli-olan-kadir-gecemiz-mubarek-olsun [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-06-19 09:45:56 [updated_at] => 2017-06-19 09:45:56 ) ) [4] => Array ( [id] => 418434 [oid] => [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 174 [author_id] => 172 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => 2d53e5ba-7882-42c7-9b37-e4ff478c5242 [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""} [person] => [params] => [published_at] => 2017-06-12 09:21:00 [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00 [created_at] => 2017-06-12 09:28:35 [updated_at] => 2017-06-12 09:31:32 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/418434/mustafa-nurgun/zekat-ve-fitrenin-onemi ) [url] => /makale/418434/mustafa-nurgun/zekat-ve-fitrenin-onemi [content] => Array ( [id] => 992189 [site_id] => 64 [src_id] => 418434 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => ZEKÂT VE FİTRENİN ÖNEMİ [description] => ZEKÂT VE FİTRENİN ÖNEMİ [body] =>

Sözlükte artma, çoğalma, temizlik ve bereket gibi anlamlara gelen zekât, dînî bir terim olarak, belirli bir malın bir kısmının Allah rızası için muayyen kişilere verilmesi demektir.

Zekât, Kur'ân ve hadislerde çok defa namazla birlikte zikredilmektedir. Bu da, zekâtın dinimizdeki yerini ve namaz ile zekât arasındaki kuvvetli bağı göstermektedir. Kişinin Müslümanlığı ancak bu iki farzı yerine getirmekle olgunluğa erişir. Nitekim Yüce Allâh, hidayete ermenin ve ahirette müjdelenen mükâfata nail olmanın namaz ve zekâtla olacağına işaret etmiş, Kur'ân-ı Kerim’in, namazı kılan, zekâtı veren ve ahirete kesin olarak inanan müminlere müjde ve hidayet rehberi olduğunu haber vererek bu ibadetin önemini ortaya koymuştur. (Neml 27/2-3)

Zekât, geçici olan malı, kalıcı yapmanın en güzel yoludur. Kişinin dünyada elde ettiği malların tamamı, ya harcanıp yok olacak veya mirasçılarına kalacaktır. Yalnız, Allâh yolunda harcadıkları zayi olmayacak; bu dünyada kalmayıp ebedî olacaktır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz, “İnsanoğlu ‘malım, malım’ der durur. Hâlbuki senin malın; sadece yiyip tükettiğin veya giyip eskittiğin, ya da sadaka olarak verip kalıcı yaptığındır” buyurmuştur. Bu sebeple Kur'ân’da, “Allâh’a ve Resulüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan, Allâh yolunda harcayın. İçinizden iman edip de Allâh yolunda harcayanlar var ya onlar için büyük bir mükâfat vardır” buyurulmaktadır. (Hadîd süresi 7)

Hz. Peygamber, muhtaçlara yardım etmenin mükâfatının büyüklüğünü haber verdiği bir hadislerinde,

“Bir kişi temiz (helal) olan malından sadaka verirse -Allah sadece temizi kabul eder- bir tek hurma bile olsa Rahman onu sağ eline alır ve sizin bir buzağıyı veya tayı büyüttüğünüz gibi onu, dağdan daha büyük oluncaya kadar büyütür” buyurmaktadır.

Zekât kişinin, cimrilik, bencillik gibi kötü huylardan arınmasına vesile olur. Cimrilik, kişinin sahip olduklarından yalnız kendisi yararlanıp başkalarına hiç kaptırmama duygusudur. Kişi bu duygunun esiri olması halinde, yalnız kendini düşünür, bütün değerlerini bu duygulara kurban edebilir. Cimrilikle hırsın birleşmesi ise büyük bir felakettir. Nitekim Rasülullah Efendimiz, “Zekatı veren, misafiri ağırlayan ve sıkıntı zamanında veren nefsinin cimriliğinden kurtulmuştur” buyurmuştur.

“Üzerinde Her Canın Hakkı Var…”

Diyanet İşleri Başkanlığımız, her sene Ramazan ayında ana bir tema belirleyip, çalışmalarını bu çerçevede yürütmektedir. Bu yılın Ramazan teması “Üzerinde Her Canın Hakkı Var Bu Ramazan ve Her Zaman”

“Üzerinde Her Canın Hakkı Var” Hak duyarlılığı, hak kavramı bizim medeniyetimizin en merkezi kavramlarından bir tanesidir. Hak-hakkın kaynağı Cenabı Hakk’ın kendisidir. Ve mümin hakikate iman eder. Cenabı Hak’tan gelen hakka riayet eden hakikate de iman eder. Biz bilhassa Ramazan ayında oruç ibadetlerimizi ifa ederken üzerimizdeki hakları unutmamalıyız. Her canın üzerimizde hakkı var, her insanın üzerimizde hakkı var. Anne babalarımızın, eşimizin, çocuklarımızın komşumuzun, yetimin, yolcunun, fakirin, miskinin üzerimizde hakkı var. Dünyanın en ücra köşesinde açlık ve kıtlık içerisinde zorluk çeken her müminin, her insanın üzerimizde hakkı var. Sokağa terk edilmiş her hayvanın üzerimizde hakkı var. Can taşıyan her varlığın üzerimizde hakkı var. Allah Resulü ‘Her hak sahibine hakkını verin. Üzerinizde hak kalmasın’ tavsiyesinde bulunmuştur. ‘Yeryüzünde bütün kötülükler af olur, ama kul hakkıyla Allah’a gitmeyin’ sözünü her fırsatta dinleriz, işitiriz. Öyleyse, Ramazan ayında hep birlikte bu sene hak kavramı üzerinde durmamız gerekiyor. Evlerimizde, sokaklara terk edilmiş hayvanları da bu kervana katarak üzerimizde her canının hakkı olduğunu hatırlayacağız

Zekâtı vermek kimlere farzdır? Nisap ne demektir?

