Çağımızın vebası gıybet ve iftira

Değerli dostlar çağımızın hastalığı olan GIYBET ve İFTİRA bir veba mikrobu gibi sarmış toplumumuzu. Nedir bu gıybet ve iftira önce ona bakalım.
“ GIYBET” Bir kişinin arkasından konuşmak, onunla ilgili yerici ve küçük düşürücü, kötü ifadelerde bulunmaktır. Kişilerin işi ile, ailesi ile , toplumsal ve sosyal yaşamı ile , kılık kıyafeti, yaşam tarzı vs. gibi konularda , kişi hakkında alay edici ve yerici konuşmak, fikir beyan etmektir.
“GIYBET” büyük bir ahlaksızlıktır. Zararı sadece gıybet yapana değil, bütün topluma dır. Dargınlıklara sebebiyet verir. Gıybet etmenin neticesinde insanlar birbirlerine düşman olurlar. Gıybet edilen kimselerin arkasından söylenen sözler o kişileri inciteceği gibi, bu sözleri işiten kişileri de o kişiler hakkında doğru ya da yalan olduğunu araştırmadan kafalar karışacak ve insanların birbirlerine olan ünsiyetleri azalacaktır.
İnsanlar birbirlerinin iyiliklerini anlatmalı, kötü davranış ve alışkanlıklarını görmemeye çalışmalıdır. Kendi üstünlüklerini başkalarını kötülemekle kanıtlayacağını zannedenler yanılırlar. Çünkü başkalarının kusurları bize hiçbir üstünlük sağlamaz, kazandırmaz.
“İFTİRA” ise bir şahsı yapmadığı bir fiili yapmış gibi göstererek suçlamak, onu yalan ve haksız yere kötü bir nitelikle vasıflandırmaktır. İftira insanlıkla hiçbir şekilde bağdaşmayan kötü bir huydur. Bir kimsenin saygınlığı ile oynamaktır. İnsanı çevresindekilere karşı küçük düşürdüğü gibi, çoğu zaman insanların haksız yere cezalandırılmalarına neden olduğu için adalete olan inancı zafiyete uğratır, insanların adalete olan güvenleri sarsılır. Bu açıdan iftira dinimize göre zulüm ve haksızlığın en büyüğü sayılmıştır. Namuslu insanlara ve özellikle kadınlara karşı iftira atmak büyük günah sayılmış ve kesinlikle yasaklanmıştır.
Gıybet ve İftira insanlar arasındaki güveni sarsar ve ünsiyeti bozar. Birbirlerine karşı güven duymayan topluluklarda bir birlik tesis edilemez. Bu nedenledir ki gıybet ve iftira bireyleri mutsuz, toplumları huzursuz eden illetlerdir.
Gıybet ve iftira arkadan konuşmak ve kötülemek ile eş değerdir. Bu nedenle gıybet ve iftira anlam bakımından birbirlerine yakın kavramlar olmakla birlikte ancak farklılıklar arz eder.
Gıybet etmek cahillik ve kıskançlıktan kaynaklanan kötü bir davranış biçimidir. Bu nedenle de Dinimizce insanların bu tür davranışlardan sakınılması istenmiştir. İftira etmek ise, Dinimizin haram saydığı bir davranış biçimidir. İlgisi olmadığı halde bir insanı toplum önünde küçük düşürmek, onu ve ailesini yaşadığı ortamda zor durumda bırakır. İftiraya uğrayanlar hiçbir kötülük yapmadıkları halde , yapmış muamelesi görerek suçlanır ve zarara uğrarlar. İftira aile bağlarının zayıflamasına ve hatta kopmasına sebep olur. İftiraya uğrayan kimseler zaman içerisinde suçsuzluğu anlaşılınca, gerçekler ortaya çıkınca maddi zararları belki telafi edilir ancak insanın onuruna verilen zararın telafisi çok güçtür. Bu nedenle Dinimiz gıybet gibi iftirayı da günah saymıştır.
Değerli dostlar şimdi günümüz sosyal ve siyasal yaşamımızda bilerek veya bilmeyerek yaptığımız bu yanlışlara birer örnek vererek yazımıza devam edelim. Ne yazık ki toplumumuzda hastalık haline gelen ve kendimizi kurtaramadığımız davranışların başında gıybet ve iftira gelmektedir. Kutsal kitabımız Kuranın ve sevgili Peygamberimizin bizi kesinlikle men ettiği ve sakınmamızı istediği bu fiilleri hayatımızın tüm evrelerinde işlemeye devam etmekteyiz.
Cami den çıkıyoruz daha adımımızı dışarıya atar atmaz başlıyoruz gıybet ve iftiraya, yahu daha şimdi içeride Allahın huzuruna durup Mevlamıza söz vermedik mi?Ne çabuk unuttuk içeride verdiğimi sözleri, kısacık dünya hayatındaki heva ve heveslerimiz içim başladık yasak fiilleri işlemeye. Bunu namaz kılanı da yapıyor kılmayanı da, inananı da yapıyor, inanmayanı da. Bu arada şunu da belirtmeden geçmeyeyim, bu fiillerden uzak duran tün insanları da tenzih ederim.
Gelelim işin siyasal tarafına, şimdi önümüzde yerel seçimler var, yılın ikinci yarısında hem Belediye Başkan aday adayları hem de belediye meclis üye aday adayları listelerde ön sıralarda yer kapmak için, isimlerini rakiplerinin önünde yazdırmak için karalama, iftira atma, kişiliklerle oynama vs. gibi birçok toplumsal olarak bizleri yaralayan ve Dinimizin de yasakladığı fiil ve davranışlara baş vuracaklardır. Gelin kısacık dünya hayatında elde edeceğimiz mevkiler, heva ve havesler için ahiretimizi yok etmeyelim, hakkaniyetle çalışalım, gayret gösterelim ve sonunda tevekkül ederek işi Mevlamızın takdirine bırakalım. Durduk yerde ahiretimizi yakmayalım.
Konunun ehemmiyetine bina en bir ayet ve bir hadisle bu haftaki yazımızı tamamlayalım.
“Ey iman edenler ! Zandan çok sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin ayıplarını araştırmayın. Birbirinizin arkasından gıybet etmeyin. Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemek ister mi ? İşte bakın bundan tiksindiniz. Alah’a saygı duyun. Şüphesiz Allah, tövbeleri kabul eden ve merhamet sahibidir.”
Sevgili Peygamberimiz de “ Zandan sakının, çünkü zan, sözün en yalanıdır “ buyurmuşlardır.
KARDEŞİNİN ARKASINDAN SAKIN HA ETME GIYBET
HASED SENİ YAKSA DA , NE OLUR BİRAZ SABRET.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Orhan ARIKAN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kartepe Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kartepe Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Şehirlerarası otobüs terminali Kartepe'ye gelmeli mi?