Bir kişinin zekât vermekle mükellef olması için Müslüman, akıllı, ergenlik çağına erişmiş ve hür olması; borcundan ve temel ihtiyaçlarından fazla nisâp miktarı mala sahip olması gerekir. Buna göre, akıllı olmayan ve buluğ çağına erişmemiş olan kişiler, dinen mükellef olmadıklarından zekât ile sorumlu değillerdir.

Nisap, zekât, sadaka-i fıtır ve kurban gibi ibadetler için konulan bir zenginlik ölçüsüdür. Nisap, asgari zenginlik ölçüsü şeklinde de tanımlanabilir. Hadislerde belirlenen nisap miktarları şöyle sıralanabilir; 80,18 gr. altın veya bunun tutarında para veya ticaret malı; 40 koyun veya keçi, 30 sığır, 5 devedir.

Borcundan ve asli ihtiyaçlarından fazla olarak bu kadar mala sahip olan kişi dinen zengin sayılır. Böyle bir kişi, zekât veya sadaka alamayacağı gibi; sadaka-i fıtır vermek ve kurban kesmekle de yükümlü olur.

Zekâtın, farz olduğu andan itibaren verilmesi gerekir. Zekât vermenin belli bir ayı olmadığı gibi, Ramazanı beklemeye de gerek yoktur. Ancak, zekât vermekle yükümlü olanların, yükümlü oldukları andan itibaren en kısa zamanda zekâtlarını vermeleri uygun olur.

Zekât ve fitre kimlere verilir?

Zekât ve fitrenin kimlere verilebileceği Kur'ân-ı Kerim'de belirlenmiştir. (Tevbe Sûresi, 60) Bunlar; fakirler, düşkünler, esaretten kurtulacaklar, borçlu düşenler, Allah yolunda cihada koyulanlar (mukaddesatı korumak için mücadele verenler, ilim tahsil edenler), yolda kalmış olanlar, zekât toplamakla görevlendirilen memurlar ve müellefe-i kulûb adı verilen, kalpleri İslam’a ısındırılmak istenen kimselerdir.

Diyanet İşleri Başkanlığımız sahiplerine ulaştırmak üzere Müftülükler aracılığı ile zekat ve fitreleri kabul etmektedir. Arzu eden vatandaşlarımız zekatlarını TR79 0001 5001 5800 7304 7672 38 nolu hesaba, fitrelerini TR43 0001 5001 5800 7304 7672 07 nolu hesaba yatırabilirler Ayrıca “FİTRE” yazıp 5601’e SMS gönderebilir.

15 Temmuz’da yaşadığımız acı hadiselere baktığımızda, zekat ibadetinin din adına nasıl istismar edildiğine maalesef şahit olduk. Bu milletin zekât-sadaka paralarıyla, bu milletin askerini, tanklarını, tüfeklerini bu millete yönelttiler, bunu unutmamalıyız. Bu nedenle, zekat ve fitrelerimizi halkımızın güvenine mazhar olan Diyanet/Müftülüğümüz aracılığı ile gerçek sahiplerine ulaştırmalıyız.

Fitre (sadaka-i fıtır) ne demektir, hükmü nedir?

Halk arasında fitre denilen sadaka-i fıtır, Ramazan ayının sonuna yetişen ve asli ihtiyaçlarından başka, artıcı olma ve üzerinden bir yıl geçme şartı aranmaksızın nisap miktarı mala sahip bulunan her Müslümanın vermesi vacip olan mâlî bir ibadettir.

Sadaka-i fıtır, insan fıtratındaki yardımlaşma ve dayanışmanın bir gereği olarak insan bedeninin zekâtı kabul edilmiştir. Diğer taraftan fitre, yoksulların ihtiyaçlarının giderilmesinde, bayram gününün neşesinden onlarında istifade etmelerinde önemli bir rol oynar.

Sadaka-i fıtır, borcundan ve asli ihtiyaçlarından fazla olarak nisap miktarı mala sahip olan her Müslümana vaciptir. Bireyin sadaka-i fıtır ile mükellef olması için öngörülen zenginlik ölçüsü, zekatta aranan nisaptır. Ancak sadaka-i fıtırda, zekatta öngörülen, malın artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmesi şartı aranmamaktadır. Vereceğimiz fitre ile bir kişinin günlük gıda ihtiyacı karşılanmalıdır. Bu yıl tespit edilen fitre miktarı asgari 16 TL’dir.

Sadaka-i fıtır, Ramazan Bayramı’nın birinci günü tan yerinin ağırmasıyla vacip olmakla birlikte, Ramazan ayı içinde de verilebilir. Hatta fakirlerin bayram ihtiyaçlarını karşılamaları için, bayramdan önce verilmesi daha iyidir.

Sadaka-i fıtır, zekat verilebilecek kimselere verilir. Zekat verilmesi caiz olmayan kişilere sadaka-i fıtır da verilmez.

Kısaca ifade etmek gerekirse, zekât ibadeti, İslamın temel şartlarından biridir. Kuran ve sünnette bu ibadete özel bir önem atfedilmiş ve namazla birlikte sıklıkla gündeme getirilmiştir. Zekât ahlaki ve sosyal yönü de ön plana çıkan ve Allah’ın rızasına vesile olan mali bir ibadettir. Yapılan yardımların, verilen zekat ve fitrelerin Cenabı Hak’tan kabulünü niyaz ederim.

[body_format] => rich [alt] => [slug] => zekat-ve-fitrenin-onemi [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-06-12 09:28:35 [updated_at] => 2017-06-12 09:28:35 ) ) [5] => Array ( [id] => 113923 [oid] => [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 174 [author_id] => 172 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => c2a4e4b6-6184-4c64-951f-b3e1c7982824 [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""} [person] => [params] => [published_at] => 2017-06-05 09:59:00 [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00 [created_at] => 2017-06-05 10:01:53 [updated_at] => 2017-06-05 10:03:42 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/113923/mustafa-nurgun/ramazan-i-serifin-hediyesi-degerli-kitabimiz-kuran-i-kerim ) [url] => /makale/113923/mustafa-nurgun/ramazan-i-serifin-hediyesi-degerli-kitabimiz-kuran-i-kerim [content] => Array ( [id] => 664485 [site_id] => 64 [src_id] => 113923 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => Ramazan-ı Şerifin Hediyesi Değerli Kitabımız KUR´AN-I KERİM [description] => Ramazan-ı Şerifin Hediyesi Değerli Kitabımız KUR´AN-I KERİM [body] =>

Rabbimize hamd olsun On bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerifi rahmeti, mağfireti ve bereketiyle yaşamaya devam ediyoruz. Bu mübarek ayın en önemli bir özelliği, hayat kitabımız Kur´an-ı Kerim´in bu ayda indirilmeye başlanmış olmasıdır. Kerim kitabımız, bizlere Cenab-ı Hakk´ın adeta bir Ramazan hediyesidir. Bunun için Ramazan´a “Kur´an Ayı” da denilmektedir.

Kur´an-ı Kerim insanlara doğru yolu göstermek, hak ile batılı birbirinden ayırıp, bizleri dünya ve ahiret mutluluğuna ulaştırmak üzere Yüce Rabbimiz tarafından gönderilmiş son ilahi mesaj ve kurtuluş vesilesidir.

Kur´an-ı okumak, anlamak ve yaşamak her müslümanın görevidir

Bir Müslümanın Kur´an-ı Kerim´e karşı bir takım görev ve sorumlulukları vardır. Bu görevlerimizin en başta geleni onu düzgün bir şekilde okuyup anlamak ve gereklerini yerine getirmektir. Zira o mukaddes kitap, tüm insanlık için gerçekleri gösteren ilahi bir pusuladır. Bu nedenledir ki, asırlardan beri Müslümanlar, ona en büyük saygıyı göstermişler, onu okumuşlar, ezberlemişler ve gönüllere nakşetmişlerdir. Mübarek Ramazan aylarında ülkemizde yapıla gelen mukabele geleneğimiz de bir anlamda bu görevimizin bir ifasıdır. Nitekim Yüce Allah (c.c), Kehf süresi 27. ayetinde meâlen: "Ey Muhammed! Rabbinin katından sana vahyedileni oku" buyurmuş; Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de: "Kim Kur´an okur, onunla amel ederse; kıyamet günü onun ana babasına, ziyası güneşin ziyasından daha parlak bir taç giydirilir" buyurmuşlardır. (Ebu Davud, Salat, 349) Bu ve benzeri ayet ve hadisi şeriflere göre, bir Müslümanın ibadetini yapabilecek derecede Kur´an-ı Kerim´den Ayet ve Sûre okuyup ezberlemesi farz olarak kabul edilmiştir. Evet, her zaman Kur´ an´ ı okumaya ve anlamaya ihtiyacımız vardır. Zira o, öyle bir kitaptır ki, onun vasıtası ile gönüllere huzur, hanelere bolluk-bereket, topluma güven ve barış gelir. O, kardeşliğin, barış ve hidayetin kaynağıdır. Onsuz bir hayat, anlamını ve değerini kaybetmiş demektir.

Kur´an-ı Kerim, insanlar için bir öğüt ve yol gösterici rehberdir

Allah´ü Teâla Hazretleri, Yunus süresi 57. ayetinde Kur´an´la ilgili olarak meâlen: " Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt gelmiştir"; İsra suresi 9. ayetinde de meâlen: "Şüphesiz bu Kur´an, insanları en doğru yola iletir" buyurmaktadır. Evet, yüce kitabımız insanlara en doğru yolu gösteren ilahi bir rehberdir; bir kurtuluş reçetesidir. Ancak Kur´an´ın rehber olabilmesi, dünya ve ahiret saadetini sağlaması, onun hükümlerine uyulmasına, Kur´an´ın hayata geçirilmesine bağlıdır. Zaten yukarıdaki ayet meâlinden de anlaşılacağı üzere bu mukaddes kitabımızın amacı, bütün insanları hidayete eriştirmek, cehalet ve inkâr sebebiyle batıl inançlara kapılarak yolunu kaybeden insanlığı dalaletten kurtarıp iman nuru ile doğru yola sevk etmektir. Kur´an´daki emir ve yasakların hedefi; aklı, dini, canı, malı ve nesli korumak suretiyle insanın huzur ve mutluluğunu sağlamaktır. Barışın bozulduğu, bölgesel ve ulusal savaşların durmak bilmediği, gözyaşının dinmediği şu fani dünyada eğer insanlık, Kur´an´ın evrensel prensiplerine uymuş olsaydı, inanıyoruz ki bu problemler yaşanmayacaktı. Ama fırsat, henüz kaçmış değildir. Samimiyetle huzur ve mutluluk isteyen herkesin Kur´an ikliminde yaşamasından başka bir çaresi yoktur. Zira Kur´an´ın gönderiliş gayesi de insanın dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmasını temin etmektir.

Kur´an-ı Kerim´e karşı görevlerimiz

Müslüman olarak bizler, Kur´an-ı Kerim´in Allah kelamı olduğuna inanmalı ve usulüne göre yanlışsız bir şekilde onu okumalıyız. Temiz ve mümkünse abdestli olarak elimize alıp "Eûzü besmele" ile okumaya başlamalıyız. Kur´an´ın metnini okuyabilmek kadar, anlamını da öğrenmek ve gereklerini yerine getirmek büyük önem taşımaktadır. Kitabımızı temiz ve yüksek yerlerde bulundurmalı, Ona karşı hürmetsizlik sayılacak söz ve davranışlardan sakınmalıyız. Kur´an-ı Kerim, temiz mekanlarda okunmalı, okurken başka şeylerle meşgul olmamalıyız. Dinlenmeyen yerlerde ya sessiz okunmalı veya hiç okumamalıyız. O´na karşı en önemli görevimiz emirlerini samimiyetle yerine getirmek, yasaklarından da kaçınmak ve ahlak ilkelerine uygun olarak hareket etmektir. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: "Her kim Kuran´ı okur ve ezberler, helal kıldıklarını helal sayar, haram kıldıklarını haram kabul edip uzak durursa Allah, Kur´an sebebiyle onu cennete koyar ve ailesinden cehennemlik olan on kişiye de şefaatçi kılar. " (Tirmizi ve İbni Mace)

Yüce kitabımız Kur´an´ın dünya ve ahiret mutluluğumuza vesile olmasını Cenab- Hak’tan niyaz ediyorum. Kur’an-ın yoluna girenler her zaman huzurlu olurlar. O, kendine tabi olanları mutlaka kurtuluşa erdirecektir. Mukaddes kitabımızı çokça okuyup, ramazan ayını ve ömrünü onunla aydınlatabilenlere ne mutlu! O bahtiyar kullardan olmak duasıyla Allah´ın selamı, rahmeti ve bereketi hepimizin üzerine olsun.

[body_format] => rich [alt] => [slug] => ramazan-i-serifin-hediyesi-degerli-kitabimiz-kuran-i-kerim [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-06-05 10:01:53 [updated_at] => 2017-06-05 10:01:53 ) ) [6] => Array ( [id] => 113495 [oid] => [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 174 [author_id] => 172 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => 9906ee7c-dd54-42b3-9f10-b69443d4f8df [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""} [person] => [params] => [published_at] => 2017-05-29 10:42:00 [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00 [created_at] => 2017-05-29 10:46:43 [updated_at] => 2017-05-29 10:48:22 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/113495/mustafa-nurgun/ramazan-ve-orucun-onemi ) [url] => /makale/113495/mustafa-nurgun/ramazan-ve-orucun-onemi [content] => Array ( [id] => 649524 [site_id] => 64 [src_id] => 113495 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => Ramazan ve Orucun Önemi [description] => Ramazan ve Orucun Önemi [body] =>

Bilindiği üzere 27 Mayıs Cumartesi günü on bir ayın sultanı rahmet ve mağfiret mevsimi mübarek Ramazan-ı Şerif başlamıştır. 26 Mayıs Cuma akşamı ilk teravih namazını kıldık. Cumartesi günü de ilk orucumuzu tuttuk.

Bizleri tekrar on bir ayın sultanı rahmet ve mağfiret mevsimi Ramazan-ı Şerife kavuşturan Cenab-ı Allah'a sonsuz hamd-ü sena; Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimize salat ve selam ederim. Müminler için bir fırsat olan mübarek ayın hakkımızda hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbim’den niyaz ederim.

Ramazan Ayının Fazileti

Ramazan ayı, Allah'ü Teala'nın biz müminlere büyük bir ikramı ve ihsanıdır. Çünkü ramazan ayı, rahmeti ve bereketi bol bir aydır. Bu ayın gelmesiyle iyilikler çoğalır, kötülükler azalır, yoksullara, düşkünlere ve mültecilere yardım elleri uzanır. İnsanlığı her çeşit batıl inanç ve sapıklıktan kurtuluşa, dünya ve ahiret mutluluğuna ulaştıran kitabımız Kur'an-ı Kerim bu ayda inmeye başlamıştır. Dinimizin beş temel esasından biri olan oruç, bu aya tahsis edilmiştir. Bizi Rabbimize yakınlaştıran ve nafile ibadetlerimizden biri olan teravih namazı bu mübarek ayın gecelerini nurlandırmaktadır. Mali ibadetlerimizden biri olan fıtır sadakası da bu ayın sonunda verilmektedir. Kısaca ramazan ayı, tüm iyilik ve güzelliklerin özel bir mevsimidir.

Başkanlığımız tarafından, her yıl Ramazan ayında bireysel ve toplumsal hayatımıza ışık tutan önemli bir değer, tema olarak belirlenmekte ve kamuoyunun gündemine taşınmaktadır. Söz konusu tema, Ramazan ayı boyunca etraflı bir şekilde ele alınmakta, toplumumuzda bu duyarlılık ve farkındalık oluşması hedeflenmektedir.

Bu bağlamda bireysel ve toplumsal hayatımız ekseninde oldukça kapsamlı bir ve muhtevaya sahip “Hak” kavramının ifade etmiş olduğu anlam derinliği dikkate alınarak bu yıl Ramazan ayında “Üzerinde Her Canın Hakkı Var, Bu Ramazan ve Her Zaman” temasının ele alınması kararlaştırılmıştır.

Nitekim Peygamberimiz (S.A.V) şöyle buyurmuşlardır: “Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.” (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî)

Ramazan ayı, Kur'an ayıdır. Kalplere nur, gönüllere şifa, müminlere rahmet ve bütün insanlığa hidayet olan Kur'an-ı Kerim, bu ay içerisinde bulunan ve bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'nde indirilmeye başlanmıştır. Kur'an-ı Kerim, ilahi kitapların en mükemmeli ve sonuncusudur. Hükümleri kıyamete kadar devam edecektir. Gönderiliş sebebi insanlığı iyiye, güzele ve en doğru olan yola ulaştırmaktır. Bu husus, İsra süresinin 9. ayetinde şöyle belirtilir: "Şüphesiz bu Kur' an, en doğru yola iletir. İyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükafat olduğunu müjdeler."

Ramazan ayı, oruç vesilesiyle ilahi rahmet ve bağışlanmanın zirveye ulaştığı, kötülükleri terk etmenin en güzel bir fırsatıdır. Nitekim Hz. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: "Kim, ramazanın faziletine inanarak ve mükâfatını Allah'tan umarak oruç tutarsa, geçmiş günahları affedilir."( et- Tac,21/48)

Orucun Önemi ve Faydaları

Dinimizin beş esasından biri de Ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç, niyet ederek tan yerinin ağarmaya başlamasından itibaren (imsak vaktinden) güneş batıncaya kadar yemek, içmek ve cinsel ilişkiden uzak durmak suretiyle yerine getirilen bir ibadettir.

Kendisinde riya (gösteriş) olmayan oruç ibadeti, bizi dünyada kötülüklerden sakındırır, ahirette ise cehennem ateşinden korur ve günahlarımızın bağışlanmasına vesile olur.

Yüce Rabbimizin her emrinde olduğu gibi, oruç ibadetinde de biz Müslümanlar için bir çok hikmet, maddi ve manevi pek çok faydalar vardır. Ancak, biz ibadetlerimizi dünyevi faydalarından dolayı değil; Allah'ın rızasını kazanmak ve O'nun emrini yerine getirmek için yaparız. Bununla birlikte, orucun hikmet ve faydalarını kısaca şöyle dile getirebiliriz:

* Oruç, ahlakımızı güzelleştirir: Oruç, sadece belirli bir süre aç kalma olayı değildir. Oruç, köklü bir irade ve sabır terbiyesi; insanı kötü alışkanlıklardan arındıran, iyi huylar kazandıran bir ahlak eğitimidir.

* Oruç, merhamet ve yardım duygularını geliştirir: Ömründe açlık nedir bilmeyen varlıklı bir kimse, yoksulların çektiği açlık ve sıkıntıyı hiç anlayabilir mi? Fakat bu kişi oruç tutarsa açlığın ve yoksulluğun ne demek olduğunu anlar, onlara karşı şefkat ve merhamet duyguları uyanır. Bu sayede fakirlere, sığınmacılara karşı yardım elini uzatır, kimsesizlerin kimsesi olmaya, gönüller kazanmaya çalışır.

* Oruç tutmak insanı sağlıklı yapar: Orucun sağlığımız yönünden önemini Peygamber Efendimiz şöyle belirtmektedir: "Oruç tutunuz, sıhhat bulunuz." (Keşfül-Hafa, 2/33) Senenin on bir ayında yorulan sindirim organları, oruç sayesinde -az da olsa- dinlenir.

Kimler Oruç Tutmakla Yükümlüdür? Sadaka-i Fıtır Miktarı Nedir?

Bir kimseye orucun farz olması için üç şartın bulunması gerekir: 1) Müslüman olmak. 2) Akıllı olmak. 3) Ergenlik çağına gelmiş olmak. Bu şartları kendisinde taşıyan her Müslümanın Ramazan ayında oruç tutması şarttır, Allah'ın kesin emridir.

Ancak, bu vasıflara sahip olduğu halde, oruç tutamayacak derecede hasta olanlar, yolcu olanlar oruçlarını tutmayabilirler. Hastalar iyileşince, yolcular da memleketlerine dönünce tutamadıkları günlerin orucunu kaza ederler. Lohusa olan kadınlarla adet gören kadınlar bu halleri devam ettiği günlerde oruç tutamaz ve namaz kılamazlar. Bu sebeple tutamadıkları oruçlarını Ramazandan sonra kaza ederler, yani gününe gün tutarlar. Kılamadıkları namazları ise kaza etmezler. İyileşme ümidi olmayan hastalar ile oruç tutamayacak derecede yaşlı ve düşkün olanlar, imkanları varsa tutamadıkları her bir gün için bir sadaka-i fıtır miktarı fidye vermeleri gerekir. Bunun ölçüsü ise, bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacının karşılanmasıdır. Diyanet İşleri Başkanlığımız 2017 yılı için sadaka-i fıtır (fitre) miktarını en düşük 16.00- TL olarak belirlemiştir. Bununla birlikte, fitre verecek kişinin kendi yaşam standardını göz önüne alarak ailesinde kişi başına düşen harcamaya karşılık gelen bir meblağın verilmesi elbette daha doğru ve güzel olacaktır.

Mübarek Ramazan ayının tüm iyilik ve hayırlara vesile olmasını Yüce Allah'tan niyaz ediyorum. Tutmuş olduğumuz oruçların makbul olması, dünya ve ahiret mutluluğumuza sebep olması dileklerimle.

Ramazan ayınızı tebrik ediyorum.

[body_format] => rich [alt] => [slug] => ramazan-ve-orucun-onemi [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-05-29 10:46:43 [updated_at] => 2017-05-29 10:46:43 ) ) [7] => Array ( [id] => 107080 [oid] => [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 174 [author_id] => 172 [type_id] => 1973 [province_id] => 41 [county_id] => 554 [notification_id] => [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => {"cover":"","top_cover":"","featured":""} [person] => [params] => [published_at] => 2017-05-10 13:19:00 [unpublished_at] => 0000-00-00 00:00:00 [created_at] => 2017-05-11 13:21:05 [updated_at] => 2017-05-11 13:21:05 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/107080/mustafa-nurgun/berat-kandilimiz-mubarek-olsun ) [url] => /makale/107080/mustafa-nurgun/berat-kandilimiz-mubarek-olsun [content] => Array ( [id] => 626000 [site_id] => 64 [src_id] => 107080 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => Berat Kandilimiz Mübarek Olsun! [description] => Berat Kandilimiz Mübarek Olsun! [body] =>

10 Mayıs Çarşamba gününü 11 Mayıs Perşembe’ye bağlayan gece Şaban Ayının 15.gecesi yani af ve mağfiret gecesi olan mübarek Berat Kandilidir.

Kurtuluş, bağışlanma ve arınma gecesi anlamına gelen Berat Kandili, aynı zamanda Ramazan-ı Şerifin de habercisidir; bizi Ramazana hazırlayan son aydınlık gecedir. Bizleri tekrar böyle özel gün ve gecelere kavuşturan Yüce Allah’a sonsuz hamd-ü senalar olsun.

Bu vesileyle şu hususa dikkat çekmek isterim. Önemli olan bu mübarek gecelere erişmek değil, bunlardan istifade edebilmektir. Mesela, Berat gecesi günahlardan kurtulmak, onların bize yüklediği vebalden berat edip temize çıkmak anlamına gelir. Peki bunu nasıl gerçekleştireceğiz? Biz eğer Rabbimize karşı kulluk görevimizi ifa eder, kendimize, ailemize ve din kardeşlerimize karşı sorumluluklarımızı yerine getirirsek bu geceler bizim için önemli bir fırsat olur ve bir anlam ifade eder. Nitekim Berat, kırılan kalpleri onarma, kardeşlik bağlarını güçlendirme, dualarda buluşarak kurtuluşa erme günüdür. Bu gece ilahi rahmetin ve mağfiretin tecelli edeceği gecedir. Ne mutlu beratını kazanabilenlere!

Berat Kandili, onbir ayın sultanı, rahmet ve arınma mevsimi Ramazan ayına 15 gün kaldığını bize hatırlatır. Madden ve manen hazırlıklı olmamız gerektiğini ikaz eder. Nefis muhasebesi yaparak, tövbe istiğfar ederek Allah’ın rızasına erebilmenin, kulluk şuuruna varabilmenin yollarını gösterir. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır.: “….Ey kendi nefisleri aleyhine haddini aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.” (Zümer/53) Bu ayette Cenab-ı Hak kullarını rahmetine ve mağfiretine davet etmekte, ümitsiz olunmamasını istemekte, af edileceğimizi müjdelemektedir.

Berat Gecesinin önemi ile ilgili olarak Sevgili Peygamberimiz de şöyle buyurmaktadır: ”Şaban ayının yarısı oldu mu, o geceyi ibadetle değerlendirin, gündüzünde de oruç tutun! Çünki Allahü Teala o akşam güneşin batmasıyla birlikte dünya semasına tecelli eder ve der ki, “Yok mu af dileyen, onu bağışlayayım? Yok mu rızık isteyen, ona bol bol rızık vereyim? Yok mu bir hastalığa yakalanmış olan, ona afiyet vereyim? Yok mu başka bir talebi olan, ona istediğini vereyim? vb.” diyerek sabaha kadar devam eder.(et-Tac,II,154)

Bizlere düşen görev, Rabbimizin ve peygamberimizin bu uyarı ve müjdelerine kulak vererek Berat Kandilini önemli bir fırsat ve nimet olarak görüp değerlendirmektir. Unutmayalım ki kandiller, yıldızların gökyüzünü aydınlattığı gibi onlar da gönüllerimizi aydınlatır, nurlandırır. Cenab-ı Hak’tan yapacağımız dualarla, yardım ve iyiliklerle, kılacağımız namazlar ve tutacağımız nafile oruçlarla kalplerimizi aydınlatmasını ve rahmetine kavuşturmasını niyaz ediyorum.

Bu vesile ile tüm din kardeşlerimizin Berat Kandillerini tebrik eder, bu gecenin ülkemizin ve İslâm âleminin birlik ve dirliğine, barış ve huzuruna, tövbe ve duaların kabulü ile beratimize ve affımıza vesile olmasını kudreti sonsuz yüce Allah’tan temenni ederim. 08.05.2017

[body_format] => rich [alt] => [slug] => berat-kandilimiz-mubarek-olsun [tag] => [url] => [meta_title] => [meta_description] => [created_at] => 2017-05-11 13:21:05 [updated_at] => 2017-05-11 13:21:05 ) ) [8] => Array ( [id] => 93211 [oid] => 1415 [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 0 [author_id] => 172 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => [person] => [params] => [published_at] => 2016-10-07 10:41:39 [unpublished_at] => [created_at] => 2016-10-07 10:41:39 [updated_at] => 2016-12-30 09:47:31 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/93211/mustafa-nurgun/camiler-ve-din-gorevlileri-haftasi-hayirli-olsun ) [url] => /makale/93211/mustafa-nurgun/camiler-ve-din-gorevlileri-haftasi-hayirli-olsun [content] => Array ( [id] => 571999 [site_id] => 64 [src_id] => 93211 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI HAYIRLI OLSUN [description] => [body] =>

Halkımızda mevcut olan camilere bağlılığı artırmak, camiyi hayatın merkezine ve milletin kalbine taşımak amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığımız çeyrek asırdır 1-7 Ekim tarihlerini “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” olarak değerlendirmektedir.

Bu haftayı Vergi Haftası, Orman Haftası gibi rutin bir meslek haftası olarak görmüyoruz. Zira camilerimiz belli saatlerde açılıp-kapanan Devlet Daireleri gibi değildir. Bu kutsal mekanlar tatil demeden, hafta sonu demeden 24 saat hizmete açık Allah´ın evleri, Kabe´nin birer şubesi durumundadır.

Başkanlığımız, hafta münasebetiyle her sene özel bir tema belirlemekte, çalışmalara bu çerçevede ağırlık verilmektedir.

Bu seneki tema: “Cami ve Kitap” konusudur. Amacımız halkımızı, gençlerimizi, öğrencilerimizi kitapla-kitabıyla buluşturmaktır. Camilerimizde Mescid-i Nebevi ruhunu yaşatmaktır. Yani camilerin ibadet mekanı olması yanında mektep-medrese haline dönüştürmek; cemaatımızı ilim irfan ve hikmetle buluşturmaktır. Camisiz kitap ya da kitapsız cami düşünmek mümkün değildir. Camilerimizde ders halkaları oluşturmak, kerim Kitabımız Kur´an´ın okunup anlaşılması için seferber olmalıyız. Unutmayalım ki tüm kitaplar Yüce Kitabımızın, kainat kitabının anlaşılması için yazılmaktadır.

1438 Yeni Hicri Yılınızı Tebrik Ederiz

Bilindiği üzere, 1 Ekim Pazar günü itibariyle Hicri 1438 yılına girmiş bulunuyoruz.  İslam tarihinde 622 yılında yaşanan hicret hadisesi, asla sıradan bir göç olayı değildir. Hicret; Allah (cc) yolunda, iman ve mukaddesat uğrunda gerektiğinde vatandan, maldan mülkten, eşten-dosttan yapılan fedakarlığın en güzel bir örneğidir. Dinimiz açısından o kadar önemli bir olaydır ki, bu tarih Hz. Ömer (r.a) döneminde hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. İslam´ı yaşamak, yaşatmak uğruna hicret edenlerle (Muhacirler), bunlara kucak açan, her türlü yardımı gösterenler (Ensar) Kur´an-ı Kerim´de övülmüştür.

Hz. Muhammed´e İslam´ın gelmesi bir milad, bir doğuş olurken, hicret olayı bir kuruluştur. Hicret ile ümmet teşekkül etmeğe başlamış, İslam Devletinin temelleri atılmış, İslam fütuhatı hız kazanmıştır. Hicret ile Yesrib Şehri Medine´ye, medeniyetler merkezine dönüşmüştür. Bu gün asıl hicretin Allah (cc) ve Resulünün (s.a.v) yasakladığı kötülüklerden-haramlardan uzaklaşmak olduğunu unutmayalım. Ne mutlu geçmiş yılların muhasebesini yaparak yeni yıla bir plan ile girenlere! Ne mutlu muhacir ve ensar ruhuyla ömrünü değerlendirebilenlere! Ne mutla yaşadığı şehri, Medine´ye-medeniyyete dönüştürebilenlere!

Bu duygu ve düşüncelerle tüm personelimizin, din gönüllüsü kardeşlerimizin Camiler ve Din Görevlileri Haftasını tebrik ediyor, yeni hicri yılın Ülkemiz ve İslam Alemi için hayırlara vesile olmasını kudreti sonsuz Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. 04.10.2016

[body_format] => rich [alt] => [slug] => camiler-ve-din-gorevlileri-haftasi-hayirli-olsun [tag] => [url] => [meta_title] => CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI HAYIRLI OLSUN [meta_description] => [created_at] => 2016-12-30 09:47:31 [updated_at] => 2016-12-30 09:47:31 ) ) [9] => Array ( [id] => 93212 [oid] => 1391 [devid] => [pool_id] => [site_id] => 64 [user_id] => 0 [author_id] => 172 [type_id] => 1973 [province_id] => [county_id] => [notification_id] => [view_file] => [tag] => [text_on_img] => [coordinates] => [mode] => [status] => published [date_1] => [date_2] => [extra] => [person] => [params] => [published_at] => 2016-08-01 11:54:36 [unpublished_at] => [created_at] => 2016-08-01 11:54:36 [updated_at] => 2016-12-30 09:47:31 [deleted_at] => [urls] => Array ( [tr] => /makale/93212/mustafa-nurgun/gun-milletce-kenetlenme-birlik-beraberlik-ve-kardeslik-gunudur ) [url] => /makale/93212/mustafa-nurgun/gun-milletce-kenetlenme-birlik-beraberlik-ve-kardeslik-gunudur [content] => Array ( [id] => 572000 [site_id] => 64 [src_id] => 93212 [src_type] => Entry [language_id] => 1 [title] => Gün; milletçe kenetlenme, birlik, beraberlik ve kardeşlik günüdür. [description] => [body] =>

 

Bilindiği üzere; vatanımıza, Milletimize, izzet ve onurumuza 15 Temmuz akşamı alçakça bir saldırı düzenlenmiştir. Milletimizin varlık ve itibarını ayaklar altına almak, milli ve manevi değerlerimize kastetmek isteyen hainlere karşı kahraman Milletimiz tek vücut olmuş istikbal ve istiklalini hedef alan menfur darbe girişimini vatansever devlet yetkilileri ve güvenlik güçleriyle birlikte püskürtmüştür. Melun darbe girişimi sebebiyle canlarını feda eden bütün vatan evlatlarına Allah´tan rahmet diliyor, yaralı kardeşlerimize acil şifalar niyaz ediyorum.

Milletimizin istikbaline tuzak kuran hainler, Allah´ın kurdukları tuzakları başlarına geçireceğini hesap edemediler. Allah; tarih boyu mazlumun, kimsesizin yanında olan Aziz Milletimizin yüzüne gülmüş, Ona yardım etmiştir. Ülkemizi onlarca yıl geriye götürecek hain teşebbüs –Allah´a hamdolsun-bertaraf edilmiştir. Yüce Rabbimiz Milletimize ve Devletimize zeval vermesin.

FETÖ terör örgütü kırk yılı aşkın bir zaman diliminde halkımızın samimi din duygularını istismar ederek fitne ve fesat tohumları ekmiştir. Asıl niyetleri darbe gecesi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Din kisvesi adı altında samimi insanların saf dini duygularıyla oynayarak ellerindeki imkânlarla devleti ele geçirmeyi amaçladıkları ortadadır. İnsanımızı dinle, Peygamber ile Allah ile aldatarak dini motifli bir ihanet şebekesine dönüşmüş, amacına ulaşmak gayesiyle; yalan, iftira, şantaj ve usulsüzlük gibi her türlü ahlak dışı yollara tevessül etmişlerdir. İçerisinde sağlam din bilgisi bulunmayan mistik hezeyanlarla yoğrulmuş, takiyye ile pişmiş “paralel din”  de,  paralel devlet kadar tehlikelidir. Halkımızın sahih dini bilgilerini en güvenilir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı´ndan almaları son derece önemlidir. Dinimizi doğru öğrenip anlayalım, tuzaklara düşmeyelim. Bu vesileyle şunu da dile getirmek isterim: Din kisvesi altında bu parelel yapıdan başka da cemaatler/örgütler olabilir, vardır. Bunlara karşı da Millet olarak çok dikkatli olmamız gerekmektedir.

Artık gün milletçe kenetlenme günüdür. Meşrebimiz, mezhebimiz, partimiz ne olursa olsun hepimizin şanlı bayrağımızın gölgesi altında toplanma zamanıdır. Allah´a sonsuz hamdolsun ki, Milletimiz bu birlikteliğini korumuş; hatta daha da güçlendirmiştir. Bunun bu şekilde devam etmesi gerekir. Bu takdirde ne harici, ne de dahili şer güçler, fitne-fesat örgütleri asla Yüce Milletimize ve aziz vatanımıza hiçbir zarar veremeyeceklerdir. Milli şairimiz büyük üstad  Mehmet Akif  Ersoy bu gerçeği yıllar önce ne güzel dile getirmiştir:

Girmeden bir millete düşmen giremez

Toplu vurdukça gönüller onu top sindiremez

Asımın nesli….diyordum ya….nesilmiş gerçek

İşte çiğnetmedi vatanını çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek!

Sahipsiz vatanın batması haktır

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır

 

ALLAH´IN MİLLETİMİZE YARDIMI

ÇOK BÜYÜK OLMUŞTUR!

Bizleri yaratan Yüce Mevlamız, biz insanlara sonsuz maddi ve manevi nimetler vermiştir. Bundan dolayı O´na sayısız hamdü senalar olsun. 15 Temmuz günü akşamı da  O´nun nusretiyle büyük uçurumlardan ve tehlikelerden kurtulduk. Milletimiz ve yöneticilerimiz basiret ve ferasetiyle olayı derhal kavrayarak sokaklara indi, devletinin yanında oldu. Paralelci / FETÖ örgütüne karşı canlarını ve mallarını siper ederek hainlerin tuzaklarını boşa çıkardı. Nitekim Sevgili Peygamberimiz s.a.v bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz.”

Yüce Milletimiz kalbindeki iman, gönlündeki milli mücadele ruhuyla devletini, vatanını, ezanını ve bayrağını savunmuş; bedenini tankların önüne atarak hainlere geçit vermemiştir. Bu uğurda şehadet rütbesine eren aziz şehitlerimize Cenab-ı Hak´tan bir kez daha rahmet diliyorum. Şehitlerimiz sayesinde bugün bayrağımız dalgalanıyor, ezanlarımız okunuyor, hür ve bağımsız olarak yaşıyoruz. Allah´a hamdolsun. Şehitlerimizin ruhu şad olsun. Yazımızı büyük şair Arif Nihat Asya´nın dua niteliğinde şu cümleleriyle bitirelim:

 

Biz, kısık sesleriz… minareleri,

Sen, ezansız bırakma, Allah´ım!

Ya çağır şurda bal yapanlarını;

Ya kovansız bırakma, Allah´ım!

Mahyasızdır minâreler.. göğü de

Kehkeşansız bırakma, Allah´ım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu

Müslümansız bırakma, Allah´ım!

Bize güç ver.. cihâd meydanını

Pehlivansız bırakma, Allah´ım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu

Müslümansız bırakma, Allah´ım!

Yarının yollarında, yılları da

Ramazansız bırakma, Allah´ım!

Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü

Ya çobansız bırakma, Allah´ım!

Bizi Sen sevgisiz, susuz, havasız

Ve vatansız bırakma, Allah´ım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu

Müslümansız bırakma, Allah´ım!

 

Selam, dua ve saygılarımla… 

[body_format] => rich [alt] => [slug] => gun-milletce-kenetlenme-birlik-beraberlik-ve-kardeslik-gunudur [tag] => [url] => [meta_title] => Gün; milletçe kenetlenme, birlik, beraberlik ve kardeşlik günüdür. [meta_description] => [created_at] => 2016-12-30 09:47:31 [updated_at] => 2016-12-30 09:47:31 ) ) ) )

Sosyal Anket

Kartepe`nin en önemli sorunu nedir?


YÜKLENİYOR